Rehinli Araçta Kasko Davası – Yargıtay 4. HD 2026/4889

Kredi ile alınan ve bankaya rehinli olan bir kiralık araç bir sabah yerinde yoktur. Şirket kasko bedelini ister, sigortacı ödemez ve dava açılır. Dava sürerken araç bulunur, ama şirkete dönmez: Kredi taksitleri aksadığı için rehin alacaklısı banka takip başlatmış, araç icrada açık artırmayla satılmıştır. Mahkemenin önündeki soru artık yalnız “anahtarla çalınma teminat kapsamında mı?” değildir; rehinli bir araç için sigorta bedelini kimin isteyebileceği ve araç paraya çevrildikten sonra ortada istenecek bir zararın kalıp kalmadığı da tartışılır.
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, 28.04.2026 tarihli ve E.2023/9450, K.2026/4889 sayılı kararıyla, rehin alacaklısının muvafakati bulunmadığı için sigortalının aktif dava ehliyetinin olmadığını ve davanın konusuz kaldığını kabul eden bölge adliye mahkemesi kararını, duruşmalı inceleme sonunda oy birliğiyle onamıştır.
🚗 Çalınan kiralık araç ve reddedilen tazminat
Davacı şirket, aracını 24.12.2015-24.12.2016 dönemini kapsayan genişletilmiş kasko poliçesiyle davalı sigorta şirketine sigortalatmıştır. Araç, şirketin oto kiralama faaliyetinde kullanılan ve banka kredisiyle alınmış, üzerinde krediyi veren banka lehine rehin bulunan bir araçtır.
Dava dilekçesine göre sürücü aracı park etmiş, 08.08.2016 tarihinde uyandığında dairenin giriş kapısının açık olduğunu, yanındaki sehpada bulunan cep telefonu ile kontak anahtarının yerinde olmadığını görmüş; aşağı indiğinde aracın çalındığını fark etmiştir. Kolluğa başvurulmuş, ardından noter aracılığıyla sigortacıdan araç bedeli istenmiştir.
Taraflar teminat konusunda iki farklı okumaya dayanmıştır:
- Sigortalı: Poliçede anahtar kullanılarak araç çalınması klozu teminata dahil edilmiştir. Kara Araçları Kasko Sigortası Genel Şartlarının 4.11. maddesi, anahtarın gasp yoluyla veya sigortalının ya da aracı kullanımına tahsis ettiği kişinin ev veya iş yeri niteliğindeki kilitli mekânda muhafazası sırasında çalınması sonucu aracın çalınmasını teminat kapsamına almaktadır.
- Sigortacı: Sürücü, polis ifadesinde aracın çalındığı gün yeğeninin evine geldiğini, anahtarı sehpaya bırakıp uyuduğunu söylemiştir; kapı ve pencerelerde zorlama izi tespit edilmemiştir. Anahtarın bulunduğu ev sigortalıya veya aracı kullanan kişiye ait değildir; zor kullanılmadan orijinal anahtarla çalınan araçlar teminat dışıdır.
Şirket önce 10.000,00 TL tazminatın 08.08.2016 tarihinden itibaren yasal faiziyle tahsilini istemiş, ıslahla talebini 800.000,00 TL‘ye yükseltmiştir.
🔨 Davaya katılan alıcı: araç icrada satıldı
Yargılama sürerken davaya beklenmedik bir taraf katılmıştır. Aracı icrada satın aldığını bildiren kişi, sigortacının yanında fer’i müdahil olmak istemiştir. Dilekçesine göre araç, davacının borçlu, bir bankanın alacaklı olduğu icra takibinde talimat yoluyla ihaleye çıkarılmış ve 25.10.2017 tarihinde açık artırmada 617.100,00 TL‘ye satın alınmıştır. Müdahil, “çalıntı” denilen aracın icrada satılarak davacının borçlarının ödendiğini, davacının kötü niyetli olduğunu ileri sürmüştür.
Böylece dosyanın ekseni değişmiştir: Çalındığı söylenen araç bulunmuş, rehin alacaklısının takibinde paraya çevrilmiş ve bedeli davacının kredi borcuna mahsup edilmiştir.
📄 İlk derece: borçtan düşülen bedel ve sebepsiz zenginleşme
İlk derece mahkemesi davayı reddetmiş; gerekçesini üç dayanağa oturtmuştur:
- Araç bulunduktan sonra davacının kendi borcu için icra yoluyla satılmış, bedeli borcundan düşülmüştür; aracın bulunması ve teslimiyle sigortacının ödeme yükümlülüğü ortadan kalkmıştır.
- Bir an için ödeme yükümlülüğü bulunduğu varsayılsa dahi araç rehinlidir; sigorta bedelinin, dain mürtehin (rehin alacaklısı) sıfatıyla aracın satıldığı icra dosyasının alacaklısı olan bankaya ödenmesi gerekir.
- Satış bedeli borçtan mahsup edilen davacıya ayrıca sigorta bedeli ödenmesi, davacının sebepsiz zenginleşmesine yol açar.
Mahkeme, dava açıldığı tarihte araç henüz bulunmadığı için davacının dava açmakta haklı olduğunu kabul etmiş ve davalı lehine vekâlet ücretine hükmetmemiştir.
🔄 İstinaf: muvafakat yok, dava konusuz
Kararı iki taraf da istinaf etmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi (2022/31 E., 2023/960 K.) davacının istinafını HMK m.353/1-b/1 uyarınca esastan reddetmiş, davalının istinafını ise kabul etmiştir. Dairenin değerlendirmesi şöyledir:
- Rehin alacaklısı banka davacı aleyhine takip başlattığına göre, davaya rehin alacaklısının muvafakatinin bulunduğundan söz edilemez.
- Muvafakat kabul edilemeyince davacının aktif dava ehliyeti yoktur.
- Davacı dava açmakta haklı değildir; aktif husumet yokluğundan usulden ret gerekeceği de gözetildiğinde davalı lehine AAÜT m.7 uyarınca maktu vekâlet ücreti verilmelidir.
- Dava konusuz kaldığından esastan “sübut bulmadığından ret” yerine “hüküm kurulmasına yer olmadığı” kararı verilmelidir.
Bu gerekçeyle ilk derece kararı HMK m.353/1-b/2 uyarınca kaldırılmış ve “dava konusuz kaldığından hüküm kurulmasına yer olmadığına” karar verilmiştir.
🏛️ Temyiz itirazları ve onama
Davacı şirket kararı duruşmalı olarak temyiz etmiştir. Temyiz dilekçesindeki başlıca itirazlar şunlardır:
- Sigortalı araç şirket mal varlığında bağımsız bir aktif, kredi borcu ise ondan bağımsız bir pasiftir; banka takibinde elde edilen bedel kredi alacağıdır.
- Banka takibi, sigortacının temerrüdünden yaklaşık 11 ay sonra başlamıştır; dava tarihinde araç bulunmamışken, alacağın araçtan bağımsız bir ticari borca mahsup edilmiş sayılması hukuka aykırıdır.
- Sigortacının temerrüde düştüğü ilk bilirkişi raporuyla sabittir; bilirkişi raporları arasındaki çelişkiler giderilmemiştir.
- Kanun “açık muvafakat” ararken bölge adliye mahkemesi “zımni muvafakatsizlik” varsaymıştır; konusuz kalma kararıyla birlikte davacı aleyhine vekâlet ücreti verilmesi de hukuka aykırıdır.
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, 28.04.2026 tarihli duruşmada davacı vekilini dinlemiş; davalı adına gelen olmamıştır. Daire uyuşmazlığı, davacı şirkete ait aracın çalınması nedeniyle doğduğu iddia edilen zararın kasko sigortacısından tazmini olarak nitelemiş, HMK m.371’deki bozma sebeplerinden birinin bulunmadığını belirterek kararın usul ve kanuna uygun olduğuna, temyiz nedenlerinin bozmayı gerektirmediğine hükmetmiştir. Bölge adliye mahkemesi kararı HMK m.370/1 uyarınca ONANMIŞ, duruşmada vekille temsil edilmeyen davalı yararına vekâlet ücreti takdirine yer olmadığına ve temyiz harcının davacıya yükletilmesine karar verilmiştir. Karar oy birliğiyle verilmiştir.
🧩 Kararın kurduğu üç bağlantı
Yargıtay ayrıntılı bir ilke cümlesi kurmamış, bölge adliye mahkemesi gerekçesini yeterli bulmuştur. Onanan karar üç bağlantı üzerine kuruludur:
- Rehin ve sigorta bedeli: Rehinli araçta sigorta bedeli üzerinde rehin alacaklısının da hakkı bulunduğu kabul edilmiş; sigortalının tek başına dava açabilmesi rehin alacaklısının muvafakatine bağlanmıştır.
- Takip başlatılması ve muvafakat: Rehin alacaklısının sigortalıya karşı icra takibi başlatması, davaya muvafakat edilmediğinin göstergesi olarak değerlendirilmiştir. Davacının “açık muvafakat aranırken zımni muvafakatsizlik varsayıldı” itirazı bozma sebebi görülmemiştir.
- Aracın bulunup paraya çevrilmesi: Araç bulunup rehin alacaklısının takibinde satıldığı ve bedel borca mahsup edildiği için uyuşmazlık konusuz kalmış sayılmıştır.
Dikkat çeken bir nokta da, anahtarın kimin evinde bulunduğu ve Genel Şartlar 4.11 kapsamına girip girmediği tartışmasının esastan çözülmemiş olmasıdır; dava usulden ve konusuzluk nedeniyle sonuçlanmıştır. Kaskoda anahtarla çalınmanın esasına ilişkin farklı bir olay için kaza tuzağında çalınan araç kararına bakılabilir. Rehinli malda muvafakat şartının konut sigortasındaki görünümü için rehinli konutta muvafakat şartı kararı, kiralık araçta beyan yükümlülüğü için ise kiraya verilen araçta kasko klozu kararı incelenebilir.
💡 Merak edilenler
Rehinli aracın sahibi kasko bedelini tek başına isteyebilir mi?
Bankanın icra takibi başlatması neden önemli görüldü?
Çalınan araç bulunursa kasko davası ne olur?
Anahtarın başka birinin evinden çalınması teminat dışı mı sayıldı?
Detaylı bilgi ve hukuki destek için Savun Hukuk & Danışmanlık ile iletişime geçebilirsiniz. İletişim bilgileri iletişim sayfasında bulunmaktadır; sigorta uyuşmazlıklarına ilişkin diğer kararlar Emsal Kararlar sayfasından takip edilebilir.
Bu yazı genel bilgilendirme amacı taşır; içerik, Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin Yargıtay Karar Arama sisteminde yayımlanan onama kararından derlenmiştir. Yargıtay ayrı bir gerekçe yazmamış, bölge adliye mahkemesi kararını yerinde bulmuştur; poliçe teminatının kapsamı esastan incelenmemiştir. Benzer görünen bir uyuşmazlıkta sonuç; poliçe ve kloz metnine, rehin alacaklısının tutumuna, aracın bulunup bulunmadığına, icra sürecine ve tarafların sözleşme ilişkisine göre farklılaşabilir. Yazı esas alınarak yapılan başvuru, dava ve savunmalardan Savun Hukuk sorumlu tutulamaz.




