Terör Yaralısına Manevi Tazminat – Danıştay 10. D 2026/460

Yüzde 41 oranında kalıcı engellilik ve karşılığında 15.000,00 TL manevi tazminat. Danıştay Onuncu Dairesi bu iki rakamı yan yana koyduğunda dengenin kurulamadığı sonucuna varmıştır. 10 Ekim 2015’te Ankara Garı önündeki canlı bomba saldırısında yaralanan bir kişinin idareye karşı açtığı tam yargı davasında Daire, manevi tazminatın yeniden belirlenmesi için kararı bozmuş; maddi tazminatta ise faizin hangi günden başlayacağı konusunda yerleşik içtihadı hatırlatarak hükmü düzeltmiştir.
Danıştay 10. Dairesi, 05.02.2026 tarihli ve E.2023/4458, K.2026/460 sayılı kararıyla, Bölge İdare Mahkemesi kararının manevi tazminata ilişkin kısmını bozmuş, maddi tazminata ilişkin kısmını ise faiz başlangıcını dava tarihine çekerek düzelterek onamıştır. Karar oy birliğiyle ve kesin olarak verilmiştir.
🚨 Saldırı, başvuru ve dava
Davacı, 10.10.2015 tarihinde Ankara Garı önünde canlı bomba eylemi şeklinde gerçekleştirilen terör saldırısında yaralanmıştır. Karardaki tespite göre olay nedeniyle %41 oranında engelli hâle gelmiştir.
Davacı, uğradığı maddi ve manevi zararların karşılanması için 04.02.2016 tarihinde davalı Bakanlığa başvurmuş, başvurunun reddedilmesi üzerine 30.05.2016 tarihinde idare mahkemesinde dava açmıştır. Dava dilekçesinde başlangıçta 5.000,00 TL maddi tazminat istenmiş, bu talep miktar artırımıyla 1.220.740,51 TL‘ye yükseltilmiş; ayrıca 200.000,00 TL manevi tazminat talep edilmiştir. Dilekçede yasal faiz istenmiş, ancak faizin başlangıç tarihi ayrıca belirtilmemiştir.
📊 İlk derece ve istinafta tazminat hesabı
İdare Mahkemesi, olayda idarenin hizmet kusurunun bulunmadığını, ancak sosyal risk ilkesi gereği sorumluluğunun doğduğunu kabul etmiştir. Ret işleminin iptali istemini incelemeksizin reddetmiş ve tazminat taleplerini şu şekilde karara bağlamıştır:
- Bilirkişi hesap raporu esas alınarak 5.000,00 TL’ye dava tarihinden, 698.630,51 TL’ye ise miktar artırım dilekçesinin idareye tebliğ edildiği 07.11.2019’dan itibaren yasal faiz işletilmesine,
- Takdiren 15.000,00 TL manevi tazminata dava tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesine,
- Fazlaya ilişkin taleplerin reddine.
Bölge İdare Mahkemesi davacının istinafını reddetmiş, davalı idarenin istinafını kısmen kabul etmiştir. Maddi tazminat hesabının 5233 sayılı Terör ve Terörle Mücadeleden Doğan Zararların Karşılanması Hakkında Kanun‘a göre yapılmadığı gerekçesiyle bu kısmı kaldırmış; 5233 sayılı Kanun’a göre hesaplanan 11.750,63 TL maddi tazminata idareye başvuru tarihi olan 04.02.2016’dan itibaren yasal faiz işletilmesine hükmetmiştir. Manevi tazminata ilişkin 15.000,00 TL’lik hüküm korunmuştur.
Kararı iki taraf da temyiz etmiştir. Davacı; idarenin hizmet kusurunun bulunduğunu, maddi tazminatın genel hükümlere göre hesaplanması gerektiğini, faizin olay tarihinden işletilmesi gerektiğini ve manevi tazminatın yetersiz olduğunu ileri sürmüştür. Davalı idare de kararın aleyhine olan kısımlarının bozulmasını istemiştir. Danıştay Tetkik Hâkimi bozma yönünde görüş bildirmiştir.
🛡️ Kusursuz sorumluluk: sosyal risk ilkesi
Daire, değerlendirmesine idarenin sorumluluk esaslarını hatırlatarak başlamıştır:
- Anayasa’nın 125. maddesine göre idarenin her türlü eylem ve işlemine karşı yargı yolu açıktır ve idare kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlüdür.
- İdare, kural olarak yürüttüğü kamu hizmetiyle nedensellik bağı kurulabilen zararları hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk ilkelerine göre tazmin eder.
- İdarenin önlemekle yükümlü olduğu hâlde önleyemediği bazı zararlar ise nedensellik bağı ve kusur koşulu aranmadan karşılanır. Objektif sorumluluk anlayışına dayanan bu ilke sosyal risk olarak adlandırılır.
- Terör olayları nedeniyle doğan manevi zararlar, sosyal risk ilkesi kapsamında topluma pay edilerek tazmin edilir.
Daire, davacının “hizmet kusuru vardı” iddiasını ve maddi tazminatın genel hükümlere göre hesaplanması talebini ayrıca tartışmamış; temyiz incelemesini manevi tazminat miktarı ile maddi tazminatın faiz başlangıcı üzerinde yoğunlaştırmıştır.
💬 Manevi tazminat neden bozuldu?
Daire, manevi tazminatın niteliğini şu cümlelerle ortaya koymuştur: Manevi tazminat, malvarlığındaki eksilmeyi gidermeye yönelik değil, manevi değerlerinde eksilme meydana gelen ve yaşama sevinci azalan kişinin manen tatminini sağlamaya yönelik bir araçtır. Manevi zararın başka türlü giderilememesi, tazminatın parasal olarak belirlenmesini zorunlu kılar; amaç olay nedeniyle duyulan elem ve ıstırabı kısmen de olsa hafifletmektir.
Kararda ayrıca tazminatın, olayın ağırlığını ortaya koyacak, hukuka aykırılığı özendirmeyecek, benzer olayların yaşanmaması için caydırıcı ve aynı zamanda cezalandırıcı bir miktarda olması gerektiği vurgulanmıştır.
Bu ölçütler somut olaya uygulandığında, davacının olay nedeniyle %41 oranında engelli hâle geldiği gözetilerek 15.000,00 TL’lik manevi tazminatın yetersiz olduğu sonucuna varılmış ve kararın bu kısmında hukuki isabet görülmemiştir. Daire yeni bir tutar belirlememiş; bozulan kısım hakkında yeniden karar verilmek üzere dosyayı Bölge İdare Mahkemesine göndermiştir.
⏱️ Faiz başvuru tarihinden mi, dava tarihinden mi?
Kararın ikinci ayağı, idari yargıdaki tazminat davalarında sık tartışılan faiz başlangıcıdır. Daire, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 13. maddesinin ön karar başvurusu tarihindeki hâline göre idari eylemlerden zarar görenlerin dava açmadan önce idareye başvurmak zorunda olduğunu hatırlatmıştır. Bu başvuru dava ön şartıdır ve zarar idarece en erken bu tarihte sulhen ödenebilir.
Danıştay’ın yerleşik içtihadı buna göre üç durum öngörür:
- Faiz başlangıcı olarak idareye başvuru tarihi istenmişse, miktar artırımıyla artırılan kısım da dahil olmak üzere tazminata ön karar için idareye başvuru tarihinden faiz işletilir.
- Dava adli yargıda açılmışsa, adli yargıda dava açılan tarih esas alınır.
- Dava dilekçesinde yasal faiz istenmekle birlikte başlangıç tarihi belirtilmemişse, faiz davanın açıldığı tarihten işletilir.
Somut olayda davacı faiz başlangıcı belirtmeden yalnızca yasal faiz istemiş olduğundan, Bölge İdare Mahkemesinin 11.750,63 TL’ye başvuru tarihi olan 04.02.2016’dan faiz işletmesi isabetli bulunmamıştır. Bu hata yeniden yargılama gerektirmediğinden, 2577 sayılı Kanun’un 49. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca hüküm Danıştay tarafından düzeltilmiş ve faiz başlangıcı davanın açıldığı 30.05.2016 olarak belirlenmiştir. Davacının “olay tarihinden faiz” talebi de bu sonuçla karşılanmamıştır.
🔎 Kararın gösterdikleri
Karar, iki farklı sonucu bir arada barındırır. Maddi tazminat yönünden 5233 sayılı Kanun’a göre yapılan hesap ve tutar korunmuş, yalnız faiz başlangıcı davacı aleyhine düzeltilmiştir. Manevi tazminat yönünden ise ağır ve kalıcı bir bedensel zarar karşısında düşük tutarın kabul edilmediği görülmektedir.
Kararın uygulamaya yansıyan yönleri şöyle özetlenebilir:
- Terör olaylarında idarenin sorumluluğu hizmet kusuru olmasa da sosyal risk ilkesiyle kurulabilmektedir.
- Manevi tazminatın miktarı, kalıcı engellilik oranı gibi zararın ağırlığını gösteren verilerle orantılı olmalıdır; Daire bu orantının kurulmadığı hâlde kararı bozmaktadır.
- Faiz başlangıcının dava dilekçesinde açıkça belirtilip belirtilmemesi, hükmedilen tutarın hangi tarihten faiz yürüteceğini doğrudan etkilemektedir.
Aynı saldırıya ilişkin anayasal boyut için Ankara Garı saldırısı ve yaşam hakkı kararına bakılabilir; o dosyada Anayasa Mahkemesi yaşam hakkı yönünden ihlal bulmamıştı, bu kararda ise tartışma idari yargı içinde tazminat miktarının yeterliliğiyle sınırlıdır. Ayrıca 5233 sayılı Kanun kapsamındaki farklı bir zarar türü için sokağa çıkma yasağında işyeri zararı kararına bakılabilir.
🙋 Sık sorulan sorular
Terör saldırısında idare kusursuz olsa da tazminat öder mi?
Danıştay manevi tazminat için yeni bir tutar belirledi mi?
Maddi tazminat neden 1,2 milyon TL değil 11.750,63 TL oldu?
Faiz neden olay tarihinden işletilmedi?
Detaylı bilgi ve hukuki destek için Savun Hukuk & Danışmanlık ile iletişime geçebilirsiniz. İletişim bilgileri iletişim sayfasında; idarenin sorumluluğuna ilişkin diğer kararlar Emsal Kararlar sayfasında yer almaktadır.
Bu yazı genel bilgilendirme amacı taşır; içerik, Danıştay 10. Dairesinin Adalet Bakanlığı içtihat sisteminde yayımlanan kararından derlenmiştir. Kararda taraf ve mahkeme bilgileri kaynakta anonimleştirilmiştir; Danıştay manevi tazminat için yeni bir tutar belirlememiş, dosyayı yeniden karar verilmek üzere Bölge İdare Mahkemesine göndermiştir. Benzer görünen bir uyuşmazlıkta sonuç; zararın niteliğine ve oranına, idareye başvuru ve dava tarihlerine, dilekçedeki faiz talebinin içeriğine ve uygulanacak mevzuata göre farklılaşabilir. Yazı esas alınarak yapılan başvuru, dava ve savunmalardan Savun Hukuk sorumlu tutulamaz.




