Basına Sızan Arama Fotoğrafı – AYM 2021/18553

Gizlilik kararı bulunan bir soruşturmada evde arama yapılır; birkaç gün sonra aramada ele geçirildiği söylenen bir ajandanın fotoğrafı haber sitelerinde ve sosyal medyada dolaşmaya başlar. Hakkında soruşturma yürütülen kişi, bu görüntülerin ancak aramayı yapanlar tarafından çekilip dışarıya verilebileceğini ileri sürerek şikâyetçi olur. Savcılık ise kolluğa tek bir yazı gönderir, “ilk paylaşanı tespit edemiyoruz” cevabını alır ve dosyayı kapatır. Anayasa Mahkemesinin önüne gelen soru, bu kadarlık bir araştırmanın devletin özel hayatı koruma yükümlülüğünü karşılayıp karşılamadığıdır.
Anayasa Mahkemesi Birinci Bölümü, 06.05.2026 tarihli ve 2021/18553 başvuru numaralı kararıyla, soruşturma dosyasındaki bilgilerin basına sızdırılmasına ilişkin şikâyette etkili bir ceza soruşturması yapılmadığını tespit etmiş ve Anayasa’nın 20. maddesinde güvence altına alınan özel hayata saygı hakkının ihlal edildiğine oybirliğiyle karar vermiştir.
📰 Arama, ajanda ve haberler
Başvurucu, olay tarihinde belediye başkanı olarak görev yapmaktadır. Hakkında 2019 yılında terör örgütü propagandası yapma, devletin kurum ve organlarını aşağılama, halkı kin ve düşmanlığa tahrik etme ile silahlı terör örgütüne üye olma suçlarından soruşturma başlatılmıştır. Bu soruşturma kapsamında yazılan talimat üzerine sulh ceza hâkimliği, 15.05.2020 tarihinde başvurucunun evinde ve işyerinde arama yapılmasına, atılı suçla ya da başka bir suçla ilgili delil bulunursa muhafaza altına alınmasına ve el konulmasına karar vermiştir.
Aramanın ardından, başvurucunun evinde ele geçirildiği iddia edilen bir ajandada bomba yapımıyla ilgili not bulunduğu yönündeki haberler basın ve sosyal medya mecralarında geniş biçimde yer almıştır. Başvurucu, hakkında gizlilik kararı bulunan soruşturmada elde edilen bilgi ve belgelerin izni ve rızası olmaksızın basına verildiğini ileri sürerek şikâyetçi olmuştur.
Başvurucunun sonraki beyanlarına göre söz konusu notlar kendisine değil, silahlı güvenlik sertifikası için kursa giden yeğenine aittir ve kursta tutulmuş ders notlarıdır. Başvurucu, kendisinin yazılı ve görsel basında olumsuz bir sıfatla anılmasına yol açan fotoğrafların ev araması sırasında çekildiğinin açık olduğunu vurgulamıştır.
📁 Tek müzekkereyle kapanan dosya
Başsavcılık, gizliliğin ihlali iddiası için ayrı bir soruşturma açmıştır. Ancak bu soruşturmada yapılan işlem, İl Emniyet Müdürlüğüne bir müzekkere yazılarak gizliliği ihlal eden kişilerin araştırılmasının, kimlik ve adres bilgilerinin tespitinin ve savunmalarının alınmasının istenmesinden ibarettir.
Emniyet Müdürlüğünün cevabı kısadır: paylaşım internette çok sayıda platformda görülmektedir, fakat ilk kez kim tarafından, hangi tarih ve saatte, hangi çevrim içi sistemde paylaşıldığını kesin olarak belirleyecek bir sistem bünyelerinde bulunmamaktadır. Başsavcılık bu cevaba dayanarak 10.12.2020 tarihinde kovuşturmaya yer olmadığına karar vermiştir. Karar gerekçesinde şu değerlendirmelere de yer verilmiştir:
- Soruşturma sürdürülse bile yeni delile ulaşmak teknik ve hukuki açıdan mümkün değildir.
- Daimî arama kararı verilerek dosyanın zamanaşımı süresince açık tutulmasının pratik bir yararı yoktur.
- Kolluğun üç ayda bir “fail tespit edilemedi” tutanağı düzenlemesi dosyayı gereksiz belgelerle kabartır ve usul ekonomisine aykırıdır.
Başvurucu itirazında, aramaya katılan polis memurlarından hiçbirinin ifadesinin alınmadığını, şikâyetin muhatabı konumundaki Emniyet Müdürlüğünün kendi cevabının karara esas alındığını ve bu nedenle lekelenmeme hakkının korunmadığını ileri sürmüştür. Sulh ceza hâkimliği 31.12.2020 tarihinde, faili meçhul şüpheli hakkındaki kararın usul ve yasaya uygun olduğunu belirterek itirazı kesin olarak reddetmiştir. Başvurucu kararı 07.03.2021’de tebellüğ etmiş, 05.04.2021’de bireysel başvuruda bulunmuştur.
🛡️ Hangi hak, hangi yükümlülük?
Başvurucu adil yargılanma, mahkemeye erişim ve özel hayata saygı haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüştür. Mahkeme, şikâyetin özünün özel hayata yönelik saldırılara karşı devletin pozitif yükümlülüklerine uygun bir soruşturma yürütülmemesi olduğunu belirterek başvuruyu yalnız Anayasa’nın 20. maddesi kapsamında incelemiştir. Kararın dayandığı ilkeler şöyle özetlenebilir:
- Mahremiyet, bilgi üzerinde denetimi de kapsar: Özel hayata saygı hakkı yalnız bırakılma hakkından ibaret değildir; kişinin kendisine ilişkin bilgilerin rızası olmadan açıklanmamasında, yayılmamasında ve başkalarınca kullanılmamasında korunan bir menfaati vardır.
- Devlet üçüncü kişilere karşı da korur: Devlet, keyfî müdahaleden kaçınmanın yanında kamusal makamlardan ve diğer bireylerden gelebilecek müdahalelere karşı yargısal tedbir almakla yükümlüdür.
- Yöntemde takdir geniş, ama sınırsız değil: Olayın kim tarafından ve nasıl gerçekleştirildiğinin aydınlatılmasını gerektiren durumlarda bu yükümlülük, etkili bir soruşturma yapılmasını içerir.
- Gerekçe şartı: Soruşturma sonunda varılan sonuç, ihlal edildiği ileri sürülen hakkın güvencelerini koruyacak ilgili ve yeterli gerekçeyle açıklanmalıdır.
Mahkeme, kabul edilebilirlik yönünden iddianın açıkça dayanaktan yoksun olmadığını tespit ettikten sonra bu ilkeleri somut dosyaya uygulamıştır.
🔎 Mahkemenin saydığı eksiklikler
Kararın belirleyici kısmı, soruşturmada neyin yapılmadığına ilişkin tespitlerdir. Mahkemeye göre başvurucu, fotoğrafların arama sırasında çekildiğini ve sızıntıdan Emniyet Müdürlüğünde görevli polislerin sorumlu olduğunu açıkça ileri sürmüştür. Buna rağmen:
- Başsavcılık yalnız Emniyet Müdürlüğüne müzekkere yazmış, cevabı da şikâyetin tarafı olan birimden almıştır.
- Aramaya katılan polis memurlarının hiçbirinin ifadesi alınmamıştır.
- Delillere ait fotoğrafların ne suretle ele geçirildiği araştırılmamıştır; soruşturma, internette ilk paylaşanın kim olduğu sorusuna indirgenmiştir.
- Başvurucunun şüpheli olabilecek kişilerin dinlenmesine yönelik talepleri karşılanmamıştır.
- İtirazı inceleyen hâkimlik, ileri sürülen usul eksikliklerine ilişkin herhangi bir değerlendirme yapmamıştır.
Mahkeme bu tablonun soruşturmanın açıklığını sağlamadığını ve başvurucunun usule ilişkin güvencelerden yeterince yararlandırılmadığını belirtmiştir. Sonuç olarak verilen kararların ilgili ve yeterli gerekçe içermediği, gerekli araştırmaların yapılmadığı ve kamusal makamların pozitif yükümlülüğünün yerine getirilmediği kabul edilmiştir.
Kararın ince noktası şudur: Mahkeme, kolluğun “ilk paylaşanı bulamıyoruz” cevabını tek başına yetersiz saymıştır; çünkü iddia, görüntünün internete düşmesinden önceki aşamaya, yani arama sırasında kimin fotoğraf çektiğine ve bunu kime verdiğine ilişkindir. Bu soru, bilişim altyapısı olmadan da arama ekibinin dinlenmesiyle araştırılabilecek niteliktedir.
⚖️ Giderim: yeniden soruşturma
Başvurucu ihlalin tespiti, yeniden yargılama ve 1.000.000 TL manevi tazminat talep etmiştir. Mahkeme, ihlalin sonuçlarının giderilmesi için yeniden soruşturma yapılmasında hukuki yarar bulunduğunu belirterek kararın bir örneğinin ilgili Cumhuriyet Başsavcılığına (Sor. No: 2020/2275) gönderilmesine hükmetmiştir. Bu yolun yeterli giderim sağlayacağı gerekçesiyle tazminat talebi reddedilmiştir.
Mahkeme ayrıca önemli bir sınır çizmiştir: ihlal kararı, şüpheliler hakkında mutlaka kamu davası açılması gerektiği anlamına gelmez. Delilleri değerlendirme ve sonuç çıkarma yetkisi yeniden yapılacak soruşturmada da soruşturma makamına aittir; beklenen, ihlal kararında gösterilen eksikliklerin giderilmesidir.
Hüküm fıkrasına göre 487,60 TL harç ve 40.000 TL vekâlet ücretinden oluşan 40.487,60 TL yargılama gideri başvurucuya ödenecektir. Karar 06.05.2026 tarihinde oybirliğiyle verilmiştir.
📌 Kararın soruşturma pratiğine etkisi
Soruşturma evresindeki usul işlemleri, CMK m.157 uyarınca kural olarak gizlidir. Soruşturma işleminin içeriğini açıklayarak özel hayatın gizliliğini ihlal etmek TCK m.285’te suç olarak düzenlenmiş; suçun kamu görevlisi tarafından görevinin sağladığı kolaylıktan yararlanılarak işlenmesi cezayı artıran bir hâl olarak öngörülmüştür. Kişilerin suçlu olarak algılanmalarına yol açacak şekilde görüntülerinin yayınlanması da aynı maddede ayrıca yaptırıma bağlanmıştır. Anayasa Mahkemesi bu suç tanımlarını kararında ayrıca incelememiştir; ancak karar, bu hükümlerin işletileceği soruşturmalarda hangi asgari adımların beklendiğini göstermektedir.
Karardan çıkan pratik ölçütler şunlardır:
- Sızıntının kaynağı olarak belirli bir kamu birimi gösteriliyorsa, araştırmanın yalnız o birimin kendi yazılı cevabına bırakılması yeterli görülmeyebilir.
- İddia arama anına ilişkinse, arama ekibinin dinlenmesi ve görüntülerin kim tarafından, hangi cihazla çekildiğinin sorulması etkili soruşturmanın asgari unsurları arasında değerlendirilmiştir.
- İnternette ilk paylaşanın bulunamaması, sızıntının kaynağının araştırılmasını gereksiz kılmaz; iki soru birbirinden ayrıdır.
- İtiraz merciinin, itirazda sayılan somut usul eksikliklerini karşılaması gerekir; genel “usul ve yasaya uygun” ifadesi gerekçe yükümlülüğünü karşılamamıştır.
Kişisel verilerin korunması ve özel hayatın gizliliği ekseninde farklı bir AYM kararı için hükümlünün kişisel veri talebinde dava ehliyeti yazısına; kamu görevlisinin görev erişimini kişisel amaçla kullanmasına ilişkin ceza boyutu için görev şifresiyle tapu sorgusu kararına bakılabilir. Bu başvurunun ayırt edici yanı, ihlalin doğrudan yayından değil, yayının kaynağını araştırması gereken soruşturmanın yüzeysel kalmasından doğmasıdır.
❓ Sık sorulan sorular
Anayasa Mahkemesi sızıntıyı polislerin yaptığını mı kabul etti?
İhlal kararından sonra mutlaka dava açılacak mı?
Neden manevi tazminata hükmedilmedi?
Başvuru neden adil yargılanma hakkı yönünden ayrıca incelenmedi?
Detaylı bilgi ve hukuki destek için Savun Hukuk & Danışmanlık ile iletişime geçebilirsiniz. İletişim bilgilerine iletişim sayfasından ulaşılabilir; Anayasa Mahkemesi ve yüksek mahkemelerin diğer kararları Emsal Kararlar sayfasında yer almaktadır.
Bu yazı genel bilgilendirme amacı taşır; içerik, Anayasa Mahkemesi Kararlar Bilgi Bankasında yayımlanan bireysel başvuru kararından derlenmiştir. Başvurucunun kimliği ve olayın geçtiği yer bilinçli olarak yazıya alınmamıştır. Karar, belirli bir soruşturmada yapılan araştırmanın yeterliliğine ilişkindir ve sızıntının kaynağı hakkında bir tespit içermez. Benzer bir şikâyette sonuç; iddianın somutluğuna, soruşturma makamının yaptığı işlemlere ve itiraz merciinin gerekçesine göre farklılaşabilir. Yazı esas alınarak yapılan başvuru, dava ve savunmalardan Savun Hukuk sorumlu tutulamaz.




