Çocukluk Kaydı Göreve Engel Olmaz – Danıştay 12. D 2025/5959

Yıllardır cezaevinde infaz ve koruma memuru olarak çalışan bir kamu görevlisi, bir gün hakkında yapılan güvenlik soruşturmasının “olumsuz” sonuçlandığını ve görevine devam etmesinin uygun görülmediğini öğrenir. Olumsuzluğun kaynağı, memurun henüz reşit değilken yaşanan bir olaya ilişkin istihbari bir bilgi notudur. O olay hakkında yürütülen soruşturma ve kovuşturma da kovuşturmaya yer olmadığı ve beraat kararlarıyla sonuçlanmıştır. Uyuşmazlık, çocukluk dönemine ait bu tür bir kaydın yetişkin bir memurun görevine son verilmesine dayanak olup olamayacağı sorusunda toplanır.
Danıştay 12. Dairesi, 25.12.2025 tarihli ve E.2024/5279, K.2025/5959 sayılı kararıyla, 18 yaşından küçükken işlenen fiile ilişkin kaydın 5352 sayılı Adli Sicil Kanunu’nun 10. maddesinin üçüncü fıkrasına aykırı olarak idareye verilip kullanılmasını hukuka aykırı bulmuş; işlemin iptaline ilişkin kararları gerekçe değiştirerek oybirliğiyle onamıştır.
🗂️ 2006’daki olay ve olumsuz soruşturma
Davacı, bir açık ceza infaz kurumunda infaz ve koruma memuru olarak görev yapmaktadır. Davacı hakkında 7315 sayılı Kanun kapsamında güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması yapılmış, sonuç olumsuz bulunmuştur. Adalet Bakanlığı Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğü de bu sonuca dayanarak davacının görevine devam etmesinin uygun olmadığına karar vermiştir.
Danıştay’ın maddi olay tespitine göre olumsuzluğun sebebi, 2006 yılına ilişkin istihbari mahiyetteki bir bilgi notudur. Söz konusu fiil 27-30.06.2006 tarihlerine aittir ve bu fiil nedeniyle davacı hakkında adli soruşturma ve kovuşturma yapılmıştır. Karardaki tespite göre davacı bu fiil tarihinde 18 yaşından küçüktür.
Davacı, işlemin iptali istemiyle idare mahkemesinde dava açmıştır. İdare temyiz aşamasında, güvenlik soruşturmasının 7315 sayılı Kanun’a göre yapıldığını, işin önemi ve mahiyeti ile gizlilik dereceli birimlerde çalışılacak olması birlikte değerlendirildiğinde göreve devamın uygun görülmediğini savunmuştur. Davacı temyize cevap vermemiştir.
⚖️ İki farklı iptal gerekçesi
Dosyanın dikkat çekici yönü, ilk derece mahkemesi ile bölge idare mahkemesinin aynı sonuca farklı yollardan ulaşmasıdır:
- İdare mahkemesi: 5352 sayılı Kanun m.10/3, 18 yaşından küçüklerle ilgili adli sicil ve arşiv kayıtlarının yalnız soruşturma ve kovuşturma kapsamında değerlendirilmek üzere Cumhuriyet başsavcılıkları, hâkim ve mahkemelerce istenebileceğini düzenler. İdarenin esas aldığı bilgiler davacının 18 yaşından küçükken işlediği fiille ilgilidir; bu bilgiler güvenlik soruşturmasına dayanak yapılamaz. İşlem iptal edilmiştir.
- Bölge idare mahkemesi: 7315 sayılı Kanun uyarınca elde edilen bilgiler kanunilik şartını sağlamaktadır; ancak dayanak fiiller yönünden davacı hakkında kovuşturmaya yer olmadığı ve beraat kararları verilmiştir ve bu fiillere ilişkin başka delil yoktur. İstinaf başvurusu bu gerekçeyle gerekçeli olarak reddedilmiştir.
Bölge idare mahkemesinin yaklaşımı, kaydın kullanılabileceğini kabul edip içeriğini zayıf bulmaktadır. İlk derece mahkemesinin yaklaşımı ise kaydın en başta kullanılamayacağı noktasından hareket eder. Danıştay bu iki yoldan ilkini değil, ikincisini benimsemiştir.
📜 Dayanılan hükümler
Danıştay, uyuşmazlığı çocuk hakları ve kişisel verilerin korunması ekseninde ele almış ve şu hükümleri birlikte değerlendirmiştir:
- Anayasa m.20: Özel hayata saygı ve kişisel verilerin korunmasını isteme hakkı; kişisel veriler ancak kanunda öngörülen hâllerde veya açık rızayla işlenebilir.
- Anayasa m.90/5 ve AİHS m.8: Temel haklara ilişkin milletlerarası andlaşmaların kanunlarla çatışmada önceliği ve özel hayata saygı hakkı.
- 6698 sayılı KVKK m.6 (işlem tarihindeki hâli): Ceza mahkûmiyeti ve güvenlik tedbirleriyle ilgili veriler özel nitelikli kişisel veridir.
- TMK m.11, TCK m.6/1-b ve 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu m.3/1-a: 18 yaşını doldurmamış kişi çocuktur.
- 5352 sayılı Adli Sicil Kanunu m.10/3: “Onsekiz yaşından küçüklerle ilgili adlî sicil ve arşiv kayıtları; ancak soruşturma ve kovuşturma kapsamında değerlendirilmek üzere Cumhuriyet başsavcılıkları, hâkim veya mahkemelerce istenebilir.”
🏛️ Danıştay’ın gerekçesi
Daire, değerlendirmesine Türkiye’nin taraf olduğu ve 27.01.1995’te yürürlüğe girerek Anayasa m.90 uyarınca iç hukuk normu hâline gelen Çocuk Haklarına Dair Sözleşme ile başlamıştır. Bu sözleşme doğrultusunda çıkarılan 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu, çocuğun suç işlediğini değil suça sürüklendiğini kabul eder; amaç cezalandırma değil korumadır.
Daireye göre kanun koyucu, Adli Sicil Kanunu m.10/3 ile suça sürüklenen küçüklerin topluma kazandırılmasını amaçlamıştır. Bu nedenle küçüklerle ilgili adli sicil ve arşiv kayıtları kullanılamaz; bu kayıtlar esas alınarak bir işlem tesis edilemez ve kayıtlar yalnız soruşturma ve kovuşturma kapsamında yargı mercilerince istenebilir.
Danıştay, aynı meseleye ilişkin Anayasa Mahkemesi içtihadına da dayanmıştır. AYM’nin 27.03.2019 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan 27.02.2019 tarihli ve 2014/7256 başvuru numaralı kararında, 18 yaşından küçükken işlenen suça ilişkin kaydın m.10/3’e açıkça aykırı şekilde idari makamlara verilmesinin özel hayata saygı hakkına yönelik müdahaleyi kanuni dayanaktan yoksun kıldığı belirtilmiş ve Anayasa m.20’nin ihlal edildiğine karar verilmişti.
Bu ilkeleri olaya uygulayan Daire, 27-30.06.2006 tarihli fiile ilişkin kaydın davacının 18 yaşından küçük olduğu döneme ait olduğunu, bu kaydın m.10/3’e aykırı biçimde verilmesinin ve kullanılmasının hukuka aykırı olduğunu ve bu kayda dayanılarak güvenlik soruşturmasının olumsuz sonuçlandırılmasıyla kurulan işlemde hukuka uygunluk bulunmadığını tespit etmiştir.
Bölge idare mahkemesi gerekçesi yerinde görülmemiş; ancak bu durum, sonucu itibarıyla hukuka uygun olan kararın bozulmasını gerektirmemiştir. Danıştay davalı idarenin temyiz istemini reddederek kararı belirttiği gerekçeyle ONAMIŞ, temyiz giderlerini idare üzerinde bırakmıştır. Karar kesin olup 25.12.2025 tarihinde oybirliğiyle verilmiştir.
🧭 Kararın pratik anlamı
Gerekçe değişikliği yalnız teknik bir ayrıntı değildir. Bölge idare mahkemesinin yaklaşımı benimsenseydi, çocukluk dönemine ait kayıt beraatle değil de mahkûmiyetle sonuçlanmış olsaydı idarenin elinde kullanılabilir bir dayanak bulunduğu sonucu çıkabilirdi. Danıştay’ın gerekçesi ise sonuca bakmaksızın kaydın kendisini kullanım dışı bırakır. Kararda öne çıkan noktalar şunlardır:
- Belirleyici olan fiil tarihindeki yaştır: Kişinin soruşturma tarihinde yetişkin olması ya da yıllardır kamu görevinde bulunması, kaydın 18 yaş öncesine ait olması gerçeğini değiştirmemiştir.
- İstihbari bilgi notu da kapsamdadır: Olumsuzluğun dayanağı resmî adli sicil kaydı değil istihbari bir bilgi notu olsa da, bu not çocukluk dönemindeki fiile ve buna bağlı soruşturma ile kovuşturmaya ilişkin olduğundan m.10/3 koruması uygulanmıştır.
- Yasak idareye yöneliktir: Kayıt, yalnız soruşturma ve kovuşturma kapsamında yargı mercilerince istenebilir; güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması bu istisnaya girmemektedir.
- Görevin hassasiyeti tek başına yetmez: İdarenin gizlilik dereceli birimlerde çalışma ve işin önemi savunması, kanuna aykırı kullanılan kaydı hukuka uygun hâle getirmemiştir.
Güvenlik soruşturmasında farklı bir dayanak tartışması için güvenlik soruşturmasında HAGB kararına, ceza kaydının memuriyete etkisi bakımından memnu hakların iadesi ve fesih kararına; kovuşturma sürecinin eğitim hakkına yansıması için kovuşturma gerekçesiyle okuldan ilişik kararına bakılabilir.
❓ Sık sorulan sorular
Danıştay neden bölge idare mahkemesinin gerekçesini değiştirdi?
Bu kararda kayıt hangi tarihe aitti?
Danıştay hangi Anayasa Mahkemesi kararına atıf yaptı?
Kararın sonucu neydi ve kesin mi?
Detaylı bilgi ve hukuki destek için Savun Hukuk & Danışmanlık ile iletişime geçebilirsiniz. İletişim bilgileri iletişim sayfasında yer almaktadır; kamu görevlileri ve idari işlemlere ilişkin diğer kararlar Emsal Kararlar sayfasından izlenebilir.
Bu yazı genel bilgilendirme amacı taşır; içerik, Danıştay 12. Dairesinin Bedesten ve mevzuat.adalet.gov.tr üzerinden yayımlanan onama kararından derlenmiştir. Kararda taraf, kurum ve mahkeme bilgileri kaynakta anonimleştirilmiştir. Benzer görünen bir uyuşmazlıkta sonuç; fiil tarihindeki yaşa, kaydın türüne ve içeriğine, işlemin dayandığı diğer bilgilere, kadronun niteliğine ve uygulanacak mevzuatın işlem tarihindeki hâline göre farklılaşabilir. Yazı esas alınarak yapılan başvuru, dava ve savunmalardan Savun Hukuk sorumlu tutulamaz.




