Okuyucularımızın sorularını Av. Veli Savun yanıtlıyorSorularınızı Av. Veli Savun yanıtlıyorSoru sorun →
Emsal Kararlarİdare ve Kamu Personeli Hukuku

Düşen Maaş Takibinde Dava Süresi – AYM 2021/1112

Yıllarca eksik ödenen maaşlar için başlatılan bir icra takibi, borçlu belediye itiraz etmediği için kesinleşir ve haciz aşamasına kadar ilerler. Ardından yürürlüğe giren bir olağanüstü hal kararnamesi, idari yargının görev alanına giren alacaklar için ilamsız takibi yasaklar ve derdest takiplerin düşmesini öngörür. Kanun koyucu alacaklıya bir çıkış yolu da gösterir: düşme kararı kesinleştikten sonra otuz gün içinde idari yargıda dava açılabilecektir. Memurlar bu süreye uyar; ancak idare mahkemeleri, alacakların büyük kısmı için dava açma süresinin çok önceden, maaşların ödendiği günlerde başladığını kabul ederek davaları süre aşımından reddeder.

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölümü, 16.09.2026 tarihli ve 2021/1112 başvuru numaralı kararıyla, idare mahkemelerinin dava açma süresinin başlangıcına ilişkin bu yorumunun öngörülebilir olmadığına, başvurucular üzerinde ağır ve orantısız bir külfet oluşturduğuna hükmederek Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine oybirliğiyle karar vermiştir. Karar 30.10.2026 tarihli ve 33415 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanmıştır.

Kısa özet: Tüzel kişiliği kaldırılan bir belde belediyesinin memurları, 2002-2014 arasındaki bazı aylara ait eksik maaşlar için 2014’te ilamsız takip başlatmış; takipler kesinleşip haciz aşamasına gelmiştir. 694 sayılı KHK ile İİK’ya eklenen geçici 13. madde uyarınca takipler düşürülmüş; memurlar düşme kararlarının kesinleşmesinden sonra otuz gün içinde idare mahkemelerinde dava açmıştır. İdare mahkemeleri her eksik ödemenin ait olduğu ayda öğrenildiğini kabul ederek davaları kısmen veya tamamen süre aşımından reddetmiş, bölge idare mahkemesi kararları kesin olarak onaylamıştır. AYM, bu yorumu öngörülemez ve ölçüsüz bularak ihlal tespit etmiş, dört idare mahkemesine yeniden yargılama için dosya göndermiştir.

💼 Eksik maaştan icra takibine

Başvurucular, Ankara’nın Haymana ilçesine bağlı bir belde belediyesinde memur olarak görev yapmıştır. Bu belediyenin tüzel kişiliği, 6360 sayılı On Üç İlde Büyükşehir Belediyesi ve Yirmi Altı İlçe Kurulması ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un geçici 2. maddesi uyarınca kaldırılmıştır.

Memurlar, 2002-2014 yılları arasında bazı aylara ilişkin ödenmeyen maaş alacakları ile bunların faizinin tahsili için 2014 yılında mülga belediye aleyhine ilamsız icra takipleri başlatmıştır. O tarihte idari yargının görev alanına giren alacaklar için ilamsız takip yoluna gidilmesini engelleyen bir düzenleme bulunmuyordu.

Takipler sürerken mülga belediyenin taşınır ve taşınmazları ile alacak ve borçları ilçe belediyesine devredilmiştir. İcra müdürlüğü derdest dosyalara ilçe belediyesini borçlu olarak kaydetmiş ve borçların yedi gün içinde ödenmesini isteyen muhtıralar göndermiştir.

İlçe belediyesinin muhtıralara karşı şikâyeti icra hukuk mahkemesince reddedilmiş; itirazın ödeme emrinin tebliğinden itibaren yedi gün içinde icra dairesine yapılması gerektiği belirtilerek borca itiraz ve takibin durdurulması talepleri geçersiz sayılmış, borçlu olunmadığının tespiti talebi yönünden görevsizlik kararı verilmiştir. Bu kararlar kesinleşmiştir. Kısacası takipler, borçlu idarenin süresinde itirazı olmaksızın kesinleşmiş ve haciz aşamasına gelmiştir.

📜 694 sayılı KHK ve düşen takipler

25.08.2017 tarihli Resmî Gazete’de 694 sayılı KHK yayımlanmıştır. KHK’nın 8. maddesi İcra ve İflas Kanunu’nun 42. maddesine “İdari yargının görev alanına giren konularda ilamsız takip yoluna başvurulamaz.” hükmünü eklemiş; 9. maddesi ise İİK’ya geçici 13. maddeyi getirmiştir. Aynı hükümler 7078 sayılı Kanun’la da kabul edilmiştir.

Geçici 13. maddenin kararda aktarılan içeriği şu adımlardan oluşur:

  • Maddenin yürürlüğünden önce başlatılmış ve idari yargının görev alanına giren ilamsız takipler hakkında, talep üzerine icra müdürü dosya üzerinden düşme kararı verir ve kararı alacaklıya resen tebliğ eder.
  • Alacaklı, düşme kararının tebliğinden itibaren yedi gün içinde şikâyet yoluna başvurabilir.
  • Düşme kararının kesinleşmesinden itibaren otuz gün içinde idari yargı merciinde dava açılabilir.

İlçe belediyesinin talebi üzerine icra müdürlüğü takiplerin düşmesine karar vermiştir. Memurların şikâyetleri icra hukuk mahkemesince reddedilmiş, istinaf başvuruları Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 18. Hukuk Dairesince esastan reddedilmiş ve kararlar temyiz edilmeyerek kesinleşmiştir. Memurlar, bu kesinleşmeden sonra otuz gün içinde idare mahkemelerinde dava açarak takiplere konu asıl alacak ve ferilerinin, takip tarihlerinden itibaren kamu alacaklarına uygulanan en yüksek banka mevduat faiziyle ödenmesini istemiştir.

🗓️ İdare mahkemelerinin süre hesabı

İdare mahkemeleri, talep edilen eksik maaş alacaklarını ait oldukları aylara göre tek tek değerlendirmiştir. Gerekçe şu kabullere dayanmıştır:

  • Eksik ödeme 2002-2014 arasında süreklilik arz etmeyen bazı aylarda yapılmıştır; her ay tekrarlanan bir eksik ödeme yoktur.
  • Bu nedenle memurların eksik veya hiç yapılmayan ödemeyi en geç ilgili ayın aylığını aldıkları tarihte öğrendiği kabul edilmelidir.
  • Bu tarihten itibaren altmış gün içinde doğrudan dava açılması ya da 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 11. maddesindeki sürelere uyularak idareye başvurulması gerekirdi.
  • İcra takibinin başlatıldığı tarih idareye başvuru tarihi sayılmalıdır; bu tarihe göre süresinde kalan alacaklar ödenmeli, süresi geçmiş alacaklar yönünden dava süre aşımından reddedilmelidir.

Davalar bu gerekçeyle kısmen veya tamamen süre aşımından reddedilmiş, istinaf başvuruları Ankara Bölge İdare Mahkemesi 7. İdari Dava Dairesince kesin olarak reddedilmiştir. Böylece alacakların önemli kısmı esastan incelenmeden kalmıştır.

Dört ayrı başvuru, hukuki irtibat nedeniyle 2021/1112 sayılı dosyada birleştirilmiştir. Adalet Bakanlığı görüşüne eklenen belediye yazısında ise süre aşımı kararlarının isabetli olduğu savunulmuştur.

⚖️ Anayasa Mahkemesinin değerlendirmesi

Mahkeme, iddiaları kendi nitelendirmesiyle adil yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye erişim hakkı yönünden incelemiştir. Davaların tamamen veya bazı alacaklar yönünden kısmen süre aşımından reddedilerek esasının incelenmemesi bu hakka yönelik bir müdahaledir.

Mahkeme, mahkemeye erişimin açık, pratik ve yeterli fırsatlar gerektirdiğini, mahkemelerin hem katı şekilcilikten hem aşırı esneklikten kaçınması gerektiğini hatırlatmıştır. Dava açma süresinin başlangıcını belirlemek derece mahkemelerinin görevidir; AYM bu yorumun mahkemeye erişim hakkına etkisini denetler.

Somut olaya ilişkin tespitler şunlardır:

  • Davalar, bir idari işlemin tebliği veya İYUK m.10-11 kapsamındaki bir başvuru üzerine değil, KHK ile düşürülen takiplerin ardından açılmıştır.
  • KHK düzenlemesi, şikâyetin reddine dair kararın kesinleşmesinden sonra otuz gün içinde dava açılmasını yeterli görmektedir. Düzenlemede İYUK’taki dava açma sürelerinin ayrıca uygulanacağına dair bir hüküm yoktur.
  • Memurlar, eksik ödemelerden sonra o tarihte mümkün olan ilamsız icra yoluna gitmiş; mülga belediye borca itiraz etmemiş, takipler kesinleşmiş ve haciz aşamasına gelinmiştir.
  • İdare mahkemeleri, KHK öncesinde bu alacaklar için ilamsız takibe gidilebildiğini ve takiplerin itiraz edilmeden kesinleştiğini dikkate almamıştır.

Bu nedenle Mahkemeye göre, KHK’da öngörülen süre içinde açılan davada her eksik ödemenin ait olduğu ayda öğrenildiği kabulüyle süre aşımı sonucuna varılması başvurucular açısından öngörülebilir değildir. Yüksek başarı şansı sunduğu değerlendirilen ve haciz aşamasına gelmiş takip süreci düşmeyle sona erdikten sonra davaların süre aşımından reddi, alacakların önemli kısmının elde edilmesini imkânsız hâle getirmiştir. Bu yorum katı bir yorumdur, başvurucular üzerinde ağır bir külfet doğurmuştur ve bu külfet hedeflenen meşru amaçlarla orantısızdır. Müdahale ölçüsüz olduğundan Anayasa’nın 36. maddesi ihlal edilmiştir.

Diğer ihlal iddialarının incelenmesine gerek görülmemiştir.

🔁 Giderim: yeniden yargılama

Başvurucular ihlalin tespiti, yeniden yargılama ve maddi-manevi tazminat talep etmiştir. Mahkeme, 6216 sayılı Kanun’un 50. maddesi çerçevesinde ihlalin sonuçlarının giderilmesi için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunduğunu belirtmiş ve karar örneğinin şu mahkemelere gönderilmesine hükmetmiştir:

  • Ankara 1. İdare Mahkemesi (E.2019/1882, K.2021/204),
  • Ankara 5. İdare Mahkemesi (E.2019/1603, K.2020/1441),
  • Ankara 6. İdare Mahkemesi (E.2019/1687, K.2020/914),
  • Ankara 11. İdare Mahkemesi (E.2019/1646, K.2020/1052).

Tazminat talepleri reddedilmiştir. 1.950,40 TL harç ve 40.000 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 41.950,40 TL yargılama giderinin başvuruculara müştereken ödenmesine karar verilmiştir.

📎 Kararın tam metni: Anayasa Mahkemesi Birinci Bölümünün 16.09.2026 tarihli, 2021/1112 başvuru numaralı ihlal kararı PDF olarak buradan okunabilir.

🔍 Kararın öne çıkardığı noktalar

Kararda üç nokta dikkat çekmektedir:

  • Özel süre, genel sürenin yerine geçer: Geçici 13. madde düşme kararının kesinleşmesinden itibaren otuz günlük bir süre öngörmüş, İYUK sürelerine ayrıca atıf yapmamıştır. Bu süreye uyan alacaklıya, yıllar öncesine dayanan bir öğrenme tarihi esas alınarak süre aşımı yüklenmesi öngörülebilir bulunmamıştır.
  • Önceki hukuki yolun meşruiyeti: Takiplerin başlatıldığı tarihte ilamsız takip yolu açıktı ve takipler itiraz edilmeden kesinleşmişti. Sonradan yapılan düzenlemenin bu sürecin ağırlığını ortadan kaldıracak biçimde yorumlanması kabul görmemiştir.
  • Sonucun ağırlığı ölçülülüğü belirler: Haciz aşamasına gelmiş bir alacağın, esası hiç incelenmeden kaybedilmesi Mahkemenin orantısızlık değerlendirmesinde belirleyici olmuştur.

Yanıltıcı muhtıra nedeniyle kanun yolunun kapanması için temyiz harcı muhtırası kararına, idari yargıda tebliğ belgesi bulunmadan süre aşımı kararı verilmesi için nöbet ücreti davasındaki Danıştay kararına bakılabilir. Bu dosyada ise özel bir süre, genel kurallarla daraltılmıştır.

❓ Sık sorulan sorular

İdari yargıya ait bir alacak için bugün ilamsız icra takibi yapılabilir mi?

Kararda aktarıldığı üzere 694 sayılı KHK ile İcra ve İflas Kanunu’nun 42. maddesine eklenen hükme göre idari yargının görev alanına giren konularda ilamsız takip yoluna başvurulamaz. Başvuruya konu takipler bu düzenlemeden önce, 2014 yılında başlatılmıştı ve o tarihte bu yol kapalı değildi.

Takibi düşen alacaklı hangi süre içinde idari dava açabilir?

İİK geçici 13. maddesine göre alacaklı düşme kararının tebliğinden itibaren yedi gün içinde şikâyet yoluna başvurabilir; düşme kararının kesinleşmesinden itibaren otuz gün içinde de idari yargı merciinde dava açılabilir. Bu dosyada başvurucular şikâyet sürecinin kesinleşmesinden sonra bu otuz günlük süre içinde dava açmıştır.

Anayasa Mahkemesi alacağın ödenmesine karar verdi mi?

Hayır. Mahkeme alacağın varlığı veya miktarı hakkında değerlendirme yapmamış, yalnızca süre aşımı kararlarının mahkemeye erişim hakkını ihlal ettiğini tespit etmiştir. Dosyalar yeniden yargılama için dört idare mahkemesine gönderilmiş, tazminat talepleri reddedilmiştir. Alacakların esası yeniden yargılamada değerlendirilecektir.

Mülkiyet hakkı ve eşitlik iddiaları neden incelenmedi?

Mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiği sonucuna ulaşıldığı için Mahkeme gerekçeli karar hakkı, etkili başvuru hakkı, eşitlik ilkesi ve mülkiyet hakkına ilişkin iddiaların bu aşamada incelenmesine gerek olmadığına karar vermiştir. Bu iddialar hakkında olumlu ya da olumsuz bir tespit bulunmamaktadır.

Detaylı bilgi ve hukuki destek için Savun Hukuk & Danışmanlık ile iletişime geçebilirsiniz. İletişim bilgileri iletişim sayfasında yer almaktadır; idari yargı ve anayasa şikâyeti alanındaki diğer değerlendirmeler Emsal Kararlar sayfasından izlenebilir.

Bu yazı genel bilgilendirme amacı taşır; içerik, Anayasa Mahkemesinin Resmî Gazete’de ve Kararlar Bilgi Bankasında yayımlanan bireysel başvuru kararından derlenmiştir. Karar, 694 sayılı KHK ile düşürülen belirli icra takiplerine ve bu dosyadaki süre hesabına ilişkindir; alacakların esası hakkında bir tespit içermez. Benzer görünen bir uyuşmazlıkta sonuç; takibin başlatıldığı tarihe, takibin kesinleşip kesinleşmediğine, düşme ve şikâyet süreçlerinin seyrine ve dava açma tarihine göre farklılaşabilir. Yazı esas alınarak yapılan başvuru, dava ve savunmalardan Savun Hukuk sorumlu tutulamaz.

Avukat Veli Savun

İstanbul Barosu'na kayıtlı avukat (sicil no 75235) ve arabulucu (sicil no 50392). Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi 2013 mezunu. Savun Hukuk & Danışmanlık'ın kurucu avukatı. Çalışma alanları: forex ve kripto para dolandırıcılığından doğan ceza ve alacak davaları, bilişim, icra ve aile hukuku.

İlgili Makaleler

Av. Veli Savun

Soru & Cevap · İstanbul Barosu 75235

Bu konuda sorunuz mu var?

Sorunuzu yazın, Av. Veli Savun bu sayfada yanıtlasın. Adınızı yazmanız gerekmez.

Örnek sorular — birine dokunun, kendi durumunuza göre düzenleyin:

Kişisel verileriniz hakkında

Savun Hukuk & Danışmanlık, soru ve yorumunuzu sitede yayımlamak ve yanıtlamak; "beni arasın" seçeneğini işaretlerseniz telefon numaranızı yalnız sizi aramak için işler (6698 s. KVKK m.5/2-c ve f). Rumuzunuz ve metniniz yayımlanır; telefonunuz, IP adresiniz ve metnin temizlenmeden önceki hali yayımlanmaz. Telefon kaydı talebiniz sonuçlandıktan sonra en geç 12 ay içinde silinir. Haklarınız (m.11) için büromuza başvurabilirsiniz.

Yanıtlar genel bilgilendirme niteliğindedir; avukat-müvekkil ilişkisi kurmaz ve somut dosyanız için hukuki görüş yerine geçmez. Tüm soru ve cevaplar →

Başa dön tuşu
🌐 English — international victims of online investment fraud