Uzayan Ortaklık Davası ve HMK 46 – Yargıtay HGK 2026/176

Mirasçılar arasında paylaşılamayan bir tarım arazisi için açılan ortaklığın giderilmesi davası altı yılı aşkın sürer. Bu sürede yeni mirasçılar ortaya çıkar, paylar küçülür, taraflar arasındaki anlaşmazlık derinleşir ve sonunda dava, paylaşım yapılmadan reddedilir. Davayı açan paydaş, uğradığı zararın sorumlusunun yargılamayı yürüten hâkim olduğunu düşünerek Devlete karşı maddi ve manevi tazminat davası açar. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, bu davanın hangi ölçütle değerlendirileceğini HMK’nın 46. maddesindeki sınırlı sorumluluk sebepleri üzerinden açıklamıştır.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 11.03.2026 tarihli ve E.2026/152, K.2026/176 sayılı kararıyla, hâkimlerin yargılama faaliyetinden doğan tazminat davasını reddeden ve davacıyı disiplin para cezasına mahkûm eden Yargıtay 7. Hukuk Dairesinin ilk derece mahkemesi sıfatıyla verdiği kararı oy birliğiyle ve kesin olarak onamıştır.
🌾 Altı yıllık ortaklık davası ve ret kararı
Uyuşmazlığın kökeninde bir miras ortaklığı bulunmaktadır. Davacının anlatımına göre mirasçılar arasındaki anlaşmazlık nedeniyle terekenin tarım arazisi niteliğindeki bölümleri için, 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu’na dayanılarak Balıkesir Gönen Sulh Hukuk Mahkemesinde ortaklığın giderilmesi davası açılmıştır.
Davacı, bu davanın bir “ehil mirasçı tespiti” davası olmadığını, tarım arazisinde ortaklığın giderilmesi davası olduğunu vurgulamıştır. Ona göre yargılama gereksiz yere uzatılmış; dava sürerken yeni mirasçılar oluşmuş, taşınmaz daha küçük parçalara bölünmüş ve mirasçılar arasındaki anlaşmazlık derinleşmiştir. Altı yıldan fazla süren yargılamanın sonunda paylaşım yapılmadan davanın reddine karar verilmiş, taşınmazların kullanılması engellenmiştir.
📄 Devlete karşı açılan tazminat davası
Davacı, sulh hukuk mahkemesinde verilen kararların HMK’nın 46. maddesinin birinci fıkrasının (a), (c), (d) ve (e) bentlerine aykırı olduğunu ileri sürmüştür. Bu bentler sırasıyla taraf tutma veya kin, açık ve kesin kanun hükmüne aykırılık, tutanak ve kararların tahrifi ile hakkın yerine getirilmesinden kaçınma hâllerini düzenler.
Davacı bu gerekçelerle 348.631,00 TL maddi ve 101.370,00 TL manevi tazminatın davalı Hazineden tahsilini talep etmiştir. HMK sisteminde hâkimin yargılama faaliyetinden doğan zarar için dava hâkime karşı değil, Devlet aleyhine açılır. HMK’nın 47. maddesine göre ilk derece ve bölge adliye mahkemesi hâkimlerinin fiil ve kararlarından doğan davalar Yargıtay’ın ilgili hukuk dairesinde ilk derece mahkemesi sıfatıyla görülür; bu kararların temyiz incelemesini ise Hukuk Genel Kurulu yapar. Bu dosyada da dava, Yargıtay 7. Hukuk Dairesinde görülmüş, temyiz incelemesi Hukuk Genel Kurulunda yapılmıştır.
🛡️ Hazinenin savunması
Davalı Hazine vekili davanın reddini istemiş ve savunmasını şu noktalara dayandırmıştır:
- Dava zamanaşımı süresi dolduktan sonra açılmıştır.
- HMK’nın 46. maddesindeki koşullar oluşmamıştır.
- Dava konusu kararlarda kişilik haklarına saldırı niteliğinde bir eylem yoktur.
- İstenen manevi tazminat hukuki dayanaktan yoksun ve sebepsiz zenginleşmeye yol açacak ölçüde fahiştir.
- Hâkimin özel bir amaçla davrandığına ilişkin delil bulunmamaktadır.
Zamanaşımı itirazı, kararın gerekçesinde ayrıca tartışılmamıştır; ret, esasa ilişkin gerekçeye dayanmaktadır.
🧑⚖️ 7. Hukuk Dairesi: ret ve disiplin para cezası
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, 25.11.2025 tarihli ve 2025/1 E., 2025/7 K. sayılı kararıyla davayı reddetmiştir. Gerekçenin omurgası şu tespitlerdir:
- Hâkimlerin hukuki sorumluluğu HMK’nın 46-49. maddelerinde düzenlenmiştir. Kanundaki sorumluluk nedenleri örnek niteliğinde değil, sınırlı ve sayılıdır.
- Tazminat istemi, kanun yolları düzenlenmiş yargısal işlem ve kararlara ilişkindir.
- Hatalı olduğu ileri sürülen yargısal işlemlerde özel amaçla davranıldığına dair dosyada delil yoktur.
- Bu nedenle HMK’nın 46. maddesinde gösterilen durumlardan hiçbiri gerçekleşmemiştir.
Daire, davanın esastan reddedilmesi nedeniyle HMK’nın 49. maddesini de uygulamıştır. Bu maddeye göre dava esastan reddedilirse davacı beş yüz Türk lirasından beş bin Türk lirasına kadar disiplin para cezasına mahkûm edilir. Daire, davacıyı takdiren 500,00 TL disiplin para cezasına mahkûm etmiştir. Ayrıca maddi tazminat yönünden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 13. maddesi, manevi tazminat yönünden 10/1-4. maddesi gereğince ayrı ayrı 65.000,00 TL maktu vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine ve yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına hükmetmiştir.
🏛️ Hukuk Genel Kurulu: sınırlı sayım ve onama
Kararı davacı temyiz etmiştir. Hukuk Genel Kurulu, davanın HMK’nın 46. maddesine dayalı bir tazminat istemi olduğunu belirledikten sonra maddenin metnini aynen aktarmış ve sorumluluk nedenlerinin sınırlı olarak sayıldığını vurgulamıştır.
Kurul, somut olayda bu sınırlı sebeplerden hiçbirinin bulunmadığını ve hâkimlerin yargılama faaliyetinden dolayı tazminat şartlarının oluşmadığını kabul etmiştir. Dosyadaki tutanak ve kanıtlara, Daire kararındaki gerektirici nedenlere ve delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, Yargıtay 7. Hukuk Dairesinin ilk derece mahkemesi sıfatıyla verdiği karar usul ve yasaya uygun bulunmuştur.
Sonuçta davacının temyiz itirazları reddedilmiş ve karar ONANMIŞTIR. Harç peşin alındığından ayrıca harç alınmasına yer olmadığına hükmedilmiş; karar 11.03.2026 tarihinde oy birliğiyle ve kesin olarak verilmiştir.
📘 HMK 46’daki altı sebep
Kararın merkezinde, HMK’nın 46. maddesinin birinci fıkrası yer alır. Bu fıkraya göre hâkimlerin yargılama faaliyetinden dolayı Devlet aleyhine tazminat davası ancak şu sebeplere dayanılarak açılabilir:
- (a) Kayırma veya taraf tutma yahut taraflardan birine olan kin veya düşmanlık sebebiyle hukuka aykırı bir hüküm veya karar verilmesi,
- (b) Sağlanan veya vaat edilen bir menfaat sebebiyle kanuna aykırı hüküm veya karar verilmesi,
- (c) Farklı bir anlam yüklenemeyecek kadar açık ve kesin bir kanun hükmüne aykırı karar veya hüküm verilmesi,
- (ç) Duruşma tutanağında mevcut olmayan bir sebebe dayanılarak hüküm verilmesi,
- (d) Duruşma tutanakları ile hüküm veya kararların değiştirilmesi, tahrif edilmesi ya da söylenmeyen bir sözün söylenmiş gibi gösterilerek buna dayanılması,
- (e) Hakkın yerine getirilmesinden kaçınılması.
Davacının dayandığı dört bentten (a), kin veya taraf tutma gibi kişisel bir saiki; (c), farklı yorumlanamayacak kadar açık bir kanun hükmüne aykırılığı; (d), tutanak ya da kararın tahrifini; (e) ise hakkın yerine getirilmesinden kaçınmayı arar. Yargılamanın uzun sürmesi, yeni mirasçıların davaya katılması ve sonunda davanın reddedilmesi, kendiliğinden bu kalıplardan birine girmez. Daire de bu nedenle “özel amaç” unsurunun ispatlanmadığını vurgulamıştır.
🔍 Hatalı karar ile sorumluluk sebebi arasındaki çizgi
Kararın taşıdığı mesaj, Daire gerekçesindeki bir cümlede toplanır: Tazminat istemi, kanun yolları düzenlenmiş yargısal işlem ve kararlara ilişkindir. Bir kararın hatalı olduğu iddiası, kural olarak istinaf ve temyiz yollarıyla denetlenir. HMK’nın 46. maddesi ise bu denetimin yerine geçen ikinci bir kanun yolu değildir; yalnızca kanunda sayılan ağır hâllerde Devletin sorumluluğunu doğurur.
Bu dosyadan çıkan başlıca ayrımlar şunlardır:
- Uzun yargılama tek başına yeterli değildir: Altı yılı aşan süre ve paylaşım yapılmadan verilen ret kararı, sınırlı sebeplerden birine bağlanmadıkça tazminat doğurmamıştır.
- Özel amaç ispat edilmelidir: Daire, hatalı olduğu ileri sürülen işlemlerde özel amaçla davranıldığına dair delil bulunmadığını açıkça belirtmiştir.
- Ret hâlinde yaptırım vardır: Dava esastan reddedildiğinde HMK m.49 uyarınca disiplin para cezası uygulanır; bu dosyada alt sınır olan 500,00 TL’ye hükmedilmiştir.
- Vekâlet ücreti ayrı hesaplanır: Maddi ve manevi tazminat talepleri için ayrı ayrı maktu vekâlet ücreti davacı aleyhine yüklenmiştir.
Paydaşlardan birinin ölümü ile yürüyen ortaklığın giderilmesi davasında hak arama özgürlüğünün farklı bir görünümü için ölü paydaşla ortaklığın giderilmesi kararına; hâkime yönelik ifadeler nedeniyle açılan bir tazminat davası için hâkimin reddi dilekçesi ve tazminat kararına bakılabilir. Bu dosyanın ayırt edici yönü, şikâyetin bizzat hâkimin yargılama faaliyetine yönelmesi ve Hukuk Genel Kurulunun sınırlı sayım ilkesini kesin hükümle teyit etmesidir.
💬 Sık sorulan sorular
Hâkimin verdiği karar yüzünden zarara uğrayan kişi kime dava açar?
Ortaklığın giderilmesi davasının uzun sürmesi tazminat sebebi midir?
Bu tür davalar hangi mahkemede görülür?
Dava reddedilirse davacı ne gibi bir sonuçla karşılaşır?
Detaylı bilgi ve hukuki destek için Savun Hukuk & Danışmanlık ile iletişime geçebilirsiniz. İletişim bilgileri iletişim sayfasında yer almaktadır; taşınmaz ve usul hukukuna ilişkin diğer değerlendirmeler Emsal Kararlar sayfasından izlenebilir.
Bu yazı genel bilgilendirme amacı taşır; içerik, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun Yargıtay Karar Arama sisteminde yayımlanan onama kararından derlenmiştir. Karar, hâkimlerin yargılama faaliyetinden doğan tazminat davasının HMK’nın 46. maddesindeki sınırlı sebepler yönünden değerlendirilmesine ilişkindir; ortaklığın giderilmesi davasının esası hakkında görüş içermez. Benzer görünen bir uyuşmazlıkta sonuç; ileri sürülen sorumluluk sebebine, dosyadaki tutanak ve delillere ve kanun yollarının kullanılıp kullanılmadığına göre farklılaşabilir. Yazı esas alınarak yapılan başvuru, dava ve savunmalardan Savun Hukuk sorumlu tutulamaz.




