İhale Şikâyeti Nöbetçi Mahkemede – Yargıtay 12. HD 2026/4989

İcra yoluyla yapılan bir taşınmaz satışında ihalenin feshini istemek için tanınan süre yalnız yedi gündür. Bu kadar kısa bir sürede şikâyet dilekçesinin hangi mahkemeye verildiği ve hangi gün “kaydedilmiş” sayılacağı, davanın esasından önce sonucu belirleyebilir. Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin incelediği dosyada dilekçe, satışı yapan icra dairesinin bağlı olduğu ilçe mahkemesine değil, il merkezindeki nöbetçi icra hukuk mahkemesine verilmiştir. Daire önce şikâyetin süre geçtikten sonra yapıldığını kabul edip kararı bozmuş, bölge adliye mahkemesi direnmiş, Daire de sonunda kendi bozma kararının maddi hataya dayandığını kabul etmiştir.
Yargıtay 12. Hukuk Dairesi, 01.07.2026 tarihli ve E.2026/4015, K.2026/4989 sayılı kararıyla, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesinin direnme kararını HMK m.373/5 uyarınca oy birliğiyle onamış; ilk derece kararını istinaf etmeyen ihale alıcısı mirasçılarının temyiz dilekçelerini ise temyiz hakları bulunmadığı gerekçesiyle reddetmiştir.
🏠 Haziran 2016: ihale ve dilekçe
Uyuşmazlığın kaynağı, borçluya ait birden fazla taşınmazın icra yoluyla satışıdır. Takip alacağı sonradan bir varlık yönetim şirketine temlik edilmiştir. Taşınmazların ihaleleri 06.06.2016 tarihinde yapılmıştır.
Borçlu, ihalelerin feshi istemini içeren şikâyet dilekçesini fiziki olarak hazırlamış ve dilekçeyi, Seferihisar İcra Hukuk Mahkemesine gönderilmek üzere 10.06.2016 tarihinde İzmir Nöbetçi İcra Hukuk Mahkemesine vermiştir. Dilekçe aynı gün nöbetçi mahkemede kaydedilmiştir. İhale tarihinden itibaren hesaplanan yedi günlük süre bakımından bu tarih belirleyicidir; dilekçenin görevli ve yetkili mahkemeye ulaşma tarihi esas alınırsa sonuç değişebilecektir.
İİK m.134/2’nin şikâyet tarihindeki hâline göre ihalenin feshini, Borçlar Kanunu’nun 226. maddesinde yazılı sebepler de dahil olmak üzere yalnız satış isteyen alacaklı, borçlu, tapu sicilindeki ilgililer ve pey sürerek ihaleye katılanlar, yurt içinde bir adres göstermek koşuluyla, icra mahkemesinden şikâyet yoluyla ve ihale tarihinden itibaren yedi gün içinde isteyebilir.
🔄 Dört aşamalı yargılama
Dosya, Yargıtay’ın son kararına gelene kadar dört ayrı aşamadan geçmiştir:
- İcra hukuk mahkemesi: Şikâyeti kısmen kabul etmiş; bir parseldeki taşınmaz yönünden ihalenin feshine, diğer taşınmazlar yönünden şikâyetin reddine ve borçlu aleyhine %10 oranında para cezasına hükmetmiştir.
- Bölge adliye mahkemesi (ilk karar): Kararı yalnız borçlu istinaf etmiştir. İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi istinaf başvurusunu kısmen kabul etmiş, kararı kaldırarak yeniden hüküm kurmuş; aynı parsel yönünden ihalenin feshine, diğerleri yönünden şikâyetin reddine ve %5 para cezasına karar vermiştir (2024/1927 E., 2024/2569 K.).
- Yargıtay (bozma): Borçlunun temyizi üzerine Daire, şikâyetin İİK m.134/2’deki yedi günlük süreden sonra yapıldığı, bu nedenle süre aşımından reddedilmesi ve buna bağlı olarak para cezasına da hükmedilmemesi gerektiği gerekçesiyle kararı bozmuştur.
- Bölge adliye mahkemesi (direnme): Mahkeme, şikâyetin süresinde yapıldığına işaret ederek önceki kararında direnmiştir.
Direnme kararını hem borçlu hem de ihale alıcısının mirasçıları temyiz etmiştir. HMK m.373/5’e göre ilk derece veya bölge adliye mahkemesi kararında direnirse, bu kararın temyizinde inceleme kararına direnilen dairece yapılır; direnme kararı öncelikle incelenir, daire direnmeyi yerinde görürse kararını düzeltir, görmezse dosyayı Hukuk Genel Kuruluna gönderir.
🚪 İstinaf etmeyen taraf direnmeyi temyiz edemez
Daire önce ihale alıcısının mirasçılarının temyiz hakkını incelemiştir. Mirasçılar:
- ilk derece mahkemesinin kararına karşı istinaf yoluna başvurmamış,
- bölge adliye mahkemesinin direnmeden önceki kararını temyiz etmemiş,
- direnme kararında da aleyhlerine yeni bir hüküm kurulmamıştır.
Bu nedenle Daire, mirasçıların direnme kararını temyiz hakkı bulunmadığı sonucuna varmıştır. Gerekçeye göre aksi kabul, istinaf başvurusunda bulunmayan tarafa ilk derece kararını istinafı atlayarak temyiz etme imkânı verecek; HMK ile kurulan üç kademeli yargılama sistemini iki kademeye indirecek ve istinafı devre dışı bırakacaktır. Mirasçıların temyiz dilekçeleri bu gerekçeyle reddedilmiştir.
🗓️ Şikâyet hangi gün yapılmış sayılır?
Borçlunun temyizine ilişkin değerlendirmede Daire, davanın açılma anını düzenleyen hükümlere başvurmuştur:
- HMK m.118/1: Dava, dava dilekçesinin kaydedildiği tarihte açılmış sayılır.
- HMK m.118/2: Dava dilekçesinin kaydına ilişkin usul ve esaslar yönetmelikte belirlenir.
- HMK Yönetmeliği m.36/5 (03.04.2012 tarihli ve 28253 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan, şikâyet tarihinde yürürlükteki metin): Dava, dava dilekçesinin tevzi edilerek kaydedildiği tarihte açılmış sayılır.
Bu hükümler somut olaya uygulandığında, borçlunun şikâyet dilekçesinin Seferihisar İcra Hukuk Mahkemesine gönderilmek üzere İzmir Nöbetçi İcra Hukuk Mahkemesine 10.06.2016 tarihinde verilerek kaydedildiği görülmüştür. Daireye göre yönetmelik hükmü uyarınca şikâyet bu tarihte yapılmış sayılır. 06.06.2016 tarihli ihaleden itibaren hesaplanan yedi günlük yasal süre içinde kalındığından şikâyet süresindedir.
↩️ Daire kendi bozmasından döndü
Şikâyetin süresinde olduğu kabul edilince Daire, borçlunun diğer parsellerdeki taşınmazlara yönelik fesih iddialarını da incelemiş ve bu iddiaları yerinde bulmamıştır. Böylece bölge adliye mahkemesinin borçlunun istinaf başvurusunu kısmen kabul eden ilk kararının aslında onanması gerektiği, Dairenin önceki bozma kararının ise maddi hataya dayandığı sonucuna varılmıştır.
Sonuçta Daire, temyiz olunan direnme kararının usul ve kanuna uygun olduğunu belirterek kararı İİK m.364/2’nin göndermesiyle uygulanan HMK m.373/5 uyarınca onamıştır. 732,00 TL temyiz harcından, evvelce alınan harç varsa mahsubu ile eksik harcın temyiz edenden tahsiline karar verilmiştir. Karar 01.07.2026 tarihinde oy birliğiyle verilmiştir.
📌 Kararın üç dersi
Kısa bir metin olmasına rağmen karar, icra hukukundaki şikâyet yargılamasına ilişkin üç ayrı noktayı birlikte göstermektedir:
- Kayıt tarihi belirleyicidir: İhalenin feshi şikâyeti bakımından Daire, dilekçenin görevli mahkemeye ulaştığı günü değil, nöbetçi icra hukuk mahkemesinde tevzi edilerek kaydedildiği günü esas almıştır. Yedi günlük sürenin hesabında bu ayrım sonucu doğrudan etkilemektedir.
- Direnmede ilk inceleme Dairededir: HMK m.373/5 düzenine göre direnme kararı önce bozmayı yapan daire tarafından incelenmiş; Daire direnmeyi yerinde bulduğu için dosya Hukuk Genel Kuruluna gönderilmemiştir.
- Kanun yolu basamakları atlanamaz: İlk derece kararını istinaf etmeyen ve önceki bölge adliye kararını temyiz etmeyen taraf, aleyhine yeni bir hüküm kurulmamışsa direnme kararını da temyiz edememektedir.
Para cezası yönünden de dosya dikkat çekicidir. İlk derece mahkemesinin %10 olarak belirlediği para cezası, yalnız borçlunun istinafı üzerine bölge adliye mahkemesince %5 olarak hükme bağlanmış; Dairenin bozma kararı ise şikâyet süre aşımından reddedileceği için para cezasına hiç hükmedilmemesi gerektiği düşüncesine dayanmıştı. Direnmenin onanmasıyla bölge adliye mahkemesinin kurduğu hüküm yerinde görülmüştür.
İhalenin feshi yargılamasının diğer yönleri için ihalenin feshinde nispi harç ve ihalenin feshinde %10 para cezası kararlarına, kesinlik sınırı bakımından süreden retteki temyiz kararına bakılabilir. Bu dosyanın ayırt edici yönü, sürenin hesabında nöbetçi mahkemedeki kayıt tarihinin esas alınması ve Dairenin kendi bozmasını maddi hata olarak nitelendirmesidir.
💡 Merak edilenler
İhalenin feshi için süre ne kadardır?
Nöbetçi mahkemeye verilen dilekçe süreyi korur mu?
İhale alıcısının mirasçıları neden esastan dinlenmedi?
Yargıtay kendi bozma kararından dönebilir mi?
Detaylı bilgi ve hukuki destek için Savun Hukuk & Danışmanlık ile iletişime geçebilirsiniz. İletişim bilgileri iletişim sayfasında yer almaktadır; icra ve ihale uyuşmazlıklarına ilişkin diğer kararlar Emsal Kararlar sayfasından izlenebilir.
Bu yazı genel bilgilendirme amacı taşır; içerik, Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin Yargıtay Karar Arama sisteminde yayımlanan kararından derlenmiştir. Karar, 2016 yılında yapılan bir ihaleye ve şikâyet tarihinde yürürlükte bulunan İİK ile HMK Yönetmeliği hükümlerine dayanır; mevzuatın sonraki hâli ve elektronik dilekçe uygulamaları farklı sonuçlar doğurabilir. Benzer görünen bir uyuşmazlıkta sonuç; ihale ve kayıt tarihlerine, şikâyet edenin sıfatına, kanun yolu başvurularının seyrine ve fesih sebeplerine göre farklılaşabilir. Yazı esas alınarak yapılan başvuru, dava ve savunmalardan Savun Hukuk sorumlu tutulamaz.




