Bilirkişi Raporu Tebliğ Edilmezse – AYM 2022/53511

Sulh ceza hâkimliğine yapılan idari para cezası itirazları, çoğu zaman duruşmasız ve dosya üzerinden, birkaç hafta içinde sonuçlanır. Hâkimlik teknik bir konuyu çözmek için dosyayı bilirkişiye gönderdiğinde ise sonucu fiilen belirleyen belge çoğu kez o rapor olur. Peki rapor itiraz edene hiç gösterilmeden, bir gün sonra itiraz reddedilirse ne olur? Anayasa Mahkemesi İkinci Bölümü, 15.10.2025 tarihli ve 2022/53511 başvuru numaralı kararında bu soruyu yanıtladı: Hükme esas alınan bilirkişi raporunu görme ve rapora itiraz etme imkânı tanınmayan, üstelik bu eksikliği itiraz aşamasında açıkça dile getirdiği hâlde yanıt alamayan başvurucunun silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkeleri bakımından adil yargılanma hakkı ihlal edilmiştir.
Karar, 19.01.2026 tarihli ve 33142 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanmıştır. Başvurucu, ihracat yapan bir şirkettir; uyuşmazlığın kaynağı ise ihracat bedelinin süresinde yurda getirilmediği gerekçesiyle kesilen 19.903 TL’lik idari para cezasıdır.
🚢 İhracat bedeli ve açık hesap ihbarı
Olay, dış ticarette sık karşılaşılan bir kambiyo yükümlülüğüyle başlıyor. Başvurucu şirketin ihracattan doğan alacaklarının aktarıldığı özel bankalar, hesaplarda yaptıkları kontrolde bir kısım ihracat hesabının “açık” kaldığını, yani ihracat bedelinin tamamının yurda getirilmediğini ve yasal tahsil süresinin dolduğunu tespit etmiştir. Bankalar bu durumu açık ihracat hesabı ihbar formu ile şirketin bağlı olduğu vergi dairesine bildirmiştir.
Vergi dairesi, şirkete doksan gün süreli ihtarname gönderildiğini ancak hesapların kapatılmadığını ve döviz alım belgesine bağlanmadığını belirterek Cumhuriyet başsavcılığına ihbarda bulunmuştur. Başsavcılık da ihracat bedellerinin mevzuatta öngörülen süre içinde yurda getirilmediği gerekçesiyle, 1567 sayılı Türk Parasının Kıymetini Koruma Hakkında Kanun’un 3. maddesinin (3) numaralı fıkrası uyarınca şirkete 19.903 TL idari para cezası uygulamıştır.
Şirketin savunması baştan itibaren nettir: Uyuşmazlık konusu bedeller yurda getirilmiştir ve bunu gösteren döviz alım belgesi ile ihracat bedeli kabul belgesi itiraz dilekçesine eklenmiştir. Dolayısıyla uyuşmazlık, esasen belgelerin nasıl okunacağına ilişkin teknik bir sorundur.
⏱️ Rapor dosyaya girdi, ertesi gün ret
İdari para cezasına karşı başvuru yolu, 5326 sayılı Kabahatler Kanunu’nun 27. maddesinde düzenlenmiştir; karar, tebliğ veya tefhimden itibaren en geç on beş gün içinde sulh ceza hâkimliğine götürülebilir. Somut olayda başvuruyu inceleyen İstanbul Anadolu 7. Sulh Ceza Hâkimliği, dosyanın bilirkişiye tevdiine karar vermiştir.
Bilirkişi raporunu 15.02.2022 tarihinde sunmuştur. Raporda özetle şu tespitler yer almıştır:
- Bedel getirme süresinin son günü 13.04.2020’dir.
- Şirket 58.190 ABD dolarını yurda getirmekle birlikte ilgili evrakı süresi içinde vergi dairesine ibraz etmemiştir.
- İhracatın yapıldığı Rusya Federasyonu, bedelin yurda getirilmesi bakımından gümrük beyannamesinde istisna tanınan ülkelerden biri değildir.
Hâkimlik bir gün sonra, 16.02.2022 tarihinde itirazı reddetmiştir. Ret kararı, bilirkişi raporuna atıf yaparak kabahat konusu eylemin doğru belirlendiğini, eylemin sabit olduğunu ve ceza miktarının usule uygun olduğunu belirtmiştir. Anayasa Mahkemesinin tespitine göre dosyada raporun şirkete tebliğ edildiğine ilişkin hiçbir bilgi veya belge bulunmamaktadır.
Şirket yedi günlük süre içinde kararı itiraz yoluyla İstanbul Anadolu 8. Sulh Ceza Hâkimliğine taşımış ve dilekçesinde, kararın dayandığı bilirkişi raporunun UYAP dosyasında görünmediğini açıkça ileri sürmüştür. İtiraz mercii ise ilk kararın gerekçesinin yerinde olduğunu belirten kalıp bir gerekçeyle itirazı reddetmiş; rapora ilişkin iddiaya hiç değinmemiştir. Şirket nihai kararı 11.04.2022’de öğrenmiş ve 06.05.2022’de bireysel başvuruda bulunmuştur.
🏛️ Anayasa Mahkemesinin değerlendirmesi
Başvuru, Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkının iki unsuru olan silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkeleri yönünden incelenmiştir. Adalet Bakanlığı görüşünde yalnızca kabul edilebilirlik kriterlerinin ve Mahkemenin önceki kararlarının dikkate alınması gerektiği belirtilmiş, esasa ilişkin özel bir itiraz ileri sürülmemiştir.
Mahkeme önce yerleşik içtihadını hatırlatmıştır: Taraflara delillerini sunma ve inceletme konusunda uygun imkân tanınmalıdır; tarafların dinlenmemesi ve delillere karşı çıkma imkânı verilmemesi yargılamayı hakkaniyete aykırı hâle getirebilir. Ardından somut olaya ilişkin üç tespit yapmıştır:
- Rapor belirleyicidir: Hâkimliğin gerekçeli kararına göre uyuşmazlığın çözümünde bilirkişi raporunun değerlendirmeye alındığı konusunda tereddüt yoktur.
- Rapor tebliğ edilmemiştir: Dosya içeriğinde raporun başvurucuya tebliğ edildiğine dair hiçbir bilgi veya belge bulunmamaktadır.
- Eksiklik itirazda da giderilmemiştir: Başvurucu itiraz dilekçesinde raporun UYAP dosyasında olmadığını belirtmiş, itiraz mercii bu savunma hakkında herhangi bir değerlendirme yapmamıştır.
Bu tespitlerden hareketle Mahkeme, yargılama süreci bir bütün olarak değerlendirildiğinde hükme esas alınan raporu inceleme, yorumlama ve itiraz etme imkânına sahip olmayan başvurucunun itiraz aşamasında rapora ilişkin dile getirdiği iddia ve taleplerin karşılanmadığı sonucuna ulaşmış ve ihlal kararını oybirliğiyle vermiştir.
🔍 Çelişmeli yargılama neyi korur?
Kararın 17. paragrafı, ilkenin amacını özlü biçimde tarif eder: Çelişmeli yargılama, dosyaya bir görüşün ya da talebin girmesini sağlamakla sınırlı değildir; o görüşün mahkemece dikkate alınarak bir sonuca ulaşılmasını da amaçlar. İlke, aleyhe delillerin çelişmeli bir usulle sunulmasını ve yalnız tanıkların değil diğer delillerin de tartışılmasını gerektirir. Bu sayede taraf, delilin davayla ilgisini ve ağırlığını değerlendirerek güvenirliğine ilişkin itirazlarını dile getirebilir.
Somut olayda bu mekanizmanın neden önemli olduğu raporun içeriğinden açıkça görülüyor. Bilirkişi, bedelin (58.190 ABD doları) yurda getirildiğini kabul etmiş, ancak evrakın vergi dairesine süresinde ibraz edilmediğini tespit etmiştir. Yani uyuşmazlığın düğüm noktası, bedelin hiç getirilmemesinden çok belgelendirmenin zamanlamasına kaymıştır. Bu tür bir tespit, itiraz edenin belgeleri, tarihleri ve ülke istisnasına ilişkin değerlendirmeyi tartışabileceği tipik bir alandır. Rapor tebliğ edilmediğinde bu tartışma hiç yapılamamıştır.
Anayasa Mahkemesinin kararı, idari para cezası itirazlarının basit ve seri bir usulde görülmesinin bu güvenceyi ortadan kaldırmadığını gösteriyor. Sulh ceza hâkimliğindeki başvuru yolunun sade yapısı, hükme esas alınan teknik bir belgenin taraftan saklı kalmasını meşru kılmamaktadır.
🧾 İtiraz merciinin sessizliği
Kararı sıradan bir “tebliğ eksikliği” kararından ayıran nokta, ihlalin yalnızca ilk hâkimliğin işlemine dayandırılmamasıdır. Mahkeme, sürecin bütün olarak değerlendirilmesi gerektiğini vurgulamış ve itiraz aşamasına özel önem vermiştir. Başvurucu, üst mercie raporun dosyada görünmediğini açıkça yazmıştır; bu, eksikliğin giderilmesi için sistemin sunduğu ikinci bir fırsattır.
İtiraz merciinin ret kararı ise “itiraz konusu kararda açıklanan gerekçelere, kararın veriliş şekline göre, hukuka, dosyadaki bilgi ve belgelere aykırı bir yön bulunmadığı” şeklindeki genel bir ifadeden ibarettir. Anayasa Mahkemesi, bu gerekçede rapora ilişkin savunmanın hiç ele alınmadığını tespit etmiştir. Böylece ilk aşamadaki eksiklik, üst aşamada telafi edilmemiş ve kalıcı hâle gelmiştir.
Sulh ceza hâkimliği kararlarına karşı itiraz incelemelerinde kısa gerekçelerin eleştirildiği bir başka örnek için serideki trafik cezasına itirazda gerekçesiz ret kararı incelenebilir. Delillerin değerlendirilmemesinin silahların eşitliği yönünden ele alındığı bir diğer AYM kararı ise yemin delili kararında anlatılmıştır.
🔁 Yeniden yargılama ne anlama gelir?
Başvurucu yalnızca ihlalin tespitini talep etmiştir. Mahkeme, ihlalin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunduğunu belirterek kararın bir örneğinin İstanbul Anadolu 7. Sulh Ceza Hâkimliğine (2021/6922 D.İş) gönderilmesine karar vermiştir. Dayanak, Anayasa’nın 148. ve 153. maddeleri ile 6216 sayılı Kanun’un 50. ve 66. maddeleridir.
Kararın 24. paragrafı ise sık gözden kaçan bir uyarı içerir: İhlal kararı, Anayasa Mahkemesinin davanın sonucuna ilişkin bir tutum sergilediği anlamına gelmez. Yeniden yargılamada delilleri değerlendirme ve sonuç çıkarma yetkisi yine ilgili mahkemeye aittir. Başka bir deyişle ihlal kararı, idari para cezasının kendiliğinden kaldırılacağı anlamını taşımaz; eksik kalan çelişmeli tartışmanın yapılmasını ve bunun sonucunda yeni bir karar verilmesini gerektirir.
Kararın hüküm fıkrası şu unsurlardan oluşmaktadır:
- İddianın kabul edilebilir olduğuna,
- Anayasa m.36 kapsamındaki silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkelerinin ihlal edildiğine,
- Yeniden yargılama için kararın ilgili hâkimliğe gönderilmesine,
- 664,10 TL harç ve 30.000 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 30.664,10 TL yargılama giderinin başvurucuya ödenmesine,
- Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına gönderilmesine.
Karar, bireysel başvurunun şirketler için de etkili bir denetim yolu olduğunu ve görece küçük tutarlı idari yaptırımlarda da usul güvencelerinin aynı ciddiyetle arandığını göstermesi bakımından dikkat çekicidir.
Detaylı bilgi ve hukuki destek için Savun Hukuk & Danışmanlık ile iletişime geçebilirsiniz. İletişim bilgileri iletişim sayfasında, serideki diğer kararlar ise Emsal Kararlar bölümünde yer almaktadır.
❓ Sıkça Sorulan Sorular
Bu kararda idari para cezası iptal edildi mi?
Hayır. Anayasa Mahkemesi yalnızca adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini tespit etmiş ve yeniden yargılama için dosyayı sulh ceza hâkimliğine göndermiştir. Kararda, ihlal kararının davanın kabulü veya reddi gerektiği anlamına gelmediği ve delilleri değerlendirme yetkisinin yeniden yargılamayı yapacak mahkemeye ait olduğu açıkça belirtilmiştir.
İhlal yalnızca raporun tebliğ edilmemesine mi dayanıyor?
Karar süreci bir bütün olarak değerlendirmiştir. Raporun tebliğ edilmemesinin yanında, başvurucunun itiraz dilekçesinde bu eksikliği açıkça ileri sürmesine rağmen itiraz merciinin konuya hiç değinmemesi de gerekçede belirleyici unsur olarak yer almıştır.
Cezanın yasal dayanağı neydi?
İdari para cezası, ihracat bedellerinin mevzuatta belirlenen süre içinde yurda getirilmediği gerekçesiyle 1567 sayılı Türk Parasının Kıymetini Koruma Hakkında Kanun’un 3. maddesinin (3) numaralı fıkrası uyarınca Cumhuriyet başsavcılığınca verilmiş ve tutarı 19.903 TL olarak belirlenmiştir.
Bireysel başvuru hangi süre içinde yapılmıştı?
Kararda, başvurucunun nihai kararı 11.04.2022 tarihinde öğrendiği ve 06.05.2022 tarihinde bireysel başvuruda bulunduğu belirtilmiştir. Mahkeme başvuruyu kabul edilebilir bulmuş ve esasını incelemiştir.
Bu yazıda yer alan bilgiler genel bilgilendirme amacı taşır; karar özeti Anayasa Mahkemesinin Resmî Gazete’de yayımlanmış bireysel başvuru kararından aktarılmıştır ve her somut başvuru kendi koşullarıyla değerlendirilir. Yazı kullanılarak yapılan başvuru, dava ve savunmalardan Savun Hukuk sorumlu tutulamaz.



