Okuyucularımızın sorularını Av. Veli Savun yanıtlıyorSorularınızı Av. Veli Savun yanıtlıyorSoru sorun →
Ceza HukukuEmsal Kararlar

Kayıp Gencin Cesedi ve Beraat – Yargıtay CGK 2026/380

Ramazan Bayramının ikinci günü ekmek almak için evden çıkan bir genç, bir daha dönmez. On beş ay sonra bir avcı, ormanlık alandaki sığ bir çukurda kemik parçalarına rastlar; kemiklerin kayıp gence ait olduğu anlaşılır, fakat ölüm nedeni belirlenemez. Şüphe, aynı kıza ilgi duyduğu için maktulle sık sık kavga eden ve iş yeri cesedin bulunduğu yere çok yakın olan mahalleden bir gence yönelir. Dosya yıllar boyunca beraat, bozma, direnme ve yeniden bozma arasında gidip gelir; sonunda verilen müebbet hapis cezası Özel Dairece onanır. Yargıtay Ceza Genel Kurulu ise bu hükmü kaldırır.

Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 17.06.2026 tarihli ve E.2024/526, K.2026/380 sayılı kararıyla, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itirazını kabul etmiş; kasten öldürme suçundan verilen müebbet hapis cezasını onayan 1. Ceza Dairesi kararını kaldırarak, suç sabit olmadığından beraat kararı verilmesi gerektiği gerekçesiyle yerel mahkeme hükmünü bozmuştur. Karar ikinci müzakerede oy çokluğuyla verilmiş, altı üye karşı oy kullanmıştır.

Kısa özet: 24.10.2006’da kaybolan gencin kemikleri 20.01.2008’de bir ormanlık alanda bulunmuş, Adli Tıp raporunda ölümü açıklayacak travmatik bir lezyon saptanamamıştır. Yerel mahkeme önce iki kez beraat vermiş, Ceza Genel Kurulunun 2021’deki eksik araştırma bozmasından sonra 31.03.2023’te TCK m.81/1 uyarınca müebbet hapis cezasına hükmetmiş, 1. Ceza Dairesi bu hükmü oy çokluğuyla onamıştır. Ceza Genel Kurulu; telefon kayıtları, cesedin bulunduğu yer, duyuma dayalı tanık anlatımları ve sanığın babasına atfedilen söz gibi delillerin tek tek ve birlikte değerlendirildiğinde şüpheyi yenmeye yetmediğini belirterek “şüpheden sanık yararlanır” ilkesi uyarınca beraat gerektiğine karar vermiş, infazın durdurulması ve tahliye müzekkeresi yazılmasına hükmetmiştir.

🌙 Bayram sabahı başlayan kayıp

Katılanlar, oğullarının 24.10.2006 günü saat 11.00 sıralarında ekmek almak için evden çıktığını, telefonunu ve cüzdanını yanına almadığını ve bir daha haber alınamadığını bildirerek kolluğa başvurmuştur. Maktulün ağabeyi, bir önceki gece yarısı ev telefonunun çaldığını, arayan kişinin kardeşini istediğini, kardeşinin karşı tarafa “Sen o değilsin” anlamına gelen sözler söyleyip telefonu kapattığını ve kendisini parka çağırdıklarını söylediğini anlatmıştır. İkisi birlikte çıkmış, ancak buluşma yerinde kimseyi görmemişlerdir.

Yapılan araştırmada gece yarısı yapılan bu aramanın, mahallede büfe işleten bir kişiye ait kontörlü telefondan gerçekleştirildiği ve 528 saniye sürdüğü belirlenmiştir. Birkaç gün sonra ise başka bir büfe işletmecisi, kendisini kayıp genç olarak tanıtan ancak sesini benzetemediği birinin “Ailem beni merak etmesin” diyerek akrabalarına zarar vereceğini söyleyip telefonu kapattığını karakola bildirmiştir.

20.01.2008 tarihinde ormanlık alanda avlanan bir kişinin ihbarı üzerine yapılan incelemede, bir doğal gaz istasyonu arazi yoluna 40-50 metre mesafede, derin olmayan bir çukur ile çevresinde giysi parçaları, ayakkabı, kafatası ve kemikler bulunmuştur. Adli Tıp raporuyla kemiklerin kayıp gence ait olduğu tespit edilmiş, ancak ölümü açıklayabilecek travmatik lezyon saptanamamış; giysilerde alet izi ve atış artığı bulunamamış, kan örnekleri genetik analize cevap vermemiştir.

⏳ Yirmi yıla yaklaşan yargılama zinciri

Dosyanın seyri, ceza yargılamasında sübut tartışmasının ne kadar uzun sürebileceğini gösterir niteliktedir:

  • 25.02.2013: İzmir 9. Ağır Ceza Mahkemesi sanığı CMK m.223/2-e uyarınca beraat ettirmiştir.
  • 06.11.2014: Yargıtay 1. Ceza Dairesi, bazı tanıkların taraflara soru sorma imkânı tanınarak dinlenmesi ve büfe telefonunu arayanların araştırılması için hükmü bozmuştur.
  • 04.02.2015: Yerel mahkeme yeniden beraat kararı vererek direnmiştir.
  • 23.12.2021: Ceza Genel Kurulu, eksik araştırma gerekçesiyle direnme hükmünü bozmuştur.
  • 31.03.2023: Yerel mahkeme, TCK m.81/1 uyarınca sanığa müebbet hapis cezası vermiştir.
  • 05.02.2024: 1. Ceza Dairesi hükmü oy çokluğuyla onamış; iki üye, görgü tanığı bulunmadığı ve ölüm nedeninin belirlenemediği gerekçesiyle karşı oy yazmıştır.
  • 01.04.2024: Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı, yeterli delil bulunmadığı görüşüyle itiraz etmiş; Özel Daire 10.10.2024’te itirazı yerinde görmeyerek dosyayı Ceza Genel Kuruluna göndermiştir.

Ceza Genel Kurulunda 03.06.2026 tarihli ilk müzakerede yasal çoğunluk sağlanamamış, karar 17.06.2026’daki ikinci müzakerede verilmiştir. Aynı olayda yargılanan diğer sanık hakkındaki beraat kararı ise temyiz edilmeden kesinleşmiş olduğundan inceleme yalnız sanık yönünden yapılmıştır.

🧩 Mahkûmiyete dayanak yapılan deliller

Müebbet hapis hükmü doğrudan bir delile değil, bir araya getirilen dolaylı delillere dayanıyordu:

  • Husumet: Sanık ile maktulün aynı kıza ilgi duyduğu, bu nedenle aralarında kavgalar yaşandığı tanıklarca anlatılmıştır.
  • Cesedin yeri: Sanığın çalıştığı at çiftliği ile kemiklerin bulunduğu alan arasındaki mesafe kuş uçuşu 760 metredir ve iki nokta aynı baz istasyonundan sinyal almaktadır.
  • HTS kayıtları: Sanığın telefonu kaybolma saatinde maktulün de yaşadığı mahalleden sinyal vermiş, saat 12.16’da hareket ederek 13.21’de çiftliğe dönmüş; sanığın kız arkadaşıyla yoğun mesajlaşması 13.37 ile 16.00 arasında kesilmiştir.
  • Duyuma dayalı sözler: Bir tanık, sanığın maktulü kastederek “Yaşatmayacağım” dediğini mahalledeki gençlerden duyduğunu; bir başkası, sanığın askere gitmeden önce “kafasının rahat” olduğunu söylediğini anlatmıştır.
  • Babaya atfedilen söz: Maktulün babası ile sanığın babası arasındaki tartışmada sanığın babasının “oğlum öldürmüş” anlamına gelen bir söz sarf ettiği ileri sürülmüştür.
  • Gece dolaşma: Çiftliğin sahibi, sanığın 2006 sonlarında geceleri av tüfeği ve köpekle ormanlık alana gidip geldiğini ilk ifadesinde anlatmış; bozmadan sonraki dinlenmesinde ise cesedin bulunduğu yeri kastetmediğini, bölgede herkesin tüfekle dolaştığını belirtmiştir.

Sanık ise suçlamayı tüm aşamalarda kabul etmemiş; bayram nedeniyle ailesinin yanına geldiğini, çiftliğe geri döndüğünü, maktulün kaybolduğunu ailesinden öğrendiğini savunmuştur.

⚖️ Ceza Genel Kurulu delilleri nasıl tarttı?

Çoğunluk, her bir delili ayrı ayrı ele alarak hiçbirinin, tek başına ya da diğerleriyle birlikte, sanığın fiili işlediği konusunda vicdani kanaat oluşturmaya yetmediği sonucuna varmıştır:

Gece yarısı araması: Arama bir büfe telefonundan yapılmış, işletmeci aradan geçen zaman nedeniyle arayanı hatırlamamıştır. Kurul, sanığın maktulü dışarı çağırdığı kabul edilse bile bunun öldürme eyleminin sanık tarafından gerçekleştirildiği sonucunu doğurmayacağını belirtmiştir. İkinci büfeye yapılan tehdit içerikli aramanın ise sanığın kullandığı hatlardan yapılmadığı saptanmıştır.

Cesedin yeri: Kurul, bu durumun şüphe uyandırdığını kabul etmiş; ancak cesedin derin olmayan, yabani hayvanların dağıtabildiği ve kolayca bulunabilecek bir çukura, üstelik sanığın kendi iş yerinin yakınına gömülmesinin hayatın olağan akışıyla bağdaşmadığını vurgulamıştır. Herkesin girebileceği bu alanda olayın, iki genç arasındaki anlaşmazlığı bilen üçüncü bir kişi tarafından gerçekleştirilmiş olma ihtimali de dışlanamamıştır.

Telefon kayıtları: Sanığın bayram nedeniyle mahallede bulunduğunu zaten kabul ettiği, bu nedenle telefonunun aynı bölgeden sinyal vermesinin özel bir anlam taşımadığı; çiftlik ile ceset alanında tek baz istasyonu bulunduğundan sonraki sinyallerin de ayırt edici olmadığı belirtilmiştir. Maktulü sanıkla ya da onun aracına binerken gören bir tanık yoktur.

Tanık anlatımları: “Yaşatmayacağım” sözünü aktaran tanığın görgüsü bulunmamaktadır. Askerlik öncesi söylendiği iddia edilen sözün maktulü kastedip kastetmediği belli değildir. Babaya atfedilen söz ise suçlayıcı bir tartışmanın devamında, “öldürmüşse oğlum öldürmüştür” anlamında söylenmiş olabilecek ve eylem anına dair hiçbir ayrıntı içermeyen bir ifade olarak görülmüştür.

Kurul ayrıca maktulün ne zaman ve ne şekilde öldürüldüğünün açıklığa kavuşmadığını, ölüm nedeninin dahi tespit edilemediğini kaydetmiştir.

📜 Şüpheden sanık yararlanır ilkesinin çerçevesi

Karar, masumiyet karinesinin uzantısı olan in dubio pro reo ilkesini önceki Genel Kurul kararlarına atıfla şöyle özetlemiştir: Mahkûmiyet için suçun hiçbir şüpheye yer bırakmayacak kesinlikte ispatı gerekir; gerçekleşme biçimi şüpheli ya da aydınlatılamamış iddialar sanık aleyhine yorumlanamaz. Delillerin bir kısmını gözetip diğer kısmını göz ardı ederek, yüksek de olsa bir ihtimal üzerinden cezalandırma yapılması, ceza muhakemesinin gerçeğe ulaşma amacıyla bağdaşmaz.

Bu çerçevede Kurul, makul ve gerekçeli şüphenin tamamen giderilmediğini belirterek Başsavcılık itirazını kabul etmiştir. Sonuç olarak:

  • 1. Ceza Dairesinin 05.02.2024 tarihli onama kararı kaldırılmıştır.
  • İzmir 9. Ağır Ceza Mahkemesinin 31.03.2023 tarihli mahkûmiyet hükmü, suçun sabit olmaması nedeniyle beraat yerine mahkûmiyet kurulması isabetsizliğinden bozulmuştur.
  • İnfaza başlanmışsa infazın durdurulmasına, başka suçtan tutuklu veya hükümlü değilse sanığın derhâl serbest bırakılması için müzekkere yazılmasına oy birliğiyle karar verilmiştir.

Altı üye ise suçun sübuta erdiği ve itirazın reddi gerektiği görüşüyle karşı oy kullanmıştır.

📎 Kararın tam metni: Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 17.06.2026 tarihli, E.2024/526, K.2026/380 sayılı kararı PDF olarak buradan okunabilir.

🔎 Benzer dosyalarla karşılaştırma

Ceza Genel Kurulu aynı dönemde dolaylı delillere dayanan başka bir öldürme dosyasında farklı sonuca ulaşmıştır. kan gütme saikiyle öldürme ve dolaylı delil kararında kamera görüntüleri, kaçış güzergâhı ve telefon sinyalleri birbirini tamamlayan bir zincir oluşturduğu için mahkûmiyet korunmuştur. Bu dosyada ise ölüm nedeni dahi belirlenemediği, zincirin her halkası başka bir ihtimale açık kaldığı ve tanıkların önemli kısmı duyuma dayandığı için sonuç beraat yönünde olmuştur.

Şüpheden sanık yararlanır ilkesinin farklı bir uygulaması için vurulmayan katılanlar yönünden öldürmeye teşebbüs kararına bakılabilir.

❓ Sık sorulan sorular

Ceset bulunduğu hâlde neden beraat gerektiği sonucuna varıldı?

Cesedin bulunması, ölümün gerçekleştiğini gösterir; kimin, ne zaman ve nasıl öldürdüğünü göstermez. Bu dosyada Adli Tıp raporunda ölümü açıklayacak bir lezyon saptanamamış, giysilerde alet izi veya atış artığı bulunamamıştır. Ceza Genel Kurulu, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin şüpheye yer bırakmayacak biçimde ispatlanmadığını kabul etmiştir.

Telefonun aynı bölgeden sinyal vermesi delil sayılmaz mı?

Kararda, sanığın bayram nedeniyle mahallede bulunduğunu zaten kabul ettiği, çiftlik ile ceset alanında tek baz istasyonu bulunduğu belirtilmiştir. Bu nedenle sinyal bilgisi sanığın bölgede olduğunu göstermekle birlikte, öldürme eylemine katıldığını gösteren özel bir delil olarak değerlendirilmemiştir. Başka bir dosyada sonuç, sinyal verilerinin ayırt ediciliğine göre farklı olabilir.

Başkasından duyulan sözler mahkûmiyete esas alınabilir mi?

Bu kararda, sanığın “yaşatmayacağım” dediğini mahalledeki gençlerden duyduğunu söyleyen tanığın görgüye dayalı bilgisi bulunmadığı vurgulanmıştır. Babaya atfedilen söz de eylem anına ilişkin bir ayrıntı içermediği için yeterli görülmemiştir. Duyuma dayalı anlatımlar diğer delillerle desteklenmedikçe vicdani kanaat oluşturmaya yetmemiştir.

Karar sonrasında dosyada ne olacak?

Ceza Genel Kurulu, mahkûmiyet hükmünü beraat yerine mahkûmiyet kurulması isabetsizliğinden bozmuş ve dosyayı mahalline göndermiştir. Kararla birlikte infazın durdurulmasına ve sanığın başka bir suçtan tutuklu veya hükümlü değilse serbest bırakılmasına da hükmedilmiştir. Yeni hükmü yerel mahkeme kuracaktır.

Detaylı bilgi ve hukuki destek için Savun Hukuk & Danışmanlık ile iletişime geçebilirsiniz. İletişim bilgileri iletişim sayfasında yer almaktadır; ceza yargılamasına ilişkin diğer Yargıtay kararları Emsal Kararlar sayfasında incelenebilir.

Bu yazı genel bilgilendirme amacı taşır; içerik, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun Yargıtay Karar Arama sisteminde yayımlanan kararından derlenmiştir. Karar, 2006 yılında yaşanan bir olaya ve o dosyada toplanan delillere dayanır; değerlendirme, tanık anlatımlarının niteliğine, telefon kayıtlarına ve Adli Tıp bulgularına göre yapılmıştır. Benzer görünen bir dosyada sonuç; delillerin türüne, birbirini doğrulayıp doğrulamadığına ve alternatif ihtimallerin dışlanıp dışlanamadığına göre farklılaşabilir. Yazı esas alınarak yapılan başvuru, dava ve savunmalardan Savun Hukuk sorumlu tutulamaz.

Avukat Veli Savun

İstanbul Barosu'na kayıtlı avukat (sicil no 75235) ve arabulucu (sicil no 50392). Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi 2013 mezunu. Savun Hukuk & Danışmanlık'ın kurucu avukatı. Çalışma alanları: forex ve kripto para dolandırıcılığından doğan ceza ve alacak davaları, bilişim, icra ve aile hukuku.

İlgili Makaleler

Av. Veli Savun

Soru & Cevap · İstanbul Barosu 75235

Bu konuda sorunuz mu var?

Sorunuzu yazın, Av. Veli Savun bu sayfada yanıtlasın. Adınızı yazmanız gerekmez.

Örnek sorular — birine dokunun, kendi durumunuza göre düzenleyin:

Kişisel verileriniz hakkında

Savun Hukuk & Danışmanlık, soru ve yorumunuzu sitede yayımlamak ve yanıtlamak; "beni arasın" seçeneğini işaretlerseniz telefon numaranızı yalnız sizi aramak için işler (6698 s. KVKK m.5/2-c ve f). Rumuzunuz ve metniniz yayımlanır; telefonunuz, IP adresiniz ve metnin temizlenmeden önceki hali yayımlanmaz. Telefon kaydı talebiniz sonuçlandıktan sonra en geç 12 ay içinde silinir. Haklarınız (m.11) için büromuza başvurabilirsiniz.

Yanıtlar genel bilgilendirme niteliğindedir; avukat-müvekkil ilişkisi kurmaz ve somut dosyanız için hukuki görüş yerine geçmez. Tüm soru ve cevaplar →

Başa dön tuşu
🌐 English — international victims of online investment fraud