Ceza HukukuEmsal Kararlar

Zararı Diğer Sanık Giderirse – Yargıtay 11. CD 2026/6814

Nitelikli dolandırıcılık dosyalarında sanık çoğu zaman tek değildir. Parayı isteyen, hesabı sağlayan ve parayı çeken kişiler ayrı ayrı yargılanır. Peki mağdurun zararını sanıklardan yalnızca biri öderse, ödemeyi yapmayan diğer sanık etkin pişmanlık indiriminden yararlanabilir mi? Yargıtay 11. Ceza Dairesi, 22.06.2026 tarihli ve E.2026/795, K.2026/6814 sayılı kararıyla bu soruya açık bir cevap vermiş ve kanun yararına bozma yoluyla verilen hükmü bozmuştur.

Karar, uygulamada sık karşılaşılan bir yanlışı düzeltmektedir: iade veya tazminin bizzat o sanık tarafından yapılmadığı gerekçesiyle TCK m.168 uygulanmamaktadır. Daire ise ölçütü farklı kurmaktadır; belirleyici olan ödemeyi kimin yaptığı değil, diğer faillerin bu ödemeye karşı çıkıp çıkmadığıdır.

Kısa özet: İstanbul Anadolu 9. Ağır Ceza Mahkemesi, 29.04.2024 tarihli ve 2023/187 Esas, 2024/227 Karar sayılı kararıyla sanık hakkında kendisini kamu görevlisi ya da banka, sigorta veya kredi kurumu çalışanı olarak tanıtmak suretiyle dolandırıcılık suçundan mahkûmiyet hükmü kurmuştur. Dosyada katılanın zararı, inceleme dışı diğer sanık tarafından 10.03.2024 tarihinde kovuşturma aşamasında tamamen giderilmiş ve o sanığın cezasında TCK m.168/2 uyarınca yarı oranında indirim yapılmıştır. Ödemeye karşı çıkmayan inceleme konusu sanık hakkında ise indirim uygulanmamıştır. Adalet Bakanlığının 25.12.2025 tarihli istemi üzerine düzenlenen Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 15.01.2026 tarihli ve KYB-2026/2486 sayılı tebliğnamesiyle dosya Daireye gelmiş; Daire 22.06.2026 tarihinde kanun yararına bozma isteminin kabulüne ve hükmün oy birliğiyle bozulmasına karar vermiştir.

🗂️ Dosya Yargıtay’a nasıl geldi?

Dosyanın Yargıtay’a geliş biçimi, olağan temyizden farklıdır. İstanbul Anadolu 9. Ağır Ceza Mahkemesinin 29.04.2024 tarihli ve 2023/187 Esas, 2024/227 Karar sayılı mahkûmiyet hükmü kesinleşmiş; Adalet Bakanlığı 25.12.2025 tarihli ve 2024/23635 sayılı evrakıyla CMK m.309/1 uyarınca kanun yararına bozma yoluna başvurulmasını istemiştir.

Bu istem üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı 15.01.2026 tarihli ve KYB-2026/2486 sayılı tebliğnameyi düzenleyerek dosyayı 11. Ceza Dairesine göndermiştir. Tebliğnamede, katılanın zararının diğer sanık tarafından tamamen giderildiği ve bu durumun dosyadaki dekontla sabit olduğu, inceleme konusu sanığın da zararın giderilmesine açıkça karşı çıkmadığı belirtilerek bu sanık hakkında da TCK m.168/2’nin uygulanması gerektiği ileri sürülmüştür.

Kanun yararına bozma, kesinleşmiş hükümlerdeki hukuka aykırılıkların giderilmesine hizmet eden olağanüstü bir kanun yoludur. Dolayısıyla burada tartışılan husus, temyiz süresi kaçırılmış ya da hüküm kesinleşmiş olsa dahi etkin pişmanlık indiriminin uygulanmamasının başlı başına bir hukuka aykırılık oluşturup oluşturmadığıdır.

📘 TCK m.168 ne diyor?

Daire, kararın gerekçe bölümünde önce kanun metnini ortaya koymuştur. TCK m.168/1’e göre hırsızlık, mala zarar verme, güveni kötüye kullanma, dolandırıcılık, hileli iflâs ve taksirli iflâs suçları tamamlandıktan sonra ve fakat bu nedenle hakkında kovuşturma başlamadan önce, failin, azmettirenin veya yardım edenin bizzat pişmanlık göstererek mağdurun uğradığı zararı aynen geri verme veya tazmin suretiyle tamamen gidermesi hâlinde verilecek cezanın üçte ikisine kadarı indirilir.

Aynı maddenin ikinci fıkrası uyarınca, etkin pişmanlığın kovuşturma başladıktan sonra ve fakat hüküm verilmezden önce gösterilmesi hâlinde verilecek cezanın yarısına kadarı indirilir. Dosyadaki ödeme 10.03.2024 tarihinde, yani kovuşturma aşamasında yapıldığı için uygulanması gereken fıkra ikinci fıkradır.

Burada iki eşik önem taşır: zamanlama ve giderimin kapsamı. Zamanlama, indirimin üst sınırını belirler (kovuşturmadan önce üçte iki, sonrasında yarı). Giderimin kapsamı ise, tam iade ile kısmi iadenin farklı kurallara bağlanmış olması nedeniyle önemlidir.

🤝 İştirak hâlinde iade: Dairenin kuralı

Kararın asıl değeri, gerekçenin üçüncü paragrafındaki genel kuralda yatmaktadır. Daire şunu söylemektedir: suçun iştirak hâlinde işlenmesi durumunda, sanıklardan biri veya birkaçının iade veya tazmin yükümlülüğünü yerine getirmesi hâlinde, diğer suç faillerinin bu yerine getirmeye karşı çıkmadıkları takdirde o sanıklar hakkında da etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanması gerektiği kabul edilmelidir.

Bu kuralın pratik anlamı büyüktür. Ödemenin kaynağı sanıklardan biri, onun yakını ya da ortak bir hesap olabilir; TCK m.168 bakımından aranan şey, her sanığın ayrı ayrı ödeme yapmış olması değildir. Zaten mağdurun zararı bir kez giderildikten sonra ikinci bir ödeme hukuken talep edilemez.

Bunun yerine Daire, ödemeye karşı çıkmama ölçütünü işletmektedir. Etkin pişmanlık kişisel bir indirim sebebidir; bu nedenle failin iradesinin de ödemeye yansıması aranır. Ancak bu irade, aktif bir ödeme yerine, yapılan ödemeye sessiz kalmak veya onu benimsemek biçiminde de ortaya çıkabilir. Somut olayda sanığın zararın giderilmesine herhangi bir karşı duruşunun bulunmadığı saptanmıştır.

Örgütlü ve çok failli dolandırıcılık dosyalarında cezanın nasıl katmanlandığı konusunda serideki örgütlü dolandırıcılıkta ceza kararı da incelenebilir.

✅ Kısmi iade ve mağdurun rızası

TCK m.168/4’e göre, kısmen geri verme veya tazmin hâlinde etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanabilmesi için ayrıca mağdurun rızası aranır. Bu fıkra hem tebliğnamede hem de kararın gerekçesinde aynen aktarılmıştır.

Ayrım şudur: zarar tamamen giderilmişse mağdurun ayrıca rıza göstermesi gerekmez; indirim kanunen uygulanır. Zarar kısmen giderilmişse, indirim mağdurun rızasına bağlıdır ve bu rıza şahsa sıkı sıkıya bağlı bir haktır. İncelenen dosyada katılanın zararı tamamen giderildiği için m.168/4 tartışması devreye girmemiş, doğrudan m.168/2 uygulanması gerektiği sonucuna varılmıştır.

Uygulamada bu iki hâlin karıştırıldığı görülmektedir. Mağdurun kısmi ödemeye rıza göstermemesi, tam ödemenin yapıldığı dosyalarda indirimi engelleyen bir gerekçe olarak kullanılamaz. Benzer biçimde, mağdurun kabul etmemesi yalnızca kısmi iade hâlinde hukuki sonuç doğurur. Etkin pişmanlığın taksitli satışlarda nasıl işlediği konusunda serideki maketten satışta etkin pişmanlık kararı da yol gösterici olabilir.

📎 Kararın tam metni: Karar, Yargıtay Başkanlığı Yargıtay Karar Arama sisteminde esas ve karar numarasıyla doğrulanmıştır.

🔍 Gerekçede (l) bendi, hükümde (f) bendi

Daire, dosyada ikinci bir hukuka aykırılık daha saptamıştır. Hükmün gerekçesinde sanığın sabit görülen eylemi nedeniyle TCK m.158/1-(l) uyarınca cezalandırılması cihetine gidildiği belirtilmesine rağmen, sanık hakkında aynı Kanun’un m.158/1-(f) bendi uyarınca hüküm kurulmuştur.

TCK m.158/1-(l) bendi, kişinin kendisini kamu görevlisi veya banka, sigorta ya da kredi kurumlarının çalışanı olarak tanıtması veya bu kurum ve kuruluşlarla ilişkili olduğunu söylemesi hâlini düzenler. (f) bendi ise bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle işlenen dolandırıcılığa ilişkindir. Karar, fıkranın son cümlesini de hatırlatmaktadır: (e), (f), (j), (k) ve (l) bentlerinde sayılan hâllerde hapis cezasının alt sınırı dört yıldan, adli para cezasının miktarı suçtan elde edilen menfaatin iki katından az olamaz.

Gerekçe ile hüküm fıkrası arasındaki bu uyumsuzluk, hangi nitelikli hâlin kabul edildiğinin denetlenmesini imkânsız kıldığı için başlı başına bir bozma sebebi sayılmıştır.

⚖️ Bozmanın sonucu ne olacak?

Daire, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin kabulüne ve İstanbul Anadolu 9. Ağır Ceza Mahkemesinin anılan kararının CMK m.309/3 uyarınca oy birliğiyle kanun yararına bozulmasına karar vermiştir.

Kararda, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 13.02.2018 tarihli ve 2015/8-395 Esas, 2018/34 Karar ile 25.09.2018 tarihli ve 2015/13-1066 Esas, 2018/373 Karar sayılı ilamlarına atıf yapılarak, kişiselleştirme nedenlerinin yeniden değerlendirilmesi bakımından gereğinin mahallinde takdir ve ifasına karar verilmiştir. Dosya, CMK m.309/4-(b) uyarınca gerekli işlemin yapılması için mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdi edilmiştir.

Uygulamadaki karşılığı şudur: hüküm kesinleşmiş olsa bile, mahkeme dosyayı yeniden ele alarak etkin pişmanlık indirimini ve buna bağlı kişiselleştirme hükümlerini değerlendirecektir. Bu karara konu türden bir uyuşmazlık hakkında detaylı bilgi ve hukuki destek için Savun Hukuk & Danışmanlık ile iletişime geçebilirsiniz. Serideki diğer kararlar Emsal Kararlar bölümünde yer almaktadır.

❓ Sıkça Sorulan Sorular

Zararı benim yerime başka bir sanık öderse indirimden yararlanır mıyım?

Karara göre, suçun iştirak hâlinde işlenmesi durumunda sanıklardan biri veya birkaçı iade ya da tazmin yükümlülüğünü yerine getirmişse, bu yerine getirmeye karşı çıkmayan diğer sanıklar hakkında da etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanması gerektiği kabul edilmiştir. Dosyada ödemeye karşı çıkılmadığının anlaşılması aranmaktadır.

İndirim oranı neye göre değişiyor?

TCK m.168/1 uyarınca etkin pişmanlık kovuşturma başlamadan önce gösterilirse verilecek cezanın üçte ikisine kadarı, m.168/2 uyarınca kovuşturma başladıktan sonra ve hüküm verilmeden önce gösterilirse yarısına kadarı indirilir. İncelenen dosyada ödeme kovuşturma aşamasında yapıldığından ikinci fıkra gündeme gelmiştir.

Mağdurun rızası her zaman gerekli mi?

Hayır. TCK m.168/4’e göre mağdurun rızası yalnızca kısmen geri verme veya tazmin hâlinde aranır. Zarar tamamen giderilmişse ayrıca rıza aranmaz. İncelenen dosyada katılanın zararı tamamen giderildiği için doğrudan m.168/2’nin uygulanması gerektiği sonucuna varılmıştır.

Hüküm kesinleştiyse bu hata artık düzeltilemez mi?

Kesinleşmiş hükümlerdeki hukuka aykırılıklar CMK m.309 kapsamında kanun yararına bozma yoluyla giderilebilmektedir. İncelenen dosyada da kesinleşmiş mahkûmiyet hükmü, Adalet Bakanlığının istemi üzerine Daire tarafından kanun yararına bozulmuş ve gereğinin mahallinde yerine getirilmesine karar verilmiştir.

Bu yazıda yer alan bilgiler genel bilgilendirme amacı taşır; karar özeti ilgili Yargıtay 11. Ceza Dairesi kararının yayımlanmış metninden aktarılmıştır ve her somut olay kendi delilleriyle değerlendirilir. Yazı kullanılarak yapılan başvuru, dava ve savunmalardan Savun Hukuk sorumlu tutulamaz.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu