Yemin Delili Değerlendirilmezse – AYM 2021/17589

Bir iş davasında işveren, işçinin yıllık izinlerini kullandığını yazılı belgeyle kanıtlayamıyorsa elinde çoğu zaman tek bir araç kalır: yemin. Peki işveren cevap dilekçesinde yemin deliline dayanmış, duruşmada yemin teklif etmiş ve karşı taraf bu teklifi kabul etmemişse, mahkeme bu delili hiç tartışmadan “ispat edilemedi” diyerek karar verebilir mi? Anayasa Mahkemesi Birinci Bölümü, 06.05.2026 tarihli ve 2021/17589 başvuru numaralı kararıyla, yemin delilinin değerlendirilmediği ve istinaf dairesinin süresinde verilmiş cevap dilekçesini “süresinden sonra” saydığı bir işçilik alacağı davasında silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkelerinin ihlal edildiğine oybirliğiyle karar vermiştir.
Karar, iş yargılamasında sık karşılaşılan iki usul sorununu aynı dosyada buluşturuyor: mahkemenin tensiple uzattığı cevap süresinin üst derecede gözden kaçırılması ve tarafın son ispat aracı olan yeminin sonuçsuz bırakılması.
- Yıllık izin alacağı ve dört haftalık cevap süresi
- Yemin teklifi, itirazlar ve ilk derece kararı
- İstinaf dairesinin süre hesabı
- AYM’nin değerlendirmesi: iki hata, tek sonuç
- Silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ne anlama gelir?
- HMK m.229: yemin etmemenin sonuçları
- Giderim: yeniden yargılama ve yargılama gideri
- Sıkça Sorulan Sorular
🗂️ Yıllık izin alacağı ve dört haftalık cevap süresi
Uyuşmazlık, bir işçinin eski işvereni olan başvurucu şirkete karşı 22.06.2016 tarihinde açtığı işçilik alacakları davasıyla başlamıştır. Dava Bakırköy 25. İş Mahkemesinde görülmüştür. Mahkeme, tensip zaptında davalıya delillerini bildirmesi için süre vermenin yanı sıra dikkat çekici bir ara karar da kurmuştur: cevap süresinin uzatılması yönündeki taleplerin yoğunluğu karşısında, HMK m.317/2’deki yasal süreye iki haftalık ek süre ekleyerek cevap süresini doğrudan dört haftaya çıkarmış ve yeniden ek süre verilmeyeceğini ihtar etmiştir.
HMK m.317/2’ye göre cevap süresi, dava dilekçesinin davalıya tebliğinden itibaren iki haftadır; mahkeme koşullara göre bir defaya mahsus ve iki haftayı geçmemek üzere ek süre verebilir. Dolayısıyla tensiple tanınan dört haftalık süre, kanunun izin verdiği azami süredir.
Dava dilekçesi ve tensip zaptı başvurucu vekiline 28.06.2016 tarihinde tebliğ edilmiştir. Dört haftalık süre 26.07.2016 tarihinde dolmaktadır ve başvurucu cevap dilekçesini tam da bu tarihte sunmuştur. Başvurucu, cevap dilekçesinde diğer delillerinin yanında yemin deliline de dayanmıştır.
🤝 Yemin teklifi, itirazlar ve ilk derece kararı
28.03.2017 tarihli duruşmada başvurucu, davacı işçinin çalıştığı süre içinde kaç gün yıllık izin kullandığı konusunda yemin teklif ettiğini bildirmiştir. Davacı ise yemin teklifini kabul etmediğini beyan etmiştir.
Başvurucu bu noktayı yargılama boyunca defalarca gündeme getirmiştir:
- 31.07.2017 tarihli bilirkişi raporuna itiraz dilekçesinde, davacının yemini eda etmekten kaçındığını ve bunun sonuçlarını belirtmiştir.
- 22.01.2018 tarihli ek rapora itirazında aynı beyanları yinelemiştir.
- Davacının alacak kalemlerini ıslah etmesi üzerine 26.03.2018 tarihli dilekçesinde, yıllık izne ilişkin ıslahın kötü niyetli olduğunu ve davacının yeminden kaçındığını ileri sürmüştür.
Mahkeme 27.03.2018 tarihinde davayı kısmen kabul etmiştir. Yıllık izin bakımından gerekçe şuydu: İş Kanunu m.59 uyarınca sözleşme sona erdiğinde kullandırılmayan izin sürelerinin ücreti ödenir; izinlerin kullandırıldığını ispat yükü işverendedir ve işveren bunu imzalı izin defteri veya eşdeğer bir belgeyle kanıtlamalıdır. İşveren belge sunmadığından, bilirkişi raporuna göre davacının kullanmadığı 42 gün karşılığı 4.200,00 TL yıllık izin ücretine hak kazandığı kabul edilmiştir. Gerekçede yemin teklifine ve davacının teklifi kabul etmemesine ilişkin hiçbir değerlendirme yer almamıştır.
📅 İstinaf dairesinin süre hesabı
Başvurucu 18.07.2018 tarihli istinaf dilekçesinde, davacının yıllık izin alacağı bulunmadığını, aksine dokuz gün fazla izin kullandığını, davacının yeminden kaçındığını ve bu nedenle yıllık izne ilişkin beyanlarının kabul edilmiş sayılması gerektiğini ileri sürmüştür.
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 24. Hukuk Dairesi, 04.02.2021 tarihli kararıyla istinaf başvurusunu kesin olarak esastan reddetmiştir. Dairenin yeminle ilgili gerekçesi, cevap süresinin iki hafta olduğu varsayımına dayanıyordu: dava dilekçesi 28.06.2016’da tebliğ edilmiş, cevap dilekçesi ise “iki haftalık süresinden sonra” verilmişti; bu nedenle davalının dilekçesinde belirttiği yemin deliline dayanması da mümkün değildi.
Oysa tensip zaptıyla verilen dört haftalık süre dosyada açıkça yer alıyordu. Bir başka deyişle, istinaf aşamasında yeminin dışarıda bırakılmasının tek dayanağı, ilk derece mahkemesinin kendi verdiği ek sürenin hesaba katılmamasıydı.
⚖️ AYM’nin değerlendirmesi: iki hata, tek sonuç
Başvurucu, dört haftalık cevap süresinin fark edilmediğini, delillerinin ve itirazlarının değerlendirilmediğini, yemin deliline ilişkin iddialarının karşılanmadığını ileri sürmüştür. Anayasa Mahkemesi, olayların hukuki nitelendirmesini kendisi yaparak şikâyeti adil yargılanma hakkının iki güvencesi yönünden, yani silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkeleri yönünden incelemiştir.
Mahkemenin tespitleri iki ayrı halkadan oluşur:
- İstinaf aşamasındaki hata: Başvurucu, tensiple tanınan dört haftalık sürenin son günü olan 26.07.2016’da cevap dilekçesini vermiştir. Daire ise mahkemenin belirlediği süreyi dikkate almamış ve iki haftalık cevap süresinin dolduğu değerlendirmesini yapmıştır.
- İlk derece aşamasındaki eksiklik: Başvurucu cevap dilekçesinde yemin deliline dayanmış, duruşmada yemin teklif etmiş, davacı teklifi reddetmiştir. Buna rağmen Mahkeme bu hususta hiçbir değerlendirme yapmadan, yıllık izin kullandırıldığının ispat edilemediği sonucuna varmıştır.
AYM’ye göre bu iki durum birlikte ele alındığında başvurucu, ispat noktasında davacı karşısında dezavantajlı duruma düşürülmüştür. Bu durum silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkelerine yönelik orantısız bir müdahale oluşturmuş ve Anayasa m.36’nın ihlali sonucuna ulaşılmıştır. İhlal tespit edildiği için başvurucunun hakkaniyete uygun yargılanma hakkı kapsamındaki diğer şikâyetlerinin (örneğin tanık beyanlarının değerlendirilmesine ilişkin iddialar) ayrıca incelenmesine gerek görülmemiştir.
Kararın “İlgili Hukuk” bölümünde Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin yerleşik yaklaşımına da yer verilmiştir. Daire, 07.12.2020 tarihli E.2016/33730, K.2020/17401 sayılı kararında davalının yemin deliline dayanıp yıllık izin konusunda yemin ettirilmesini talep ettiği hâlde bu delilin değerlendirilmemesini bozma nedeni saymış; 28.01.2021 tarihli E.2020/4787, K.2021/2725 sayılı kararında da yemin teklifi hakkında olumlu ya da olumsuz bir karar verilmeden yargılamaya son verilmesini hatalı bulmuştur. 05.11.2025 tarihli E.2025/7113, K.2025/8536 sayılı kararda ise yeminin, ispat yükü üzerinde olan tarafın diğer bütün delillerle sonuca ulaşamadığında başvurduğu son çare olduğu vurgulanmış ve yazılı belgeyle ispatlanan dönemin yemin kapsamında düşünülemeyeceği belirtilmiştir.
🧭 Silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ne anlama gelir?
AYM, genel ilkeleri şöyle özetlemiştir: silahların eşitliği, davanın taraflarının usule ilişkin haklar bakımından aynı koşullara tabi tutulmasını ve taraflardan birinin diğerine göre daha zayıf duruma düşürülmeden iddia ve savunmasını makul biçimde mahkeme önüne getirebilmesini ifade eder. Çelişmeli yargılama ise tarafların dava dosyası hakkında bilgi sahibi olmasını, yorum yapabilmesini ve yargılamanın bütününe etkin biçimde katılmasını gerektirir. Tarafların dinlenmemesi ya da delillere karşı çıkma imkânı tanınmaması, yargılamayı hakkaniyete aykırı hâle getirebilir.
Bu kararın öğretici yönü, ihlalin bir kanun hükmünden değil, somut dosyada yapılan usul değerlendirmesinden doğmasıdır. İşçi lehine olan ispat kuralı (izin kullandırıldığını işverenin ispatlaması) değiştirilmemiştir. AYM’nin itiraz ettiği nokta, işverenin bu yükü taşımak için kanunen sahip olduğu araçlardan birinin, gerekçesi gösterilmeden ve yanlış bir süre hesabıyla elinden alınmasıdır.
İş yargılamasında usul güvencelerinin AYM denetimine girdiği başka bir örnek için serideki işçilik alacağında gerekçeli karar hakkı kararı, ıslah ve zamanaşımı ilişkisi için ise ıslahla artan talepte zamanaşımı kararı incelenebilir.
📘 HMK m.229: yemin etmemenin sonuçları
Yemin, HMK’da kesin delil olarak düzenlenmiştir ve kural olarak başka delillerle ispat edilemeyen vakıalar için son başvuru aracıdır. Kararda aktarılan HMK m.229 iki sonucu düzenler:
- m.229/1: Yemin için davet edilen kişi geçerli bir özrü olmaksızın belirlenen gün ve saatte bizzat hazır bulunmaz, hazır bulunup da yemini iade etmez ya da yemini eda etmekten kaçınırsa, yemin konusu vakıaları ikrar etmiş sayılır.
- m.229/2: Kendisine yemin iade olunan kişi yemin etmekten kaçınırsa, yemin konusu vakıa ispat edilememiş sayılır.
AYM, bu hükmü aktardıktan sonra, yemin teklifinin reddedilmesine rağmen Mahkemenin bu konuda bir değerlendirme yapmadığını tespit etmiştir. Kararda yeminin sonucunun ne olması gerektiği konusunda bir belirleme yapılmamıştır; AYM, bir ihlal kararının davanın kabulü ya da reddi anlamına gelmediğini ayrıca vurgulamıştır. Dolayısıyla yıllık izin alacağının akıbeti, yeniden yargılamada ilk derece mahkemesinin yapacağı değerlendirmeye bağlıdır.
Uygulama açısından karar, HMK m.317/2 kapsamında tensiple verilen ek sürenin, üst derece incelemesinde de dosyanın bir parçası olarak dikkate alınması gerektiğini gösteriyor. Tensip zaptındaki bir ara karar, cevap dilekçesinin ve dolayısıyla o dilekçede bildirilen tüm delillerin geçerliliğini doğrudan belirleyebilmektedir.
🔁 Giderim: yeniden yargılama ve yargılama gideri
Başvurucu, ihlalin tespiti ile yeniden yargılama talep etmiştir. AYM, ihlalin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunduğuna karar vererek kararın bir örneğinin Bakırköy 25. İş Mahkemesine (E.2016/375, K.2018/252) gönderilmesine hükmetmiştir. 6216 sayılı Kanun m.50 uyarınca ihlal kararının gönderildiği mahkemenin görevi, yeniden yargılama işlemlerini başlatmak ve AYM’nin belirttiği ilkelere uygun yürütülecek yargılama sonunda ihlalin nedenlerini gidererek yeni bir karar vermektir.
Ayrıca 487,60 TL harç ve 40.000 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 40.487,60 TL yargılama giderinin başvurucuya ödenmesine, ödemenin Hazine ve Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, gecikme hâlinde yasal faiz uygulanmasına karar verilmiştir. Başvurucunun tazminat talebi bulunmadığından manevi tazminata ilişkin bir hüküm kurulmamıştır. Karar oybirliğiyle verilmiştir.
Detaylı bilgi ve hukuki destek için Savun Hukuk & Danışmanlık ile iletişime geçebilirsiniz. İletişim bilgileri iletişim sayfasında, serideki diğer kararlar ise Emsal Kararlar bölümünde yer almaktadır.
❓ Sıkça Sorulan Sorular
Bu karar, işverenin yıllık izin ücreti ödemeyeceği anlamına mı geliyor?
Hayır. AYM yalnızca usul güvencelerinin ihlal edildiğini tespit etmiştir. Kararda, ihlal kararının davanın kabulü ya da reddi gerektiği anlamına gelmediği ve delillerin değerlendirilmesinin yeniden yargılama yapacak mahkemeye ait olduğu açıkça belirtilmiştir.
Tensiple verilen ek cevap süresi neden bu kadar önemliydi?
İstinaf dairesi, yemin deliline dayanılamayacağı sonucunu cevap dilekçesinin iki haftalık süreden sonra verildiği kabulüne bağlamıştı. Oysa ilk derece mahkemesi HMK m.317/2 uyarınca süreyi dört haftaya çıkarmıştı ve dilekçe bu sürenin son günü verilmişti. Süre hesabındaki bu hata, delilin tümüyle dışarıda kalmasına yol açmıştır.
Yemin teklifini kabul etmeyen taraf için HMK ne öngörüyor?
HMK m.229/1’e göre yemin için davet edilen kişi yemini iade etmez ya da eda etmekten kaçınırsa yemin konusu vakıaları ikrar etmiş sayılır. Bu dosyada AYM, söz konusu sonucun mahkemece hiç tartışılmadığını tespit etmiş; sonucun ne olacağını ise yeniden yargılamaya bırakmıştır.
Bir şirket de silahların eşitliği ihlali nedeniyle bireysel başvuru yapabilir mi?
Evet. Bu dosyada başvurucu, işçilik alacağı davasında davalı konumundaki bir ticaret şirketidir ve adil yargılanma hakkı kapsamındaki şikâyeti esastan incelenerek ihlal kararıyla sonuçlanmıştır.
Bu yazıda yer alan bilgiler genel bilgilendirme amacı taşır; karar özeti Anayasa Mahkemesi Birinci Bölümünün 2021/17589 başvuru numaralı bireysel başvuru kararının yayımlanmış metninden aktarılmıştır ve her somut olay kendi usul geçmişi ve delilleriyle değerlendirilir. Yazı kullanılarak yapılan başvuru, dava ve savunmalardan Savun Hukuk sorumlu tutulamaz.



