Bakma Akdinde Ömür Boyu Gelir – Yargıtay 7. HD 2025/5179

Ölünceye kadar bakma sözleşmesi, taşınmazını devreden kişiye karşılığında bir ömür boyu bakım ve gözetim vaat eden, bu yönüyle hem mülkiyeti hem de gündelik hayatı ilgilendiren bir sözleşmedir. Taraflar aynı çatı altında yaşamayı bıraktığında ne olur? Devreden taraf taşınmazını geri alabilir mi, yoksa sözleşme ayakta kalıp bakım yükümlülüğü paraya mı çevrilir? Paraya çevrilecekse bu gelirin miktarı nasıl belirlenir?
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, 04.12.2025 tarihli ve E.2025/819, K.2025/5179 sayılı kararıyla, kardeşler arasında yapılan ölünceye kadar bakma sözleşmesinde tapu iptali ve tescil talebinin reddini ve bakım alacaklısına TBK m.617/2 uyarınca ömür boyu gelir (irat) bağlanmasını yerinde bulmuş; ancak aylık 5.000,00 TL olarak takdiren belirlenen irat miktarının eksik incelemeye dayandığı gerekçesiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararını oy birliğiyle bozmuştur.
🔀 Birlikte yaşam bitince iki yol: fesih ya da irat
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu, ölünceye kadar bakma sözleşmesini 611 ve devamı maddelerinde düzenler. Bakımın içeriği TBK m.614’te tanımlanmıştır: Bakım alacaklısı, sözleşmenin kurulmasıyla bakım borçlusunun aile topluluğuna katılmış olur; bakım borçlusu, aldığı malların değerine ve bakım alacaklısının önceki sosyal durumuna göre hakkaniyetin gerektirdiği edimleri ifa etmekle, özellikle uygun gıda ve konut sağlamak, hastalığında gerekli özenle bakmak ve tedavi ettirmekle yükümlüdür.
Sözleşmenin olağan dışı sona ermesini düzenleyen TBK m.617 iki ayrı çözüm öngörür:
- Önel verilmeksizin fesih (m.617/1): Sözleşmeden doğan borçlara aykırılık nedeniyle sözleşmenin devamı çekilmez hâle gelir veya başka önemli sebepler devamı imkânsız ya da aşırı güç kılarsa taraflardan her biri sözleşmeyi feshedebilir. Bu durumda kusurlu taraf aldığı şeyi geri verir ve kusursuz tarafa uygun bir tazminat öder.
- Ömür boyu gelir (m.617/2): Hâkim, feshi yerinde bulabileceği gibi, taraflardan birinin istemiyle veya kendiliğinden, aile topluluğu içinde yaşamalarına son vererek bakım alacaklısına ömür boyu gelir bağlayabilir.
İkinci yol, sözleşmeyi ortadan kaldırmadan bakım ediminin niteliğini değiştirir: Aynı çatı altında bakım yerine, bakımın parasal karşılığı düzenli bir gelir olarak ödenir. Bu kararın merkezinde de bu dönüşümün hangi ölçütlerle yapılacağı sorusu bulunmaktadır.
🏠 Kardeşler arasındaki uyuşmazlık
Dava dilekçesinde ileri sürülen olgulara göre davacı ve davalı kardeştir. Davacı, 21.04.2008 tarihli ölünceye kadar bakma sözleşmesiyle bir bağımsız bölümü davalıya devretmiştir. Davacı tarafın iddiaları şöyledir:
- Davacı okuma yazma bilmemekte, görme ve işitme sorunları yaşamaktadır.
- Davalı, dava konusu bağımsız bölüm dışında davacının üzerindeki diğer taşınmazları da kendi üzerine almıştır.
- Davalı bir süre davacıyla birlikte yaşamış, taşınmazları devraldıktan sonra davacıyı terk etmiştir.
- Davacı, 2015 yılına kadar annesiyle yaşamış, annesinin vefatıyla yalnız kalmıştır.
Bu nedenlerle davacı, bağımsız bölümün davalı adına olan tapusunun iptali ile kendi adına tescilini istemiştir.
Davalı taraf ise zamanaşımı itirazında bulunmuş; yıllardır davacının ihtiyaçlarını karşıladığını, bakımın kızları tarafından da sürdürüldüğünü, davacının başka bir davada tanık olarak davalının kendisine baktığını beyan ettiğini, dönmeyi haklı kılacak bir sebep bulunmadığını ve davacının evden sebepsiz ayrıldığını savunmuştur.
🏛️ İlk derece ve istinaf ne dedi?
Trabzon 1. Asliye Hukuk Mahkemesi (2022/432 E., 2024/5 K.) şu tespitlere dayanmıştır:
- Davalının bakım borcunu kusuruyla yerine getirmediği, tanık beyanları ve başkaca somut delille kanıtlanamamıştır.
- Davalı tanıklarının anlatımına göre davalı, davacıya bakıp onu gözetmiş ve yükümlülüklerini elinden geldiğince yerine getirmiştir.
- Tarafların birlikte yaşamaması, davacının kendi tercihinden kaynaklanmış; ilişkinin zedelenmesinde davacının hâl ve tutumu etkili olmuştur. Davacı, birlikte yaşarken sözleşmeye uygun bakım almış, daha sonra davalıyı evden kovmuştur.
- Bakım borçlusunun, bakım alacaklısının yanında yaşamaya zorlanması hukuken mümkün değildir.
Mahkeme bu nedenle feshi uygun görmemiş, tapu iptali ve tescil talebini reddetmiştir. Ancak tarafların bir araya gelip birlikte yaşama olanağı kalmadığından TBK m.617/2 uyarınca davacı yararına, kararın kesinleştiği tarihten başlamak üzere yaşamı boyunca her ay 5.000,00 TL irat bağlanmasına karar vermiştir.
Trabzon Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi (2024/561 E., 2024/1752 K.) de davacının birlikte yaşarken bakım aldığını, daha önce açılmamış sayılmasına karar verilen başka bir dosyada davalının kendisine ve annesine baktığını imzalı beyanla ifade ettiğini belirtmiş; tapu iptali ve tescil talebinin reddini ve irat bağlanmasını yerinde bulmuştur. Yalnızca, dava irada bağlı olarak kabul edildiği hâlde davacı aleyhine taşınmaz değeri üzerinden nispi vekâlet ücretine hükmedilmesini hatalı bulmuş ve bu yönden istinaf incelemesine konu ilk derece kararının kaldırılmasına karar vermiştir.
Karar her iki tarafça temyiz edilmiştir. Davacı, iptal gerektiğini, tanık beyanlarının duyuma dayalı ve çelişkili olduğunu, iradın dava tarihinden başlaması gerektiğini ve miktarın ekonomik koşullar karşısında düşük kaldığını ileri sürmüştür. Davalı ise asıl kusurun davacıda olduğunu, talep olmaksızın irat bağlanamayacağını, gelirlerinin davacınınkiyle aynı olduğunu ve iradın kaldırılması ya da uygun miktara indirilmesi gerektiğini savunmuştur.
📌 Yargıtay neden bozdu?
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, uyuşmazlığı “ölünceye kadar bakma sözleşmesinin feshi ile tapu iptali ve tescil istemi” olarak nitelendirmiş ve tarafların bozma kapsamı dışındaki temyiz itirazlarını yerinde görmemiştir. Dolayısıyla tapu iptali ve tescil talebinin reddi ve irat bağlanması yolunun seçilmesi temyiz denetiminden geçmiştir.
Bozma, yalnızca iradın miktarına ilişkindir. Daireye göre:
- TBK m.617/2’ye dayalı çözüm, bakımın bir arada yaşanarak ifa edilmesi imkânının ortadan kalktığı veya büyük ölçüde sınırlandığı hâller için düşünülmelidir.
- Takdir edilecek irat, tarafların özel ve ekonomik durumlarına uygun ve adil olmalıdır.
- Sözleşmenin irat ilişkisine çevrilmesinde bakım borçlusunun mevcut borcu yerine, bu edimlerin para ile değeri geçer.
- Mahkemece irat bağlanması konusunda yeterli inceleme ve araştırma yapılmamış, miktar takdiren belirlenmiştir.
Bu gerekçeyle Bölge Adliye Mahkemesi kararı bozulmuş, dosya Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmiştir. Karar 04.12.2025 tarihinde kesin olarak ve oy birliğiyle verilmiştir.
🧮 İrat miktarı hangi verilerle belirlenir?
Kararın uygulamaya en çok yön veren kısmı, iradın hesaplanmasında izlenecek yöntemi somut olarak tarif etmesidir. Sözleşmede bakım borcunun kapsamı ayrıca belirlenmemişse, ölçü TBK m.614’tür. Daireye göre mahkeme, bilirkişi yardımıyla şu verileri birlikte değerlendirmelidir:
- Devredilen taşınmazların değeri ve bu taşınmazların getireceği aylık gelir,
- Bakım alacaklısının önceki sosyal konumu,
- Bakım borçlusunun yerine getirmekle yükümlü olduğu birlikte konut, beslenme, giydirme ve görüp gözetme edimlerinin kapsamı ve parasal değeri,
- Tarafların ekonomik ve sosyal durumlarının zabıta aracılığıyla araştırılması ve malvarlıklarının belirlenmesi,
- Bakım borçlusunun belirli bir geliri olup olmadığı ve dava konusu dışında taşınmazı bulunup bulunmadığı,
- Bağlanacak iradın bakım alacaklısının sosyo-ekonomik durumuna göre yeterli olup olmayacağı.
Bu yaklaşım, iradı iki uçtan dengeler: Bir yanda bakım alacaklısının devrettiği malın karşılığında makul bir yaşam düzeyini koruması, diğer yanda bakım borçlusunun gerçek ödeme gücü. Taraflardan birinin “miktar düşük”, diğerinin “miktar ağır” diye temyize gelmesi, bu iki ucun somut verilerle tartılması gereğini açıkça göstermektedir. Daire, iki tarafın miktar itirazını da ancak bu araştırma sonucunda cevaplanabilecek bir soru olarak görmüştür.
🧾 Kusur ispatı ve feshin reddi
Kararın bir diğer yönü, tapunun geri alınması talebinin neden sonuç vermediğidir. TBK m.617/1’e göre fesih hâlinde “kusurlu taraf” aldığı şeyi geri verir. Derece mahkemeleri, davalının kusuruyla bakım borcunu ihlal ettiğinin kanıtlanamadığını, aksine ilişkinin bozulmasında davacının tutumunun etkili olduğunu kabul etmiştir. Bu tespitte, davacının daha önce başka bir dosyada tanık sıfatıyla verdiği ve davalının kendisine baktığını doğrulayan imzalı beyanı önemli bir yer tutmuştur. Yargıtay da bu değerlendirmeye yönelik temyiz itirazlarını reddetmiştir.
Böylece karar, birlikte yaşamın sona erdiği her durumda taşınmazın otomatik olarak geri döneceği yönünde bir sonuç doğurmadığını; kusur ispatlanamadığında hâkimin sözleşmeyi irat ilişkisine çevirerek her iki tarafın menfaatini koruyabileceğini göstermektedir. TBK m.617/2’deki “kendiliğinden” ifadesi de, davalının “talep olmadan irat bağlanamaz” itirazının neden kabul görmediğini açıklar.
Ölünceye kadar bakma sözleşmelerinin miras hukukundaki muvazaa boyutu serideki bakma akdinde muvazaa ispatı kararında, sağlararası devirlerde değerleme sorunu ise tenkiste değerleme tarihi kararında ele alınmıştır.
🤔 Merak edilenler
Hâkim, taraflardan biri istemese de irat bağlayabilir mi?
TBK m.617/2, hâkimin taraflardan birinin istemiyle veya kendiliğinden, aile topluluğu içinde yaşamaya son vererek bakım alacaklısına ömür boyu gelir bağlayabileceğini düzenler. Bu dosyada davalının talep bulunmadığı yönündeki itirazı, bozma kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarıyla birlikte reddedilmiştir.
Aylık 5.000 TL neden yeterli bir belirleme sayılmadı?
Yargıtay miktarın yüksek ya da düşük olduğunu söylememiş, miktarın nasıl bulunduğunu denetlemiştir. Taşınmazların değeri ve getirisi, tarafların malvarlığı ve gelirleri ile TBK m.614’teki bakım edimlerinin parasal değeri araştırılmadan, bilirkişi görüşü alınmadan takdiren belirlenen tutar eksik incelemeye dayalı bulunmuştur.
Birlikte yaşam sona erince taşınmaz devredene geri döner mi?
Bu kararda dönmemiştir. Fesih hâlinde aldığını geri verme yükümlülüğü kusurlu tarafa aittir. Derece mahkemeleri bakım borçlusunun kusurunun kanıtlanamadığını kabul etmiş, Yargıtay da tapu iptali ve tescil talebinin reddine yönelik itirazları yerinde görmemiştir.
Bozmadan sonra dosya nasıl ilerleyecek?
Dosya Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmiştir. Bozma gerekçesine göre tarafların ekonomik ve sosyal durumlarının araştırılması, malvarlıklarının belirlenmesi ve bilirkişi görüşü alınarak davacının sosyo-ekonomik durumuna uygun aylık irat miktarının yeniden saptanması gerekmektedir.
Detaylı bilgi ve hukuki destek için Savun Hukuk & Danışmanlık ile iletişime geçebilirsiniz. Ulaşım bilgileri iletişim sayfasında, serinin diğer kararları Emsal Kararlar sayfasında yer almaktadır.
Bu yazı genel bilgilendirme niteliğindedir; içerik, Yargıtay 7. Hukuk Dairesinin yayımlanmış bozma kararı ile kararda aktarılan ilk derece ve istinaf tespitlerinden derlenmiştir. Karar irat miktarının yeniden belirlenmesini öngörmekte olup nihai tutarı göstermemektedir. Ölünceye kadar bakma sözleşmelerinde fesih ve irat değerlendirmesi her dosyanın kendi olgu ve delillerine göre yapılır. Yazı esas alınarak yapılan işlem ve başvurulardan Savun Hukuk sorumlu tutulamaz.



