Muvazaalı Alacak ve Sıra Cetveli – Yargıtay 6. HD 2026/186

Haczedilen bir taşınmaz satıldığında, satış bedelinin alacaklılar arasında hangi sırayla paylaştırılacağını icra dairesinin düzenlediği sıra cetveli belirler. Cetvelin ilk sırasında belgesi olmayan, yalnızca beyana dayanan yüksek tutarlı bir alacak yer alıyorsa, geride kalan alacaklılar için ihale bedeli tamamen erimiş olabilir. Bu durumda sonraki sıradaki alacaklı, öndeki alacağın gerçek olmadığını ileri sürerek sıra cetveline itiraz davası açabilir. Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, elden verildiği söylenen bir borç üzerinden sıra cetvelinin başına yerleşen alacaklı ile bankalardan alacak devralan bir şirket arasındaki uyuşmazlıkta, muvazaa iddiasının hem ispat yükünü hem de davanın kabulü hâlinde nasıl hüküm kurulacağını ortaya koyan istinaf kararını onadı.
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, 15.01.2026 tarihli ve E.2025/3337, K.2026/186 sayılı kararıyla, muvazaa nedeniyle açılan sıra cetveline itiraz davasında davalı alacaklının alacağının gerçekliğini ispat edemediğini kabul eden ve davanın kabulü hâlinde sıra cetvelinin iptali yerine davalıya ayrılan payın davacı alacağına tahsis edilmesi gerektiğini belirten Bölge Adliye Mahkemesi kararını oy birliğiyle onamıştır.
🏠 İhale bedeli kime gidecek?
Uyuşmazlığın merkezinde, dava dışı bir borçluya ait taşınmazın cebri icra yoluyla satılması vardır. Taşınmazı, sıra cetvelinin birinci sırasında yer alan davalı alacaklı, alacağına mahsuben satın almıştır. Düzenlenen sıra cetvelinde ihale bedeli, birinci sıradaki davalı alacağını dahi tamamen karşılamadığından, sonraki sırada yer alan davacı şirketin alacaklı olduğu dosyalara hiç pay ayrılmamıştır.
Davacı şirket, borçludan olan alacaklarını bankalardan temlik yoluyla devralmıştı ve altı ayrı icra takip dosyasında alacaklı konumundaydı. Birinci sıradaki alacağın gerçek bir borç ilişkisine dayanmadığı kanaatiyle İstanbul 22. Asliye Hukuk Mahkemesinde sıra cetveline itiraz davası açmıştır.
🗂️ Tarafların iddia ve savunmaları
Davacı şirkete göre:
- Davalının alacaklı olduğu takip dosyasında borca dayanak bir belge bulunmamaktadır; dosyada yalnızca 06.01.2010 tarihinde 150.000,00 TL borç alındığı ve iade edilmediği yönünde bir ibare vardır.
- 2010 yılında bu denli yüksek bir tutarın belge alınmadan borç verilmesi şüphe uyandırıcıdır; alacağın muvazaalı olmadığını ispat yükü davalıdadır.
- Sıra cetvelinde davacının dosyalarına yalnızca takip çıkışları yazılmış, satış günü itibarıyla kapak hesabı yapılmamıştır.
Davacı; satış tarihi itibarıyla kapak hesaplarının yapılmasını, birinci sıradaki alacağın cetvelden silinmesini ve davalıya ayrılan payın kendi dosyalarına ödenmesini talep etmiştir.
Davalı alacaklıya göre:
- Borçluyla çok yakın arkadaştır; borçlu 2010 yılında kredi borcunu kapatmak için borç para istemiş, kendisi de elden 150.000,00 TL vermiştir.
- Borçlu parayı ödeyemeyince 06.01.2010 tarihinde icra takibi başlatmıştır.
- Kendi alacağı ve takip tarihi davacının alacaklarından önce olduğundan, sonradan doğan alacaklar bakımından muvazaa oluşmaz; dava ayrıca süre yönünden reddedilmelidir.
🔄 Üç aşamalı yargılama
- İlk derece mahkemesi (İstanbul 22. Asliye Hukuk, E.2016/92 K.2021/175): Bilirkişi raporlarına göre davacının dosyalarındaki alacaklar satış tarihi itibarıyla toplam 176.429,32 TL, davalıya ayrılan pay ise 164.953,70 TL idi. Mahkeme; muvazaa iddiasına dayalı sıra cetveline itiraz davalarında ispat yükünün davalı alacaklıda olduğunu, davalının takibinin beyana dayalı olarak başlatıldığını, alacağın varlığının ispat edilemediğini ve davacının alacaklarına konu takiplerin dayanağı alacakların davalının takip tarihinden önce doğduğunun ihtarname ve hesap kat ihtarlarıyla sabit olduğunu belirterek davayı kabul etmiş; davalı alacağının sıra cetvelinden çıkarılmasına ve icra dairesince yeni sıra cetveli düzenlenmesine karar vermiştir.
- Bölge Adliye Mahkemesi (İstanbul BAM 17. HD, E.2021/1930 K.2025/977): Yalnızca davalı istinaf etmiştir. Daire, muvazaa gerekçesiyle itirazın kabulünü hukuka uygun bulmuş; ancak bu tür davalarda sıra cetvelinin iptaline değil, davalıya ayrılan payın davacı alacağının karşılanmasına tahsisine ve artan kısmın davalıya ödenmesine karar verilmesi gerektiğini belirtmiştir. İlk derece kararını kaldırarak davanın kabulüne ve davalıya ayrılan payın, yargılama giderleri ve vekâlet ücreti de dahil olmak üzere sıra cetvelindeki alacak miktarları dikkate alınarak davacının alacaklı olduğu dosyalara tahsisine, artanın davalıya ödenmesine hükmetmiştir.
- Yargıtay 6. Hukuk Dairesi (15.01.2026): Davalının temyizi üzerine kararı HMK m.370/1 uyarınca oy birliğiyle onamıştır.
📘 İİK m.142 ve sıra cetveline itiraz
İİK m.142’ye göre her alacaklı, cetvel suretinin tebliğinden itibaren yedi gün içinde, takibin yapıldığı yer mahkemesinde ilgililer aleyhine dava açarak cetvelin içeriğine itiraz edebilir. Dava basit yargılama usulüyle görülür. İtiraz alacağın esasına ve miktarına ilişkin olmayıp yalnızca sıraya dairse, bu kez şikâyet yoluyla icra mahkemesine başvurulur.
Bu ayrım uygulamada önemlidir. Bir alacağın gerçekte var olmadığı veya muvazaalı olduğu iddiası, alacağın esasına ilişkin bir itirazdır ve sıra cetveline itiraz davasının konusunu oluşturur. Somut dosyada da dava, icra mahkemesinde şikâyet olarak değil, asliye hukuk mahkemesinde itiraz davası olarak görülmüştür.
Haciz ve satış sürecindeki diğer usul meselelerine ilişkin olarak serideki satış avansı eksikliğinde haczin düşmesine dair Hukuk Genel Kurulu kararı da incelenebilir.
🔎 Muvazaa iddiasında ispat yükü
Dosyanın en öğretici yönü, ispat yükünün nasıl dağıtıldığıdır. Genel kurala göre bir iddiayı ileri süren onu ispatla yükümlüdür. Ancak derece mahkemelerinin benimsediği ve Yargıtayın onadığı yaklaşımda, muvazaa iddiasına dayalı sıra cetveline itiraz davalarında alacağın gerçekliğini ispat yükü davalı alacaklıya yüklenmiştir.
Bu yaklaşımın dosyadaki karşılığı şu olgulardır:
- Belgesiz ve beyana dayalı takip: Davalının takibi, borcu gösteren bir senet veya banka kaydı olmaksızın beyana dayalı olarak başlatılmıştı.
- Elden ödeme savunması: Davalı, 150.000,00 TL’nin elden verildiğini ileri sürmüş; ancak bu ödemenin varlığını ispat edememiştir.
- Taraflar arasındaki yakınlık: Davalının kendi savunmasında borçluyla çok yakın arkadaş olduğunu belirtmesi, dosyadaki olgular arasında yer almıştır.
- Alacakların doğum tarihleri: İlk derece mahkemesi, davacının alacaklarının davalının takip tarihinden önce doğduğunu ihtarname ve hesap kat ihtarlarıyla sabit görmüştür.
Davalı temyizde; davacının bazı dosyalarında hesabın kat edilmediğini veya kat ihtarının sunulmadığını, bazı dosyalarda satış avansı yatırılmadığı için haczin düştüğünü ve bu nedenle hukuki yarar bulunmadığını, muvazaa iddiasının dinlenebilmesi için muvazaalı olduğu ileri sürülen alacağın davacı alacağından sonra doğması gerektiğini ileri sürmüştür. Yargıtay 6. Hukuk Dairesi bu sebepleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görmemiştir. Onama kararı ayrıntılı bir gerekçe içermemekle birlikte, ilk derece mahkemesinin alacakların doğum tarihlerine ilişkin tespitini ve Bölge Adliye Mahkemesinin değerlendirmesini sonuç olarak yerinde bulmuştur.
🧮 İptal değil, payın tahsisi
Kararın uygulamaya en çok yön veren tarafı, davanın kabulü hâlinde hükmün nasıl kurulacağına ilişkindir. İlk derece mahkemesi davalının alacağını cetvelden çıkarıp yeni bir cetvel düzenlenmesini istemişti. Bölge Adliye Mahkemesi ise şu yolu benimsemiştir:
- Muvazaa nedeniyle sıra cetveline itiraz kabul edildiğinde sıra cetveli iptal edilmez.
- Davalıya ayrılan pay, yargılama giderleri ve vekâlet ücreti de dahil olmak üzere davacının alacağının karşılanmasına tahsis edilir.
- Davacının alacağı karşılandıktan sonra artan kısım davalıya ödenir.
Somut olayda davalıya 164.953,70 TL pay ayrılmıştı; davacının alacakları ise bilirkişi hesabına göre 176.429,32 TL idi. Böylece davalının payı, sıra cetvelindeki alacak miktarları dikkate alınarak davacının dosyalarına aktarılmıştır.
Bölge Adliye Mahkemesi ayrıca, davacının alacaklarının eksik hesaplandığına ilişkin talebi reddedilmesine rağmen davacının bu yönden istinafa başvurmadığını, yalnızca davalının istinaf ettiğini ve istinaf eden taraf aleyhine hüküm kurulamayacağını da vurgulamıştır. Kapak hesabına ilişkin talep bu nedenle istinaf aşamasında yeniden ele alınmamıştır.
Borçlunun malvarlığını alacaklılardan kaçırmaya yönelik işlemlere karşı başvurulan başka bir yol için serideki tasarrufun iptalinde akraba karinesine ilişkin karar da karşılaştırmalı olarak okunabilir.
❔ Sık sorulan sorular
Sıra cetveline itiraz davası ne kadar sürede açılır?
İİK m.142’ye göre dava, cetvel suretinin tebliğinden itibaren yedi gün içinde, takibin yapıldığı yer mahkemesinde açılır ve basit yargılama usulüyle görülür. Bu dosyada davalı davanın süre yönünden reddini savunmuş, ancak derece mahkemeleri ve Yargıtay davayı esastan incelemiştir.
Alacağın muvazaalı olduğunu kim ispat eder?
Bu dosyada ilk derece mahkemesi, muvazaa iddiasına dayalı sıra cetveline itiraz davalarında ispat yükünün davalı alacaklıda olduğunu kabul etmiş; beyana dayalı takip başlatan ve elden ödeme savunmasında bulunan davalının alacağın varlığını ispat edemediği sonucuna varmıştır. Bu değerlendirme istinaf ve temyiz aşamalarından geçmiştir.
Dava kabul edilince sıra cetveli yeniden mi düzenlenir?
Onanan Bölge Adliye Mahkemesi kararına göre hayır. Muvazaa nedeniyle yapılan itirazın kabulü hâlinde sıra cetveli iptal edilmez; davalıya ayrılan pay, yargılama giderleri ve vekâlet ücreti dahil davacının alacağına tahsis edilir, artan kısım davalıya ödenir.
Temlik alınan alacakla sıra cetveline itiraz edilebilir mi?
Bu dosyada davacı şirket, alacaklarını bankalardan temlik yoluyla devralmış ve altı icra dosyasında alacaklı sıfatıyla davayı açmıştır. Derece mahkemeleri ve Yargıtay, davacının bu sıfatla açtığı davayı esastan incelemiş ve sonuçta davacı lehine karar vermiştir.
Detaylı bilgi ve hukuki destek için Savun Hukuk & Danışmanlık ile iletişime geçebilirsiniz. İletişim bilgileri iletişim sayfasında, icra ve iflas alanındaki diğer kararlar ise Emsal Kararlar bölümünde yer almaktadır.
Bu yazı genel bilgilendirme amacı taşır; karar özeti Yargıtay 6. Hukuk Dairesinin yayımlanmış onama kararından ve bu kararda aktarılan derece mahkemesi kararlarından derlenmiştir. Onama kararı kısa gerekçelidir; ayrıntılı değerlendirmeler ilk derece ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarına aittir. Her dosya kendi delilleri ve somut olgularıyla değerlendirilir. Yazı kullanılarak yapılan başvuru, dava ve savunmalardan Savun Hukuk sorumlu tutulamaz.



