Emsal KararlarForex Hukuku

Perde Aralama ve Banka Hissesi – AYM 2020/24792

Bir bankanın payları doğrudan ana şirketin üzerinde değil, onun yüzde yüz iştiraki olan bir yatırım şirketinin üzerinde görünüyorsa, ana şirketin borcu için bu paylara ulaşılabilir mi? Şirketler hukukunda “ayrılık ilkesi” bu soruya kural olarak hayır cevabını verir: Her tüzel kişinin malvarlığı kendisine aittir. Ancak tüzel kişilik bir kalkan gibi kullanıldığında mahkemeler bu kalkanı aralayabilir. Anayasa Mahkemesi, 60 milyon dolarlık bir teminat mektubundan doğan ve Türkiye’de borsada işlem gören bir bankanın yaklaşık üçte bir paylarını tedbir altında tutan uyuşmazlıkta, tüzel kişilik perdesinin tersten aralanmasını mülkiyet hakkı açısından değerlendirmiştir.

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm, 11.06.2025 tarihli ve 2020/24792 başvuru numaralı kararıyla (Resmî Gazete: 28.01.2026, sayı 33151), yabancı bir banka ile onun iştiraki olan yatırım şirketinin, teminat mektubu borcundan müteselsilen sorumlu tutulmaları nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal edildiği iddiasını açıkça dayanaktan yoksun bularak kabul edilemez saymıştır. Bölüm, derece mahkemesinin perdeyi aralarken dayandığı olguların keyfî ve temelsiz olmadığını, faiz ve uygulanacak hukuk itirazlarının da yeterli gerekçeyle karşılandığını belirtmiştir.

Kısa özet: Türkiye’de yeni kurulan bir şirket, bir Türk bankasından 60.000.000 USD kredi kullanmış; krediye Kazakistan merkezli bir banka teminat mektubu vermiştir. Teminat veren banka moratoryum ilan edince alacaklı banka, hem teminat veren bankaya hem de onun yüzde yüz iştiraki olan ve borsada işlem gören bir Türk bankasının %33,98 payını elinde tutan yatırım şirketine dava açmıştır. İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesi, 60.000.000 USD’nin yıllık %22,5 temerrüt faiziyle müteselsilen tahsiline hükmetmiş, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi kararı onamıştır. Anayasa Mahkemesi mülkiyet hakkına ilişkin başvuruyu kabul edilemez bulmuştur.

🔗 Kredi, teminat mektubu ve moratoryum

Karar metnine göre olayların sırası şöyledir:

  1. 2006: Kazakistan’da kurulu başvurucu bankanın yüzde yüz iştiraki olan yatırım şirketi, Türkiye’de payları borsada işlem gören bir bankanın %33,9798 oranındaki paylarını satın almıştır. Başvurucu bankanın bir yöneticisi, yatırım şirketini temsilen bu Türk bankasının yönetim kuruluna girmiştir.
  2. 06.09.2007: Aynı yöneticinin kurucu ortaklarından olduğu bir lojistik şirketi kurulmuştur.
  3. 18.12.2007: Şirket, bir Türk bankasıyla 78.000.000 USD limitli genel kredi sözleşmesi imzalamış ve 60.000.000 USD kredi kullanmıştır. Krediye başvurucu banka, 25.02.2011 vadeli ve aynı bedelli bir teminat mektubu vermiştir. Mektupta ihtilaf hâlinde Türk hukukunun uygulanacağı yazılıdır.
  4. 2008: Şirketin ortakları paylarını Virjin Adalarında kurulu şirketlere devretmiştir.
  5. 2009: Başvurucu banka moratoryum ilan etmiş, Kazakistan’daki özel finans mahkemesi yeniden yapılanma talebini kabul etmiştir.
  6. 2010-2012: Alacaklı bankanın ödeme talebi, alacaklıların taleplerinin yeniden yapılandırma sürecinde durdurulduğu gerekçesiyle reddedilmiştir. Alacaklı banka, yatırım şirketinin elindeki Türk bankası payları üzerine ihtiyati tedbir istemiş ve 16.02.2012’de alacak davası açmıştır.

Başvurucular savunmalarında borcun yeniden yapılandırma kapsamında nakit, hisse senedi ve tahvillerle tasfiye edildiğini, alacaklı bankanın bir ibraname düzenlediğini ve alacağını kendilerine temlik ettiğini ileri sürmüştür. Temlik sözleşmesinde İngiliz hukukunun ve Londra’da tahkimin kararlaştırıldığını, yatırım şirketinin ayrı bir tüzel kişi olduğunu ve onun sorumluluğunun Kazakistan hukukuna göre belirlenmesi gerektiğini de savunmuşlardır.

🧱 Tüzel kişilik perdesi ve “tersten” aralama

Tüzel kişilik perdesinin aralanması, tüzel kişinin borcundan dolayı kural olarak başvurulamayan bir başka kişiye, istisnai olarak başvurulabilmesini ifade eder. Karar metninde aktarıldığı üzere ticaret mahkemesi bu kurumu, “sözleşme ya da kanundan doğan her türlü borçtan kurtulmak amacıyla tüzel kişiliğin bir zırh olarak kullanılmasının engellenmesi” amacıyla Yargıtay kararlarıyla benimsenen bir müessese olarak tanımlamıştır.

Bu dosyadaki uygulamanın özelliği yönüdür. Klasik durumda şirketin borcu için ortağa gidilir. Burada ise borçlu olan ana şirketin borcu için onun hâkim olduğu iştirake gidilmiş, yani perde “tersten” aralanmıştır. Bilirkişi ayrık görüşü ise asıl borçlu banka dururken iştirake başvurulamayacağını savunmuştur. Anayasa Mahkemesi kararında aktarılan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi içtihadına göre de perdenin aralanması istisnai koşullara bağlıdır ve özellikle tüzel kişiliğin hileli davranışlara paravan yapıldığı hâllerde gündeme gelir.

🏢 Ticaret mahkemesinin tespitleri

İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesi 03.12.2015 tarihinde davayı kabul etmiş, 60.000.000 USD’nin 03.09.2010’dan itibaren yıllık %22,5 temerrüt faiziyle iki başvurucudan müteselsilen tahsiline ve tedbirin kesinleşmeye kadar sürmesine hükmetmiştir. Bilirkişi çoğunluğu perdenin aralanması koşullarının oluşmadığı görüşünde olsa da mahkeme farklı sonuca ulaşmıştır. Gerekçenin öne çıkan tespitleri şunlardır:

  • Uygulanacak hukuk: Uyuşmazlık teminat mektubundan doğmaktadır ve mektupta Türk hukuku seçilmiştir; temlik ve ibranın geçerliliği de bu nedenle Türk hukukuna göre incelenmiştir.
  • Temlik kurulmamıştır: Alacaklı bankanın imzalayıp gönderdiği temlik metni karşı tarafça imzalanmamış, aylar sonra yeni imza sayfası istenmiştir; mülga Borçlar Kanunu m.163’teki yazılı şekil ve icap-kabul uyumu gerçekleşmemiştir.
  • İbraname geçersizdir: Alacaklıları temsil etmek üzere borçlu bankanın kendi yönetim kurulundan atadığı bir üyenin imzasıyla düzenlenmiş, alacaklının imzasını taşımayan ve tanınmamış yabancı karara dayanan bir belgedir.
  • Tahvil ve hisse ödeme sayılmamıştır: 6.747.399 USD nakit ödeme borçtan düşülmüş; ancak BDDK raporuna atıfla, fona devredilmiş bir bankanın çok uzun vadeli tahvilleri ve hisseleri borcun tasfiyesi olarak kabul edilmemiştir.
  • Organik bağ: Krediyi kullanan şirketin ortağı, aynı zamanda teminat veren bankanın çalışanı ve Türk bankasının yönetim kurulu üyesidir. Yeni kurulmuş bir şirkete bu tutarda teminat verilmesi iyi niyetle bağdaştırılmamıştır.
  • Paranın akışı: Kredinin 58.000.000 USD’lik kısmı aynı gün Virjin Adalarındaki bir şirketin hesabına aktarılıp yurt dışına gönderilmiş, 1.900.000 USD Moskova’daki bir hesaba transfer edilmiştir.
  • Payların gerçek sahibi: 2006 tarihli borsa duyurusunda alıcının hukuken yatırım şirketi olduğu, ancak bu şirketin paylarının ana bankaya ait olduğu ve ana bankanın tam garantör olarak sözleşmeyi imzaladığı açıklanmıştır. Mahkeme, payların görünürdeki sahibinin iştirak, ekonomik ve fiilî sahibinin ise ana banka olduğunu, iki şirketin malvarlığı ve yönetiminin birbirine karıştığını kabul etmiştir.

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi kararı 18.10.2018’de onamış, karar düzeltme talebi 04.06.2020’de reddedilmiştir. Başvurucular ayrıca Kazakistan ve İngiltere mahkemelerine başvurmuş, bu başvurular 30.03.2016 ve 17.04.2018 tarihlerinde reddedilmiştir.

📎 Kararın tam metni: Karar, Anayasa Mahkemesi Kararlar Bilgi Bankasında ve 28.01.2026 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanmıştır. Derlemede başvurucu, taraf ve kişi adları genel ifadelerle değiştirilmiştir.

⚖️ Anayasa Mahkemesinin inceleme yöntemi

Anayasa Mahkemesi önce başvurunun hangi yöntemle inceleneceğini belirlemiştir. Alacaklı bankanın sermayesinde kamu payı ağırlıklı olsa da banka özel hukuk hükümlerine tabi kurulmuş, kamu gücü ayrıcalıklarıyla (resen icra yetkisi, haczedilemezlik, işlemlerinin hukuka uygunluk karinesi gibi) donatılmamış ve diğer bankalarla benzer işlemler yapmaktadır. Uyuşmazlık da eşit taraflar arasındaki kredi, teminat ve temlik sözleşmelerinden doğmuştur.

Bu nedenle başvuru, devletin doğrudan müdahalesi olarak değil, mülkiyet hakkının devlete yüklediği pozitif yükümlülükler çerçevesinde incelenmiştir. Bu çerçevede öngörülebilir bir kanuni dayanağın, etkin savunma imkânının ve esaslı itirazları karşılayan gerekçenin bulunup bulunmadığı ile taraflardan birine aşırı ve olağan dışı bir külfet yüklenip yüklenmediği incelenmiştir. Mahkeme, bu yükümlülüğün davanın belirli bir tarafça kazanılmasını sağlamayı kapsamadığını da hatırlatmıştır.

🔍 Kabul edilemezlik gerekçesi

Anayasa Mahkemesinin başvurucuların üç temel şikâyetine verdiği cevaplar özetle şöyledir:

  • Uygulanacak hukuk ve tahkim: Ticaret mahkemesi uyuşmazlığın teminat mektubundan doğduğunu ve Türk hukukunun uygulanacağını gerekçelendirmiştir. Başvurucuların aynı konuda Kazakistan ve İngiltere mahkemelerine yaptığı başvuruların da reddedilmiş olması karşısında İngiliz hukuku, tahkim şartı ve Kazak mahkemelerinin yetkisine ilişkin iddiaların somut dayanağı kalmamıştır.
  • Perdenin aralanması: Bilirkişi çoğunluğu aksi görüşte olsa da mahkemenin dayandığı borsa duyurusu, kamuya yapılan açıklamalar, organik bağ ve paranın akışına ilişkin tespitler karşısında, perdenin aralanması koşullarının oluştuğuna dair gerekçenin keyfî ve temelsiz olduğu söylenemez. Müdahale başvurucular açısından ölçüsüz bir yük oluşturmamaktadır.
  • Faiz: Yıllık %22,5 oranı, kredi sözleşmesi ve teminat mektubundaki hükümler ile bankanın döviz kredisi genelgesi üzerinden bilirkişi raporunda ayrıntılı biçimde hesaplanmıştır. Kararda ilgili ve yeterli gerekçe bulunduğu, bariz takdir hatası veya açık keyfîlik bulunmadığı sonucuna varılmıştır.

Sonuç olarak başvuru, mülkiyet hakkı yönünden açıkça dayanaktan yoksun olduğu gerekçesiyle oybirliğiyle kabul edilemez bulunmuş, yargılama giderleri başvurucular üzerinde bırakılmıştır.

📈 Pay sahipleri ve yatırımcılar açısından anlamı

Karar, borsada işlem gören payların bir holding yapısı içinde farklı tüzel kişiler üzerinden tutulmasının, ana şirketin borçları bakımından her durumda bir koruma sağlamayacağını göstermektedir. Payların fiilen kime ait olduğu, kamuya yapılan özel durum açıklamalarından, şirketin kendi internet sitesindeki beyanlardan ve yönetim bağlarından hareketle belirlenebilmiştir.

Anayasa Mahkemesinin rolü de bu kararla netleşmektedir: Özel hukuk kişileri arasındaki bir alacak davasında Mahkeme, delilleri yeniden değerlendirip perdenin aralanıp aralanmaması gerektiğine kendisi karar vermemekte; derece mahkemesinin gerekçesinin keyfî olup olmadığını ve usule ilişkin güvencelerin sağlanıp sağlanmadığını denetlemektedir. Holding yapısı içinde yatırılan paraların iadesine ilişkin farklı bir anayasal sorun için serideki holdingde ortaklık karinesi kararı, el konulan bir bankanın hissedarlarının zararına ilişkin olarak ise hissedar tazminatında enflasyon kaybı kararı incelenebilir.

❓ Sık sorulan sorular

Tüzel kişilik perdesinin “tersten” aralanması ne demektir?

Genellikle şirketin borcu için ortağına başvurulması perdenin aralanması olarak anılır. Bu dosyada ise borçlu olan ana bankanın borcu için, onun yüzde yüz iştiraki olan yatırım şirketinin malvarlığına (Türk bankası paylarına) gidilmiştir. Ticaret mahkemesi bu durumu tüzel kişilik perdesinin tersten aralanması olarak nitelendirmiştir.

Bilirkişi aksi yönde görüş bildirdiği hâlde mahkeme perdeyi aralayabilir mi?

Bu dosyada bilirkişi çoğunluğu perdenin aralanması koşullarının oluşmadığını belirtmiş, ancak ticaret mahkemesi borsa duyurusu, kamu açıklamaları, organik bağ ve paranın akışına dayanarak farklı sonuca varmıştır. Anayasa Mahkemesi, bu gerekçenin keyfî ve temelsiz olmadığını belirterek derece mahkemesinin takdirine müdahale etmemiştir.

Borcun hisse senedi ve tahvil verilerek ödendiği savunması neden kabul görmedi?

Karar metnine göre ticaret mahkemesi, dosyadaki BDDK raporuna atıfla, moratoryum ilan edip fona devredilen bir bankanın çok uzun vadeli tahvilleri ile hisse senetlerinin borcun tasfiyesi olarak dikkate alınamayacağını kabul etmiştir. Nakit ödenen 6.747.399 USD ise borçtan düşülmüştür.

Anayasa Mahkemesi bu tür ticari uyuşmazlıklarda neyi denetler?

Taraflar özel hukuk kişisi olduğunda Mahkeme, devletin pozitif yükümlülükleri çerçevesinde öngörülebilir bir hukuki dayanak bulunup bulunmadığını, tarafların iddialarını etkin biçimde ileri sürüp süremediğini, esaslı itirazların gerekçeyle karşılanıp karşılanmadığını ve bir tarafa aşırı külfet yüklenip yüklenmediğini inceler. Delillerin yeniden değerlendirilmesi ise kural olarak derece mahkemelerine aittir.

Detaylı bilgi ve hukuki destek için Savun Hukuk & Danışmanlık ile iletişime geçebilirsiniz. İletişim bilgileri iletişim sayfasında, serideki diğer kararlar ise Emsal Kararlar bölümünde yer almaktadır.

Bu yazı genel bilgilendirme amacı taşır; özet, Anayasa Mahkemesi Kararlar Bilgi Bankasında yayımlanan bireysel başvuru kararından derlenmiştir. Kabul edilemezlik kararı, somut olaydaki derece mahkemesi gerekçesinin anayasal denetiminden ibarettir; tüzel kişilik perdesinin aralanıp aralanmayacağı her dosyada şirket yapısına, yönetim bağlarına, kamuya yapılan açıklamalara ve paranın akışına göre ayrıca değerlendirilir. Yazı kullanılarak yapılan başvuru, dava ve savunmalardan Savun Hukuk sorumlu tutulamaz.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu