Emsal KararlarMiras Hukuku

Tek Mirasçının İstihkak Davası – Yargıtay 7. HD 2025/5600

Mirasbırakanın banka hesaplarında milyonlarca dolar bulunduğu çevresince bilinmektedir; ölümünden sonra ise terekede tek kuruş yoktur. Mirasçılardan biri, paranın mirasbırakanın şirketinde çalışan bir kişi tarafından çekildiğini ileri sürerek dava açar. Ancak dava, paranın akıbeti hiç incelenmeden, husumet yokluğu gerekçesiyle reddedilir. Bu dosyada tartışılan temel soru şudur: Birden fazla mirasçının bulunduğu bir terekede, mirasçılardan biri tereke malını elinde bulunduran üçüncü kişiye karşı tek başına dava açabilir mi?

Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, 24.12.2025 tarihli ve E.2025/1896, K.2025/5600 sayılı kararıyla, tek bir mirasçının miras payı oranında ödeme istemiyle açtığı davayı husumet yokluğundan reddeden ilk derece mahkemesi kararı ile istinaf başvurusunu esastan reddeden bölge adliye mahkemesi kararını oy çokluğuyla onamıştır. Kararda yer alan karşı oy ise, miras sebebiyle istihkak davasının mirasçılardan biri tarafından tek başına açılabileceğini savunmaktadır. Karar kesin olarak verilmiştir.

Kısa özet: Mirasbırakan 12.10.2013 tarihinde ölmüştür. Mirasçılardan biri, mirasbırakanın çeşitli bankalardaki hesaplarından yüklü miktarda para çekildiğini ve bu paranın mirasbırakanın şirketinde çalışan davalı tarafından çekildiğini veya davalının hesaplarına aktarıldığını ileri sürerek, paranın miras payı oranında kendisine ödenmesini istemiştir. Davacı daha önce sulh hukuk mahkemesinden terekeye temsilci atanmasını sağlamış, davanın tereke dosyasına bildirilmesini talep etmiştir. İlk derece mahkemesi davayı husumet yokluğundan reddetmiş, bölge adliye mahkemesi istinaf başvurusunu esastan reddetmiştir. Yargıtay çoğunluğu kararı onamış; karşı oy, TMK m.637 uyarınca mirasçının tek başına dava açabileceğini belirtmiştir.

🏦 Terekede bulunmayan mevduat iddiası

Karar metninde aktarılan dava dilekçesine göre mirasbırakan 12.10.2013 tarihinde evli ve çocuklu olarak ölmüştür. Uzun yıllar sanayicilik yapan mirasbırakan, 1994 yılında davacı ile birlikte bir sanayi ve ticaret anonim şirketi kurmuştur. Davalı ise bu şirkette çalışan bir kişidir; davacı onu “sıradan bir işçi” olarak nitelemiştir.

Davacının iddiası şöyledir: Mirasbırakanın birden fazla bankanın değişik şubelerindeki hesaplarından çok yüklü miktarda para çekilmiştir. Mirasbırakanın 6 milyon ABD doları bulunduğu yakın çevresi tarafından bilindiği hâlde terekede herhangi bir para bulunmamaktadır. Davacıya göre bu para davalı tarafından çekilmiş veya davalının hesaplarına gönderilmiştir.

Davacı, kesin miktar belirli hâle geldikten sonra artırılmak üzere, davalı tarafından mirasbırakanın hesaplarından çekilen ve davalının hesabına aktarılan paraların miras hissesi oranında yasal faiziyle birlikte kendisine ödenmesini talep etmiştir. Dava 10.01.2021 tarihinde açılmıştır.

Davalı vekili ise öncelikle taleplerin zamanaşımına uğradığını, davalının yetkili ve güvenilir bir şirket çalışanı olduğunu, yapılan işlemlerin geçerli bir vekâletnameye ve davacının bilgisine dayalı olarak gerçekleştirildiğini savunmuştur.

📂 Önceki dava ve tereke temsilcisi

Dosyanın arka planında önemli bir usul geçmişi vardır. Davacı, aynı davalıya karşı daha önce Gaziosmanpaşa 5. Asliye Hukuk Mahkemesinde 2019/518 Esas sayılı bir dava açmıştır. Karar metnine göre bu dava, tüm mirasçıların iştiraki olmadığı ve/veya tereke temsilcisinin bulunmaması nedeniyle usulden reddedilmiş ve kesinleşmiştir.

Bunun üzerine davacı, İstanbul 2. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2020/17 Tereke sayılı dosyasında başvuruda bulunmuş ve terekeye temsilci atanmıştır. İkinci dava bu atamadan sonra açılmış; davacı, davanın tereke dosyasına bildirilmesini de istemiştir. Temyiz dilekçesinde belirtildiğine göre tereke temsilcisi duruşmada hazır bulunmuş ve tereke adına davayı takip edeceğini beyan etmiştir.

Davacı bu yolla, ilk davadaki eksikliği gidermeyi amaçlamıştır. Ne var ki ikinci dava da aynı sonuçla, husumet yokluğundan reddedilmiştir.

🏛️ Derece mahkemeleri ve Yargıtay çoğunluğu

  • İlk derece mahkemesi: İstanbul 23. Asliye Hukuk Mahkemesi, 03.02.2022 tarihli, E.2021/600, K.2022/44 sayılı kararla davayı husumet yokluğundan reddetmiştir.
  • İstinaf: İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi, 07.11.2024 tarihli, E.2022/1438, K.2024/2032 sayılı kararla davacının istinaf başvurusunu esastan reddetmiştir.
  • Temyiz: Yargıtay 7. Hukuk Dairesi, uyuşmazlığı “mirasta istihkak talebi” olarak nitelendirmiş; kararın usul ve kanuna uygun olduğunu, temyiz sebeplerinin bozmayı gerektirmediğini belirterek HMK m.370/1 uyarınca onamıştır.

Davacı temyiz dilekçesinde, TMK m.702’deki elbirliği kuralının yargısal uygulamada yumuşatıldığını, bir ortağın tek başına dava açabileceğini, davaya devam için diğer ortakların olurlarının alınması veya miras ortaklığına atanacak temsilci aracılığıyla davanın sürdürülmesinin yeterli kabul edildiğini ileri sürmüştür. Davacıya göre içtihadı birleştirme kararı da tek başına dava açıp tereke temsilcisine ihbar etmeye imkân vermektedir. Çoğunluk bu itirazları yerinde görmemiş, ancak kendi gerekçesini ayrıntılandırmamıştır. Karar kesin olmak üzere ve oy çokluğuyla verilmiştir.

📎 Karar metni: Kararın tam metni, karşı oy yazısıyla birlikte Yargıtay Karar Arama sisteminde yayımlanmıştır; taraf adları kaynakta anonimdir.

🔗 Elbirliği mülkiyeti ve tek mirasçının dava hakkı

Uyuşmazlığın anlaşılması için miras ortaklığının yapısına bakmak gerekir. TMK m.640’a göre birden çok mirasçı bulunması hâlinde, mirasın geçmesiyle birlikte paylaşmaya kadar mirasçılar arasında terekedeki bütün hak ve borçları kapsayan bir ortaklık meydana gelir. Mirasçılar terekeye elbirliğiyle sahiptir ve sözleşme veya kanundan doğan temsil ya da yönetim yetkisi saklı kalmak üzere terekeye ait bütün haklar üzerinde birlikte tasarruf ederler.

Aynı maddeye göre mirasçılardan birinin istemi üzerine sulh mahkemesi, miras ortaklığına paylaşmaya kadar bir temsilci atayabilir. Mirasçılardan her biri terekedeki hakların korunmasını isteyebilir ve sağlanan korumadan bütün mirasçılar yararlanır. TMK m.702 de elbirliği mülkiyetinde, kanunda veya sözleşmede aksine hüküm bulunmadıkça yönetim ve tasarruf işlemleri için oybirliği arandığını, ortaklardan her birinin topluluğa giren hakların korunmasını sağlayabileceğini düzenlemektedir.

Bu yapı içinde, terekeye ait bir alacağın üçüncü kişiden istenmesi kural olarak tüm mirasçıların birlikte hareket etmesini veya terekeyi temsilen hareket eden bir temsilciyi gerektirir. Somut dosyada davacının, terekeye ait olduğunu ileri sürdüğü paranın tamamını terekeye değil, kendi miras payı oranında kendisine ödenmesini istemesi, derece mahkemelerinin husumet değerlendirmesinin arka planını oluşturmaktadır. Yargıtay çoğunluğu, ilk derece mahkemesinin husumet yokluğu sonucunu onamakla yetinmiştir.

✍️ Karşı oyun gerekçesi: TMK 637 ve 639

Kararı değerli kılan, çoğunluğa katılmayan üyenin ayrıntılı karşı oy yazısıdır. Karşı oy, davayı farklı bir hukuki nitelendirmeyle ele almıştır:

  • Nitelendirme hâkime aittir: Vakıaları açıklamak taraflara, hukuki nitelendirmeyi yapmak hâkime aittir. Dilekçe bu gözle incelendiğinde talep, TMK m.637’deki miras sebebiyle istihkak davasıdır.
  • TMK 637’nin lafzı: Madde, “yasal veya atanmış mirasçı”nın terekeyi veya bazı tereke mallarını elinde bulunduran kimseye karşı mirasçılıktaki üstün hakkını ileri sürerek dava açabileceğini düzenler. Karşı oya göre bu ifade, mirasçının davayı tek başına açabileceğini açıkça gösterir.
  • Temsilci yetkisi alternatiftir: Birden fazla mirasçı bu hakkı ileri sürdüğünde dava tereke temsilcisi tarafından da açılabilir; ancak bu, mirasçılardan birinin tek başına dava açmasına engel değildir.
  • TMK 639’daki süre: Miras sebebiyle istihkak davası, davacının kendisinin mirasçı olduğunu ve iyiniyetli davalının tereke malını elinde bulundurduğunu öğrendiği tarihten başlayarak bir yıl ve her hâlde ölümün veya vasiyetnamenin açılmasının üzerinden on yıl geçmekle zamanaşımına uğrar. Karşı oya göre sürenin “davacının öğrenmesine” bağlanması da davanın mirasçılardan biri tarafından açılabileceğini gösterir.
  • Zamanaşımı riski: Terekeye atanan temsilcinin sonradan açacağı davanın zamanaşımı def’iyle karşılaşması hâlinde, davacının iddiaları incelenmeksizin sona ermiş olacaktır. Karşı oy bu sonucu tereke hukukunun genel teorisine aykırı bulmuştur.

Karşı oy yazan üyeye göre ilk derece mahkemesinin davayı esastan incelemesi gerekirken husumet yokluğundan reddetmesi TMK m.637’ye aykırıdır; bölge adliye mahkemesi kararının kaldırılarak ilk derece kararının bozulması gerekirdi.

📝 Dosyadan çıkan notlar

Karar, çoğunluk görüşü itibarıyla kısa bir onama kararıdır; bu nedenle genel bir ilke koyduğunu söylemek güçtür. Buna karşın dosyanın seyri, miras ortaklığına ait alacakların takibinde karşılaşılan somut sorunları göstermesi bakımından dikkat çekicidir:

  1. İki kez husumet engeli: Aynı iddia, önce tüm mirasçıların iştiraki ve tereke temsilcisi bulunmaması, ardından husumet yokluğu gerekçesiyle iki ayrı davada esasa girilmeden reddedilmiştir.
  2. Temsilci atanmış olması yetmemiştir: İkinci davadan önce terekeye temsilci atanmış ve temsilci duruşmaya katılmıştır. Buna rağmen davacının kendi adına ve payı oranında açtığı dava derece mahkemelerince kabul görmemiş, Yargıtay çoğunluğu da bu sonucu onamıştır.
  3. Talep sonucunun önemi: Davada istenen şey, paranın terekeye iadesi değil, davacının miras payı oranında kendisine ödenmesidir. Elbirliği mülkiyeti altındaki bir alacak bakımından bu tercih, husumet tartışmasının merkezinde yer almaktadır.
  4. Zamanaşımı boyutu: Mirasbırakan 2013’te ölmüş, ikinci dava 2021’de açılmıştır. Karşı oyun işaret ettiği gibi, usulden ret kararları sonrasında açılacak yeni davalarda zamanaşımı savunması ayrı bir risk olarak gündeme gelebilmektedir. Davalı da bu dosyada öncelikle zamanaşımı savunmasında bulunmuştur.

Miras ortaklığında husumet sorununa ilişkin farklı bir örnek için serideki mirasçılıktan çıkarmada husumet kararı, ortak mirasçılar arasındaki kullanım uyuşmazlıkları için ise miras evinde ecrimisil kararı incelenebilir.

❓ Soru – cevap

Miras sebebiyle istihkak davası nedir?

TMK m.637’ye göre yasal veya atanmış mirasçının, terekeyi veya bazı tereke mallarını elinde bulunduran kimseye karşı mirasçılıktaki üstün hakkını ileri sürerek açtığı davadır. Kararın karşı oyu, somut talebi bu dava türü olarak nitelendirmiştir.

Terekeye temsilci atanması davanın kabul edilebilirliği için yeterli oldu mu?

Bu dosyada olmadı. Davacı, davadan önce sulh hukuk mahkemesinden terekeye temsilci atanmasını sağlamış ve temsilci duruşmaya katılmıştır. Buna rağmen davacının kendi adına ve miras payı oranında ödeme istemiyle açtığı dava husumet yokluğundan reddedilmiş, Yargıtay çoğunluğu bu kararı onamıştır.

Karşı oy kararın sonucunu etkiler mi?

Hayır. Karar oy çokluğuyla verilmiş olup çoğunluğun onama görüşü bağlayıcıdır. Karşı oy yalnızca farklı hukuki görüşü ortaya koyar; ancak TMK m.637 ve m.639’a dayanan gerekçesi, konunun tartışmalı yönünü göstermesi bakımından önem taşır.

Miras sebebiyle istihkak davasında zamanaşımı süresi nedir?

Karşı oyda aktarılan TMK m.639/1’e göre dava, davacının kendisinin mirasçı olduğunu ve iyiniyetli davalının tereke malını elinde bulundurduğunu öğrendiği tarihten başlayarak bir yıl ve her hâlde mirasbırakanın ölümünün veya vasiyetnamenin açılmasının üzerinden on yıl geçmekle zamanaşımına uğrar.

Detaylı bilgi ve hukuki destek için Savun Hukuk & Danışmanlık ile iletişime geçebilirsiniz. Ulaşım bilgileri iletişim sayfasında, serinin diğer kararları Emsal Kararlar bölümünde yer almaktadır.

Bu yazı genel bilgilendirme amacı taşır; özet, Yargıtay Karar Arama sisteminde yayımlanan karar metni ve karşı oy yazısından derlenmiştir. Karar oy çokluğuyla verilmiş kısa bir onama kararıdır ve çoğunluk ayrıntılı gerekçe içermemektedir; karşı oyda yer alan görüşler çoğunluğun görüşü değildir. Miras ortaklığında dava hakkı, husumet ve zamanaşımı; mirasçı sayısına, talep sonucuna, tereke temsilcisinin durumuna ve dosyadaki delillere göre her olayda farklı değerlendirilir. Yazı kullanılarak yapılan başvuru, dava ve savunmalardan Savun Hukuk sorumlu tutulamaz.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu