Ceza HukukuEmsal Kararlar

Uzlaşmayı İlk Sanık Reddederse – Yargıtay CGK 2026/108

Uzlaştırma bürosundan gelen teklif formunu imzalayan kişi, çoğu zaman bu imzanın yıllar sürecek bir ceza davasının seyrini belirleyeceğini düşünmez. Oysa kovuşturma evresinde yapılan uzlaşma teklifinde “kabul etmiyorum” kutusunun işaretlenmesi, uzlaştırma sürecini o anda sona erdirebilir. Yargıtay Ceza Genel Kurulu, müvekkilinden aldığı prim parasını kuruma yatırmayan bir avukat hakkındaki hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma dosyasında, uzlaşma teklifinin “yanlış kişiye” yapıldığı iddiasının, teklifi ilk reddedenin sanık olduğu durumda sonucu değiştirip değiştirmeyeceğini tartışmıştır.

Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 18.02.2026 tarihli ve E.2024/42, K.2026/108 sayılı kararıyla, uzlaştırma işlemlerinin usulüne uygun yapılmadığı gerekçesiyle Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca yapılan itirazı oy birliğiyle reddetmiştir. Kurula göre, kovuşturma evresinde kendisine usulüne uygun biçimde yapılan uzlaşma teklifini ilk olarak sanık reddetmiş ve hüküm verilinceye kadar aksi yönde bir irade açıklamamıştır; bu durumda uzlaştırma girişimi teklif aşamasında akim kalmıştır.

Kısa özet: Serbest avukat olan sanık, emeklilik işlemlerini takip etmek üzere vekil tayin edildiği mağdureden prim borcu olarak ödenmek üzere 7.000 TL almış, parayı kuruma yatırmamış ve iade etmemiştir. Eylem Yargıtay 5. Ceza Dairesince TCK m.155/2 kapsamında hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma olarak nitelendirilmiş, suç 7188 sayılı Kanun ile uzlaştırma kapsamına alınınca dosya uzlaştırma bürosuna gönderilmiştir. Uzlaşma teklifinin gerçek mağdure yerine şikâyetçiye yapıldığını ileri süren Başsavcılık itirazı, sanığın teklifi ilk olarak reddetmesi nedeniyle Ceza Genel Kurulunca reddedilmiştir.

🧩 Genel Kurulun önüne gelen soru

Karar metninde uyuşmazlık konusu, “güveni kötüye kullanma suçundan yargılanan sanık hakkında yapılan uzlaştırma işlemlerinin usulüne uygun olup olmadığının belirlenmesi” olarak tanımlanmıştır. Sorunun arka planında şu çatışma vardır: Başsavcılığa göre suçun gerçek mağduru parayı veren mağduredir ve uzlaşma teklifi ona yapılmamıştır. Özel Daireye ve sonuçta Ceza Genel Kuruluna göre ise teklifi ilk alan ve reddeden sanık olduğundan, uzlaştırma zaten o noktada sonuçsuz kalmıştır.

Böylece karar, birden fazla muhatabı bulunan uzlaştırma sürecinde “kimin reddi” sorusunun belirleyici olduğunu ortaya koymaktadır.

📂 Vekâlet, 7.000 TL ve on dört yıllık yargılama

Karardaki anlatıma göre mağdure, 2004 yılında ölen eşinin çiftçilik mesleği nedeniyle kendi emeklilik işlemlerinin takibi için 2009 yılında noterde düzenlenen genel vekâletname ile avukat olan sanığı vekil tayin etmiştir. Mağdure, temin ettiği 7.000 TL’yi emeklilik işlemlerinin yürütülmesi ve prim borcunun ilgili kuruma ödenmesi için oğlu vasıtasıyla 2009 yılı Mart veya Mayıs ayında sanığa elden verdirmiştir. Sanık gerekli işlemleri tamamlamamış, parayı da iade etmemiştir.

Yargılamanın aşamaları kararda şöyle aktarılmıştır:

  1. İlk hüküm (22.02.2012): Seydişehir Ağır Ceza Mahkemesi, sanığı görevde yetkiyi kötüye kullanma suçundan TCK m.257/2 uyarınca 1.500 TL adli para cezasıyla cezalandırmıştır.
  2. Vasıf bozması (07.04.2014): Yargıtay 5. Ceza Dairesi, takibi üstlenilen işin Avukatlık Kanunu m.35/A’da belirtilen ve münhasıran avukatlarca yürütülecek işlerden olmadığını da gözeterek, parayı kuruma yatırmayıp iade etmemek biçimindeki eylemin TCK m.155/2’deki hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçunu oluşturduğunu belirtmiş ve sanığın kazanılmış hakkı saklı tutularak bozma kararı vermiştir.
  3. İkinci hüküm (05.11.2014): Mahkeme bozmaya uyarak TCK m.155/2 uyarınca 6.000 TL ve 80 TL adli para cezası belirlemiş, kazanılmış hak gereği 1.500 TL adli para cezasına hükmetmiştir.
  4. Uzlaştırma bozması (18.11.2019): Yargıtay 15. Ceza Dairesi, 24.10.2019 tarihinde yürürlüğe giren 7188 sayılı Kanun ile değişik CMK m.253 ve 254 uyarınca uzlaştırma işlemleri yapılması gerektiği gerekçesiyle hükmü bozmuştur.
  5. Uzlaştırma girişimi (05.03.2020): Uzlaştırmacı sanık ve şikâyetçiye uzlaşma teklifinde bulunmuş; teklif formunun “Üç gün içinde beyanda bulunmak istiyorum ve kabul etmiyorum.” kısımları ikisi tarafından ayrı ayrı imzalanmıştır. Uzlaşmanın sağlanamadığı bildirilmiştir.
  6. Üçüncü hüküm (30.06.2020): Mahkeme yeniden mahkûmiyet hükmü kurmuş, kazanılmış hak gereği 1.500 TL adli para cezasına ve taksitlendirmeye karar vermiştir.
  7. Düzelterek onama (11.07.2023): Yargıtay 11. Ceza Dairesi, hüküm fıkrasındaki “CMK’nın 307/5. maddesi” ibaresini “1412 sayılı Kanun’un 326/son maddesi” olarak düzelterek hükmü onamıştır.

Karar metninde ayrıca, Özel Dairenin onama kararı sonrasında Yerel Mahkemenin 14.07.2023 tarihli müzekkeresi ekinde, sanık, müşteki ve mağdurenin birlikte imzaladıkları 10.07.2023 tarihli uzlaştırma tutanağı ve raporunun gönderildiği belirtilmektedir.

📨 Başsavcılık neden itiraz etti?

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı, 18.10.2023 tarihli itirazında şu görüşü savunmuştur: Hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçunun gerçek mağduru parayı temin eden mağduredir; parayı sanığa teslim eden oğlu ise bu suçun mağduru değildir. Uzlaştırmacı, gerçek mağdureye teklifte bulunmamış, mağdur olmayan kişiye yapılan teklifin reddi üzerine uzlaşmanın sağlanamadığı kabul edilmiştir. Başsavcılığa göre bu nedenle hükmün düzeltilerek onanması yerine bozulması gerekirdi.

Yargıtay 11. Ceza Dairesi, CMK m.308 uyarınca yaptığı incelemede 07.12.2023 tarihinde itiraz nedenlerini yerinde görmemiş ve dosyayı Ceza Genel Kuruluna göndermiştir.

📎 Karar metni: Kararın tam metni Yargıtay Karar Arama sisteminde yayımlanmıştır; taraf adları kaynakta anonimleştirilmiştir.

🔍 Ceza Genel Kurulunun gerekçesi

Kurul, uzlaştırmanın asıl olarak soruşturma evresinde yapılması gereken bir işlem olduğunu, ancak uzlaştırma usulü uygulanmadan dava açılması veya suçun uzlaştırma kapsamında olduğunun ilk defa duruşmada anlaşılması hâlinde kovuşturma aşamasında da uzlaştırmanın mümkün olduğunu hatırlatmıştır. Gerekçenin temel adımları şunlardır:

  • Teklif aşaması formla tamamlanır: Uzlaştırmacı, teklif yaptığı tarafa uzlaşmanın niteliğini ve kabul ya da reddin hukuki sonuçlarını açıklar; teklif formunun hazır bulunan taraflara imzalatılmasıyla teklif aşaması tamamlanmış sayılır.
  • Bir tarafın reddi süreci bitirir: Karardaki açıklamaya göre taraflardan birinin teklifi reddetmesi veya reddetmiş sayılması hâlinde, CMK m.255’teki durum saklı kalmak üzere diğer taraflara ayrıca uzlaşma teklifinde bulunulmaz ve dosya uzlaştırma yoluna gidilmeksizin sonuçlandırılır. Kurul bu noktada Ceza Muhakemesinde Uzlaştırma Yönetmeliği’nin 30 ve 34. maddelerine dayanmıştır.
  • Sonradan uzlaşma imkânı: Yönetmelik m.26/1’e göre teklif reddedilmiş olsa bile hüküm verilinceye kadar sanık ile mağdur, katılan veya suçtan zarar görenin kendi aralarında uzlaşarak uzlaşma belgesi düzenlemeleri mümkündür.
  • Somut olay: Avukat olarak mesleki faaliyetini sürdüren sanık, 05.03.2020 tarihinde ilk olarak kendisine yapılan teklifi reddetmiş, hüküm verilinceye kadar aksine bir irade açıklamamış ve uzlaşma yönünde bir teşebbüste de bulunmamıştır.

Kurul bu tespitlerden hareketle, “müşahhas olayın özelliğine nazaran” uzlaştırma girişiminin teklif aşamasında zaten akim kaldığını ve sürecin olumsuz sonuçlandığını kabul etmiş; Başsavcılık itirazını reddederek dosyayı mahalline gönderilmek üzere Başsavcılığa tevdi etmiştir. Karar oy birliğiyle verilmiştir.

Dikkat çekici olan, Kurulun teklifin gerçek mağdureye yapılıp yapılmadığı tartışmasına girmeden sonuca ulaşmasıdır. Belirleyici olan, sanığın kendi iradesiyle uzlaşmayı reddetmesi olmuştur.

🆕 Uzlaştırmada son kanun değişiklikleri

Karar, uzlaştırma kurumunun geçirdiği değişiklikleri de ayrıntılı biçimde aktarmaktadır. Güncel uygulama bakımından öne çıkanlar şunlardır:

  • 7188 sayılı Kanun (24.10.2019): TCK m.155’teki güveni kötüye kullanma suçu uzlaştırma kapsamına alınmıştır. Bu dosyada hükmün bozulmasının nedeni de bu değişikliktir.
  • 7531 sayılı Kanun (14.11.2024): Karardaki anlatıma göre teklif üzerine karar bildirme süresi üç günden yedi güne çıkarılmış; uzlaşmanın sağlanması hâlinde, uzlaşma anında tespit edilemeyen veya uzlaşmadan sonra ortaya çıkan zararlar hariç, suç nedeniyle tazminat davası açılamayacağı hükme bağlanmış; uzlaştırmacı olabilmek için hukuk fakültesi mezunu olma şartı getirilmiştir. Aynı Kanun’la CMK m.254/2 de değişmiş, edimin ileri tarihe bırakılması veya taksite bağlanması hâlinde artık durma kararı verileceği düzenlenmiştir.
  • 7571 sayılı Kanun (25.12.2025): TCK m.155’e eklenen üçüncü fıkra ile suçun konusunun motorlu kara, deniz veya hava taşıtı olması hâlinde cezanın bir kat artırılacağı öngörülmüş; karardaki aktarıma göre bu yeni fıkradaki suç uzlaştırma kapsamı dışında bırakılmıştır. CMK m.253/1-b-7 artık “Güveni kötüye kullanma (üçüncü fıkra hariç, madde 155)” şeklindedir.

Bu nedenle bugün güveni kötüye kullanma suçunun konusunun taşıt olup olmadığı, uzlaştırma yolunun açık olup olmadığını doğrudan etkileyecektir.

📌 Kararın uygulamaya yansıması

Karar, uzlaştırma işlemlerindeki usul eksikliklerinin her durumda hükmün bozulmasına yol açmayacağını göstermektedir. Teklifin muhatabı konusunda bir tartışma bulunsa bile, sürecin sanığın kendi reddiyle sona ermiş olması, bu eksikliğin sonuca etkisini ortadan kaldırmıştır.

İkinci olarak karar, avukatın müvekkilinden belirli bir amaçla aldığı paranın akıbeti bakımından Özel Dairenin nitelendirmesini de ortaya koymaktadır: Takip edilen iş münhasıran avukatlara ait işlerden değilse eylem görevde yetkiyi kötüye kullanma olarak değil, TCK m.155/2 kapsamında hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma olarak değerlendirilmiştir. Güveni kötüye kullanma ile dolandırıcılık ayrımına ilişkin farklı bir örnek için serideki güveni kötüye kullanma mı dolandırıcılık mı kararı, CMK m.308 itirazının işleyişi için ise onama sonrası bozma kararı incelenebilir.

Son olarak dosya, eylem tarihi 2009 olan bir suçun 2026 yılında Ceza Genel Kurulunda sonuçlanabildiğini göstermesi bakımından da dikkat çekicidir. Bu süreçte vasıf değişikliği, kanun değişikliği ve olağanüstü kanun yolu birbirini izlemiştir.

💬 Merak edilenler

Uzlaşma teklifini taraflardan biri reddederse diğerine yine teklif yapılır mı?

Kararda aktarılan açıklamaya göre, taraflardan birinin uzlaşma teklifini reddetmesi veya reddetmiş sayılması hâlinde, CMK m.255’teki durum saklı kalmak kaydıyla diğer taraflara ayrıca uzlaşma teklifinde bulunulmaz ve dosya uzlaştırma yoluna gidilmeksizin sonuçlandırılır.

Teklif reddedildikten sonra taraflar yine de uzlaşabilir mi?

Kurulun atıf yaptığı Uzlaştırma Yönetmeliği m.26/1’e göre, kovuşturma evresinde teklif reddedilmiş olsa bile hüküm verilinceye kadar sanık ile mağdur, katılan veya suçtan zarar gören kendi aralarında uzlaşırsa uzlaşma belgesi düzenlenebilir ve bu belge mahkemece değerlendirilir. Bu dosyada sanığın hüküm verilinceye kadar böyle bir teşebbüste bulunmadığı belirtilmiştir.

Avukatın müvekkilden aldığı parayı yatırmaması neden TCK 155/2 sayıldı?

Yargıtay 5. Ceza Dairesi, takibi üstlenilen emeklilik işinin Avukatlık Kanunu m.35/A’da münhasıran avukatlarca yürütülecek işlerden olmadığını gözeterek, prim borcu için verilen 7.000 TL’nin kuruma yatırılmayıp iade edilmemesini görevde yetkiyi kötüye kullanma değil, hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma olarak nitelendirmiştir. TCK m.155/2 bu hâl için bir yıldan yedi yıla kadar hapis ve üç bin güne kadar adli para cezası öngörmektedir.

Güveni kötüye kullanma suçunun her hâli uzlaştırmaya tabi mi?

Hayır. Karardaki aktarıma göre 7571 sayılı Kanun ile TCK m.155’e eklenen ve suçun konusunun motorlu kara, deniz veya hava taşıtı olmasını düzenleyen üçüncü fıkra, uzlaştırma kapsamı dışında bırakılmıştır. Birinci ve ikinci fıkradaki hâller ise CMK m.253/1-b-7 uyarınca uzlaştırma kapsamındadır.

Detaylı bilgi ve hukuki destek için Savun Hukuk & Danışmanlık ile iletişime geçebilirsiniz. İletişim bilgileri iletişim sayfasında, diğer içtihat özetleri ise Emsal Kararlar bölümünde yer almaktadır.

Bu yazı genel bilgilendirme amacı taşır; özet, Yargıtay Karar Arama sisteminde yayımlanan Ceza Genel Kurulu kararından derlenmiştir. Kararda Başsavcılığın CMK m.308 kapsamındaki itirazı değerlendirilmiş olup uzlaştırma işlemlerinin geçerliliği; teklifin yapıldığı kişilere, tarafların beyanlarına, suçun işlendiği ve yargılamanın yapıldığı tarihteki kanun hükümlerine göre her dosyada ayrıca değerlendirilir. Yazı kullanılarak yapılan başvuru, dava ve savunmalardan Savun Hukuk sorumlu tutulamaz.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu