Markaya Tecavüzde Erişim Engeli – Yargıtay 7. CD 2025/15927

Bir şirketin adını, görünümünü ve kurumsal kimliğini taklit eden sahte internet siteleri, hem şirketin kendisi hem de siteye güvenerek işlem yapabilecek kişiler için ciddi bir risk oluşturur. Bu tür sitelere karşı en hızlı çözüm çoğu zaman sulh ceza hâkimliğinden erişim engeli istemek gibi görünür. Yargıtay 7. Ceza Dairesi ise yakın tarihli bir kararında, 5651 sayılı Kanun’un 9. maddesindeki erişim engelinin kişilik hakkı ihlaline özgü olduğunu, marka hakkına tecavüz iddiasının bu yolun dayanağı yapılamayacağını hatırlatmıştır.
Yargıtay 7. Ceza Dairesi, 10.12.2025 tarihli ve E.2025/4597, K.2025/15927 sayılı kararıyla, bir şirketin sahte olarak oluşturulduğunu ileri sürdüğü internet sitesine ilişkin olarak kişilik haklarının ihlali gerekçesiyle verilen erişim engeli kararına yapılan itirazın reddini, Adalet Bakanlığının istemi üzerine oy birliğiyle kanun yararına bozmuştur.
🌐 Sahte site iddiası ve erişim engeli talebi
Uyuşmazlık, bir anonim şirketin sulh ceza hâkimliğine yaptığı erişim engeli başvurusuyla başlamıştır. Karar metninde aktarılan ilk derece gerekçesine göre başvuruya konu site, başvuran şirket tarafından kurulmadığı hâlde onun adına kurulmuş gibi hareket edilerek paylaşımlar yapılan, “tamamen sahte olarak oluşturulan” ve üçüncü kişileri aldatabilecek şekilde içerik üreten bir sitedir.
İstanbul 1. Sulh Ceza Hâkimliği, 13.05.2024 tarihli ve 2024/3542 değişik iş sayılı kararıyla sitenin erişime kapatılmaması hâlinde hem başvuran hem de üçüncü kişiler yönünden mağduriyet doğabileceğini belirtmiş ve 5651 sayılı Kanun’un 9. maddesiyle korunan kişilik haklarının ihlal edildiği sonucuna ulaşarak erişimin engellenmesine karar vermiştir.
Bu karara karşı yapılan itiraz, İstanbul 2. Sulh Ceza Hâkimliğinin 17.05.2024 tarihli ve 2024/10011 değişik iş sayılı kararıyla reddedilmiştir. Böylece erişim engeli kararı olağan kanun yolları bakımından kesinleşmiştir.
📨 Kanun yararına bozma istemi
Olağan kanun yolları tükendikten sonra kesinleşen kararlardaki hukuka aykırılıkların giderilmesi için CMK m.309’da kanun yararına bozma yolu öngörülmüştür. Adalet Bakanlığı 16.07.2025 tarihli yazısıyla bozma isteminde bulunmuş, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı da 01.09.2025 tarihli ve KYB-2025/91845 sayılı tebliğnameyle dosyayı Daireye göndermiştir. İstemde iki ayrı bozma nedeni ileri sürülmüştür:
- Birinci neden – yanlış hukuki dayanak: Kapatılan Yargıtay 19. Ceza Dairesinin 05.07.2018 tarihli, E.2017/4081, K.2018/8236 sayılı kararına atıfla, 5651 sayılı Kanun’un 9. maddesinin uygulanma şartlarının internet ortamında yapılan bir yayın ve bu yayın nedeniyle kişilik haklarının ihlali olduğu hatırlatılmıştır. Marka hakkı ise Sınai Mülkiyet Kanunu kapsamında fikrî mülkiyete dair, mutlak nitelikte ve malvarlığına ilişkin bir haktır. Başvuran tüzel kişinin marka hakkına tecavüz iddiası nedeniyle 9. madde uyarınca erişim engeli verilemeyeceği ileri sürülmüştür.
- İkinci neden – kabule göre eksik inceleme: Site sahibi şirketin vekili, başvuran şirketin açtığı marka tecavüzü ve haksız rekabet davalarının reddedildiğini bildirmiştir. Buna rağmen ilgili dava dosyasına ait belgeler getirtilmeden karar verildiği ileri sürülmüştür.
⚖️ 7. Ceza Dairesinin kararı
Daire, kanun yararına bozma incelemesinin Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının ihbarnamesindeki istem ve gerekçeyle sınırlı olduğunu belirtmiş ve bozma nedenlerini ayrı ayrı ele almıştır:
- Birinci neden: İhbarnamedeki talep yerinde görülmüş ve kabul edilmiştir.
- Bozma: İstanbul 2. Sulh Ceza Hâkimliğinin 17.05.2024 tarihli itirazın reddi kararı CMK m.309/3 uyarınca oy birliğiyle kanun yararına bozulmuştur.
- İkinci neden: Bozma nedenine göre inceleme dışında bırakılmış ve bu yönden karar verilmesine yer olmadığına hükmedilmiştir.
- Sonraki işlem: CMK m.309/4-a uyarınca müteakip işlemlerin mahallinde yerine getirilmesi için dosya Hâkimliğe gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdi edilmiştir.
CMK m.309/4-a’ya göre bozma, davanın esasını çözmeyen bir karara ilişkin ise kararı veren hâkim veya mahkeme gerekli inceleme ve araştırmayı yaparak yeniden karar verir. Diğer bir deyişle Daire, erişim engeli meselesini kendisi sonuçlandırmamış; itirazı inceleyecek hâkimliğin, marka hakkı ile kişilik hakkı ayrımını gözeterek yeniden değerlendirme yapmasının yolunu açmıştır.
🧩 Kişilik hakkı ile marka hakkı ayrımı
Kararın en öğretici yönü, hukuken korunan değerin doğru tespit edilmesi gerektiğini göstermesidir. Kararda benimsenen ayrım şu şekilde özetlenebilir:
- Kişilik hakkı: Şahıs varlığına dair haklardandır. Ad, şeref, itibar gibi değerleri kapsar ve tüzel kişiler de kişilik haklarına sahiptir.
- Marka hakkı: Sınai Mülkiyet Kanunu’nda düzenlenen, fikrî mülkiyete dair, mutlak nitelikte ve malvarlığına ilişkin bir haktır.
- Sonuç: 5651 sayılı Kanun’un 9. maddesinde korunan temel hak kişilik hakkıdır. Marka hakkının ihlali veya bu hakka yönelik saldırı, bu hükmün uygulanmasında kişilik hakkı ihlalinden ayrı tutulmalıdır.
Somut olayda ilk derece hâkimliği, sitenin sahte olduğunu ve üçüncü kişileri aldatabileceğini tespit etmiş ve bunu kişilik hakkı ihlali olarak nitelendirmiştir. Kanun yararına bozma istemi ise talebin özünde bir marka tecavüzü iddiası olduğunu ileri sürmüş ve Daire bu yaklaşımı kabul etmiştir. Bir şirketin adının veya işaretinin başkası tarafından kullanılması gibi durumlarda, iddianın hangi hakka dayandığı bu nedenle belirleyici hâle gelmektedir.
Alan adı ve marka kullanımına ilişkin hukuk yargılamasındaki farklı bir yaklaşım için serideki alan adında marka kullanımı kararı okunabilir.
📑 Paralel hukuk davalarının önemi
Karar, erişim engeli dosyasının diğer yargılamalarla bağlantısına da dikkat çekmektedir. Bozma isteminin ikinci nedeninde aktarılan bilgilere göre, başvuran şirketin açtığı “marka tecavüzü ve haksız rekabetin tespiti, önlenip yasaklanması, maddi durumun ortadan kaldırılması” davaları şu şekilde sonuçlanmıştır:
- İstanbul 2. Fikrî ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 11.09.2020 tarihli, E.2017/298, K.2020/261 sayılı kararıyla davalar reddedilmiştir.
- İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesinin 16.05.2024 tarihli, E.2021/724, K.2024/860 sayılı kararıyla istinaf talepleri reddedilmiştir.
Dikkat çekici olan, bölge adliye mahkemesinin istinaf taleplerini reddettiği 16.05.2024 tarihinin, erişim engeline yönelik itirazın reddedildiği 17.05.2024 tarihinden yalnızca bir gün önce olmasıdır. Ancak Daire, birinci bozma nedenini kabul ettiği için bu ikinci nedeni incelemeye gerek görmemiştir. Dolayısıyla kararda, paralel hukuk davalarının erişim engeli değerlendirmesine etkisi konusunda bir tespit bulunmamaktadır.
🆕 AYM iptali: 9. maddenin bugünkü durumu
Kararın değerlendirilmesinde zaman boyutu da önemlidir. Mevzuat Bilgi Sistemindeki güncel metne göre 5651 sayılı Kanun’un “İçeriğin yayından çıkarılması ve erişimin engellenmesi” başlıklı 9. maddesi, Anayasa Mahkemesinin 11.10.2023 tarihli ve E.2020/76, K.2023/172 sayılı kararıyla iptal edilmiştir. Kanuna ekli yürürlük tablosunda, iptal kararının Resmî Gazete’de yayımlanmasından başlayarak dokuz ay sonra, yani 10.10.2024 tarihinde yürürlüğe girdiği belirtilmektedir.
Somut dosyadaki sulh ceza kararları Mayıs 2024’te, yani iptal hükmü yürürlüğe girmeden önce verilmiştir. 7. Ceza Dairesi de incelemesini bu tarihlerde uygulanan 9. madde çerçevesinde yapmıştır. Mevzuat Bilgi Sisteminde yer alan güncel metinde ise iptal edilen 9. maddenin yerine yeni bir düzenleme görünmemektedir. Özel hayatın gizliliği nedeniyle erişim engeline ilişkin 9/A maddesi ve belirli suçlara ilişkin 8. madde ise yürürlüktedir. Bu nedenle kişilik hakkı ihlali iddiasıyla yapılacak başvurularda hangi hukuki dayanağın uygulanacağı, başvuru tarihindeki mevzuata göre ayrıca değerlendirilmelidir.
Ayrıca 24.07.2026 tarihli ve 7590 sayılı Kanun’la 5651 sayılı Kanun’da görevli idare bakımından değişiklik yapılmış; güncel metinde birçok hükümde “Kurum” yerine Siber Güvenlik Başkanlığına atıf yapılmaktadır. Kimliğe bürünme amaçlı sahte hesapların farklı bir boyutu için serideki fotoğrafla sahte hesap açma kararı incelenebilir.
❓ Sık sorulanlar
Yargıtay sahte sitenin hukuka uygun olduğuna mı karar verdi?
Hayır. Karar, sitenin içeriğinin hukuka uygun olup olmadığına dair bir tespit içermemektedir. Bozma nedeni, marka hakkına tecavüz iddiasının 5651 sayılı Kanun’un kişilik haklarını koruyan 9. maddesine dayanak yapılamamasıdır.
Kanun yararına bozma kararından sonra ne olur?
Daire, CMK m.309/4-a uyarınca dosyanın hâkimliğe gönderilmesine karar vermiştir. Bu hükme göre davanın esasını çözmeyen bir karar bozulduğunda, kararı veren hâkim gerekli inceleme ve araştırmayı yaparak yeniden karar verir.
Tüzel kişilerin kişilik hakkı yok mu?
Kararda tüzel kişilerin kişilik hakkı bulunmadığı söylenmemektedir; 9. madde de gerçek ve tüzel kişilerin kişilik haklarından söz etmektedir. Kararın vurguladığı nokta, marka hakkının kişilik hakkından farklı olarak malvarlığına ilişkin bir hak olduğu ve bu iki hakkın ihlallerinin birbirinden ayırt edilmesi gerektiğidir.
5651 sayılı Kanun’un 9. maddesi hâlâ uygulanıyor mu?
Mevzuat Bilgi Sistemindeki güncel metne göre 9. madde, Anayasa Mahkemesinin 11.10.2023 tarihli kararıyla iptal edilmiş ve iptal 10.10.2024 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Bu karardaki sulh ceza kararları ise iptalin yürürlüğünden önce, Mayıs 2024’te verilmiştir.
Detaylı bilgi ve hukuki destek için Savun Hukuk & Danışmanlık ile iletişime geçebilirsiniz. Ulaşım bilgileri iletişim sayfasında, serinin diğer kararları Emsal Kararlar bölümünde yer almaktadır.
Bu yazı genel bilgilendirme amacı taşır; özet, Yargıtay Karar Arama sisteminde yayımlanan karar metninden derlenmiştir. Karar, Adalet Bakanlığının istemi üzerine verilmiş bir kanun yararına bozma kararıdır ve erişim engeli talebinin esası hakkında nihai bir değerlendirme içermez. İnternet içeriklerine yönelik başvurularda hangi hakkın ihlal edildiği, başvuru tarihinde yürürlükte olan mevzuat ve varsa paralel hukuk davalarının durumu her dosyada ayrıca değerlendirilir. Yazı kullanılarak yapılan başvuru, dava ve savunmalardan Savun Hukuk sorumlu tutulamaz.



