Emsal KararlarForex Hukukuİcra Hukuku

İade Edilmeyen Hisse ve Haciz – İstanbul BAM 13. HD 2026/650

Bir şirket adına, yetkisi olmayan kişilerce 10 milyon adetlik bir hisse alım işlemi yapıldığını düşünelim. Şirket on yılı aşan bir yargılamanın sonunda kazanır: mahkeme işlemi iptal eder ve hisselerin satıcıya geri verilmesi kaydıyla 26 milyon TL tazminata hükmeder. Faiziyle birlikte 84 milyon TL’yi aşan bu alacak için şirket hemen teminatsız ihtiyati haciz ister. Ne var ki geri vermesi gereken hisseler hâlâ kendi elindedir. Bu durumda alacak, ihtiyati haciz için aranan anlamda “vadesi gelmiş” sayılabilir mi?

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi, 02.04.2026 tarihli ve E.2026/694, K.2026/650 sayılı kararıyla bu soruya olumsuz yanıt veren ilk derece kararını yerinde bulmuştur. Daire’ye göre ilam, hisselerin iadesi karşılığında tazminat öngörmektedir. Hisseler iade edilmediği, üstelik alacaklının elinde durduğu ve borçluların mal kaçırdığına dair somut delil sunulmadığı için ihtiyati haczin kaldırılması isabetlidir. İstinaf başvurusu esastan reddedilmiş, karar kesin olarak verilmiştir.

Kısa özet: İstanbul 16. Asliye Ticaret Mahkemesi, 16.10.2025 tarihli kararıyla, talep eden şirket adına 14.07.2015 tarihinde bir aracı kurum aracılığıyla yapılan 10.000.000 adet hisse alımının geçersizliğini tespit edip işlemi iptal etmiş; hisselerin satıcıya aynen iadesi kaydıyla 26.000.000 TL tazminatın avans faiziyle birlikte davalılardan müteselsilen tahsiline hükmetmiştir. Şirket bu kesinleşmemiş ilama dayanarak teminatsız ihtiyati haciz istemiş, ilk derece mahkemesi önce kısmen kabul etmiş, borçluların itirazı üzerine ise haczi kaldırmıştır. Bölge adliye mahkemesi, hisseler iade edilmeden alacağın muaccel sayılamayacağı görüşünü paylaşarak istinaf başvurusunu reddetmiştir.

🏛️ Yetkisiz hisse alımından 26 milyon TL’lik ilama

Uyuşmazlığın kökü 2015 yılına uzanır. Kararda aktarılan ilama göre, 14.07.2015 tarihinde bir kişiye ait, bir anonim şirketteki 10.000.000 adet hisse, bir aracı kurum aracılığıyla talep eden şirkete satılmıştır. Şirket, kendi adına yapılan bu alımın yetkisiz olduğunu ileri sürerek dava açmıştır.

İstanbul 16. Asliye Ticaret Mahkemesi, E.2015/1177, K.2025/686 sayılı ve 16.10.2025 tarihli kararıyla davayı kabul etmiştir. Hüküm fıkrasının ana unsurları şunlardır:

  • Hisselerin satışına ilişkin işlemin hukuken geçersiz olduğunun tespiti ve satış işleminin iptali,
  • Hisselerin aynen satıcıya iadesi kaydıyla 26.000.000 TL tazminatın, 14.07.2015 tarihinden itibaren değişen oranlarda avans faiziyle davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili,
  • Davalı şirketlerden birinin 17.100.000 TL’den, bir diğerinin 1.600.000 TL’den sınırlı sorumlu tutulması,
  • Harç, yargılama gideri ve 868.000 TL vekâlet ücretinin de davalılara yükletilmesi.

Talep eden şirket, bu ilama göre tazminat, işlemiş faiz, harç, yargılama gideri ve vekâlet ücretiyle birlikte en az 84.612.886,84 TL alacaklı olduğunu belirtmiş; borçluların hisse senetleri ve yatırım fonları dâhil tüm taşınır ve taşınmazları ile üçüncü kişilerdeki hak ve alacakları üzerine teminatsız ihtiyati haciz konulmasını istemiştir.

🔄 İhtiyati haciz: önce kabul, sonra kaldırma

Dosyanın kısa ama hareketli bir seyri vardır. Aşağıdaki tablo, kararda aktarılan adımları özetlemektedir:

TarihMerciSonuç
26.01.2026İstanbul 4. Asliye Ticaret MahkemesiAlacak ilama dayandığı için İİK 259/2 uyarınca teminatsız ihtiyati haciz; borçlulara göre 84.391.401,66 TL, 55.503.452,21 TL ve 5.193.265,56 TL üzerinden kısmen kabul. İlamda gösterilmeyen, dava tarihinden sonraki işlemiş faiz yönünden ret.
05.02.2026Aynı mahkemeBorçluların itirazı duruşmalı olarak incelendi, taraf vekillerinin beyanları alındı.
06.02.2026Aynı mahkeme (ek karar)İtirazın kabulü ile ihtiyati haciz kararının kaldırılması.
02.04.2026İstanbul BAM 13. Hukuk Dairesiİstinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 uyarınca esastan reddi; HMK 362/1-f gereği kesin.

Borçlular itirazlarında üç noktaya dayanmıştır: alacağın muaccel olmadığı, talep edenin elinde güncel piyasa değeri 125.000.000 TL olan 10.000.000 hissenin bulunduğu ve bu nedenle alacağın zaten teminat altında olduğu, ayrıca kesinleşmemiş ve istinafa tabi bir ilama dayanıldığı. İlk derece mahkemesi, ilamın karşılıklı edimler içerdiğini, ilama dayanılarak düzenlenen icra emrinde hisselerin iadesine ilişkin bir açıklama bulunmadığını ve talep edenin hisseleri iade ettiğine ya da iadeyi teklif ettiğine dair belge sunamadığını tespit etmiştir.

⚖️ “İade kaydıyla” hüküm ne anlama geliyor?

Kararın merkezindeki kavram, ihtiyati haczin ilk şartı olan vadesi gelmiş para borcudur. Daire’nin aktardığı İİK 257/1 hükmüne göre rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcunun alacaklısı ihtiyati haciz isteyebilir; vadesi gelmemiş borç için ise ancak borçlunun belirli bir yerleşim yerinin bulunmaması veya mal kaçırma hazırlığı gibi istisnai hâllerde bu yola gidilebilir.

Somut ilam, tazminatı koşulsuz bir alacak olarak değil, hisselerin iadesine bağlı bir edim olarak düzenlemiştir. İlk derece mahkemesi bu yapıyı şöyle değerlendirmiş, Daire de bu değerlendirmeyi benimsemiştir:

  • Takip konusu ilam karşılıklı edimler içermektedir; alacaklının talepte bulunabilmesi için kendi edimini yerine getirmesi gerekir.
  • Hisselerin iade edilmediği konusunda taraflar arasında ihtilaf yoktur.
  • İlamda kendisine yüklenen edimi yerine getirmeyen alacaklının alacağından muaccel olarak söz edilemez.

Bu yaklaşım, ilama dayalı her alacağın kendiliğinden ihtiyati haciz için olgun olmadığını göstermektedir. İlamın varlığı İİK 259/2 uyarınca teminat şartını ortadan kaldırabilir; ancak alacağın muacceliyeti ayrıca incelenir. Hükümde alacaklıya da bir yükümlülük getirilmişse, o yükümlülüğün akıbeti haciz talebinin kaderini doğrudan etkiler.

📎 Karar metni: İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesinin kararı, Bedesten / UYAP Mevzuat ve İçtihat sisteminde yayımlanan hâliyle derlenmiştir; taraf ve şirket bilgileri kaynakta anonimdir.

🔐 Alacaklının elindeki hisseler teminat sayıldı

Kararı benzerlerinden ayıran ikinci unsur, Daire’nin teminat değerlendirmesidir. Daire, iadesine karar verilen 10.000.000 hissenin ihtiyati haciz talep eden şirketin nezdinde bulunduğunu ve bu nedenle tazminat alacağının teminat altında olduğunu açıkça belirtmiştir.

Bu tespit pratik açıdan önemlidir. İhtiyati haciz, alacaklının ileride tahsil imkânını yitirmesini önlemeye yönelik geçici bir hukuki korumadır. Alacaklı, borçluya geri vermesi gereken ve borçluların iddiasına göre değeri 125 milyon TL’yi bulan bir sermaye piyasası varlığını elinde tutarken, aynı ilişkiden doğan alacak için ayrıca borçluların tüm malvarlığına el konulmasını istemektedir. Daire bu tabloda ihtiyati haczin korumaya çalıştığı tehlikenin somut olarak bulunmadığı sonucuna ulaşmıştır.

Daire ayrıca istinaf dilekçesinde ileri sürülen “yargılama sürecinde bazı şirketlerin malvarlıklarının tasfiye edildiği ve mal kaçırma hazırlığı bulunduğu” iddiasını da yeterli görmemiştir. Kararda, karşı tarafın mal kaçırma şüphesi içinde olduğuna dair somut delil sunulmadığı vurgulanmıştır. Böylece İİK 257/2’deki vadesi gelmemiş borçlar için öngörülen istisnai yol da kapanmıştır.

📑 İİK 265’teki itiraz sebeplerinin kapsamı

Talep eden şirket istinafta usule ilişkin bir itiraz da ileri sürmüştür: borçluların itiraz sebeplerinin İİK 265’te sayılanlar arasında olmadığını, bu nedenle incelenemeyeceğini savunmuş ve eski tarihli bir Yargıtay kararına dayanmıştır. İİK 265’e göre borçlu, kendisi dinlenmeden verilen ihtiyati haczin dayandığı sebeplere, mahkemenin yetkisine ve teminata karşı itiraz edebilir.

Daire, borçluların ileri sürdüğü muacceliyet ve teminat itirazlarının doğrudan haczin dayandığı sebeplere ve ihtiyati haciz koşullarına ilişkin olduğunu belirtmiştir. Alacağın vadesi gelmiş olup olmadığı, ihtiyati haczin kanuni şartıdır; dolayısıyla bu itirazın incelenmesi usule uygundur. Bu yönüyle karar, İİK 265’in sınırlı itiraz sebeplerinin dar yorumlanmaması gerektiğini, haczin temel şartına yönelen itirazların bu madde kapsamında kaldığını göstermektedir.

📈 Sermaye piyasası uyuşmazlıklarında tahsil aşaması

Yetkisiz hisse alımı, aracı kurum aracılığıyla yapılan işlemlerin iptali ve tazminat gibi uyuşmazlıklar çoğu zaman yıllar sürer; hüküm kurulduğunda ise tahsil aşaması başlı başına bir mücadele alanına dönüşür. Bu karar, o aşamaya ilişkin şu noktaları görünür kılmaktadır:

  • İlama dayanan ihtiyati haciz teminatsız verilebilir; ancak ilamın içeriği, özellikle alacaklıya yüklenen karşı edimler, muacceliyet incelemesinde belirleyicidir.
  • Hisse, fon payı gibi sermaye piyasası araçlarının hangi tarafın elinde bulunduğu, ihtiyati haczin gerekliliği değerlendirilirken dikkate alınmaktadır.
  • Uzun süren yargılama tek başına mal kaçırma karinesi oluşturmaz; bu iddianın somut delillerle desteklenmesi beklenir.
  • İcra emrinin ilamdaki karşılıklı edimleri yansıtıp yansıtmadığı, ilk derece mahkemesinin dikkat ettiği bir husus olmuştur.

Kararın sınırları da not edilmelidir. Daire, tazminat alacağının varlığı veya miktarı hakkında bir değerlendirme yapmamıştır; esas hüküm ayrı bir kanun yolu denetimine tabidir. Karar yalnızca bu aşamadaki ihtiyati haciz talebine ilişkindir ve hisselerin iadesi gibi koşullar değiştiğinde yeni bir talep için farklı bir tablo ortaya çıkabilir.

Kredili işlem borcunda aracı kurumdaki blokeli hisselerin rehin sayılıp sayılmayacağını ele alan blokeli hisse ve ihtiyati haciz yazısı ile kripto zararı sonrası alınan bono üzerine verilen ihtiyati hacizleri inceleyen kripto zararında zorla bono yazısı bu kararla birlikte okunabilir.

❔ Sık sorulan sorular

İlama dayanan alacak için ihtiyati haciz hiç verilemez mi?

Verilebilir. İİK 259/2’ye göre alacak bir ilama dayanıyorsa teminat aranmaz; nitekim ilk derece mahkemesi de başlangıçta teminatsız ihtiyati haciz kararı vermiştir. Bu dosyada sorun ilamın varlığında değil, ilamın tazminatı hisselerin iadesine bağlamasındaydı. Hisseler iade edilmediği için alacak muaccel kabul edilmemiştir.

Hisselerin talep edenin elinde olması neden önem taşıdı?

Daire, iadesine karar verilen 10.000.000 hissenin ihtiyati haciz isteyen şirketin nezdinde bulunduğunu ve bu nedenle tazminat alacağının teminat altında olduğunu belirtmiştir. Borçlular, bu hisselerin güncel piyasa değerinin 125.000.000 TL olduğunu ileri sürmüştür. Alacaklının elinde bu ölçüde bir değer bulunması, ihtiyati haczin koruma amacının bu aşamada gerçekleşmediği sonucuna katkı sağlamıştır.

Mal kaçırma iddiası neden kabul görmedi?

Talep eden şirket, uzun yargılama sürecinde bazı şirketlerin malvarlıklarının tasfiye edildiğini ve mal kaçırma hazırlığı bulunduğunu ileri sürmüştür. Daire, karşı tarafın mal kaçırma şüphesi içinde olduğuna dair somut delil sunulmadığını tespit etmiştir. Vadesi gelmemiş borçlar için İİK 257/2’de öngörülen istisnai yol bu nedenle uygulanmamıştır.

Bu karar tazminat hükmünü ortadan kaldırıyor mu?

Hayır. Bölge adliye mahkemesinin kararı yalnızca ihtiyati haciz talebine ilişkindir. İstanbul 16. Asliye Ticaret Mahkemesinin tazminat hükmü, kendi kanun yolu süreci içinde ayrıca değerlendirilecektir. Daire, alacağın varlığı veya miktarı hakkında görüş bildirmemiş; ihtiyati haczin bu aşamadaki koşullarını incelemiştir.

Detaylı bilgi ve hukuki destek için Savun Hukuk & Danışmanlık ile iletişime geçebilirsiniz. İletişim sayfası üzerinden ulaşım bilgilerine, Emsal Kararlar arşivinden serinin diğer yazılarına erişilebilir.

Bu yazı genel bilgilendirme amacı taşır; özet, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesinin Bedesten / UYAP Mevzuat ve İçtihat sisteminde yayımlanan ihtiyati haciz kararından derlenmiştir. Değerlendirme, tazminatı hisselerin iadesine bağlayan belirli bir ilam ve hisselerin alacaklının elinde bulunduğu somut dosyaya dayanmaktadır; ilamın içeriği, tarafların edimleri ve sunulan deliller farklı olan dosyalarda sonuç değişebilir. Yazı kullanılarak yapılan başvuru, dava ve savunmalardan Savun Hukuk sorumlu tutulamaz.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu