Aile HukukuEmsal Kararlar

Velayet Davasında Gerekçesiz Kaldırma – AYM 2025/40744

Anlaşmalı boşanmada imzalanan protokolle velayeti babaya bırakan bir anne, birkaç ay sonra fikrini değiştirip velayetin kendisine verilmesini isterse mahkeme neye bakar? İlk derece mahkemesi iki ayrı sosyal inceleme raporu aldırıp tanıkları dinledikten sonra velayeti anneye verdiğinde, istinaf mahkemesi bu delilleri tek tek tartışmadan “ispat edilemedi” diyerek kararı kaldırabilir mi? Anayasa Mahkemesi İkinci Bölümü, 18 Haziran 2026 tarihli kararında bu sorunun cevabını aile hayatına saygı hakkının usule ilişkin güvencelerinde aramış ve istinaf aşamasındaki gerekçe eksikliğini anayasal bir sorun olarak görmüştür.

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölümü, 18.06.2026 tarihli ve 2025/40744 başvuru numaralı kararıyla, velayetin değiştirilmesi davasını kabul eden ilk derece kararını, bilirkişi raporlarına ve tanık beyanlarına hiç değinmeden kaldırıp davayı reddeden bölge adliye mahkemesi kararı nedeniyle Anayasa’nın 20. maddesinde güvence altına alınan aile hayatına saygı hakkının ihlal edildiğine oybirliğiyle karar vermiştir. Başvurucunun kimliğinin gizli tutulması talebi de kabul edilmiştir.

Kısa özet: Anlaşmalı boşanmayla iki çocuğun velayeti babaya verilmiş, anne birkaç ay sonra velayetin değiştirilmesi için dava açmıştır. Malatya 3. Aile Mahkemesi, biri yalnız baba ve çocuklarla, diğeri anne katılımıyla hazırlanan iki sosyal inceleme raporu ile tanık beyanlarına dayanarak velayeti anneye vermiştir. Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi bu kararı kaldırıp davayı kesin olarak reddetmiştir. Anayasa Mahkemesi, istinaf kararında raporların ve tanık beyanlarının neden itibar görmediğinin açıklanmadığını, çocukların üstün yararının açıkça tespit edilmediğini belirterek ihlal kararı vermiş ve yeniden yargılama yapılmasını istemiştir.

📄 Protokolden velayet davasına

Başvurucu anne ile eski eşi, Elâzığ 3. Aile Mahkemesinin 7.9.2023 tarihli kararıyla anlaşmalı olarak boşanmıştır. Boşanma kararıyla birlikte 2013 ve 2017 doğumlu iki çocuğun velayeti babaya verilmiştir.

Anne, yaklaşık üç ay sonra, 19.12.2023 tarihinde velayetin kendisine verilmesi istemiyle dava açmıştır. Dava dilekçesinde öne sürülen başlıca iddialar şunlardır:

  • Anlaşmalı boşanma sürecinde içinde bulunduğu zor durum nedeniyle velayet konusunu kabul etmek zorunda kaldığı,
  • Boşanma sırasında çocuklara kiminle yaşamak istediklerinin sorulmadığı,
  • Babanın çocuklar için uygun bir ev ve yaşam ortamı hazırlamadığı ve kişisel ilişki kararına rağmen çocukların anneyle görüşmesini engellediği,
  • Küçük yaştaki çocukların anne ilgisine ve şefkatine ihtiyaç duyduğu.

Baba ise cevap dilekçesinde çocukların huzurlu ve güvenli bir ortamda yaşadığını, velayetin değiştirilebilmesi için velayet sahibinin durumunda çocukların menfaatini etkileyen, esaslı ve sürekli bir değişiklik bulunması gerektiğini savunmuştur. Mahkeme 1.2.2024 tarihli ara kararla çocukların geçici velayetini tedbiren anneye bırakmış ve baba ile çocuklar arasında kişisel ilişki kurmuştur.

🧩 İki sosyal inceleme raporu ne söyledi?

Davanın kilit noktası, yargılama sırasında alınan iki ayrı rapordur. Kararda yer alan bilgilere göre raporların içeriği şöyle özetlenebilir:

RaporKimlerle görüşüldü?Sonuç
Malatya Adli Destek ve Mağdur Hizmetleri Müdürlüğü (12.1.2024)Baba ve çocuklar; anne başka ilde yaşadığı için görüşülemediBabanın velayet sorumluluğunu yerine getirebileceği, ihmal veya istismar gözlenmediği; ancak tek taraflı incelemenin yetersiz kaldığı, anne yönünden de inceleme yapılmasının daha sağlıklı olacağı
Elâzığ Adli Destek ve Mağdur Hizmetleri Müdürlüğü (25.1.2024)Anne katılımıylaÇocukların yaşları ve beyanları dikkate alınarak velayetin anneye verilmesinin ve babayla uygun kişisel ilişki kurulmasının üstün yararlarına olacağı

İlk raporda çocuklardan birinin annesiyle daha fazla zaman geçirmek istediği, ancak babasını da çok sevdiği ve onunla da vakit geçirmek istediği aktarılmıştır. İlk derece mahkemesi 25.2.2025 tarihinde davayı kabul ederek velayeti anneye vermiş; gerekçesinde tanık beyanlarını ve iki raporu esas almış, küçük çocuğun yaşı itibarıyla anne bakımına ihtiyaç duyduğunu ve kardeşlerin birbirinden ayrılmamasının psikolojik açıdan uygun olacağını vurgulamıştır. Çocuğun görüşüne başvurulması ilkesinin, çocuğun isteğinin üstün yararıyla çelişmediği ölçüde uygulanacağı da kararda belirtilmiştir.

Tek taraflı sosyal inceleme raporunun değeri, Yargıtay içtihadında da tartışılan bir konudur. Kişisel ilişkinin sınırlandırılması bağlamında verilmiş bir Yargıtay kararı için tek taraflı raporla görüş kısıtı yazısına bakılabilir.

✂️ İstinafın kısa gerekçesi

Babanın istinaf başvurusu üzerine Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi, 9.7.2025 tarihinde ilk derece kararını kaldırmış ve davayı reddetmiştir. Kararda toplanan delillerin, sosyal inceleme raporlarının ve çocukların beyanlarının birlikte değerlendirildiği belirtilmiş; ancak sonuç cümlesi, babanın velayetten doğan görevlerini ihmal ettiğinin ve velayetin değiştirilmesi koşullarının oluştuğunun anne tarafından ispat edilemediği olmuştur. Bölge adliye mahkemesi ayrıca ilk derece mahkemesinin “yetersiz gerekçe” ile davayı kabul ettiğini ifade etmiştir. Bu karar kesin nitelikte verilmiş, anne 10.7.2025’te öğrendiği karara karşı 25.7.2025 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.

Başvuruda anne, istinaf kararında delillerin dayanak gösterilmesine karşın bu delillerin neden velayetin kendisine verilmesini gerektirmediğinin açıklanmadığını ve çocukların anneyle yaşamak istediklerini belirtmelerine rağmen aleyhine karar verildiğini ileri sürmüştür.

🏛️ Anayasa Mahkemesinin değerlendirmesi

Anayasa Mahkemesi, velayet ve kişisel ilişki uyuşmazlıklarında adil yargılanma hakkına ilişkin şikâyetleri, işlemlerin aile hayatı üzerindeki sonuçlarını gözeterek aile hayatına saygı hakkı kapsamında incelemiştir. Gerekçede öne çıkan ilkeler şunlardır:

  • Pozitif yükümlülük: Devletin yükümlülüğü yalnızca aile hayatına keyfî müdahaleden kaçınmak değildir; aile hayatına etkili saygının sağlanması için tedbir alma yükümlülüğü de vardır ve bu yükümlülük ebeveynler arasındaki velayet uyuşmazlıklarında da geçerlidir.
  • Anayasa’nın 41. maddesi: Her çocuk, yüksek yararına aykırı olmadıkça anne ve babasıyla kişisel ve doğrudan ilişki kurma ve sürdürme hakkına sahiptir. Çocuğun yüksek yararı, çocukları ilgilendiren tüm yargısal faaliyetlerde gözetilmesi gereken bir ilkedir.
  • Denetimin sınırı: Delilleri takdir etmek derece mahkemelerinin işidir; Anayasa Mahkemesi izlenen usulü ve Anayasa’nın 20. ve 41. maddelerindeki güvencelerin gözetilip gözetilmediğini denetler.
  • Özenli inceleme ve ayrıntılı gerekçe: İddia, savunma ve deliller gereği gibi değerlendirilmeli; takdirin gerekçeleri, ebeveynin kanun yoluna etkili biçimde başvurmasını sağlayacak açıklıkta ortaya konulmalı ve sonuç bilimsel görüş ve raporlar gibi objektif verilere dayandırılmalıdır.

Bu ilkeleri somut olaya uygulayan Mahkeme, ilk derece mahkemesinin çok sayıda tanık dinlediğini, ilk raporun önerisi üzerine anne yönünden ikinci bir rapor aldırdığını ve iki rapordaki tespitlere dayanarak karar verdiğini saptamıştır. Buna karşılık bölge adliye mahkemesinin:

  1. İlk derece mahkemesinin değerlendirmesine neden katılmadığını yeterince açıklamadığını,
  2. Tanık beyanları ile tarafların özel koşullarına dayanılarak ulaşılan sonucun neden çocukların üstün yararına uymadığını tartışmadığını,
  3. Çocukların üstün yararına ilişkin tespitler içeren iki rapora kararında hiç değinmediğini,
  4. İki rapor arasındaki eksiklik ve çelişkileri giderecek bir değerlendirme yapmadığını ve anne, baba ve çocukların birlikte katılımıyla hazırlanacak bir raporun daha sağlıklı sonuç verip vermeyeceğini hiç tartışmadığını

belirlemiştir. Mahkemeye göre çocukların içinde bulunduğu koşullar tam olarak ortaya konulmadan ve sağlıkları ile gelişimleri açısından üstün yararlarına olan açıkça tespit edilmeden sonuca gidilmiştir. Bu nedenle istinaf yargılamasının, Anayasa’daki güvenceleri ve çocuğun üstün yararı ilkesini gözeten özenli bir yargılama olduğu söylenemeyeceği sonucuna varılmıştır.

📎 Karar metni: Anayasa Mahkemesi kararı, Kararlar Bilgi Bankasında yayımlanan hâliyle derlenmiştir; başvurucunun kimliği kararda gizli tutulmuş, heyet, raportör ve vekil bilgileri derlemeye alınmamış, emsal kararlar başvuru numarasıyla gösterilmiştir.

📐 Kararın ortaya koyduğu ölçütler

Karar, velayetin kime verileceğine dair bir sonuç belirlemez; Anayasa Mahkemesi annenin mi babanın mı velayete daha uygun olduğunu tartışmamıştır. Kararın ağırlığı, bir üst mahkemenin ilk derece kararını kaldırırken üstlendiği gerekçe yüküne ilişkindir. Bu açıdan kararın ortaya koyduğu çerçeve şöyle okunabilir:

  • Kaldırma kararı da gerekçelendirilmelidir: İlk derece mahkemesinin delillere dayanarak ulaştığı sonucu değiştiren istinaf mercii, bu delillere neden itibar etmediğini açıklamalıdır. Yalnızca “ispat edilemedi” denilmesi, dosyadaki raporlar ve tanık beyanları tartışılmadıkça yeterli görülmemiştir.
  • Raporlar arası çelişki çözülmelidir: Biri tek taraflı, diğeri karşı tarafın katılımıyla hazırlanan raporlar farklı yönlere işaret ediyorsa, bu farklılığın nasıl giderileceği tartışılmalıdır. Kararda tüm tarafların birlikte katıldığı bir incelemenin seçenek olarak değerlendirilmemesi eksiklik olarak sayılmıştır.
  • Ölçüt, çocuğun üstün yararıdır: Velayetin değiştirilmesinde ispat yükü tartışması, çocuğun üstün yararının belirlenmesi amacının önüne geçirilmemelidir.

Türk Medeni Kanunu’nun 183. maddesi, ana veya babanın başkasıyla evlenmesi, başka bir yere gitmesi veya ölmesi gibi yeni olguların zorunlu kılması hâlinde hâkimin re’sen veya ana ve babadan birinin istemi üzerine gerekli önlemleri alacağını düzenler. Anayasa Mahkemesi kararında bu maddeye ayrıca değinilmemiş, değerlendirme Anayasa’nın 20. ve 41. maddeleri üzerinden yapılmıştır.

🔁 Yeniden yargılama ne anlama geliyor?

Anayasa Mahkemesi, ihlalin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar ve zorunluluk bulunduğunu belirtmiş; kararın bir örneğinin, Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesine (E.2025/1844, K.2025/1407) iletilmek üzere Malatya 3. Aile Mahkemesine (E.2023/628, K.2025/161) gönderilmesine hükmetmiştir. 6216 sayılı Kanun’un 50. maddesi uyarınca ilgili mercilerin yapması gereken, yeniden yargılama işlemlerini başlatmak ve Anayasa Mahkemesinin gerekçelerine uygun yeni bir karar vermektir.

Başvurucu yalnızca ihlalin tespiti ve yeniden yargılama talep ettiğinden tazminata hükmedilmemiş; 5.064,40 TL harçtan oluşan yargılama giderinin başvurucuya ödenmesine karar verilmiştir. Yeniden yargılamada velayetin kime verileceği, istinaf merciinin dosyadaki delilleri bu kez ayrıntılı biçimde tartışmasıyla belirlenecektir; Anayasa Mahkemesi kararı sonucu önceden belirlememektedir.

🙋 Merak edilenler

Anayasa Mahkemesi velayeti anneye mi verdi?

Hayır. Anayasa Mahkemesi velayet konusunda bir tercih yapmamış, yalnızca bölge adliye mahkemesinin kararını yeterli gerekçeye ve objektif verilere dayandırmamasını aile hayatına saygı hakkının ihlali olarak nitelendirmiştir. Velayet konusu yeniden yargılamada ele alınacaktır.

Anlaşmalı boşanmada kabul edilen velayet sonradan değiştirilebilir mi?

Somut dosyada anne, anlaşmalı boşanmadan yaklaşık üç ay sonra velayetin değiştirilmesi davası açmış ve ilk derece mahkemesi davayı kabul etmiştir. Anayasa Mahkemesi kararında protokolün bağlayıcılığına ilişkin ayrı bir tespit bulunmamaktadır; değerlendirme, istinaf kararındaki gerekçe eksikliğine odaklanmıştır.

Neden adil yargılanma değil de aile hayatı hakkı incelendi?

Anayasa Mahkemesi, velayet ve kişisel ilişki uyuşmazlıklarında yargılama usulüne ilişkin şikâyetlerin, sonuçları itibarıyla aile hayatını doğrudan etkilediğini kabul eder. Bu nedenle başvurucunun gerekçeli karar ve adil yargılanma şikâyetleri, aile hayatına saygı hakkının usule ilişkin güvenceleri çerçevesinde birlikte incelenmiştir.

Kararda çocukların görüşüne nasıl yer verildi?

İlk raporda çocuklardan birinin anneyle daha fazla zaman geçirmek istediği ancak babasını da sevdiği aktarılmış, ikinci rapor çocukların yaşları ve beyanlarını dikkate alarak anneyi işaret etmiştir. Anayasa Mahkemesi, istinaf kararında bu beyanların ve raporların neden itibar görmediğinin açıklanmamasını ihlal gerekçeleri arasında saymıştır.

Detaylı bilgi ve hukuki destek için Savun Hukuk & Danışmanlık ile iletişime geçebilirsiniz. Ulaşım bilgileri iletişim sayfasında, serinin diğer yazıları Emsal Kararlar arşivinde yer almaktadır.

Bu yazı genel bilgilendirme amacı taşır; özet, Anayasa Mahkemesinin Kararlar Bilgi Bankasında yayımlanan bireysel başvuru kararından derlenmiştir. Değerlendirme, anlaşmalı boşanmanın ardından açılan bir velayet değişikliği davasında istinaf kararının gerekçesine ilişkin tek bir başvuruya dayanır; çocukların durumu, raporların içeriği ve dosyadaki diğer deliller farklı olan uyuşmazlıklarda farklı sonuçlara ulaşılabilir. Yazı kullanılarak yapılan başvuru, dava ve savunmalardan Savun Hukuk sorumlu tutulamaz.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu