Emsal KararlarForex Hukuku

Hisse İadesinde Zamanaşımı – İst. BAM 13. HD 2026/1434

Çeyrek asrı aşan bir banka uyuşmazlığının son halkasında soru şuydu: Bir yatırımcının bankada tuttuğu ve kendisine ait olduğu bilirkişi raporlarıyla tespit edilen 1.560 adet borsa hissesi, yıllar sonra aynen geri istenebilir mi, yoksa “her alacak on yılda zamanaşımına uğrar” kuralı bu talebin de önünü keser mi? İlk derece mahkemesi talebi sıradan bir para alacağı gibi değerlendirip zamanaşımı nedeniyle reddetti. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi ise hisse senedinin niteliği ile bankayla kurulan ilişkinin türü araştırılmadan bu sonuca ulaşılamayacağını belirtti.

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi, 09.07.2026 tarihli ve E.2026/520, K.2026/1434 sayılı kararıyla, davalı bankaya tevdi edildiği ileri sürülen hisse senetlerinin aynen iadesi istemini zamanaşımı nedeniyle reddeden ilk derece mahkemesi kararını eksik inceleme ve yetersiz gerekçe nedeniyle kaldırmış, dosyayı yeniden inceleme için mahkemesine göndermiştir. Karar oy birliğiyle ve kesin olarak verilmiştir.

Kısa özet: Davacı, davalı bankadaki döviz, TL ve menkul kıymet hesaplarındaki varlıklarının çekildiğini ve hesaplarının kapatıldığını öğrenince 1998’den itibaren birbirini izleyen davalar açmıştır. İkinci davada bilirkişi raporlarıyla 1.560 adet hissenin kendisine ait olduğu tespit edilmiş, ancak bu hisseler ıslah dilekçesiyle sonradan eklendiği için o davada hüküm altına alınmamıştır. 2025’te açılan yeni davada İstanbul 8. Asliye Ticaret Mahkemesi, TBK m.146’daki on yıllık süreyi ve sebepsiz zenginleşme sürelerini uygulayarak davayı reddetmiştir. Daire, talebin bir alacak değil hisse senetlerinin aynen iadesi olduğunu, hisse mülkiyetinin yatırımcıya ait olup banka veya aracı kurumun malvarlığına girmediğini belirterek ilişkinin saklama mı yoksa işlem aracılığı mı olduğunun araştırılmasını istemiştir.

⏳ 1998’den 2025’e uzanan dava zinciri

Karardaki anlatıma göre davacı, davalı banka nezdinde açtığı hesaplara birikimlerini yatırmış; bir kısım mevduatını çekmek istediğinde hesaplardaki meblağların çekildiği ve hesapların kapatıldığı kendisine sözlü olarak bildirilmiştir. Yazılı başvurusu cevapsız kalınca uzun bir yargı süreci başlamıştır:

  1. İlk dava (Kadıköy 5. Asliye Hukuk Mahkemesi, 1998/134 Esas): 21.02.2000 tarihli kararla 59.691.394.355 (eski) TL üzerinden kabul edilmiş, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi hesapların fiktif olup olmadığının şube kayıtları üzerinde araştırılması gerektiğini belirterek kararı bozmuştur. Bozma sonrası 28.12.2004 tarihli kararla 1.000.000.000 (eski) TL üzerinden kabul kararı verilmiş, bu karar 13.03.2006 tarihinde onanmıştır. Onama gerekçesinde, davacının alacağının talep edilen miktarın üzerinde olduğu ve tamamının açılacak ek davada belirlenebileceği vurgulanmıştır.
  2. İkinci dava (Kadıköy 1. Asliye Ticaret, 2006/457 Esas; sonradan İstanbul Anadolu 6. Asliye Ticaret, 2019/119 Esas): 03.07.2006 tarihinde açılmıştır. 02.10.2007 havale tarihli bilirkişi raporunda davacının 1.560 adet hisseyi talep etme hakkı bulunduğu tespit edilmiş, davacı 01.04.2008 tarihli ıslah dilekçesiyle bu hisselerin aynen iadesini de istemiştir. Mahkeme, dava dilekçesinde yer almayan bu talebin ıslah yoluyla müstakil yeni bir talep olarak eklenemeyeceğini belirterek bu kısmı hüküm altına almamıştır. Dosya birkaç kez bozulmuş, 27.01.2021 tarihli karar 27.06.2022 tarihinde onanmış, karar düzeltme talebi de 23.02.2023 tarihinde reddedilmiştir.
  3. Eldeki dava (İstanbul 8. Asliye Ticaret Mahkemesi, 2025/46 Esas): 21.01.2025 tarihinde açılmıştır. Davacı, 1.560 adet hissenin 03.07.2006 tarihi itibarıyla bedelli ve bedelsiz sermaye artırımlarıyla birlikte aynen iadesini istemiştir. Dava öncesi arabuluculuk görüşmeleri anlaşmazlıkla sonuçlanmıştır.

🏦 Bankanın savunması: kesin hüküm ve on yıl

Davalı banka üç kademeli bir savunma sunmuştur. Öncelikle aynı talebin önceki davaya ıslahla getirildiğini, orada zamanaşımı nedeniyle reddedildiğini ve bu kararın kesinleştiğini, bu nedenle kesin hüküm bulunduğunu ileri sürmüştür. İkinci olarak, TBK m.146 uyarınca on yıllık sürenin geçtiğini, davanın sözleşme, haksız fiil veya sebepsiz zenginleşme hangisine dayanırsa dayansın zamanaşımına uğradığını savunmuştur. Son olarak şube kayıtlarında davacıya ait bir emareye rastlanmadığını ve hesapların fiktif olduğunun önceki dosyadaki bilirkişi raporunda tespit edildiğini belirtmiştir. Banka ayrıca dava konusu hisselerin 27.03.2025 itibarıyla borsadaki karşılığının 8.732.100 TL dolayında olduğunu ve nispi harcın yatırılmadığını ileri sürmüştür.

📅 İlk derece mahkemesinin zamanaşımı hesabı

İstanbul 8. Asliye Ticaret Mahkemesi, 20.11.2025 tarihli ve 2025/46 Esas, 2025/737 Karar sayılı kararıyla davayı zamanaşımı nedeniyle reddetmiştir. Gerekçe üç ayaklıdır:

  • Genel zamanaşımı: TBK m.146’ya göre kanunda aksine hüküm yoksa her alacak on yıllık zamanaşımına tabidir. Davacının hisseleri talep edebileceğini öğrendiği tarih en geç 01.04.2008 olup dava 21.01.2025’te açılmıştır.
  • Sözleşmenin kuruluşu: Hisselerin bankaya tevdi edilmesiyle bir bankacılık sözleşmesi kurulmuştur; ilk davanın 1998’de açıldığı dikkate alındığında sözleşme 1998 veya daha öncesine aittir.
  • Sebepsiz zenginleşme: TBK m.82/1’deki iki yıllık ve on yıllık süreler de dolmuştur.

📝 İstinaf dilekçesindeki itirazlar

Davacı vekili, uyuşmazlıkta TBK’nın değil Bankacılık Kanunu’nun uygulanması gerektiğini savunmuştur. Bu görüşe göre Bankacılık Kanunu m.62 bankacılık işlemlerinden doğan alacaklar için on yıllık zamanaşımı öngörmekle birlikte, uygulamanın usul ve esasları yönetmelikle belirlenmiştir; yönetmeliğin 8. maddesi bankaların zamanaşımına uğrayacak alacakların sahiplerine iadeli taahhütlü mektupla bildirimde bulunmasını, internet sitesinde ilan yapmasını ve tutarları TMSF hesaplarına aktarmasını öngörmektedir. Davacıya göre banka bu işlemleri yaptığını kanıtlamadan zamanaşımı definde bulunamaz.

İkinci itiraz hisse senedinin niteliğine ilişkindir: Hisse senedi bir mülkiyet senedidir, vade içermez ve bu nedenle zamanaşımına tabi değildir. Davacı bu bağlamda Anayasa Mahkemesinin, kaydileştirilmeyen payların Yatırımcı Tazmin Merkezine devrine imkân veren Sermaye Piyasası Kanunu m.13/4’ün bir bölümünü mülkiyet hakkına aykırı bularak iptal ettiğini ve Kamu Denetçiliği Kurumunun 01.12.2015 tarihli tavsiye kararını hatırlatmıştır. Kaydileştirilmeyen paylar konusunda farklı bir uyuşmazlık için kaydileştirilmeyen hisse ve Yatırımcı Tazmin Merkezi yazısına bakılabilir.

📎 Karar metni: İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesinin kararı, Bedesten (mevzuat.adalet.gov.tr) üzerinde yayımlanan hâliyle derlenmiştir; taraf adları kaynakta anonimdir, metindeki doktrin atfı çıkarılmıştır.

⚖️ Dairenin gerekçesi

Daire, ilk derece mahkemesinin talebi bir para alacağı gibi ele almasını isabetli bulmamıştır. Gerekçenin kilit cümlesi, davacının talebinin alacak istemine ilişkin olmayıp 1.560 adet hisse senedinin aynen iadesi istemine ilişkin olduğudur. Daire buradan hareketle şu tespitleri yapmıştır:

  • Dava konusu şirketin payları 1990 yılında borsada işlem görmeye başlamıştır; dava konusu hisse senetleri sermaye piyasası aracı niteliğindedir.
  • Mülga 2499 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu m.3/b, sermaye piyasası araçlarını menkul kıymetler olarak tanımlamıştır; hisse senetleri de borsaya kote edilmiş menkul kıymetlerdendir.
  • Hisse senedinin mülkiyeti yatırımcıya aittir; banka veya aracı kurumun malvarlığına dahil olmaz.

Daireye göre mahkemenin yapması gerekenler şunlardır: taraf delillerini toplamak, gerektiğinde bilirkişi incelemesi yaptırmak, taraflar arasındaki ilişkinin saklama sözleşmesi mi yoksa işlem aracılığı sözleşmesi mi olduğunu ve hisselerin bankada ne amaçla bulunduğunu belirlemek, buna göre talebin ayni hak niteliğinde olup olmadığını saptamak ve TMK, TBK, TTK, Sermaye Piyasası Kanunu ile Bankacılık Kanunu hükümlerini birlikte değerlendirerek zamanaşımı defi hakkında karar vermek. Bu araştırma yapılmadan verilen ret kararı HMK m.353/1-a-6 uyarınca kaldırılmıştır.

🔍 Alacak mı, ayni hak mı?

Kararın önemi, zamanaşımı tartışmasını talebin hukuki niteliğine bağlamasındadır. TBK m.146’nın on yıllık süresi “alacaklar” için öngörülmüştür. Yatırımcının bankaya bıraktığı hisselerin mülkiyeti kendisinde kalıyorsa, istem bir borcun ifasından çok malikin malını geri istemesine yaklaşır. Buna karşılık banka hisseleri işlem aracılığı kapsamında elinde tutmuş ve ilişki bir borç ilişkisine dönüşmüşse, alacak zamanaşımı kurallarının uygulanması gündeme gelebilir. Daire bu ayrımı kendisi yapmamış, ilk derece mahkemesinin delil toplayarak yapmasını istemiştir.

YaklaşımTalebin nitelendirilmesiZamanaşımı değerlendirmesi
İlk derece mahkemesiBankacılık sözleşmesinden doğan alacak / sebepsiz zenginleşmeTBK m.146 (10 yıl) ve TBK m.82/1 (2 ve 10 yıl) dolmuş
Bölge adliye mahkemesiHisse senetlerinin aynen iadesi; ayni hak niteliği araştırılmalıİlişkinin türü belirlenmeden karar verilemez

Kararda bankanın kesin hüküm itirazına ve davacının Bankacılık Kanunu m.62’ye dayalı itirazına ayrıca cevap verilmemiştir. Bu sorular, yeniden yapılacak yargılamada ilk derece mahkemesince değerlendirilecektir. Hamiline yazılı hisse senetlerinin iadesine ilişkin başka bir istinaf kararı için hamiline hisse senedi iadesi yazısı da konuyu farklı bir açıdan ele almaktadır.

🧭 Kararın yatırımcılar bakımından anlamı

Kararın ortaya koyduğu çerçeve şöyle özetlenebilir:

  • Bankada veya aracı kurumda tutulan hisselerin geri istenmesi, her durumda sıradan bir para alacağı olarak değerlendirilmemektedir.
  • Zamanaşımı incelemesi, taraflar arasındaki ilişkinin saklama mı işlem aracılığı mı olduğunun tespitine bağlanmıştır.
  • Daire, hisse mülkiyetinin yatırımcıya ait olduğunu ve aracı kuruluşun malvarlığına girmediğini açıkça belirtmiştir.
  • Kaldırma kararı uyuşmazlığı sona erdirmemiştir; esas hakkındaki değerlendirme ilk derece mahkemesince yapılacaktır.

❓ Sık sorulan sorular

Daire hisselerin davacıya iadesine karar verdi mi?

Hayır. Daire yalnızca ilk derece mahkemesinin zamanaşımı nedeniyle verdiği ret kararını kaldırmış ve dosyayı yeniden inceleme için geri göndermiştir. Hisselerin iadesi, bedelli ve bedelsiz sermaye artırımları ile kesin hüküm itirazı hakkında henüz bir karar bulunmamaktadır.

Daire hisse senetlerinin zamanaşımına uğramayacağını mı söyledi?

Kararda böyle kesin bir tespit yoktur. Daire, talebin ayni hak niteliğinde olup olmadığının ve hangi kanun hükümlerinin uygulanacağının araştırılmasını istemiş, zamanaşımı definin bu araştırmanın sonucuna göre değerlendirilmesi gerektiğini belirtmiştir.

Saklama sözleşmesi ile işlem aracılığı arasındaki farkın önemi nedir?

Daireye göre hisselerin bankada hangi amaçla bulunduğu, talebin niteliğini belirleyecektir. Kararda bu iki ilişki türünden hangisinin hangi sonuca götüreceği ayrıntılı olarak açıklanmamış; tespitin delillere ve gerektiğinde bilirkişi incelemesine göre yapılması istenmiştir.

Bu karara karşı temyiz yoluna gidilebilir mi?

Karar, HMK m.362/1-g gereğince kesin olarak verilmiştir. Kaldırma kararından sonra ilk derece mahkemesinin yeniden vereceği karara karşı ise kanun yollarına ilişkin genel hükümler uygulanacaktır.

Detaylı bilgi ve hukuki destek için Savun Hukuk & Danışmanlık ile iletişime geçebilirsiniz. Ulaşım bilgileri iletişim sayfasında, serinin diğer yazıları Emsal Kararlar arşivinde yer almaktadır.

Bu yazı genel bilgilendirme amacı taşır; özet, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesinin Bedesten üzerinde yayımlanan kararından derlenmiştir. Değerlendirme, ilk derece kararını kaldırıp dosyayı yeniden inceleme için geri gönderen tek bir istinaf kararına dayanır; uyuşmazlığın esası henüz karara bağlanmamıştır. Hukuki ilişkinin türü, delil durumu ve önceki yargılamaların içeriği farklı olan dosyalarda farklı sonuçlara ulaşılabilir. Yazı kullanılarak yapılan başvuru, dava ve savunmalardan Savun Hukuk sorumlu tutulamaz.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu