Ceza HukukuEmsal Kararlar

Change Araçta Sahtecilik Ayrı Suç – Yargıtay CGK 2026/313

Çalıntı otomobillere, ağır hasarlı araçlardan alınan motor ve şasi numaraları verilip bu araçlar noterde satıldığında, her araç için ayrı bir resmî belgede sahtecilik suçu mu oluşur, yoksa aynı örgütün yıllara yayılan bu işlemleri tek bir zincirleme suç olarak mı cezalandırılır? Uygulamada “change araç” olarak bilinen bu yöntemde ceza miktarını doğrudan belirleyen soru, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun önüne Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itirazıyla gelmiştir.

Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 20.05.2026 tarihli ve E.2025/241, K.2026/313 sayılı kararıyla, örgüt faaliyeti çerçevesinde farklı tarihlerde gerçekleştirilen sahtecilik eylemlerinde zincirleme suç hükümlerinin uygulanamayacağına, her eylem için ayrı ceza verilmesinin isabetli olduğuna oy çokluğuyla karar vermiş ve itirazı reddetmiştir.

Kısa özet: Sanıklar, İstanbul’dan çalınan otomobillere aynı marka ve modeldeki ağır hasar kayıtlı araçların motor ve şasi numaralarını vererek bu araçları noter satış sözleşmesiyle satmıştır. İlk derece mahkemesi her eylem için TCK 204/1-3 uyarınca ayrı ayrı 3 yıl 6 ay hapis cezası vermiş, Yargıtay 2. Ceza Dairesi hükümleri onamıştır. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı, eylemlerin tek bir suç işleme kararı altında işlendiğini ve zincirleme suç oluşturduğunu ileri sürerek itiraz etmiştir. Ceza Genel Kurulu, örgütün belirsiz sayıda suç işleme iradesinin TCK 43’teki “bir suç işleme kararı” ile aynı şey olmadığını belirterek itirazı reddetmiştir.

🚗 Change yöntemi ve suçlanan eylemler

Dosya, Oto Hırsızlık Büro Amirliğinin yürüttüğü çalışmalarla başlamıştır. Karar metnine göre sanıkların, örgütlü olarak İstanbul ilinden çalınan araçları ağır hasarlı otolar ile change işlemine tabi tuttukları ve ardından orijinalleri değerinde satarak haksız gelir elde ettikleri tespit edilmiştir.

Her bir eylem aynı kalıbı izlemektedir:

  1. Belirli bir tarihte bir otomobil çalınmaktadır.
  2. Aynı marka ve modelde, ağır hasar kaydı bulunan bir araç temin edilmektedir.
  3. Çalıntı otomobile, hasarlı aracın motor ve şasi numarası verilmektedir.
  4. Kimliği değiştirilmiş araç, noter satış sözleşmesiyle üçüncü kişilere satılmaktadır.

Karar metninde tek tek sayılan eylemler, 2005 yılının başından 2008 yılının mart ayına kadar uzanan bir döneme yayılmıştır. İlk eylemlerde hırsızlık tarihi Şubat ve Mart 2005, son eylemlerde ise Ocak, Şubat ve Mart 2008’dir.

📜 Hükümden itiraza uzanan süreç

Dosyanın aşamaları kısaca şöyledir:

  • İstanbul 24. Asliye Ceza Mahkemesi (05.05.2015, 939-270): Sanıklar, eylem sayısı kadar resmî belgede sahtecilik suçundan TCK 204/1-3 uyarınca her bir eylem için ayrı ayrı 3 yıl 6 ay hapis cezasıyla cezalandırılmıştır. Karar metnine göre üç sanık 27’şer, diğer sanıklar ise 20, 11, 8, 4 ve 2 eylemden mahkûm edilmiştir. Bir kısım sanıklar ayrıca suç işlemek amacıyla örgüt kurma ve yönetme, diğerleri de örgüte üye olma suçlarından cezalandırılmıştır; bu hükümler incelemenin dışındadır.
  • Yargıtay 2. Ceza Dairesi (17.01.2017, 19395-455): Bir sanığın üç eylemi yönünden hükümler düzeltilerek, diğer hükümler ise doğrudan onanmıştır.
  • Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı (18.04.2024): Sanıkların bir suç işleme kararının icrası kapsamında hareket ettiklerini, hukuki ve fiili kesinti de bulunmadığını, bu nedenle eylemlerin kül hâlinde zincirleme biçimde işlenmiş tek bir nitelikli resmî belgede sahtecilik suçunu oluşturduğunu belirterek itiraz etmiştir.
  • Yargıtay 4. Ceza Dairesi (11.02.2025, 5768-2198): CMK 308 uyarınca yaptığı incelemede itiraz nedenlerini yerinde görmemiş ve dosyayı Yargıtay Birinci Başkanlığına göndermiştir.
  • Ceza Genel Kurulu (20.05.2026): İtirazı oy çokluğuyla reddetmiştir. Üç üye, itirazın kabulü gerektiği düşüncesiyle karşı oy kullanmıştır.

İtiraz, sanıkların lehine sonuç doğuracak niteliktedir. Zincirleme suç kabul edilseydi, her sanık için onlarca ayrı ceza yerine tek bir ceza belirlenecek ve bu ceza TCK 43/1 uyarınca dörtte birinden dörtte üçüne kadar artırılacaktı.

⚖️ Genel Kurulun önündeki tek soru

Ceza Genel Kurulu uyuşmazlığı şöyle tanımlamıştır: Örgüt faaliyeti kapsamında işlendiği kabul edilip gerçek içtima çerçevesinde mahkûmiyet hükümleri kurulan sahtecilik suçları yönünden zincirleme suç hükümlerinin uygulanma koşullarının bulunup bulunmadığı.

Genel Kurul önce temel kuralı hatırlatmıştır: Türk Ceza Kanunu’nda hâkim ilke gerçek içtimadır; “kaç fiil varsa o kadar suç, kaç suç varsa o kadar ceza” vardır. Bu kuralın istisnaları bileşik suç (TCK 42), zincirleme suç (TCK 43) ve fikrî içtima (TCK 44) hükümleridir.

TCK 43/1’e göre zincirleme suçun uygulanabilmesi için kararda üç şart sayılmıştır:

  • Aynı suçun değişik zamanlarda birden fazla işlenmesi,
  • İşlenen suçların mağdurunun aynı kişi olması,
  • Bu suçların aynı suç işleme kararı altında işlenmesi.

İlk şart konusunda tartışma yoktur; kararın ağırlığı ikinci ve üçüncü şarttadır.

🏛️ Sahteciliğin mağduru kim?

Her araç farklı bir kişiye ait olduğundan, “aynı mağdur” şartının bulunmadığı düşünülebilir. Genel Kurul bu noktada sanıklar aleyhine bir sonuca varmamıştır.

Karara göre belgede sahtecilik suçları 5237 sayılı TCK’da “Kamu Güvenine Karşı Suçlar” bölümünde düzenlenmiştir ve bu suçların hukuki konusu kamu güvenidir. Madde metinlerinde mağdurun kim olduğuna ilişkin bir düzenleme yoktur. Bu nedenle sahtecilik suçlarının mağduru kamudur; eylemin belirli bir kişinin zararına işlenmesi hâlinde o kişi mağdur değil, suçtan zarar gören konumundadır. Genel Kurul ayrıca TCK 43/1’e 5377 sayılı Kanun’la eklenen cümleye de yer vermiştir: Mağduru belli bir kişi olmayan suçlarda da zincirleme suç hükmü uygulanır.

Varılan sonuç açıktır: Kural olarak farklı kişiler adına düzenlenmiş olsa da belgede sahtecilik suçu yönünden zincirleme suç hükümlerinin uygulanmasına yasal bir engel bulunmamaktadır. Yani bu dosyada zincirleme suçun önündeki engel, araç sahiplerinin farklı kişiler olması değildir.

Zincirleme suç kavramının farklı bir somut olaydaki uygulaması için iki alıcıya satışta zincirleme suç yazısına, resmî belgeye yönelik başka bir eylemin nitelendirmesi için de pasaportu yırtmak yazısına bakılabilir.

🧩 Örgüt iradesi ile suç işleme kararı

Kararın belirleyici kısmı, “aynı suç işleme kararı” şartının yorumudur. Genel Kurula göre bu kavram, her biri ayrı suç oluşturan fiilleri birbirine bağlayan subjektif bir bağdır. Fail, önceden bir plan yapmış, fiili bir defada gerçekleştirmek yerine kısımlara bölmeyi uygun görmüş ve bu plana göre hareket etmiş olmalıdır. Çıkan fırsatlardan yararlanmak için verilmiş genel ve soyut bir karar ya da yenilenen kararlar bu şartı karşılamaz.

Genel Kurul, suçlar arasındaki zaman aralığının tek başına belirleyici olmadığını da vurgulamıştır. Kısa aralık karar birliğine, uzun aralık ise kararın yenilendiğine karine olabilir; ancak önceden genel bir süre sınırı koymak isabetli değildir. Değerlendirme her olayın tüm özellikleri birlikte ele alınarak yapılmalıdır.

Ardından Genel Kurul, örgüt suçuna geçmiştir. TCK 220/4 uyarınca örgütün faaliyeti çerçevesinde suç işlenmesi hâlinde, örgüt suçuna ek olarak bu suçlardan da ayrıca ceza verilir. Kanun gerekçesine göre örgüt yapılanmasında amaçlanan suçların konu veya mağdur itibarıyla somutlaştırılması zorunlu değildir.

Genel Kurul bu iki kurumu karşılaştırarak şu sonuca ulaşmıştır:

  • Örgütün “belirsiz sayıda suç işleme iradesi”, örgütün kuruluş ve varoluş amacıdır.
  • Zincirleme suçun aradığı “bir suç işleme kararı” ise konu veya mağdur itibarıyla somutlaştırılmış suçlar arasında kurulan subjektif bir bağdır.
  • Bu iki olgu birbirinden tamamen farklıdır; biri diğerinin yerine geçmez.
  • Somutlaştırılmış bir bağın kurulamadığı durumlarda, örgüt faaliyeti kapsamında işlenen suçlar gerçek içtima kurallarına göre cezalandırılır.

Somut olayda Genel Kurul, eylemlerin uzun bir zaman dilimine yayıldığını, örgütün amacı doğrultusunda olmakla birlikte birbirinden bağımsız ve kopuk suçlar oluşturduğunu kabul etmiştir. Sanıkların her bir araç için farklı zaman dilimlerinde yenilenen suç işleme kararlarıyla hareket ettikleri sonucuna varılmış, gerçek içtima çerçevesinde kurulan mahkûmiyet hükümleri isabetli bulunmuştur.

📎 Karar metni: Ceza Genel Kurulu kararı, Yargıtay Karar Arama sisteminde doğrulanan hâliyle derlenmiştir; taraf adları kaynakta anonimdir, doktrin atıfları kısaltılmıştır.

🆕 Güncel mevzuat notu

Karar, uyuşmazlık konusu bakımından mevcut TCK 43 ve 220/4 hükümlerine dayanmaktadır. Bununla birlikte kararın okunmasında dikkate alınabilecek iki güncel değişiklik bulunmaktadır.

Birincisi, TCK 220. maddesine 24.12.2025 tarihli 7571 sayılı Kanun’la eklenen 5. fıkradır. Bu fıkra, örgüt faaliyeti çerçevesinde işlenen suçlarda çocukların araç olarak kullanılmasını ağırlaştırıcı neden saymakta ve örgüt yöneticilerinin bu suçlardan ayrıca fail olarak cezalandırılacağını düzenlemektedir. Hükmün 2005-2008 yıllarına ait eylemlere uygulanması karar konusu değildir.

İkincisi, uyuşmazlığın Genel Kurula taşındığı itiraz yoludur. CMK 308. maddesinin 1. fıkrası 16.07.2026 tarihli 7589 sayılı Kanun’la değiştirilmiştir. Güncel metne göre Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı, Yargıtay ceza dairelerinin yargı yeri belirlenmesi ve görevsizlik kararları dışındaki tüm kararlarına karşı, dosyanın kendisine teslim edildiği tarihten itibaren üç ay içinde Ceza Genel Kuruluna itiraz edebilir; sanığın lehine itirazda süre aranmaz. Bu dosyadaki itiraz, değişiklikten önce 18.04.2024 tarihinde yapılmıştır.

❓ Merak edilenler

Araç sahipleri farklı kişiler olduğu için mi zincirleme suç uygulanmadı?

Hayır. Genel Kurul, belgede sahtecilik suçlarının mağdurunun kamu olduğunu, belirli bir kişinin zarar görmesi hâlinde o kişinin suçtan zarar gören sayılacağını belirtmiştir. Bu nedenle farklı kişiler adına düzenlenen belgeler bakımından da zincirleme suç hükümlerinin uygulanmasına kural olarak engel yoktur. Sonucu belirleyen, aynı suç işleme kararı şartının bulunmamasıdır.

Örgüt kurmak, tüm suçların tek bir kararla işlendiği anlamına gelmez mi?

Genel Kurula göre gelmez. Örgütün belirsiz sayıda suç işleme iradesi, örgütün varoluş amacıdır. Zincirleme suçun aradığı karar ise konu veya mağdur itibarıyla somutlaştırılmış suçlar arasındaki subjektif bağdır. Bu bağ kurulamıyorsa, örgüt faaliyeti kapsamında işlenen suçlar ayrı ayrı cezalandırılır.

Eylemler arasında belirli bir süre geçince zincirleme suç otomatik olarak sona erer mi?

Karar böyle bir sınır koymamaktadır. Genel Kurul, kısa aralığın karar birliğine, uzun aralığın kararın yenilendiğine karine olabileceğini, ancak önceden bir zaman dilimi belirlemenin isabetli olmadığını belirtmiştir. Somut olayda eylemlerin uzun bir döneme yayılması, diğer özelliklerle birlikte değerlendirilmiştir.

Kararda oy birliği var mı?

Hayır. Karar oy çokluğuyla verilmiştir. Üç Ceza Genel Kurulu üyesi, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının kabul edilmesi gerektiği düşüncesiyle karşı oy kullanmıştır. Karar metninde karşı oyun ayrıntılı gerekçesine yer verilmemiştir.

Detaylı bilgi ve hukuki destek için Savun Hukuk & Danışmanlık ile iletişime geçebilirsiniz. İletişim bilgileri iletişim sayfasında, benzer kararlar ise Emsal Kararlar arşivinde yer almaktadır.

Bu yazı genel bilgilendirme amacı taşır; içerik, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun Yargıtay Karar Arama sisteminde yayımlanan kararından derlenmiştir. Olgulara ilişkin anlatım, karar metninde aktarılan ilk derece ve Özel Daire kararlarının özetine dayanır. Karar, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının reddine ilişkindir; örgüt suçlarına ve eylem sayısına ilişkin hükümler inceleme dışında kalmıştır. Zincirleme suçun şartları her olayın kendi özelliklerine göre değerlendirildiğinden, eylemlerin işleniş biçimi ve zamanı farklı olan dosyalarda farklı sonuçlara ulaşılabilir. Yazı esas alınarak yapılan başvuru, dava ve savunmalardan Savun Hukuk sorumlu tutulamaz.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu