Emsal KararlarVergi Hukuku

Örtülü Sermaye Faizinde Düzeltme – Danıştay VDDK 2026/110

Grup şirketleri arasında kullandırılan borçlar, vergi hukukunda iki ucu olan bir ip gibidir. Borç alan iştirakte faiz gideri örtülü sermaye sayılıp kanunen kabul edilmeyen gidere dönüştüğünde, borç veren şirketin aynı faiz için elde ettiği gelirin de “kâr payı” sayılması ve iştirak kazancı istisnasından yararlanması beklenir. Peki borç alan iştirak o yıl zarar etmiş, hiç kurumlar vergisi ödememişse ne olur? Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulu, on yılı aşkın süredir yargı önünde olan bir davada bu soruya içtihat değişikliğiyle cevap vermiş ve 2026’da verdiği kararla bu cevabı dosyada kesin biçimde uygulamıştır.

Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulu, 11.03.2026 tarihli ve E.2025/791, K.2026/110 sayılı kararıyla, Kurulun önceki bozma kararına uyularak verilen vergi mahkemesi kararına yöneltilen davacı temyizini reddetmiş ve kararı oybirliğiyle onamıştır. Böylece borç alan ilişkili şirketlerin zarar beyan ettiği dönemde, borç veren kurum nezdinde örtülü sermaye faizinin kâr payı olarak yeniden sınıflandırılması talebi kabul görmemiştir.

Kısa özet: Davacı kurum, doğrudan ortağı olduğu ve ilişkili olduğu şirketlere borç kullandırmış; bu borçlar iştiraklerde örtülü sermaye sayılmıştır. İştirakler 2012’de zarar ettiği için kurumlar vergisi ödememiştir. Davacı, 2.172.142,51 TL faiz gelirinin iştirak kazancı istisnası kapsamında kâr payı sayılması gerektiğini ihtirazi kayıtla beyan etmiştir. Uzun bir bozma-ısrar sürecinden sonra Kurul, 5520 sayılı Kanun’un 12/7. maddesindeki “kesinleşmiş ve ödenmiş vergi” şartının dönem içi düzeltmelerde de arandığına dair 2025’teki içtihat değişikliğini uygulamış; vergi mahkemesinin bu doğrultudaki ret kararı onanmıştır.

🏢 Uyuşmazlığın konusu: zarar eden iştirak, kâr payı sayılmak isteyen faiz

Davacı, bugün iflas nedeniyle tasfiye hâlinde olan bir fuarcılık ve ticaret anonim şirketidir. Karar metnine göre şirket, doğrudan ortağı olduğu veya ortağı olmayıp ilişkili olduğu şirketlere borç vermiştir. Bu borçlar, borç alan şirketlerde örtülü sermaye kabul edilmiş ve borç üzerinden hesaplanan faiz o şirketlerde kanunen kabul edilmeyen gider olarak dikkate alınmıştır.

Sorun şu noktada doğmuştur: Borç alan şirketler 2012 yılında zarar ettiğinden, faizin gider yazılmaması bu şirketlerde fiilen vergi ödenmesine yol açmamıştır. Davacı ise kendi tarafında aynı faizin vergilendirilmemesi gerektiğini savunmuştur. 2012 yılı kurumlar vergisi beyannamesini, 2.172.142,51 TL tutarındaki örtülü sermaye faiz gelirinin iştirak kazancı istisnası kapsamında kâr payı sayılması gerektiği yönünde ihtirazi kayıtla vermiştir. İhtirazi kayıt kabul edilmeyince tahakkuk eden verginin kaldırılması ve mahsup edilecek önceki yıl zararının 10.682.149,02 TL olarak düzeltilmesi istemiyle dava açılmıştır.

🔄 On yıla yayılan bozma ve ısrar zinciri

2026 kararı kısa bir onama kararıdır; davanın asıl hukuki tartışması önceki aşamalardadır. Kurulun aynı dosyada verdiği ve Bedesten’de yayımlanan 19.03.2025 tarihli, E.2024/757, K.2025/115 sayılı kararında süreç şöyle aktarılmaktadır:

  • Vergi mahkemesinin ilk kararı: Doğrudan iştiraklerden elde edilen 2.058.662,44 TL faiz gelirine isabet eden vergi kaldırılmış; doğrudan iştirak ilişkisi bulunmayan ilişkili şirketlerden elde edilen 113.480,07 TL faize ilişkin kısım ve önceki yıl zararının düzeltilmesi istemi reddedilmiştir.
  • Danıştay Dördüncü Dairesi (03.12.2019, E.2015/4007, K.2019/8345): Borç alan şirketler adına kesinleşmiş ve ödenmiş vergi bulunmadığı için düzeltmenin yasal olarak mümkün olmadığı gerekçesiyle kabul kısmını bozmuştur.
  • Vergi mahkemesi: İlk kararında ısrar etmiştir.
  • Kurul (14.02.2024, E.2022/1415, K.2024/62): Kesinleşme ve ödeme şartının yalnızca hesap dönemi kapandıktan sonra yapılan düzeltmelerde arandığını, dönem içi düzeltmede bu şartın söz konusu olmadığını kabul ederek ısrar kararının kabul kısmını yerinde bulmuştur. Davacının, ilk kararda temyiz etmediği ve kesinleşen ret kısmına yönelik temyizi incelenmeksizin reddedilmiştir.
  • Kurul (05.02.2025, E.2023/398, K.2025/1): Başka bir davacıya ilişkin benzer uyuşmazlıkta, 12/7. maddedeki şartın hesap dönemi kapanmadan önce yapılacak düzeltmelerde de gerçekleşmesi gerektiğine karar vererek içtihat değiştirmiştir.
  • Kurul (19.03.2025, K.2025/115): Davalı idarenin karar düzeltme istemini kabul etmiş, ısrar kararının kabul kısmını bozmuştur. Bu karar oyçokluğuyla verilmiş; karşı oyda karar düzeltme sebeplerinin bulunmadığı belirtilmiştir.

Bozmadan sonra vergi mahkemesi, uyuşmazlığın doğrudan iştiraklerden elde edilen faiz gelirine ilişkin kısımla sınırlı kaldığını tespit etmiş ve bu kısım yönünden davayı reddetmiştir. 2026 kararı, bu son ret kararına yöneltilen davacı temyizi üzerine verilmiştir.

⚖️ Kurulun 2026 kararı ve gerekçesi

Vergi mahkemesinin bozmaya uyarak verdiği kararın gerekçesi, karar metninde şu şekilde özetlenmektedir: Örtülü sermaye nedeniyle indirimi reddedilen faizin, elde eden yönünden kâr payı olarak yeniden sınıflandırılmasının amacı mükerrer vergilendirmeyi önlemektir. Bu yüzden Kanun, düzeltme için örtülü sermaye kullanan kurum adına tarh edilen vergilerin kesinleşmiş ve ödenmiş olmasını şart koşmuştur. Borç veren kurumda yapılacak düzeltmede dikkate alınacak tutar, borç alan şirketin kazancı üzerinden hesaplanarak kesinleşen ve ödenen vergi tutarıdır. Borç alan şirketler zarar beyan ettiğinden ortada kesinleşen ve ödenen bir vergi yoktur; bu dönemde düzeltme yapılması yasal olarak mümkün değildir.

Davacı temyizde, faiz gelirinin kâr payı sayılmamasının mükerrer vergilendirmeye yol açacağını ileri sürmüştür. Kurul ise 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 50. maddesinin (4) numaralı fıkrasına dayanmıştır. Bu hükme göre Danıştayın bozma kararına uyulduğu takdirde, bu kararın temyiz incelemesi bozma kararına uygunlukla sınırlı olarak yapılır. Kurul, temyize konu kararın bozma kararındaki esaslara uygun olduğunu, temyiz iddialarının bozmayı gerektirecek nitelikte olmadığını belirterek temyiz istemini reddetmiş ve kararı onamıştır.

📎 Karar metni: Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulunun kararı, Bedesten (mevzuat.adalet.gov.tr) üzerinde doğrulanan hâliyle derlenmiştir; davacı şirket, vekiller ve vergi dairesi kaynakta anonimdir.

📘 Kurumlar Vergisi Kanunu’nda örtülü sermaye ve karşı taraf düzeltmesi

Uyuşmazlığın merkezinde 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu’nun 12. maddesi bulunmaktadır. Maddenin ilgili kuralları şöyle özetlenebilir:

  • Örtülü sermaye tanımı (12/1): Kurumların ortaklarından veya ortaklarla ilişkili kişilerden doğrudan veya dolaylı olarak temin ederek işletmede kullandıkları borçların, hesap dönemi içinde herhangi bir tarihte öz sermayenin üç katını aşan kısmı, ilgili hesap dönemi için örtülü sermaye sayılır.
  • Kâr payı sayılma (12/7, ilk cümle): Örtülü sermaye üzerinden kur farkı hariç faiz ve benzeri ödemeler veya hesaplanan tutarlar, gerek borç alan gerekse borç veren nezdinde, şartların gerçekleştiği hesap döneminin son günü itibarıyla dağıtılmış kâr payı sayılır.
  • Düzeltme ve şartı (12/7, devamı): Daha önce yapılan vergilendirme işlemleri taraf olan mükellefler nezdinde buna göre düzeltilir; şu kadar ki bu düzeltmenin yapılması için örtülü sermaye kullanan kurum adına tarh edilen vergilerin kesinleşmiş ve ödenmiş olması şarttır.

Aynı Kanun’un 5. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (a) bendi ise kurumların tam mükellefiyete tabi başka bir kurumun sermayesine katılımlarından elde ettikleri kazançları kurumlar vergisinden istisna etmektedir. Davacının tezi, iki hükmü birleştirmekteydi: Faiz kâr payı sayılırsa, iştirak kazancı istisnasından yararlanmalıdır. 2025 içtihat değişikliğiyle Kurul, birinci halkanın kendiliğinden işlemediğini; borç alan tarafta kesinleşmiş ve ödenmiş vergi yoksa borç veren tarafta düzeltmenin dönem içinde de yapılamayacağını kabul etmiştir. Şirketler arası finansman ve transfer fiyatlandırması konusundaki farklı bir uyuşmazlık için sitedeki holdingin köprü kredisi kararı da incelenebilir.

🔍 Doğrudan iştirak ile dolaylı ilişki ayrımı

Dosyada faiz geliri baştan iki parçaya ayrılmıştır. Vergi mahkemesinin ilk kararına göre örtülü sermaye üzerinden hesaplanan kâr payının iştirak kazancı istisnasına girebilmesi için, mükellefin faiz gelirini elde ettiği ilişkili kişinin doğrudan sermayesine katılması gerekir. Bu nedenle davacının ortakları üzerinden ilişkili olduğu şirketlerden elde ettiği 113.480,07 TL faiz geliri, kâr payı niteliğinde olsa bile istisna kapsamında görülmemiş; bu kısım ilk kararda reddedilmiş ve davacı temyiz etmediği için kesinleşmiştir.

Uyuşmazlığın son aşamada yalnızca doğrudan iştiraklerden elde edilen faiz gelirine ilişkin kısımla sınırlı kalması bundandır. 2026 kararıyla bu kısım da davacı aleyhine sonuçlanmıştır. İştirak ilişkilerinden doğan zararların kurum kazancına etkisine dair başka bir örnek için sitedeki tasfiye edilen iştirakin zararı yazısına bakılabilir.

📌 Kararın pratik sonucu

Karar, Kurulun 2025 yılındaki içtihat değişikliğinin somut bir dosyada sonuca bağlanmış hâlidir ve şu çıkarımları içermektedir:

  • Borç alan ilişkili şirket örtülü sermaye faizini kanunen kabul edilmeyen gider olarak dikkate alsa bile, o dönemde zarar beyan etmiş ve kesinleşip ödenmiş bir vergisi yoksa borç veren tarafta karşı taraf düzeltmesi yapılmamaktadır.
  • Kesinleşme ve ödeme şartı, Kurulun yeni yaklaşımına göre yalnız dönem kapandıktan sonraki düzeltmelerde değil, dönem içi düzeltmelerde de aranmaktadır.
  • Bozmaya uyularak verilen kararın temyizinde inceleme, 2577 sayılı Kanun’un 50/4. maddesi gereği bozma kararına uygunlukla sınırlıdır; esasa dair yeni iddialar bu aşamada sonuç doğurmamıştır.

Karar metninde, kararın tebliğini izleyen günden itibaren on beş gün içinde karar düzeltme yolunun açık olduğu belirtilmiştir. Karar düzeltme aşamasına ilişkin bir bilgi incelenen metinde yer almamaktadır.

❓ Sık sorulan sorular

Örtülü sermaye faizi borç veren şirkette her zaman kâr payı sayılır mı?

Kanun, faizin her iki tarafta da dağıtılmış kâr payı sayılacağını düzenlemektedir. Ancak borç veren tarafta önceki vergilendirmenin düzeltilmesi, borç alan kurum adına tarh edilen vergilerin kesinleşmiş ve ödenmiş olması şartına bağlıdır. Bu dosyada borç alan şirketler zarar ettiği için şart gerçekleşmemiştir.

Kurul neden 2024’teki görüşünden döndü?

Kurul 2024’te şartın yalnız dönem kapandıktan sonraki düzeltmelerde arandığını kabul etmişti. 05.02.2025 tarihli, E.2023/398, K.2025/1 sayılı kararıyla şartın dönem içi düzeltmelerde de gerçekleşmesi gerektiği sonucuna ulaşarak içtihat değiştirmiş, bu dosyada da yeni görüşü uygulamıştır.

Mükerrer vergilendirme iddiası neden sonuç doğurmadı?

Temyiz incelemesi, bozmaya uyularak verilen kararın bozma kararındaki esaslara uygun olup olmadığıyla sınırlıydı. Kurul, vergi mahkemesi kararını bozma kararına uygun bulduğundan temyiz iddialarını bozmayı gerektirecek nitelikte görmemiştir.

Dolaylı ilişkili şirketlerden alınan faiz istisnaya girer mi?

Bu dosyadaki vergi mahkemesi kararına göre girmez: İştirak kazancı istisnası için faiz gelirinin elde edildiği şirketin doğrudan sermayesine katılım gerekir. Davacının ortakları üzerinden ilişkili olduğu şirketlerden aldığı faize ilişkin kısım bu gerekçeyle reddedilmiş ve kesinleşmiştir.

Detaylı bilgi ve hukuki destek için Savun Hukuk & Danışmanlık ile iletişime geçebilirsiniz. İletişim bilgileri iletişim sayfasında, diğer içtihatlar ise Emsal Kararlar arşivinde yer almaktadır.

Bu yazı genel bilgilendirme amacı taşır; içerik, Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulunun Bedesten üzerinde yayımlanan E.2025/791, K.2026/110 sayılı kararından ve aynı dosyada verilen E.2024/757, K.2025/115 sayılı Kurul kararının yayımlanan metninden derlenmiştir. Davacı şirketin ve vergi dairesinin kimliği kaynakta anonimdir. Kanun hükümlerine ilişkin açıklamalar bilgi amacıyla eklenmiştir. Vergilendirme dönemi, ortaklık yapısı ve beyan durumu farklı olan dosyalarda farklı sonuçlara ulaşılabilir. Yazı esas alınarak yapılan başvuru, dava ve savunmalardan Savun Hukuk sorumlu tutulamaz.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu