Sahte Bonoyla Satılan Taşınmaz – Yargıtay 11. CD 2025/10709

Yurt dışında yaşayan bir kişi, yıllar önce yatırım amacıyla bir arazinin hissesini satın almıştır. 2015 yazında tatile geldiğinde, arazide imar uygulaması yapılıp yapılmadığını öğrenmek için tapu müdürlüğüne gider ve hissesinin bir icra dosyasından satıldığını öğrenir. Ne bir borcu vardır ne de kendisine ulaşan bir tebligat. Dosyanın ceza yargılamasına dönüşen kısmında tartışılan asıl mesele ise şudur: Taşınmazın satıldığı ilk icra takibi ile satıştan artan parayı almak için açılan ikinci takip tek bir dolandırıcılık mıdır, yoksa zincirleme suç mu?
Yargıtay 11. Ceza Dairesi, 09.07.2025 tarihli ve E.2024/5142, K.2025/10709 sayılı kararıyla, bölge adliye mahkemesinin bir kısım hükümlerini onamış; iki sanık hakkında kamu kurum ve kuruluşlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılıktan kurulan mahkûmiyet hükümlerini ise zincirleme suç hükümleri uygulanmadığı gerekçesiyle oy birliğiyle bozmuştur.
🏚️ Bir taşınmaz, iki icra takibi
Karar metninin gerekçe bölümünde aktarılan iddiaya göre katılan, yatırım amacıyla bir köydeki taşınmazın 4/40 hissesini yıllar önce satın almıştır. Yurt dışında bulunduğu ve tescil kayıtlarını sık kontrol etmediği için durumu ancak 2015 yaz tatilinde, tapu sicil müdürlüğüne başvurduğunda öğrenmiştir. Olayların sıralaması metinde şöyle ortaya konmaktadır:
- İlk takip (kambiyo senetlerine mahsus): Borçlusu katılan, alacaklısı sanıklardan biri görünen, 01.11.2012 düzenleme tarihli, aylık vadeli ve her biri 40.000 TL bedelli senetler sahte olarak düzenlenmiştir. Senetler ciro yoluyla başka bir sanığa verilmiş, takip bu sanık üzerinden yapılmıştır.
- Tebligat: Takip tebligatları sahte adresler gösterilerek, sonradan beraat eden ve temyiz dışı kalan bir kişiye aldırılmış; takip ve satış bu yolla kesinleştirilmiştir.
- Satış ve artan para: Taşınmaz satılmış, takip alacağından arta kalan paranın yatırılması için katılan adına bir bankada sahte hesap açtırılmıştır.
- İkinci takip (genel haciz yoluyla ilamsız): 21.05.2012 düzenleme, 21.06.2012 ödeme tarihli 165.000 TL bedelli bir senette katılan adına ikinci sırada sahte ciro oluşturulmuş ve bu senede dayanılarak 22.05.2014 tarihinde katılan aleyhine takip başlatılmıştır.
- Para çekilir: 28.05.2014’te artan paranın sahte hesaba aktarılması için yazı yazılmış, 02.06.2014’te bu paranın haczi istenmiş ve para bankadan çekilmiştir.
⚖️ İlk derece ve istinaf hükümleri
Suç tarihleri 12.11.2013 ve 28.05.2014 olarak gösterilen dosyada ilk derece mahkemesi 21.09.2022 tarihli ve 2018/323 Esas, 2022/432 Karar sayılı kararıyla üç sanığı TCK m.37/1, 158/1-d ve 43 uyarınca 6’şar yıl 3’er ay hapis ve 25.000,00’er TL adli para cezasıyla cezalandırmıştır. Aynı sanıklar resmi belgede sahtecilikten TCK m.204/1 uyarınca 3’er yıl hapis cezası almış, bir sanık ise dolandırıcılıktan beraat etmiştir. İlk derece mahkemesi zincirleme suç hükmünü (TCK m.43) uygulamıştır.
Bölge Adliye Mahkemesi 25. Ceza Dairesi, 26.06.2024 tarihli ve 2023/1454 Esas, 2024/1198 Karar sayılı kararıyla istinaf başvurularını kabul etmiş ve duruşma açarak CMK m.280/2 uyarınca ilk derece hükümlerini kaldırmıştır. Yeniden kurulan hükümlerde zincirleme suç artırımı yer almamaktadır:
- İki sanık, TCK m.37/1 delaletiyle 158/1-d uyarınca 6’şar yıl hapis ve 80.000,00’er TL adli para cezası,
- İki sanık, aynı maddeler uyarınca 5’er yıl hapis ve 60.000,00’er TL adli para cezası,
- İki sanık, resmi belgede sahtecilikten 3’er yıl 6’şar ay hapis cezası almış; bir sanık sahtecilikten beraat etmiştir.
Bölge adliye mahkemesinin yaklaşımına göre iki icra takibi ve bu takipleri yürüten sanıklar arasında irtibat yoktur; bu nedenle yalnızca taşınmazın satışına ilişkin ilk takip esas alınarak tek suçtan hüküm kurulmuştur. Katılan vekili temyizde, iki sanığın nitelikli dolandırıcılıktan iki kez cezalandırılması ve tüm sanıklar hakkında TCK m.158/3’ün uygulanması gerektiğini ileri sürmüştür.
✅ Onanan hükümler: takdir ve ceza miktarı
Daire, sahtecilikten verilen beraat hükmünü hukuka uygun bulmuştur. Bir kısım sanıklar hakkındaki sahtecilik ve dolandırıcılık mahkûmiyetlerini de onamıştır. Bu bölümde iki noktanın altı çizilmiştir:
- Vicdani kanaat: CMK m.217 uyarınca duruşmadan edindiği kanaate göre delilleri değerlendiren mahkemenin takdirinde isabetsizlik görülmemiş, bir sanık yönünden tebliğnamedeki bozma görüşüne katılınmamıştır.
- Ceza miktarı: TCK m.61/1’deki kriterler ile TCK m.3/1’deki cezada orantılılık ilkesi gözetildiğinde temel cezaların alt sınırdan uzaklaşılarak belirlenmesi ve takdiri indirimin uygulanmaması isabetli bulunmuştur.
TCK m.158/1’e göre nitelikli dolandırıcılığın cezası üç yıldan on yıla kadar hapis ve beş bin güne kadar adli para cezasıdır. Sahte senetlerle başlatılan takip yoluyla bir taşınmazın satılması ve arta kalan paranın da ikinci bir takiple alınması, Dairenin temel cezayı alt sınırdan uzaklaştıran gerekçeyi yerinde görmesinde etkili olmuştur.
🗓️ Bozma gerekçesi: tarih silsilesi
Bozma, ikinci takip aşamasında devreye girdiği belirtilen iki sanık hakkındaki dolandırıcılık mahkûmiyetine ilişkindir. TCK m.43/1’e göre bir suç işleme kararının icrası kapsamında değişik zamanlarda bir kişiye karşı aynı suçun birden fazla işlenmesi hâlinde tek ceza verilir ve bu ceza dörtte birden dörtte üçe kadar artırılır.
Daire, bölge adliye mahkemesinin “iki takip arasında irtibat yok” kabulünü delillerin takdirinde yanılgı olarak nitelendirmiştir. Gerekçede öne çıkan unsurlar şunlardır:
- Sanıklar tam bir işbirliği ve iştirak iradesiyle, planlı ve organize biçimde hareket etmiştir.
- Taşınmaz beklenen bedelin üzerinde satılınca, artan paranın da tahsili için ikinci bir yol izlenmiştir.
- İkinci takibin başlatıldığı gün katılan adına sahte hesap açtırılmıştır.
- 28.05.2014’te artan paranın sahte hesaba aktarılması için yazı yazılmış, kısa süre sonra, 02.06.2014’te bu paranın haczi istenmiştir.
Daireye göre olayın tamamına ve tarih silsilesine bakıldığında ikinci takibin tamamen ilk takipten haberdar olunarak ve oradan artan parayı tahsil etmek için başlatıldığı açıktır. Bu nedenle sanıkların zincirleme biçimde, kamu kurum ve kuruluşlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılıktan cezalandırılmaları gerekirken tek suçtan hüküm kurulması eksik ceza tayini olarak bozulmuştur. Dosya CMK m.304/2-b uyarınca takdiren bölge adliye mahkemesine gönderilmiştir.
Aynı mağdura yönelik ardışık eylemlerde zincirleme suçun farklı bir uygulaması için sitedeki döviz bürosunda zincirleme suç kararına bakılabilir.
🏢 İcra dairesi neden “araç” sayıldı?
TCK m.158/1-d, dolandırıcılığın kamu kurum ve kuruluşlarının, kamu meslek kuruluşlarının, siyasi parti, vakıf veya dernek tüzel kişiliklerinin araç olarak kullanılması suretiyle işlenmesini nitelikli hâl olarak düzenler. Bu dosyada malvarlığı kaybı, doğrudan katılanın aldatılmasıyla değil, icra müdürlüklerinde yürütülen takip ve satış işlemleriyle gerçekleşmiştir. Sahte senet, sahte ciro, sahte adres ve sahte banka hesabı, icra mekanizmasının katılan aleyhine işletilmesinin parçaları olarak değerlendirilmiştir. Derece mahkemeleri de Yargıtay da eylemi bu bent kapsamında nitelendirmiştir.
Sahtecilik eylemleri ayrıca TCK m.204/1’deki resmi belgede sahtecilik suçu yönünden ele alınmış; bu madde resmi belgeyi sahte olarak düzenleyen, gerçek bir resmi belgeyi aldatacak şekilde değiştiren veya sahte resmi belgeyi kullanan kişiye iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası öngörmektedir. Sahte bonoya dayalı takiplerin hukuk yargılamasındaki bir yansıması için sitedeki sahte bonoda icra mahkemesi raporu kararı incelenebilir; taşınmaz satışında dolandırıcılığın başka bir görünümü ise satılmış villayı yeniden satmak yazısında ele alınmıştır.
🔎 Karardan çıkan gözlemler
- Zincirleme suç değerlendirmesinde Daire, takipleri yürüten kişilerin farklı olmasına değil, eylemlerin ortak plan ve tarih sırası içindeki yerine bakmıştır.
- Satış ile artan paranın tahsili, aynı suç işleme kararının iki aşaması olarak görülmüştür.
- Olay, katılanın yurt dışında bulunması ve tapu kayıtlarını uzun süre kontrol etmemesi nedeniyle ancak 2015 yaz tatilinde ortaya çıkmıştır.
- Katılan vekilinin TCK m.158/3’ün uygulanması talebine ilişkin ayrı bir değerlendirme karar metninde yer almamaktadır.
❓ Sık sorulan sorular
İki ayrı icra takibi için neden tek suçtan hüküm kurulamadı?
Daire, iki takibin aynı suç işleme kararının icrası kapsamında, değişik zamanlarda aynı katılana karşı gerçekleştirildiğini kabul etmiştir. Bu durum TCK m.43/1 uyarınca artırımı gerektiren zincirleme suçtur; bölge adliye mahkemesinin artırım yapmadan tek suçtan hüküm kurması bozma nedeni olmuştur.
Bozma kararı hangi sanıkları kapsıyor?
Bozma, karar metninde ikinci takip aşamasında devreye girdiği belirtilen iki sanık hakkındaki dolandırıcılık mahkûmiyetleriyle sınırlıdır. Diğer mahkûmiyet hükümleri ve sahtecilik suçundan verilen beraat hükmü onanmıştır.
Taşınmazın yatırım amacıyla alınmış olması sonucu etkiledi mi?
Karar metninde bu husus yalnızca olayın anlatımında yer almaktadır. Suçun nitelendirmesi ve zincirleme suç değerlendirmesi, taşınmazın alınma amacına değil, icra takipleri üzerinden gerçekleştirilen eylemlere dayanmaktadır.
Yargıtay cezayı kendisi artırdı mı?
Hayır. Daire hükmü bozmuş ve dosyayı CMK m.304/2-b uyarınca yeniden değerlendirilmek üzere bölge adliye mahkemesine göndermiştir. Zincirleme suç artırımının miktarı yeniden yapılacak yargılamada belirlenecektir.
Detaylı bilgi ve hukuki destek için Savun Hukuk & Danışmanlık ile iletişime geçebilirsiniz. İletişim bilgileri iletişim sayfasında, diğer içtihatlar ise Emsal Kararlar arşivinde yer almaktadır.
Bu yazı genel bilgilendirme amacı taşır; içerik, Yargıtay 11. Ceza Dairesinin Yargıtay Karar Arama sisteminde yayımlanan kararından derlenmiştir. Olaylara ilişkin anlatım, karar metninin gerekçe bölümünde aktarılan iddia ve kabullere dayanır; sanıkların ve katılanın kimliği kaynakta anonimdir, taşınmazın yer bilgileri yazıya alınmamıştır. Kanun hükümlerine ilişkin açıklamalar bilgi amacıyla eklenmiştir. Karar, bozma sonrası yargılamanın sonucunu göstermemektedir. Olguları farklı dosyalarda farklı sonuçlara ulaşılabilir. Yazı esas alınarak yapılan başvuru, dava ve savunmalardan Savun Hukuk sorumlu tutulamaz.



