İhalenin Feshinde Nispi Harç Ön Şart – Yargıtay HGK 2026/370

İpotekli bir daire icrada satılıyor ve bir hafta sonra icra mahkemesine bir şikâyet dilekçesi geliyor. Dilekçe sahibi ne borçlu ne alacaklı ne de tapuda kayıtlı bir hak sahibi; dairenin aile konutu olduğunu ve kendi rızası olmadan devredildiğini ileri süren bir eş. Mahkeme, kanunun bu durumdaki kişilerden istediği ihale bedeli üzerinden nispi harcın yarısını yatırması için iki haftalık kesin süre veriyor. Harç yatırılmıyor ve şikâyet reddediliyor. Bu harç, Harçlar Kanunu’ndaki “işlemden kaldırma” usulüne tabi sıradan bir yargı harcı mı, yoksa talebin ön şartı mı? Son sözü Hukuk Genel Kurulu söyledi.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 10.06.2026 tarihli ve E.2025/498, K.2026/370 sayılı kararıyla, İİK 134/3’teki nispi harcın ihalenin feshi talebinin bir ön şartı olduğunu kabul etmiş, iki haftalık kesin süreye rağmen harç yatırılmadığı için şikâyetin usulden reddine ilişkin direnme kararını oy çokluğuyla onamıştır. Para cezasına ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesi için dosya 12. Hukuk Dairesine gönderilmiştir.
🏠 Aile konutu iddiasıyla gelen şikâyet
Alacaklı banka, borçlular aleyhine ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla ilamlı takip başlatmıştır. Takip konusu bağımsız bölüm, borçlulardan bir limited şirkete aittir. Takipte 08.01.2024 tarihinde satış kararı verilmiş, 12.03.2024 tarihinde ihale yapılmıştır.
Şikâyetçi, taşınmazın eşiyle birlikte evlilik birliği içinde edindikleri aile konutu olduğunu, kendi bilgisi ve rızası dışında eşi tarafından şirkete devredildiğini ve şirketin banka lehine ipotek kurduğunu ileri sürmüştür. Tapuda aile konutu şerhi bulunmasa da TMK 194 uyarınca eşlerin aile konutu üzerindeki tasarruf yetkisinin sınırlandığını, aile mahkemesinde tapu iptali ve tescil davası açtığını ve bu davada 19.03.2024 tarihli tensiple devir ve temliki önleyen ihtiyati tedbir kararı verildiğini belirtmiştir. Ona göre ihalenin dayanağı olan ipotek geçersizdir.
İlk derece mahkemesi, 20.03.2024 tarihli tensip tutanağıyla ihale bedeli üzerinden hesaplanan ve peşin yatırılması zorunlu 79.487,90 TL harcın iki haftalık kesin süre içinde tamamlanmasını, aksi hâlde şikâyetin dava şartı yokluğu sebebiyle reddedileceğini şikâyetçi vekiline ihtar etmiştir. Tensip 25.03.2024’te tebliğ edilmiş, harç yatırılmamıştır. Mahkeme 25.04.2024 tarihli kararıyla şikâyetin reddine, ihale bedelinin %5’i oranında para cezasına ve bakiye 158.548,21 TL nispi harcın tahsiline hükmetmiştir.
⚖️ Özel Daire ile bölge adliye mahkemesinin ayrışması
Bölge adliye mahkemesi (11.10.2024): 7343 sayılı Kanun’la değişik İİK 134’te Harçlar Kanunu’na atıf bulunmadığını, peşin harcın dava şartı olduğunu ve dosyanın HMK 150 uyarınca işlemden kaldırılamayacağını kabul etmiştir. Yalnız ret harcı yönünden kararı kaldırmış, şikâyetin usulden reddine ve ihale bedelinin %5’i oranında, 116.363,50 TL para cezasına hükmetmiştir.
Yargıtay 12. Hukuk Dairesi (20.01.2025, 2024/8208 E., 2025/296 K.): Kararı bozmuştur. Özel Daireye göre yargı harçları 492 sayılı Harçlar Kanunu’nda düzenlenir; harç yatırma zorunluluğu HMK 114 anlamında bir dava şartı değildir. Noksan harç, Harçlar Kanunu’nun 30. maddesine göre “gelecek celseye kadar” süre verilerek ve aksi hâlde dosyanın işlemden kaldırılacağı ihtar edilerek tamamlatılmalıdır. Harç tamamlanırsa ardından %5 teminat için HMK 115 usulüyle süre verilmelidir. Özel Daireye göre harcın yatırılmamasının yaptırımı davanın açılmamış sayılması, teminatın yatırılmamasınınki ise usulden rettir.
Bölge adliye mahkemesi (direnme, 2025/218 E., 2025/387 K.): Önceki gerekçesini tekrar ederek direnmiştir. Şikâyetçi vekili; ara kararın usule aykırılığı, tedbir nedeniyle tapuda ilgili sayılması gerektiği, adli yardım ve para cezası yönlerinden temyiz etmiştir.
👥 İhalenin feshini kimler isteyebilir?
Hukuk Genel Kurulu önce ihalenin feshinin niteliğini belirlemiştir: İhalenin feshi, teknik anlamda bir dava değil, şikâyetin özel bir hâlidir. İİK 134/2’ye göre ihalenin feshini yalnız satış isteyen alacaklı, borçlu, mahcuzun resmî sicilinde kayıtlı olan ilgililer ve sınırlı ayni hak sahipleri ile pey sürmek suretiyle ihaleye katılanlar isteyebilir. Kurul, “yalnız” kelimesinin sayılmayan kişilerin talepte bulunamayacağını gösterdiğini ve amacın kötü niyetli fesih taleplerini önlemek olduğunu vurgulamıştır.
Resmî sicildeki ilgililer, tapu kaydında yazılı ve kaydın incelenmesiyle görülebilen kişilerdir; paydaşlar, ipotek ve haciz alacaklıları, şerhli hak sahipleri ve cebri satışı önleyecek şekilde lehine ihtiyati tedbir almış kişiler bu kapsamdadır. Tescil edilmemiş haklar kapsama girmez, kavram yorumla genişletilemez.
Somut olayda aile mahkemesindeki ihtiyati tedbir kararı ihaleden sonra, 19.03.2024’te verilmiştir ve cebri satışı önleyecek nitelikte de değildir. Bu nedenle şikâyetçi ihalenin feshini isteyebilecek ilgililerden sayılmamış; bu husus Özel Dairenin ve bölge adliye mahkemesinin de kabulünde olduğundan uyuşmazlık dışında kalmıştır. İhalenin feshinde ilgili kişilerin ihale tarihine göre belirlendiği de kararda ayrıca belirtilmiştir.
🧾 Hukuk Genel Kurulu: Harç değil, ön şart
Uyuşmazlık, 134/2’de sayılmayan şikâyetçinin ödemesi gereken nispi harcın Harçlar Kanunu anlamında bir dava harcı olup olmadığı ve buna göre verilen iki haftalık kesin sürenin usule uygun olup olmadığıdır. Kurul çoğunluğu şu gerekçelerle direnme kararını yerinde bulmuştur:
- Farklı bir rejim: İİK 134/3’e göre nispi harcın yarısı talepte bulunurken peşin yatırılır; talep kabul edilirse harç başkasına yüklenmez ve istem hâlinde iade edilir; reddedilirse iade edilmez ve kalan kısım da tahsil edilir. Harçlar Kanunu’nun 28/1. maddesindeki dörtte bir peşin ödeme ve retle maktu harç sisteminden farklı, daha yüksek ve özel bir düzenleme benimsenmiştir.
- Şikâyetin yapısına uymayan usul: İİK 18/3 ve 134/5’e göre icra mahkemesi taraflar gelmese bile karar verir. Harçlar Kanunu’nun 30. maddesi uygulanırsa dosya HMK 150 uyarınca işlemden kaldırılacak ve yenilenmezse açılmamış sayılacaktır. Dava usulüne ait bu kuralların teknik anlamda dava olmayan ihalenin feshi talebine doğrudan uygulanması mümkün görülmemiştir.
- Para cezası işlevsiz kalırdı: İİK 134/5, sayılan kişiler dışında kalanlarca talepte bulunulması nedeniyle ret hâlinde ihale bedelinin yüzde onuna kadar para cezası öngörür. Talep açılmamış sayılırsa bu cezaya hükmedilemez; bu da kanun koyucunun kötü niyetli talepleri önleme amacıyla bağdaşmaz.
- Hak bahşetmeyen harç: Nispi harç yükümlülüğü, 134/2’de sayılmayanlara zaten sahip olmadıkları fesih hakkını tanımaz; yalnız talebin ön koşuludur.
Bu gerekçelerle Kurul, 134/3’teki nispi harcın salt olağan bir yargı harcı olmadığını, HMK 114/2’nin saklı tuttuğu diğer kanunlardaki şartlar gibi ihalenin feshi talebinin bir ön şartı olduğunu kabul etmiştir. Sonuç olarak harcın tamamlanması için iki haftalık kesin süre verilmesi, süre içinde ödenmezse talebin usulden reddedilmesi gerekir. Kurul, aynı yaklaşımın 11.02.2026 tarihli ve 2025/12-207 E., 2026/54 K. sayılı Hukuk Genel Kurulu kararında da benimsendiğini belirtmiştir.
Görüşmeler sırasında Özel Dairenin görüşü doğrultusunda, harç yatırma zorunluluğunun dava şartı olmadığı ve Harçlar Kanunu’nun 30. maddesinin uygulanması gerektiği savunulmuş, ancak bu görüş çoğunlukça benimsenmemiştir. Para cezasına yönelik itirazlar Özel Daire tarafından incelenmek üzere ayrılmıştır.
İhalenin feshinde para cezasının anayasal boyutu için ihalenin feshinde %10 para cezası, eksik harcın genel dava usulündeki sonucu için ise eksik harç tamamlanmadan davaya devam edilmemesi yazılarına bakılabilir.
🆕 7571 sayılı Kanun ile gelen muhtıra düzeni
Karardaki olaylar ve yargılama, 7343 sayılı Kanun’la değişik İİK 134 metnine göre yürümüştür. Ancak madde, Hukuk Genel Kurulu kararından önce 24.12.2025 tarihli 7571 sayılı Kanunla yeniden değiştirilmiştir. Resmî mevzuat metnine göre güncel düzenlemede:
- 134/2’de sayılan kişiler dışında kalanlarca ihalenin feshi talep edilirse mahkeme talebi dosya üzerinden ve kesin olarak reddeder.
- Teminatın veya üçüncü fıkra uyarınca yatırılması gereken harcın yatırılmaması ya da eksik yatırılması hâlinde mahkeme, tebliğ edeceği muhtırada iki haftalık kesin süre içinde teminatın veya harcın ikmal edilmesini, aksi hâlde talebin dosya üzerinden kesin olarak reddedileceğini bildirir.
- Süresinde ikmal yapılmazsa mahkeme talebi derhal reddeder.
Bu değişiklik, Hukuk Genel Kurulunun vardığı “iki haftalık kesin süre ve usulden ret” sonucunu kanun metnine taşımış görünmektedir. Hukuk Genel Kurulu kararında 7571 sayılı Kanun’la yapılan değişikliğe değinilmemiştir; somut olay değişiklik öncesi döneme aittir.
🔍 Kararın icra uygulamasına yansımaları
- Kimin talep ettiği harcı belirler: Satış isteyen alacaklı, borçlu, resmî sicildeki ilgililer ve sınırlı ayni hak sahipleri maktu harç öder; bunlar dışındakiler, ihaleye pey sürerek katılanlar da dahil, ihale bedeli üzerinden nispi harç ve %5 teminatla yükümlüdür.
- Tedbirin zamanı önemlidir: İhaleden sonra alınan ve cebri satışı önlemeyen ihtiyati tedbir, şikâyetçiyi “resmî sicildeki ilgili” yapmamıştır.
- Kesin süre usulü geçerlidir: Peşin nispi harç için verilen iki haftalık kesin süre usule uygun bulunmuş; Harçlar Kanunu’nun 30. maddesindeki “gelecek celseye kadar” ve işlemden kaldırma usulü uygulanmamıştır.
🙋 Soru ve cevaplar
İhalenin feshinde nispi harç kimlerden alınır?
Nispi harç yatırılmazsa dosya işlemden kaldırılır mı?
İhaleden sonra alınan ihtiyati tedbir kararı ihalenin feshini isteme hakkı verir mi?
7571 sayılı Kanun bu konuda ne değiştirdi?
Detaylı bilgi ve hukuki destek için Savun Hukuk & Danışmanlık ile iletişime geçebilirsiniz. İletişim bilgilerine iletişim sayfasından, diğer içtihat değerlendirmelerine ise Emsal Kararlar arşivinden ulaşılabilir.
Bu yazı genel bilgilendirme amacı taşır; içerik, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun Yargıtay Karar Arama sisteminde yayımlanan direnme kararının onanmasına ilişkin kararından derlenmiştir. Kararda oy çokluğu bulunmaktadır. Tarafların kimliği kaynakta anonimdir. Kararda doktrine yapılan atıflar yazıya alınmamıştır. 7571 sayılı Kanun’a ilişkin açıklamalar resmî mevzuat metnine dayanır ve bilgi amacıyla eklenmiştir. Farklı olgulara sahip dosyalarda farklı sonuçlara ulaşılabilir. Yazı esas alınarak yapılan başvuru, dava ve savunmalardan Savun Hukuk sorumlu tutulamaz.



