Avukatı Var Diye Adli Yardım Reddi – AYM 2023/31425

Bir davada vekil ile temsil edilmek, çoğu zaman tarafın mali durumunun iyi olduğuna dair bir işaret gibi okunur. Oysa avukatın kim tarafından, hangi koşulla ve ne zaman görevlendirildiği bilinmeden bu çıkarımı yapmak, yoksul bir tarafı kanun yolunun kapısında bırakabilir. Anayasa Mahkemesi, aleyhine açılmış bir tazminat davasında istinaf harçlarını ödeyemeyeceğini söyleyen ve ceza infaz kurumunda bulunan bir kişinin adli yardım talebinin “vekili var, belge sunmadı” denilerek reddedilmesini bu açıdan incelemiş ve mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiği sonucuna varmıştır.
Anayasa Mahkemesi İkinci Bölümü, 3.3.2026 tarihli ve 2023/31425 başvuru numaralı kararıyla, bölge adliye mahkemesinin adli yardım talebini avukatla temsil ve mali belge eksikliği gerekçeleriyle reddetmesini Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan mahkemeye erişim hakkının ihlali olarak nitelemiş, başvurucuya net 10.000 TL manevi tazminat ödenmesine hükmetmiştir. Karar oybirliğiyle verilmiştir.
⚖️ Dokuz Yıllık Tazminat Davası ve İstinaf Aşaması
Karar metnine göre başvurucu aleyhine 13.6.2014 tarihinde maddi ve manevi tazminat davası açılmıştır. Dava İstanbul Anadolu 30. Asliye Hukuk Mahkemesinde görülmüş ve yaklaşık sekiz yıl sonra, 1.11.2022 tarihinde kısmen kabul kararıyla sonuçlanmıştır. Hem başvurucu hem de davacı taraf bu karara karşı istinaf yoluna başvurmuştur.
Başvurucu 23.12.2022 tarihli istinaf dilekçesinde adli yardım da istemiştir. Dilekçede istinaf harçları ile giderlerini ödeyecek ekonomik gücünün bulunmadığını, bu durumun bölge adliye mahkemesince resen yapılacak ekonomik ve mali durum araştırmasıyla da ortaya çıkacağını ileri sürmüştür. Başvurucu davalı konumundaydı; istinaf aşamasına kadar herhangi bir yargılama gideri yapmamıştı ve dava boyunca vekil ile temsil edilmişti.
Başvurucunun durumunu farklı kılan bir başka unsur, ceza infaz kurumunda bulunmasıydı. İtiraz dilekçesinde çalışamadığını, gelirinin ve gelir getiren mal varlığının olmadığını, vekilini 2.9.2014 tarihinde görevlendirdiğini ve dokuz yıl gibi uzun bir sürede kişinin mali durumunun aynı kalmasının beklenemeyeceğini belirtmiştir. Tapu ve araç sorgusu yapılması hâlinde üzerine kayıtlı malvarlığı bulunmadığının görüleceğini de eklemiştir.
📋 Bölge Adliye Mahkemesinin İki Ret Gerekçesi
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi, 27.3.2023 tarihli ara kararıyla adli yardım talebini reddetmiştir. Ret kararı iki temele dayanıyordu:
- Adli yardım dilekçesine mali durumu gösteren, hukuken geçerli bir belgenin eklenmemiş olması,
- Başvurucunun özel vekâletname ile atanmış bir vekilinin bulunması.
Başvurucunun itirazı, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesince 6.4.2023 tarihinde reddedilmiştir. Başvurucu bu kararı 17.4.2023 tarihinde öğrenmiş ve 4.5.2023 tarihinde Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunmuştur.
Bireysel başvurudan sonra ilk derece mahkemesinin 26.5.2023 tarihli muhtırasıyla başvuru harcı için 492 TL, nispi karar harcı için 2.259,89 TL ve gider avansı için 400 TL istenmiş; başvurucu bu tutarları aynı gün yatırmış, istinaf başvuruları 5.7.2023 tarihinde esastan reddedilmiştir. Temyiz aşamasında Yargıtay 4. Hukuk Dairesi de adli yardım talebini reddetmiş, harçlar yatırıldıktan sonra 7.7.2025 tarihinde ilk derece kararını bozmuştur. Anayasa Mahkemesinin incelemesi istinaf aşamasındaki adli yardım reddiyle sınırlıdır.
🏛️ Anayasa Mahkemesinin Hükmü
Anayasa Mahkemesi önce başvurucunun bireysel başvuru için yaptığı adli yardım talebini kabul etmiş, ardından mahkemeye erişim hakkına ilişkin şikâyeti kabul edilebilir bulmuştur. Esas inceleme sonunda hüküm fıkrasında şu sonuçlara yer verilmiştir:
- Anayasa’nın 36. maddesi kapsamındaki mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine,
- Başvurucuya net 10.000 TL manevi tazminat ödenmesine, diğer tazminat taleplerinin reddine,
- 40.000 TL vekâlet ücretinden oluşan yargılama giderinin başvurucuya ödenmesine,
- Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına gönderilmesine.
Başvurucu yeniden yargılama da istemişti. Mahkeme, istinaf başvurusunun sonradan esastan incelenmiş olmasını gözeterek yeniden yargılamada hukuki yarar bulunmadığını belirtmiş; ihlalin sonuçlarını gidermek için manevi tazminatı yeterli görmüştür.
🔍 Ölçülülük İncelemesi: En Hafif Araç Seçildi mi?
Anayasa Mahkemesi, adli yardım reddini mahkemeye erişim hakkına bir müdahale olarak kabul etmiş ve bu müdahaleyi Anayasa’nın 13. maddesindeki ölçütlerle sınamıştır:
- Kanunilik: Ret kararı 6100 sayılı HMK’nın 336. maddesinin (2) numaralı fıkrasına dayandığından kanuni dayanak mevcuttur.
- Meşru amaç: Harç ve gider avansı, yargı hizmetinin maliyetine katılmayı sağlar ve ciddiyetten yoksun başvuruları caydırır; bu amaç meşrudur.
- Elverişlilik: Harç yükümlülüğü gereksiz başvuruları önlemeye elverişli bir araçtır.
- Gereklilik: Ödeme gücü zayıf kişiyi yargılamanın başında harç ödemeye zorlamak yerine giderleri sona erteleyen adli yardım, hakka daha hafif bir müdahaledir.
- Orantılılık: Toplam 3.151,89 TL’lik istinaf harcı ve avansı, geliri olmayan ve ceza infaz kurumunda bulunan biri için kanun yolunu zorlaştıracak bir miktardır.
Kararın merkezindeki tespit 25. paragraftadır: Bir avukatla temsil edilmiş olmak, adli yardım talebinin reddi için tek başına yeterli gerekçe olamaz. Mahkemeye göre bu kategorik yaklaşım, kişinin gerçek mali durumunun hesaba katılmasını engeller. Avukata ücret ödendiğine dair bir tespit bile yapılmadan “vekili varsa parası da vardır” sonucuna ulaşılamaz.
Bu tespit pratikte önemlidir; çünkü vekâlet ilişkisi pek çok farklı biçimde kurulabilir. Somut olayda vekâletname 2014’te verilmiş, adli yardım talebi ise yaklaşık dokuz yıl sonra yapılmıştı. Anayasa Mahkemesi, bölge adliye mahkemesinin bu zaman farkını ve başvurucunun değişen koşullarını hiç tartışmadığını dikkate almıştır.
📑 HMK 336/2’deki Belge Yükümlülüğü Nasıl Okunmalı?
HMK’nın 336. maddesinin ikinci fıkrası, adli yardım talep eden kişinin iddiasının özetini, delillerini ve yargılama giderlerini karşılayabilecek durumda olmadığını gösteren mali durum belgelerini mahkemeye sunmak zorunda olduğunu düzenler. Aynı maddenin üçüncü fıkrasına göre kanun yollarına başvuru sırasında adli yardım talebi bölge adliye mahkemesine veya Yargıtaya yapılır. HMK’nın 334. maddesi ise adli yardımdan yararlanmayı, kendisinin ve ailesinin geçimini önemli ölçüde zorlaştırmadan giderleri ödeyemeyecek durumda olmaya ve talebin açıkça dayanaktan yoksun olmamasına bağlar.
Anayasa Mahkemesi, belge yükümlülüğünü ortadan kaldırmamış; ancak bu yükümlülüğün somut olayın koşullarına göre uygulanması gerektiğini vurgulamıştır. Kararda öne çıkan üç nokta şunlardır:
- Başvurucunun ceza infaz kurumunda bulunması nedeniyle belge temin etmede fiilî imkânsızlığı vardır.
- Mahkemeler, kişinin ekonomik ve sosyal durumuna ilişkin bilgilere Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) veya başka vasıtalarla kendileri de ulaşabilir.
- Bölge adliye mahkemesi, eksik belgeyi tamamlaması için başvurucuya süre vermemiştir.
Bu üç unsurun birlikte değerlendirilmesi sonucunda, belge ibraz edilmediği gerekçesiyle istinaf imkânının ortadan kaldırılmasının başvurucuya aşırı bir yük yüklediği ve müdahalenin ölçüsüz olduğu sonucuna varılmıştır.
Daha önce sitemizde ele alınan icra takibinde adli yardım reddine ilişkin AYM 2022/50367 kararı, ret gerekçesinin “haklılık” ölçütüne dayandırılmasını ele almıştı. 2023/31425 sayılı karar ise farklı bir soruya yanıt verir: Talebin dayanağı tartışmalı olmasa bile, ret gerekçesi avukatla temsil ve belge eksikliğine indirgendiğinde ne olur? Harçla ilgili usul işlemlerinin mahkemeye erişime etkisi bakımından yanıltıcı temyiz harcı muhtırasına ilişkin AYM 2021/32578 kararı da aynı çizgide okunabilir.
🧭 Kararın Uygulamaya Yansıması
Karar, adli yardım taleplerini değerlendiren ilk derece mahkemeleri, bölge adliye mahkemeleri ve Yargıtay daireleri bakımından birkaç ölçüt ortaya koymaktadır:
- Vekâlet ilişkisi otomatik ret nedeni değildir. Avukatın ücretli çalıştığı ya da ücretin kim tarafından ödendiği tespit edilmeden mali güç varsayılamaz.
- Zaman faktörü önemlidir. Uzun süren davalarda tarafın mali durumu değişmiş olabilir; davanın başındaki koşullar kanun yolu aşamasındaki ödeme gücünü göstermez.
- Belge eksikliğinde süre verilmesi beklenir. Eksiklik tamamlanabilir nitelikteyse ve kişinin belge temininde güçlüğü varsa doğrudan ret ölçüsüz bulunabilir.
- Resen araştırma imkânları göz ardı edilmemelidir. Tapu, araç ve SGK kayıtları gibi bilgilere mahkemenin de ulaşabilmesi değerlendirmede dikkate alınır.
- Davalı konumu da korunur. Adli yardım yalnız dava açan taraf için değil, aleyhine dava açılan ve kararı kanun yoluna taşımak isteyen taraf için de mahkemeye erişimin aracıdır.
Öte yandan karar, belge sunma yükümlülüğünün tamamen ortadan kalktığı şeklinde anlaşılmamalıdır. Anayasa Mahkemesi değerlendirmesini “olayın özelliği” ile sınırlamış; ceza infaz kurumunda bulunma, gelir yokluğu, uzun yargılama süresi ve süre verilmemesi gibi unsurları birlikte ele almıştır. Benzer bir uyuşmazlığın sonucu, bu unsurların her dosyadaki ağırlığına göre farklılaşabilir.
❓ Sık Sorulan Sorular
Avukatla temsil edilen kişi adli yardımdan yararlanabilir mi?
İstinaf aşamasında adli yardım talebi hangi mercie yapılır?
Mali durum belgesi sunulmazsa talep mutlaka reddedilir mi?
Harçlar sonradan yatırılıp istinaf incelenirse ihlal ortadan kalkar mı?
Detaylı bilgi ve hukuki destek için Savun Hukuk & Danışmanlık ile iletişime geçebilirsiniz. İletişim bilgileri iletişim sayfasında, mahkemeye erişim hakkına ilişkin diğer karar değerlendirmeleri Emsal Kararlar arşivinde yer almaktadır.
Bu yazı genel bilgilendirme amacı taşır; içerik, Anayasa Mahkemesi Kararlar Bilgi Bankasında yayımlanan bireysel başvuru kararından derlenmiştir. Başvurucu, vekil, raportör ve heyet adları yazıya ve PDF’e alınmamıştır. Karar, kendi başvurusunun olgularına dayanır; benzer görünen bir adli yardım talebinde sonuç, kişinin mali durumuna, sunulan belgelere ve yargılamanın aşamasına göre farklılaşabilir. Yazı esas alınarak yapılan başvuru, dava ve savunmalardan Savun Hukuk sorumlu tutulamaz.




