Okuyucularımızın sorularını Av. Veli Savun yanıtlıyorSorularınızı Av. Veli Savun yanıtlıyorSoru sorun →
Emsal KararlarForex Hukuku

Hakem Kararıyla Paylara Tedbir – İst. BAM 13. HD 2026/859

Bir yatırımcı, 2011’de bir Türk anonim şirketine hisse alım ve hissedarlık sözleşmesiyle ortak olur; aynı dönemde şirketin bir başka hissedarıyla da hisse intifa sözleşmesi imzalar. Yıllar sonra çıkan uyuşmazlık, sözleşmedeki tahkim şartı gereğince uluslararası tahkime taşınır ve hakem heyeti, yatırımcının şirket paylarının %86,83’ü üzerinde intifa hakkı bulunduğuna karar verir. Ancak hakem kararı Türkiye’de henüz tanınmamıştır. Tanıma davası sürerken paylar başkasına devredilirse ya da şirket varlıkları elden çıkarılırsa yatırımcının elindeki karar ne işe yarar? Mahkeme bu aşamada neyi dondurabilir, neyi dondurmaz?

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi, 27.04.2026 tarihli ve E.2026/805, K.2026/859 sayılı kararıyla, tanıma davasında paylar üzerine konulan devir ve sınırlı ayni hak yasağını yeterli bulmuş; dava dışı şirketlerin olağan dışı işlemlerinin durdurulması ve davalının bütün malvarlığına tedbir konulması taleplerini reddeden ilk derece ara kararına yönelik istinaf başvurusunu esastan reddetmiştir. Daireye göre ihtiyati tedbir yalnız uyuşmazlık konusu hakkında verilebilir.

Kısa özet: Hisse intifa sözleşmesindeki tahkim şartına dayanan yargılamada hakem heyeti, 10.11.2025 tarihli kısmi kararıyla davacının bir anonim şirketin paylarının %86,83’ü üzerinde intifa hakkı bulunduğunu tespit etmiştir. Davacı bu kararın tanınması için İstanbul Anadolu 10. Asliye Ticaret Mahkemesinde dava açmış ve geniş kapsamlı ihtiyati tedbir istemiştir. Mahkeme 5.000.000,00 TL teminat karşılığında yalnız davalı adına kayıtlı payların devrini ve bu paylar üzerinde sınırlı ayni hak kurulmasını yasaklamış, diğer talepleri reddetmiştir. Bölge adliye mahkemesi, şirketlerin davada taraf olmadığını ve davalının malvarlığının uyuşmazlık konusu olmadığını belirterek davacının istinafını reddetmiştir. Karar HMK m.362/1-f gereğince kesindir.

🤝 2011’den 2025’e: hisse alımı, intifa sözleşmesi, tahkim

Davacı vekilinin anlatımına göre davacı ile bir anonim şirketin o dönemki hissedarları arasında 21.07.2011 tarihinde “hissedarlar ve hisse alım sözleşmesi” imzalanmıştır; davalı da bu sözleşmenin taraflarındandır. Ardından davacı ile davalı arasında bir hisse intifa sözleşmesi yapılmış; davalının şirkette o tarihte sahip olduğu %27,83 pay ile ileride edineceği tüm paylar üzerinde, Türk Medeni Kanunu m.794 uyarınca davacı lehine intifa hakkı tanınması kararlaştırılmıştır.

Sözleşmenin 8.1. maddesi uyuşmazlıkların tahkimde çözülmesini öngörmektedir. Taraflar arasındaki ihtilaflar sona ermeyince davacı 14.02.2023 tarihinde Milletlerarası Ticaret Odası (ICC) nezdinde tahkime başvurmuştur. Hakem heyeti 18.07.2024 tarihli kararla yargılamayı iki aşamaya ayırmış, 10.11.2025 tarihli kısmi kararında şu sonuca ulaşmıştır:

  • 2011 sözleşmesiyle davalıya tahsis edilen %27,83,
  • 2013’te davalıya tahsis edilen yaklaşık %10,
  • 2017 tarihli hisse satın alma sözleşmesinin konusu olan %49

olmak üzere şirket paylarının toplam %86,83’ü üzerinde davacıya intifa hakkı verilmesi gerekmektedir. Bunu aşan intifa talepleri reddedilmiş, diğer talepler tahkimin sonraki aşamasına bırakılmıştır; davacıya göre bu aşamada intifa hakkını kullanamaması nedeniyle mahrum kaldığı gelirler belirlenecektir. Davacıya göre karar, 13.11.2025’te davalı vekiline tebliğ edilmiş ve İsviçre milletlerarası özel hukukuna göre bildirimle kesinleşmiştir.

🛡️ Tanıma davasında istenen üç tedbir

Davacı, hakem kararının Türkiye’de tanınması için İstanbul Anadolu 10. Asliye Ticaret Mahkemesinde (2026/78 E.) dava açmış ve davalının intifa hakkının kullanılmasına engel olduğunu ileri sürerek üç ayrı ihtiyati tedbir talep etmiştir:

  • Paylara yönelik tedbir: Davalının şirketteki paylarını üçüncü kişilere devretmesinin ve bu paylar üzerinde yeni sınırlı ayni hak kurmasının önlenmesi.
  • Şirketlere yönelik tedbir: Şirket ile bağlı şirketinin gündelik işleyiş dışındaki işlemlerinin (esas sözleşme değişikliği, birleşme ve bölünme, sermaye artırımı veya azaltımı, kâr payı dağıtımı, yeni pay ya da sermaye piyasası aracı ihracı, varlık satışı, borçlanma, kefalet ve teminat verilmesi gibi) yasaklanması.
  • Davalının malvarlığına tedbir: Tahkimin ikinci aşamasında lehine hükmedileceğini kesin gördüğü parasal alacağı güvenceye almak için davalının bütün taşınır ve taşınmazlarına, üçüncü kişilerdeki alacaklarına ve banka mevduatına tedbir konulması.

Davacı, davalının şirketlerin yönetim kurulu başkanı olarak şirket varlıklarını kendi lehine azalttığını ve basına yansıyan bazı varlık devirlerinin bunu gösterdiğini de ileri sürmüştür.

📜 İlk derece: paylara tedbir var, şirketlere yok

Mahkeme 28.01.2026 tarihli ara kararında önce HMK m.389/1 ve 390/3’teki koşulları hatırlatmıştır: Tedbir için, mevcut durumdaki bir değişmenin hakkın elde edilmesini önemli ölçüde zorlaştırması veya imkânsız kılması ya da gecikmenin ciddi bir zarar doğurması endişesi gerekir; tedbir isteyen, dayandığı sebebi ve türünü açıkça belirtmeli ve haklılığını yaklaşık ispat ölçüsünde ortaya koymalıdır.

Mahkeme, hakem kararı henüz tanınmamış olsa bile ona dayanarak geçici hukuki koruma verilebileceğini kabul etmiştir. Hakem heyetinin davacının intifa hakkını hükme bağlaması, yaklaşık ispat için yeterli görülmüştür; payların yargılama sırasında devri hâlinde davacının telafisi imkânsız zarara uğrama ihtimali bulunmaktadır. Bu gerekçeyle mahkeme, 5.000.000,00 TL teminat karşılığında davalı adına kayıtlı payların devrini ve bu paylar üzerinde her türlü sınırlı ayni hak tesisini yasaklayan tedbire hükmetmiştir.

Diğer iki talep reddedilmiştir. Mahkemeye göre şirketler davada taraf değildir; davacının hakem kararı, şirketin hissedarlarından yalnız biri aleyhine verilmiştir. Davalının malvarlığı ise uyuşmazlık konusu değildir ve parasal alacak konusunda henüz verilmiş bir hakem kararı da bulunmamaktadır.

🧭 İstinaf dilekçesindeki itirazlar

Davacı, reddedilen talepler yönünden istinafa başvurmuştur. Başlıca itirazları şunlardır:

  • Tanıma davasının konusu, şirket payları ve dolaylı olarak bağlı şirketin payları üzerindeki ayni haktır; şirketler hem tahkimle hem tanıma davasıyla bağlantılıdır.
  • İstenen tedbir şirketlerin olağan faaliyetini durdurmayı amaçlamamakta, yalnız intifa hakkını ve buna bağlı oy, yönetime katılma ve gelir haklarını anlamsız kılacak işlemleri kapsamaktadır; bu yönüyle ölçülüdür.
  • Payları hukuka aykırı biçimde elinde tutan davalı, şirketlerin yönetimini fiilen yürütmekte ve yetkisini kötüye kullanmaktadır.
  • Yatırılan 5.000.000,00 TL teminat yeterlidir; ek teminat alınmamalı ve karşı tarafa tebligat yapılmadan karar verilmelidir.

🏛️ Bölge adliye mahkemesi: tedbir uyuşmazlık konusuyla sınırlı

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi, incelemeyi HMK m.355 uyarınca istinaf sebepleri ve kamu düzeniyle sınırlı yapmıştır. Daire, HMK m.389/1 ve 390/3’ü aktardıktan sonra uyuşmazlığın çerçevesini şöyle çizmiştir:

  • Dava, ICC nezdinde verilen 10.11.2025 tarihli kısmi hakem kararının tanınması istemine ilişkindir; tahkimin ve tanıma davasının konusu taraflar arasındaki hisse intifa sözleşmeleridir.
  • Olağan dışı işlemlerinin durdurulması istenen şirketler davanın tarafı değildir ve bu şirketlerin faaliyetleri tanıma davasının konusunu oluşturmaz.
  • Davalının malvarlığı da uyuşmazlığın konusu değildir.
  • HMK m.389’a göre ihtiyati tedbir ancak doğrudan uyuşmazlık konusu hakkında verilebilir; burada uyuşmazlığın konusu, hakem kararının tanınma koşullarının bulunup bulunmadığından ibarettir.

Bu saptamalar karşısında Daire, tedbir taleplerinin reddinde usul ve yasaya aykırılık bulmamış; davacının istinaf başvurusunu HMK m.353/1-b-1 gereğince esastan reddetmiştir. Karar, geçici hukuki korumalar hakkında verilen kararlar temyiz edilemediğinden HMK m.362/1-f uyarınca kesin olarak ve oy birliğiyle verilmiştir.

📎 Kararın tam metni: İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesinin 27.04.2026 tarihli, E.2026/805, K.2026/859 sayılı kararı PDF olarak buradan okunabilir.

🔎 Yatırımcı açısından kararın sınırları

Karar, şirket payına dayalı yatırım ilişkilerinde tahkim ile devlet yargısı arasındaki geçiş döneminin nasıl yönetildiğini gösterir. Üç nokta öne çıkar:

  • Tanınmamış hakem kararı yaklaşık ispat sağlayabilir: İlk derece mahkemesi, henüz tanınmamış bir yabancı hakem kararını tedbir için yeterli yaklaşık ispat aracı saymıştır. Bu kısım istinaf incelemesine konu olmadığından Daire ayrıca değerlendirmemiştir.
  • Koruma, hakkın konusu olan paylarla sınırlıdır: Davacının hakem kararıyla elde ettiği hak belirli paylar üzerindeki intifa hakkıdır. Bu nedenle o payların devrinin ve yeni ayni haklarla yüklenmesinin önlenmesi uyuşmazlık konusuna yönelik bir tedbirdir.
  • Şirket ve kişisel malvarlığı ayrı tutulmuştur: Payları intifaya konu olan şirketin işlemleri, şirket davaya taraf olmadıkça tanıma davasında dondurulmamıştır. Gelecekte hükmedileceği düşünülen parasal alacak için davalının genel malvarlığına tedbir de, ortada verilmiş bir parasal karar bulunmadığı ve malvarlığı davanın konusu olmadığı için reddedilmiştir.

Yabancı hakem kararlarının tanınması ve tenfizine ilişkin farklı bir görünüm için iptal sonrası tenfiz kararına, tahkim şartının takip hukukuyla ilişkisi için iflas takibinde tahkim şartı kararına, pay devrine getirilen sözleşmesel sınırlamalar için pay devri yasağında cezai şart kararına bakılabilir.

💬 Sık sorulan sorular

Tanınmamış bir yabancı hakem kararına dayanarak ihtiyati tedbir istenebilir mi?

Bu dosyada ilk derece mahkemesi, hakem kararının henüz tanınmamış olmasına rağmen ona dayanarak geçici hukuki koruma verilebileceğini kabul etmiş ve hakem kararını yaklaşık ispat için yeterli görmüştür. Paylara ilişkin tedbir bu gerekçeyle 5.000.000,00 TL teminat karşılığında verilmiştir.

Payları intifaya konu şirketin işlemleri neden durdurulmadı?

Bölge adliye mahkemesine göre şirketler tanıma davasının tarafı değildir ve faaliyetleri davanın konusunu oluşturmaz. HMK m.389 uyarınca tedbir yalnız uyuşmazlık konusu hakkında verilebileceğinden, şirketlerin olağan dışı işlemlerinin yasaklanması talebinin reddi yerinde bulunmuştur.

Gelecekte doğacak parasal alacak için davalının malvarlığına tedbir konulabilir mi?

Bu kararda konulmamıştır. İlk derece mahkemesi, parasal alacak konusunda henüz verilmiş bir hakem kararı bulunmadığını ve davalının malvarlığının uyuşmazlık konusu olmadığını belirtmiş; bölge adliye mahkemesi de bu değerlendirmeyi onaylamıştır.

Bölge adliye mahkemesinin bu kararı temyiz edilebilir mi?

Hayır. Karar, geçici hukuki korumalar hakkında verilen kararların temyiz edilemeyeceğini düzenleyen HMK m.362/1-f gereğince kesin olarak verilmiştir. Tanıma davasının esası ise ilk derece mahkemesinde sürmektedir.

Detaylı bilgi ve hukuki destek için Savun Hukuk & Danışmanlık ile iletişime geçebilirsiniz. İletişim bilgileri iletişim sayfasında yer almaktadır; pay ve yatırım uyuşmazlıklarına ilişkin diğer kararlar Emsal Kararlar sayfasında derlenmektedir.

Bu yazı genel bilgilendirme amacı taşır; içerik, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesinin Bedesten (mevzuat.adalet.gov.tr) sisteminde yayımlanan ara karar istinafına ilişkin kararından derlenmiştir. Karar, derdest bir tanıma davasında verilen geçici hukuki koruma kararıdır; hakem kararının tanınıp tanınmayacağı ve tahkimin parasal aşaması hakkında bir değerlendirme içermez. Benzer görünen bir uyuşmazlıkta sonuç; sözleşmenin içeriğine, tahkim şartına, tedbir talebinin konusuna, tarafların davadaki sıfatına ve sunulan delillere göre farklılaşabilir. Yazı esas alınarak yapılan başvuru, dava ve savunmalardan Savun Hukuk sorumlu tutulamaz.

Avukat Veli Savun

İstanbul Barosu'na kayıtlı avukat (sicil no 75235) ve arabulucu (sicil no 50392). Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi 2013 mezunu. Savun Hukuk & Danışmanlık'ın kurucu avukatı. Çalışma alanları: forex ve kripto para dolandırıcılığından doğan ceza ve alacak davaları, bilişim, icra ve aile hukuku.

İlgili Makaleler

Av. Veli Savun

Soru & Cevap · İstanbul Barosu 75235

Bu konuda sorunuz mu var?

Sorunuzu yazın, Av. Veli Savun bu sayfada yanıtlasın. Adınızı yazmanız gerekmez.

Örnek sorular — birine dokunun, kendi durumunuza göre düzenleyin:

Kişisel verileriniz hakkında

Savun Hukuk & Danışmanlık, soru ve yorumunuzu sitede yayımlamak ve yanıtlamak; "beni arasın" seçeneğini işaretlerseniz telefon numaranızı yalnız sizi aramak için işler (6698 s. KVKK m.5/2-c ve f). Rumuzunuz ve metniniz yayımlanır; telefonunuz, IP adresiniz ve metnin temizlenmeden önceki hali yayımlanmaz. Telefon kaydı talebiniz sonuçlandıktan sonra en geç 12 ay içinde silinir. Haklarınız (m.11) için büromuza başvurabilirsiniz.

Yanıtlar genel bilgilendirme niteliğindedir; avukat-müvekkil ilişkisi kurmaz ve somut dosyanız için hukuki görüş yerine geçmez. Tüm soru ve cevaplar →

Başa dön tuşu
🌐 English — international victims of online investment fraud