Döviz Bürosu Ortağına Yeni İzin – Danıştay 13. D 2024/4913

Bir döviz ve altın bürosunun tek hissedarı, yeni düzenlemenin B grubu başvurularını açtığı ilk günlerde İstanbul’da altı ayrı adres için altı ayrı kuruluş izni ister. Bakanlık, iki hafta sonra alınan bir Bakan Olur’una dayanarak hepsini reddeder: mevcut bir yetkili müessesede ortaklığı bulunan kişi yeni müessese kuramaz; birden fazla başvuru da B grubuna tanınmayan şube açma imkânının dolanılmasıdır. Tartışma, bu yasağın Tebliğ’de yazılı olmadan bir iç onayla getirilip getirilemeyeceği noktasında düğümlenir.
Danıştay 13. Dairesi, 20.11.2024 tarihli ve E.2020/2376, K.2024/4913 sayılı kararıyla, davayı reddeden bölge idare mahkemesi kararını oy çokluğuyla bozmuştur. Daireye göre teşebbüs hürriyetini sınırlayan bu ret gerekçesinin kanunda açık, belirli ve öngörülebilir bir dayanağı yoktur.
💱 Altı başvuru ve tek gerekçeli ret
Davacı, faaliyet izni bulunan bir altın ve döviz yetkili müessese anonim şirketinin tek hissedarıdır. Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında 32 Sayılı Karara İlişkin Tebliğ (Tebliğ No: 2018-32/45) yürürlüğe girdikten sonra, B grubu yetkili müessese kurmak için başvuruların 01.01.2019 tarihinden itibaren alınmaya başlanması üzerine davacı 07.01.2019 tarihinde, Bakanlığın internet sayfası üzerinden altı ayrı dilekçe vermiştir. Her dilekçe, İstanbul’daki farklı bir adreste kurulacak bir B grubu müessese içindir.
Bakanlık başvuruları 23.01.2019 tarihli işlemlerle reddetmiştir. Ret yazısındaki gerekçe, davacının “faaliyet izni verilen mevcut yetkili müesseselerde ortaklığı bulunduğu ve/veya birden fazla yetkili müessese kuruluş başvurusu yaptığı”dır. Bu gerekçenin dayanağı, retten bir gün önce alınan 22.01.2019 tarihli ve 1945 sayılı Bakan Olur’udur.
Bakanlığın açıklamasına göre 01.01.2019’dan sonra gelen başvurular incelendiğinde, mevcut müessese ortaklarının yeni kuruluş başvuruları yaptığı ya da ortak olmayan kişilerin birden fazla B grubu müessese için başvurduğu görülmüştür. Bakanlık bunu, Tebliğ’in 11. maddesinin ikinci fıkrasındaki “B grubu yetkili müesseseler şube açamaz” kuralının arkasından dolaşılması olarak değerlendirmiş ve Tebliğ’in 30. maddesindeki yetkiye dayanarak, mevcut müesseselerde doğrudan ya da dolaylı ortaklığı bulunanların A veya B grubu yeni kuruluş taleplerinin değerlendirmeye alınmamasına karar vermiştir.
🔄 İptal, ardından ret: iki derecenin ayrışması
İdare mahkemesi işlemleri iptal etmiştir. Mahkemeye göre Bakanlık, mevcut ortakların yeni başvurusunun sermaye artırımı yapılmadan şube açmak anlamına geldiğini ileri sürse de, Bakan Olur’u Tebliğ’in tanıdığı yetkiyi aşmaktadır. Tebliğ’de düzenlenmeyen bir kısıtlamanın Bakan Olur’u ile getirilmesi hukuk güvenliği ve belirlilik ilkelerine aykırıdır.
Bölge idare mahkemesi ise istinaf başvurusunu kabul etmiş, ilk derece kararını kaldırıp davayı reddetmiştir. Daireye göre Tebliğ, B grubu müesseselerin şube açamayacağını, A grubu müesseselerin ise ancak Bakanlık izniyle şube açabileceğini düzenlemiştir. Tebliğ’in 30. maddesi Bakanlığa, Tebliğ’in uygulanmasını sağlamak için gerekli her türlü tedbiri alma, tereddütlü hususları giderme ve özel durumları sonuçlandırma yetkisi vermektedir. Bu yetki kapsamında alınan Olur’a dayanan ret işlemlerinde hukuka aykırılık yoktur.
Davacı temyizde, başvuruların Tebliğ’e uygun yapıldığını, mevzuatta bulunmayan gerekçelerle reddedildiğini, işlemlerin Anayasa’daki temel hak ve özgürlüklere, serbest piyasa ekonomisine ve kamu yararına aykırı olduğunu, idarenin bazı kişilere izin vererek eşitlik ilkesini ihlal ettiğini ve Olur’un geçmişe dönük uygulandığını ileri sürmüştür.
📜 1567 sayılı Kanun, 32 Sayılı Karar ve Tebliğ
Danıştay, uyuşmazlığa uygulanacak kuralları kademeli olarak sıralamıştır:
- 1567 sayılı Kanun m.1: Kambiyo, kıymetli maden ve benzeri değerlere ilişkin işlemlerin düzenlenmesine ve Türk parasının kıymetinin korunması için karar almaya Cumhurbaşkanı yetkilidir.
- 32 Sayılı Karar m.20/1: Bakanlık, Kararın uygulanmasını sağlamak ve Türk parasının kıymetini korumak için gerekli tedbirleri almaya ve özel durumları sonuçlandırmaya yetkilidir.
- Tebliğ m.5 ve 6: Yetkili müesseselerin kurulması ve faaliyete geçmesi Bakanlık iznine bağlıdır; izin verilecek müesseselerin taşıması gereken şartlar sayılmıştır.
- Tebliğ m.11/2: B grubu yetkili müesseseler şube açmak için başvuruda bulunamaz ve yeni şube açamaz.
- Tebliğ m.30/2: Bakanlık, ekonominin genel durumunu gözeterek Türkiye genelinde veya il bazında yeni kuruluş ve şube izinlerinin durdurulmasına karar vermeye ve açılabilecek toplam müessese ve şube sayılarını belirlemeye yetkilidir.
- Tebliğ geçici m.1/3: B grubu kuruluş başvuruları 01.01.2019 tarihinden itibaren yapılır; önceki başvurular değerlendirmeye alınmaz.
Daire, bu kuralların karşısına Anayasa’nın 48. maddesindeki çalışma ve sözleşme hürriyetini, 13. maddesindeki temel hakların ancak kanunla ve ölçülülük ilkesine uygun olarak sınırlanabileceği kuralını ve devlete temel hakları sınırlayan engelleri kaldırma görevi yükleyen 5. maddeyi koymuştur.
🏛️ Danıştay: teşebbüs hürriyeti ancak kanunla sınırlanır
Danıştay 13. Dairesi önce Tebliğ’in amacını tespit etmiştir: yetkili müesseselerin kurumsal bir yapıya dönüştürülmesi, mali altyapı ve güvenilirliklerinin artırılması, belli bir disiplin altında çalışmaları ve denetlenebilir bir sistem kurulması. Ardından Bakanlığın Tebliğ’in 30. maddesinden doğan takdir yetkisini kabul etmiş, ancak bu yetkinin mutlak ve sınırsız olmadığını, hukukun genel ilkelerine, kamu yararına ve hizmet gereklerine uygun kullanılması gerektiğini ve bunun yargı denetimine tabi olduğunu vurgulamıştır.
Kararın iki temel gerekçesi şunlardır:
- Kanuni dayanak yokluğu: 1567 sayılı Kanun’da B grubu kuruluş başvurusunu engelleyen açık, belirli ve öngörülebilir bir kural yoktur. Anayasal koruma altındaki teşebbüs hürriyeti ve çalışma özgürlüğü ancak kanunla sınırlanabilir. Bakanlığın, davacının durumunu Tebliğ’deki kuruluş şartları yönünden hiç değerlendirmeden, üst hukuk kurallarını aşan nitelikteki Olur’a dayanarak başvuruları reddetmesi hukuka uygun değildir.
- Tebliğ’in kendisi yasak koymuyor: Tebliğ bir kişinin birden fazla B grubu müessese açmasını veya A grubu izni bulunan bir şirketin B grubu müessese kurmasını engellememekte, yalnız B grubu müesseselerin şube açamayacağını düzenlemektedir. Bakanlık, birden fazla başvurunun şube yasağını dolanma anlamına geldiğini ileri sürse de, bir kişinin birden fazla yetkili müesseseye sahip olamamasının nedenini açıkça ortaya koyamamıştır.
Bu gerekçelerle Daire, davacının temyiz istemini kabul etmiş; ilk derece kararını kaldırarak davayı reddeden bölge idare mahkemesi kararını 2577 sayılı Kanun’un 49. maddesi uyarınca BOZMUŞ ve dosyayı yeniden karar verilmek üzere bölge idare mahkemesine göndermiştir. Karar 20.11.2024 tarihinde kesin olarak ve oy çokluğuyla verilmiştir. Karşı oyda, bölge idare mahkemesi kararında 49. maddedeki bozma sebeplerinden hiçbirinin bulunmadığı ve kararın onanması gerektiği belirtilmiştir.
🧭 Karardan çıkan dört tespit
- İç onay, Tebliğ’e şart ekleyemez: Bakan Olur’u Tebliğ’in uygulanmasına yönelik bir işlemdir; Tebliğ’de bulunmayan bir ortaklık yasağını genel bir ret sebebine dönüştürmesi kabul görmemiştir.
- Kota yetkisi ile kişiye özgü yasak farklıdır: Tebliğ’in 30. maddesi Bakanlığa il veya ülke genelinde izinleri durdurma ve toplam sayıyı belirleme yetkisi verir. Danıştay bu yetkiyi tanımakla birlikte, mevcut müessese ortaklarının başvurularını bu yetkiye dayanan Olur’la toptan reddetmeyi hukuka uygun bulmamıştır.
- Şartlar yönünden inceleme zorunludur: Bozma gerekçesinde, başvuruların Tebliğ’de kuruluş izni için aranan şartlar bakımından incelenmeden reddedildiği özellikle vurgulanmıştır.
- Gerekçenin somut olması gerekir: “Şube yasağını dolanma” iddiası tek başına yeterli sayılmamış; idarenin bir kişinin birden fazla müesseseye sahip olamamasının nedenini açıkça ortaya koyması beklenmiştir.
Kararın sınırları da not edilmelidir: Danıştay davacıya izin verilmesine hükmetmemiş, dosyayı yeniden karar verilmek üzere bölge idare mahkemesine göndermiştir. Karar oy çokluğuyla verilmiştir.
Yetkili müesseselerin izin rejimine dokunan diğer kararlar için ortağın yetkisiz döviz işlemi nedeniyle izin iptali ve döviz bürosunda pay devri izin ücreti yazılarına bakılabilir. Bu dosyada tartışılan, izin iptali ya da ücret değil, kuruluş başvurusunun hiç incelenmeden reddedilmesidir.
💬 Sık sorulan sorular
A ve B grubu yetkili müessese arasındaki fark bu davada neden önemliydi?
Bakan Olur'u neden ret gerekçesi olarak yeterli görülmedi?
Bakanlığın toplam müessese sayısını sınırlama yetkisi ortadan kalktı mı?
Bozma kararı sonrasında izin verilmiş sayılır mı?
Detaylı bilgi ve hukuki destek için Savun Hukuk & Danışmanlık ile iletişime geçebilirsiniz. İletişim bilgileri iletişim sayfasında yer almaktadır; idari izin ve finansal faaliyet uyuşmazlıklarına ilişkin diğer kararlar Emsal Kararlar sayfasından izlenebilir.
Bu yazı genel bilgilendirme amacı taşır; içerik, Danıştay 13. Dairesinin Bedesten (mevzuat.adalet.gov.tr) üzerinden yayımlanan bozma kararından derlenmiştir. Karar, 2019 yılındaki başvurulara ve o tarihte yürürlükte olan 1567 sayılı Kanun, 32 Sayılı Karar ve 2018-32/45 sayılı Tebliğ hükümlerine dayanır; bu alanda sonradan yapılan kanun ve tebliğ değişiklikleri benzer bir başvurunun sonucunu etkileyebilir. Karar oy çokluğuyla verilmiş ve dosya yeniden karar verilmek üzere bölge idare mahkemesine gönderilmiştir. Yazı esas alınarak yapılan başvuru, dava ve savunmalardan Savun Hukuk sorumlu tutulamaz.




