SPK Cezasında Zamanaşımı Hesabı – Danıştay 13. D 2024/4245

Zamanaşımı tartışmasında çoğu zaman ilk bakılan şey, kesilen cezanın tutarıdır. 20.000 TL’lik bir para cezası için üç yıl, 60.000 TL’lik bir ceza için dört yıl geçmişse “artık ceza verilemez” demek kolay görünür. Oysa Sermaye Piyasası Kurulu cezalarında tutar çoğu zaman Kanun’un çizdiği alt ve üst sınır arasında Kurul tarafından belirlenir. Bu durumda süreyi belirleyen ölçü, sonradan verilen ceza mı, yoksa Kanun’un o fiil için öngördüğü en yüksek ceza mıdır? Bir halka açık şirket yöneticisi hakkında 2013’teki özel durum eksiklikleri nedeniyle 2018’de verilen cezalar, bu sorunun cevabını Danıştay’a taşımıştır.
Danıştay 13. Dairesi, 23.10.2024 tarihli ve E.2020/2240, K.2024/4245 sayılı kararıyla, cezaların zamanaşımına uğradığını kabul ederek Kurul kararının iki bendini iptal eden ilk derece kararına yönelik istinaf başvurusunun reddi kararının bu kısmını, Kurul’un temyizi üzerine kesin olarak ve oy birliğiyle bozmuştur. Daireye göre alt ve üst sınırla belirlenen idari para cezalarında soruşturma zamanaşımı, verilen cezaya değil Kanun’daki üst sınıra göre hesaplanır.
📑 Üç bentte üç ayrı ceza
Davacı, payları borsada işlem gören bir yatırım şirketinin yönetim kurulu başkan yardımcısıdır. Sermaye Piyasası Kurulu (Kurul), davacının 2012-2016 dönemindeki açıklama yükümlülüklerini incelemiş ve 18.01.2018 tarihli kararıyla, kararın farklı bentlerinde ayrı ayrı idari para cezası uygulamıştır. Uyuşmazlığa konu üç bent şunlardır:
- (ğ) bendi – 20.000,00 TL: Davacı 18.03.2013 tarihli özel durum açıklamasında, 12.01.2013-28.01.2013 arasında 575.766,00 TL nominal değerli şirket payını sattığını bildirmiştir. Merkezi Kayıt Kuruluşu kayıtlarında ise bu tarihlerde herhangi bir satış işlemi görülmemiştir. Açıklamanın o dönemdeki mülga Özel Durumlar Tebliği’nin 22. maddesine ve yeni Tebliğ’in 24. maddesine aykırı olduğu kabul edilmiştir.
- (h) bendi – 60.000,00 TL: Davacının şirket sermayesindeki payı 14.09.2012-01.03.2013 arasında %15 ve %10 eşiklerinin, 19.08.2013-30.09.2013 arasında ise %5 eşiğinin altına düşmüş; bu değişiklikler kamuya açıklanmamıştır. Alt sınırdan belirlenen ceza, 6362 sayılı Kanun’un 105. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca iki kat artırılarak 60.000,00 TL’ye ulaşmıştır.
- (ı) bendi – 976.851,00 TL: 2013 yılında 14.434.211,99 TL, 2016 yılında 699.927,00 TL nominal değerli paylara ilişkin borsada ve borsa dışında yapılan işlemler açıklanmamıştır. Kurul’a göre davacı paylarını bir yakınının hesabına aktarmış, o hesaptaki işlemler de davacının yönlendirmesiyle yapılmış ve toplam 45 işlem için açıklama yapılmamıştır.
Davacı, Kurul kararının bu kısımlarının iptali istemiyle idare mahkemesinde dava açmıştır. Danıştay önüne gelen tartışma ise yalnız ilk iki bende, yani 20.000,00 TL ve 60.000,00 TL’lik cezalara ilişkindir.
⏳ İdare mahkemesi: verilen tutara göre süre
İdare mahkemesi, uyuşmazlığı 5326 sayılı Kabahatler Kanunu’nun soruşturma zamanaşımını düzenleyen 20. maddesi üzerinden çözmüştür. Bu maddeye göre süre; 100.000 TL veya daha fazla idari para cezasını gerektiren kabahatlerde beş yıl, 50.000 TL veya daha fazlasında dört yıl, 50.000 TL’den az cezalarda üç yıldır. Nispi idari para cezalarında ise süre sekiz yıldır.
Mahkeme, süreyi davacıya fiilen verilen tutarlara göre belirlemiştir:
- (ğ) bendindeki 20.000,00 TL için üç yıllık süre öngörüldüğünü, 2013’teki fiil için cezanın beş yıl sonra, 2018’de verildiğini,
- (h) bendindeki 60.000,00 TL için dört yıllık süre öngörüldüğünü ve bu sürenin de geçtiğini
belirterek iki bende ilişkin cezaları iptal etmiştir. (ı) bendi yönünden ise davayı reddetmiş; açıklanmayan 45 işlem bakımından Kurul kararını hukuka uygun bulmuştur. Bölge idare mahkemesi, tarafların istinaf başvurularını 2577 sayılı Kanun’un 45. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca reddetmiştir.
🧾 Kurul’un temyiz gerekçesi
Kararın iptale ilişkin kısmını Kurul temyiz etmiştir. Kurul’a göre soruşturma zamanaşımı süresi belirlenirken, kabahatin düzenlendiği kanun maddesindeki üst sınır esas alınmalıdır. 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu’nun 103. maddesi, fiil tarihindeki hâliyle, Kanun’a dayanılarak yapılan düzenlemelere ve Kurul kararlarına aykırı davrananlara 20.000 TL’den 250.000 TL’ye kadar idari para cezası öngörmektedir. Üst sınır 100.000 TL’nin üzerinde olduğundan süre beş yıldır ve Kurul kararı bu süre içinde alınmıştır. Davacı temyize cevap vermemiştir. Danıştay Tetkik Hâkimi de bozma yönünde görüş bildirmiştir.
⚖️ Danıştay: ölçü, Kanun’daki üst sınır
Daire önce kabahat kavramını ve idari para cezasının niteliğini hatırlatmıştır. Bir haksızlığın suç mu kabahat mi olduğu, fiile göre değil, Kanun’un ona bağladığı yaptırıma göre belirlenir. İdari para cezası maktu veya nispi olabileceği gibi, Kanun’da alt ve üst sınırı gösterilerek miktarın idarenin takdirine bırakılması da mümkündür.
Ardından şu tespitleri yapmıştır:
- Kabahatler Kanunu’nun 3. maddesi gereğince, Kanun’un kanun yoluna ilişkin hükümleri dışındaki genel hükümleri, idari para cezası gerektiren bütün fiillere uygulanır. Bu nedenle Sermaye Piyasası Kanunu’na göre verilen cezalarda da 20. maddedeki soruşturma zamanaşımı geçerlidir.
- 20. maddenin ikinci fıkrası, sürenin cezanın miktarına göre belirleneceğini söyler; ancak alt ve üst sınırla belirlenen cezalarda hangi miktarın esas alınacağı konusunda lafzı açık değildir.
- Zamanaşımı dolarsa idare ceza veremeyeceğinden, idarenin soruşturma sırasında süreyi baştan öngörebilmesi ve takdir yetkisini kullanırken zamanaşımı baskısı altında kalmaması için Kanun’daki üst sınır dikkate alınmalıdır.
- 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 66. maddesinin dördüncü fıkrası da zamanaşımı sürelerinin belirlenmesinde cezanın kanundaki yukarı sınırının göz önünde bulundurulacağını öngörmektedir.
Bu çerçevede Daire, davacıya verilen cezaların dayanağı olan 103. maddedeki üst sınırın 250.000,00 TL olduğunu, dolayısıyla her iki cezanın da beş yıllık soruşturma zamanaşımına tabi bulunduğunu kabul etmiştir. İdare mahkemesinin cezanın fiilen belirlenen miktarına bakarak üç ve dört yıllık süre uygulaması bu nedenle yerinde görülmemiştir.
📅 Tarihler üzerinden beş yıllık hesap
Daire, beş yıllık sürenin somut olaydaki karşılığını da tek tek hesaplamıştır:
| Bent | Fiil tarihi | Sürenin son günü | Kurul kararı |
|---|---|---|---|
| (ğ) – 20.000,00 TL | 18.03.2013 | 18.03.2018 | 18.01.2018 |
| (h) – 60.000,00 TL | Son fiil 01.03.2013 (artırım nedeni fiil 30.09.2013) | 01.03.2018 | 18.01.2018 |
Kurul kararı her iki bent bakımından da beş yıllık süre dolmadan alınmıştır. Bu nedenle Daire, (ğ) ve (h) bentlerinde hukuka aykırılık bulunmadığını, bu bentleri zamanaşımı gerekçesiyle iptal eden idare mahkemesi kararına yönelik istinaf başvurusunun reddine ilişkin bölge idare mahkemesi kararında hukuki isabet olmadığını belirtmiştir.
Sonuçta Kurul’un temyiz istemi kabul edilmiş, bölge idare mahkemesi kararının ilgili kısmı 2577 sayılı Kanun’un 49. maddesi uyarınca BOZULMUŞ ve yeniden karar verilmek üzere dosya bölge idare mahkemesine gönderilmiştir. Karar 23.10.2024 tarihinde kesin olarak ve oy birliğiyle verilmiştir. 976.851,00 TL’lik (ı) bendi ise temyiz incelemesinin konusu olmamıştır.
🔎 Kararın yatırımcı ve yöneticiler için anlamı
Karar, Sermaye Piyasası Kanunu’ndaki cezaların büyük kısmının alt ve üst sınırla düzenlendiği düşünüldüğünde geniş bir uygulama alanına sahiptir. Öne çıkan sonuçlar şöyle özetlenebilir:
- Alt sınırdan ceza, kısa süre anlamına gelmez: Kurul cezayı en alt tutardan belirlemiş olsa bile süre, Kanun’daki en yüksek tutar üzerinden hesaplanır. 20.000 TL’lik bir ceza, beş yıllık süreye tabi olabilir.
- Süre fiille başlar: Kabahatler Kanunu’nun 20. maddesinin dördüncü fıkrası gereğince zamanaşımı, kabahate ilişkin tanımdaki fiilin işlenmesiyle veya neticenin gerçekleşmesiyle işlemeye başlar. Daire, hesapta açıklamanın yapıldığı ve eşiğin son kez aşıldığı günleri esas almıştır.
- Artırım, süreyi değiştirmemiştir: (h) bendinde 105. madde uyarınca iki kat artırım yapılmış olsa da, Daire hesabı yine 103. maddedeki üst sınıra dayandırmıştır.
- Nispi cezalar ayrıdır: Menfaatin iki katı gibi nispi olarak hesaplanan cezalarda Kabahatler Kanunu sekiz yıllık ayrı bir süre öngörmektedir; bu karar, alt-üst sınırlı maktu cezalarla ilgilidir.
Yönetici ve ortakların açıklama yükümlülükleriyle ilgili başka bir uyuşmazlık için yöneticinin pay satışı ve KAP açıklaması kararına; sonradan kaldırılan bir açıklama yükümlülüğüne dayanan ceza için kaldırılan özel durum yükümlülüğü kararına; Kurul cezasının şirket tarafından yöneticiye rücu edilmesinde zamanaşımı için SPK cezasının yöneticiye rücuu kararına bakılabilir.
❓ Merak edilenler
SPK idari para cezalarında zamanaşımı hangi kanuna göre hesaplanır?
Ceza alt sınırdan verilmişse süre kısalır mı?
Beş yıllık süre hangi tarihten başlatılmıştır?
Bozma kararından sonra dosya ne olur?
Detaylı bilgi ve hukuki destek için Savun Hukuk & Danışmanlık ile iletişime geçebilirsiniz. İletişim bilgileri iletişim sayfasında yer almaktadır; sermaye piyasası cezalarına ilişkin diğer kararlar Emsal Kararlar sayfasında derlenmektedir.
Bu yazı genel bilgilendirme amacı taşır; içerik, Danıştay 13. Dairesinin resmî karar veri tabanında yayımlanan bozma kararından derlenmiştir. Karar, fiil tarihindeki Sermaye Piyasası Kanunu ve Özel Durumlar Tebliği hükümlerine dayanır; idari para cezalarının parasal sınırları sonraki yıllarda yeniden değerleme ve kanun değişiklikleriyle değişmiştir. Benzer görünen bir uyuşmazlıkta sonuç; cezanın maktu mu nispi mi olduğuna, fiilin ve neticenin gerçekleştiği tarihe, uygulanan kanun maddesine ve Kurul kararının tarihine göre farklılaşabilir. Yazı esas alınarak yapılan başvuru, dava ve savunmalardan Savun Hukuk sorumlu tutulamaz.




