Tedbir Nafakasında Tazyik Hapsi – Yargıtay 12. HD 2026/222

Boşanma davası sürerken aile mahkemesi ara kararla tedbir nafakasına hükmeder; nafaka ödenmeyince icra takibi başlar, ardından alacaklı eş İcra ve İflas Kanunu’nun 344. maddesine dayanarak şikâyette bulunur. Borçlu eş ise boşanma davasında gelirinin araştırılması için bilirkişi incelemesine karar verildiğini, bu nedenle tazyik hapsi yargılamasının boşanma davasının sonucunu beklemesi gerektiğini ileri sürer. Soru basittir: derdest boşanma davasındaki gelir araştırması, nafakanın azaltılması davası gibi “bekletici mesele” sayılır mı?
Yargıtay 12. Hukuk Dairesi, 20.01.2026 tarihli ve E.2026/227, K.2026/222 sayılı kararıyla bu soruya olumsuz cevap vermiş ve Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma istemini oy birliğiyle reddetmiştir. Daireye göre, ayrıca açılmış bağımsız bir nafakanın kaldırılması veya azaltılması davası bulunmadıkça, boşanma davasında verilen gelir araştırması ara kararı tazyik hapsini erteleyen bir bekletici mesele değildir.
📑 Ara kararla tedbir nafakası ve şikâyet
Olayda eşler arasında Bakırköy 6. Aile Mahkemesinin 2024/400 Esas sayılı dosyasında görülen bir boşanma davası bulunmaktadır. Mahkeme, yargılama sürerken 16.10.2024 tarihli ara kararla toplam 65.000,00 TL tedbir nafakasına hükmetmiştir.
Bu tedbir nafakası kararına dayanılarak borçlu eş hakkında Bakırköy 8. İcra Müdürlüğünde takibe başlanmış, ödeme emri 06.12.2024 tarihinde borçluya tebliğ edilmiştir. Borçlu yasal süresi içinde birikmiş nafaka borcunu ödememiş; alacaklı eşin vekili 05.02.2025 tarihinde şikâyette bulunmuştur.
Bakırköy 6. İcra Ceza Mahkemesi 20.05.2025 tarihli kararıyla (2025/35 E., 2025/126 K.) borçlunun İİK m.344 gereğince üç aya kadar tazyik hapsiyle cezalandırılmasına karar vermiştir. Bu karara yapılan itiraz, merci Bakırköy 7. İcra Ceza Mahkemesinin 19.06.2025 tarihli kararıyla (2025/9 değişik iş) reddedilmiştir.
Aradan geçen sürede boşanma davası devam etmiş; aile mahkemesi 10.09.2025 tarihli celsede borçlunun gelir durumunun tespiti için bilirkişi incelemesine karar vermiştir.
📨 Kanun yararına bozma isteminin gerekçesi
Adalet Bakanlığı 12.12.2025 tarihli yazısıyla merci kararının kanun yararına bozulmasını istemiş, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı 25.12.2025 tarihli ihbarnameyle dosyayı Daireye göndermiştir. İhbarnamenin dayanakları şöyle özetlenebilir:
- Ceza Genel Kurulunun 19.04.2005 tarihli, 2005/17-7 E., 2005/37 K. sayılı kararında sayılan şartlardan biri, borçlu tarafından nafakanın kaldırılması veya azaltılması hususunda açılmış bir davanın bulunmaması, dava açılmışsa sonuçlanmış olmasıdır.
- İİK m.344/2, borçlunun nafakanın kaldırılması veya azaltılması talebiyle dava açmış olması hâlinde tazyik hapsinin uygulanmasının bu davanın sonuna bırakılabileceğini düzenlemektedir.
- 12. Hukuk Dairesinin 14.01.2025 tarihli, 2024/6854 E., 2025/131 K. sayılı kararında, derdest bir nafakanın azaltılması davasının sonuca etkili olduğu ve bekletici mesele yapılması gerektiği kabul edilmiştir.
- Somut olayda boşanma davası derdesttir ve bu davada borçlunun gelir durumu için bilirkişi incelemesi istenmiştir; derdest dava sonuca etkili olduğundan bekletici mesele yapılmalı, itiraz bu yönden kabul edilmeliydi.
🏛️ 12. Hukuk Dairesi neden reddetti?
Daire, istemin dayandığı genel ilkeyi tartışmasız kabul etmiştir: İİK m.344’teki tazyik hapsi için Ceza Genel Kurulu kararındaki diğer şartların yanında, borçlu tarafından nafakanın kaldırılması veya azaltılması hususunda açılmış bir davanın bulunmaması; böyle bir dava açılmış ve sonuca etkiliyse bekletici mesele yapılarak sonucunun beklenmesi gerekir.
Ancak Daireye göre somut olay bu ilkenin kapsamına girmemektedir. Gerekçenin unsurları şunlardır:
- Takibe konu nafaka, taraflar arasındaki boşanma davasında ilk derece mahkemesince TMK m.169 uyarınca kadın ve çocuklar lehine ara kararla verilen tedbir mahiyetinde bir nafakadır.
- Aile mahkemesinin 10.09.2025 tarihli celsede borçlunun gelir durumunun tespiti için bilirkişi incelemesine karar vermesi, boşanma davasının olağan akışı içinde verilmiş bir ara karardır.
- Bu dosyada, boşanma davası dışında bağımsız olarak açılmış bir nafakanın azaltılması veya kaldırılması davası yoktur.
- Bu nedenle boşanma davasındaki gelir araştırması, tazyik hapsi yargılamasında bekletici mesele yapılamaz.
Sonuç olarak Daire, kanun yararına bozma istemini yerinde görmemiş ve CMK m.309 çerçevesinde yapılan istemin REDDİNE karar vermiştir. Karar 20.01.2026 tarihinde oy birliğiyle verilmiştir. Böylece borçlu hakkındaki tazyik hapsi kararı ve itirazın reddine ilişkin merci kararı yürürlükte kalmıştır.
📌 İİK 344 şartları ve 344/2 erteleme imkânı
İİK m.344’e göre nafakaya ilişkin kararların gereğini yerine getirmeyen borçlu hakkında, alacaklının şikâyeti üzerine üç aya kadar tazyik hapsine karar verilir; hapsin tatbikine başlandıktan sonra kararın gereği yerine getirilirse borçlu tahliye edilir. Maddenin ikinci fıkrası ise borçlunun nafakanın kaldırılması veya azaltılması talebiyle dava açmış olması hâlinde, ileri sürdüğü sebepler göz önünde bulundurularak tazyik hapsinin uygulanmasının bu davanın sonuna bırakılabileceğini öngörür.
Kararda aktarılan Ceza Genel Kurulu içtihadına göre tazyik hapsi için aranan şartlar birlikte şunlardır:
- Nafaka ödenmesinin kesinleşmiş bir mahkeme kararına dayanması,
- Aylık nafakanın tahsili için icra takibine başlanmış ve icra emrinin borçluya tebliğ edilmiş olması,
- Borçlunun ilamda yazılı ödeme koşullarına uymaması,
- Aylık nafakada, icra emrinin tebliği ile şikâyet tarihi arasında işlemiş en az bir aylık cari nafaka borcunun bulunması,
- Borçlu tarafından nafakanın kaldırılması veya azaltılması için açılmış bir davanın bulunmaması, açılmışsa sonuçlanmış olması,
- Şikâyetin, öğrenmeden itibaren 3 ay ve her hâlde fiilden itibaren 1 yıl içinde yapılması.
Kararın katkısı beşinci şartın sınırını çizmesidir. Ertelemeye yol açan dava, nafakanın kaldırılması veya azaltılması amacıyla ayrıca açılmış bir davadır. Tedbir nafakasının bağlı olduğu boşanma davasının sürmesi ve bu davada gelir araştırması yapılması, kendiliğinden bu nitelikte sayılmamaktadır.
🧭 Kararın uygulamaya yansıması
Karar, 344/2’deki erteleme imkânını dar yorumlamaktadır. Daireye göre boşanma davasının derdest olması, tedbir nafakası borçlusu bakımından tek başına tazyik hapsini durdurmamaktadır. Borçlu eş, nafakanın fazla olduğunu düşünse bile bunu boşanma davası içindeki gelir araştırmasıyla değil, kararda vurgulanan anlamda bağımsız bir dava ile ileri sürmediği sürece, icra ceza mahkemesinin bekletici mesele yapması beklenmemektedir.
Karar ayrıca kanun yararına bozma yolunun sınırını da göstermektedir: Bakanlık ve Başsavcılık aynı Dairenin 2025 tarihli bir kararına dayanmış, ancak Daire o kararın somut olayda derdest bir nafakanın azaltılması davası bulunduğu için farklı olduğunu kabul etmiştir. Benzer görünen iki dosyayı ayıran unsur, borçlunun açtığı davanın niteliğidir.
Tedbir nafakasının hangi tarihten itibaren işlediğine ilişkin tartışma için tedbir nafakasının başlangıcı kararına; şikâyetin biçimi ve İİK 344 başvurusunun unsurları için nafaka ödenmemesi şikâyet dilekçesi örneğine bakılabilir.
💬 Sorular ve cevaplar
Boşanma davası sürerken tedbir nafakası ödenmezse tazyik hapsi istenebilir mi?
Boşanma davasında gelir araştırması yapılması tazyik hapsini erteler mi?
İİK 344/2'deki erteleme hangi durumda gündeme gelir?
Kanun yararına bozma istemi reddedilince ne olur?
Detaylı bilgi ve hukuki destek için Savun Hukuk & Danışmanlık ile iletişime geçebilirsiniz. İletişim bilgileri iletişim sayfasında yer almaktadır; nafaka ve icra uyuşmazlıklarına ilişkin diğer kararlar Emsal Kararlar sayfasından izlenebilir.
Bu yazı genel bilgilendirme amacı taşır; içerik, Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin Yargıtay Karar Arama sisteminde yayımlanan kanun yararına bozma isteminin reddi kararından derlenmiştir. Kanun yararına bozma incelemesi, kesinleşmiş karardaki hukuka aykırılık iddiasıyla sınırlıdır. Benzer görünen bir uyuşmazlıkta sonuç; nafakanın türüne, takip talebinin içeriğine, ödeme emrinin tebliğ tarihine, şikâyet süresine ve borçlunun ayrıca açtığı bir nafaka davasının bulunup bulunmadığına göre farklılaşabilir. Yazı esas alınarak yapılan başvuru, dava ve savunmalardan Savun Hukuk sorumlu tutulamaz.




