AİHM Tazmininden Sonra Yenileme – Danıştay 13. D 2025/196

Hisseleri 2000 yılının Aralık ayında Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu’na devredilen bir bankanın küçük hissedarı, Türkiye’de açtığı tazminat davasını süre aşımı nedeniyle kaybeder. Yıllar sonra Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) mülkiyet hakkının ve mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine karar verir ve hissedar lehine adil tazmine hükmeder. Hissedar bu kez, eski davanın yargılamasının yenilenmesini ve bu yolla yerel yargılamadaki giderlerle vekâlet ücretinin ödenmesini ister. Danıştay Onüçüncü Dairesi, ihlalin sonuçları AİHM kararıyla zaten giderildiyse yenilemenin şartlarının oluşmadığına hükmetmiştir.
Danıştay 13. Dairesi, 14.01.2025 tarihli ve E.2024/1655, K.2025/196 sayılı kararıyla, yargılamanın yenilenmesi istemini kabul eden idare mahkemesi kararını, davalı Fon’un temyizi üzerine oybirliğiyle bozmuştur; davacının temyiz istemi ise reddedilmiştir.
🏦 Bankanın Fon’a devri ve hissedarın davası
Karar metnindeki maddi olaya göre, 06.12.2000 tarihli ve 24252 (Mükerrer) sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 4389 sayılı Bankalar Kanunu’nun 14. maddesinin 3. fıkrası uyarınca, davacının hissedarı olduğu bankanın temettü hariç ortaklık hakları ile yönetim ve denetimi Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu’na devredilmiştir. Bu devre ilişkin Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu kararı, Danıştay Onuncu Dairesinin 05.11.2004 tarihli kararıyla iptal edilmiştir. Fon’un yaptığı satış ve satışa hazırlık işlemleri de idare mahkemesince iptal edilmiş, bu kararlar kesinleşmiştir.
Bunun üzerine davacı, hisselerinin karşılığının ödenmesi için Fon’a başvurmuş; başvurusu cevapsız kalınca hisse bedelinin el koyma tarihi olan 06.12.2000’den itibaren 3095 sayılı Kanun’un 4. maddesine göre işletilecek faiziyle tazmini istemiyle dava açmıştır. İdare mahkemesi davayı süre aşımı nedeniyle reddetmiş, karar temyiz ve karar düzeltme aşamalarından geçerek kesinleşmiştir.
🇪🇺 Strazburg’un kararı ve tazminat hesabı
Davacı, kesinleşen ret kararının ardından Sözleşme’ye Ek 1 No.lu Protokol’ün 1. maddesi (mülkiyet) ve Sözleşme’nin 6/1. maddesi (adil yargılanma) yönünden AİHM’e başvurmuştur. AİHM, 10.10.2017 tarihli ve 13312/08 başvuru numaralı karar ile 840 başvuruyu daha birleştirerek inceleme yapmıştır. Danıştay kararında aktarılan özetle AİHM’in tespitleri şunlardır:
- Başvuranlar, değişik tarihlerde Alman piyasası aracılığıyla Türk ve Alman hisse senetleri satın alan küçük hissedarlardır.
- Bankanın devir ve satışını hukuka aykırı ilan eden kararların, iptal davalarına taraf olup olmadıklarına bakılmaksızın hem hâkim hem küçük hissedarlar için sonuçları vardır; hissedarlar tazminat almadan orantısız bir yük altına girmiştir. Mülkiyet hakkı ihlal edilmiştir.
- Listede işaretli başvurucular yönünden, Fon ile alıcı arasındaki anlaşmanın 24.02.2006 tarihli nihai kararla iptalinden önce tazminat talebinde bulunulmasını beklemek makul olmadığından, yasal süreye ilişkin katı yorum mahkemeye erişim hakkının özüne zarar vermiştir.
- Maddi kayıp, devirden bir gün önceki (05.12.2000) İMKB ortalama hisse değeri olan 756 eski Türk lirası esas alınarak, Merkez Bankası enflasyon hesaplayıcısıyla güncellenip avroya çevrilerek belirlenmiştir. Bir Alman senedi 500 Türk hissesine karşılık gelmektedir.
- Tüm başvuranlar için toplam 9.679.799,26 avro maddi tazminata ve masraf ve giderler için toplu olarak 25.000 avroya hükmedilmiş; ihlal tespitinin manevi zarar bakımından tek başına yeterli adil tazmin olduğu kabul edilmiş, kalan talepler reddedilmiştir.
Davacının 30.000 adet Alman hissesi 15.000.000 Türk hissesine karşılık gelmektedir. İdare mahkemesinin hesabına göre bu, devir tarihinde 11.340,00 TL’lik bir alacak demektir. AİHM’in davacı için belirlediği tazminat ise 22.102,02 avrodur.
📑 İdare mahkemesinin yenileme kararı
AİHM kararından sonra davacı, eski davanın kesinleşmiş ret kararının yargılamanın yenilenmesi yoluyla kaldırılmasını istemiştir. Talebinin özü şudur: Maddi tazminat AİHM kararıyla karşılandığından esas hakkında karar verilmesine yer olmadığına hükmedilsin, ancak yargılama giderleri ve nispi vekâlet ücreti Fon’dan alınsın.
İdare mahkemesi talebi kabul etmiştir. Mahkeme, 22.102,02 avronun AİHM karar tarihindeki 4,3375 TL efektif alış kuruyla 95.867,51 TL’ye karşılık geldiğini; davacının dava dilekçesiyle istediği ve 06.12.2000’de 194.181,82 TL olduğu ileri sürülen toplam tutarın aynı kriterlerle güncellendiğinde 10.10.2017 itibarıyla 1.641.598,58 TL ettiğini hesaplamıştır. Buna göre davacı, talebinin yüzde 5,84’lük kısmında haklı bulunmuştur. Mahkeme, vekâlet ücreti hariç yargılama giderlerini bu haklılık oranına göre paylaştırmış, esas hakkında karar verilmediği için ise taraflar lehine maktu vekâlet ücretine hükmetmiştir.
Karar her iki tarafça temyiz edilmiştir. Davacı, yenilenen ve yeni açılan dava için harç, masraf ve vekâlet ücretine ayrı ayrı hükmedilmesi gerektiğini savunmuştur. Fon ise AİHM’in adil tazmin kararının yerine getirildiğini, yalnızca yargılama gideri ve vekâlet ücreti talebinin yenileme gibi olağanüstü bir yola konu edilemeyeceğini ve 5411 sayılı Kanun’un 140. maddesi uyarınca harçtan muaf olduğunu ileri sürmüştür.
🗂️ Neden Danıştay temyiz incelemesi yaptı?
Dosyanın usul geçmişi başlı başına dikkat çekicidir. İdare mahkemesi kararına karşı yapılan istinaf başvuruları önce bölge idare mahkemesince reddedilmiş, bu karar Danıştay tarafından bozulmuştur. Ardından Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun emsal dosyalarda verdiği kararlar dikkate alınmıştır. Bu kararlara göre yenilemesi istenen hüküm, istinaf kanun yolunun uygulanmaya başladığı 20.07.2016 tarihinden önce verilmişse ve o tarihte temyize tabiyse, yenileme talebi üzerine verilen karar da ilk kararın tabi olduğu kanun yoluna, yani temyize tabidir. Emsal kararlarda, bu durumda bölge idare mahkemesinin görevsizlik kararı vererek dosyayı Danıştay’a göndermesi gerektiği, istinaf başvurusunu karara bağlamasının usule aykırı olduğu belirtilmiştir. Dosya bu yoldan 13. Daireye ulaşmış ve esasa ilişkin temyiz incelemesine geçilmiştir.
⚖️ Daire’nin gerekçesi: ihlal giderildiyse yenileme yok
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 53. maddesinin 1. fıkrasının (ı) bendine göre, hükmün Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin veya eki protokollerin ihlali suretiyle verildiğinin AİHM’in kesinleşmiş kararıyla tespit edilmesi bir yenileme sebebidir. Aynı maddenin 3. fıkrası, bu sebep için süreyi AİHM kararının kesinleştiği tarihten itibaren bir yıl olarak belirler. Daire, bu hükmün her ihlal kararında kendiliğinden işlemeyeceğini, AİHM kararının niteliğine bakılması gerektiğini vurgulamıştır.
Gerekçenin ana halkaları şöyle özetlenebilir:
- Uygulama, ihlalin giderilmesine yöneliktir. Sözleşme’nin 46. maddesi devlete AİHM kararlarına uyma, 41. maddesi ise iç hukuk ihlali ancak kısmen giderebiliyorsa adil tazmin yolunu düzenler. Yargılamanın yenilenmesi bireysel tedbirlerden biridir; ancak her ihlal yenilemeyle giderilmez.
- Yenileme, sonuçların tam giderilemediği hâller içindir. Daire’ye göre 53/1-(ı) bendi, uyuşmazlığın esasını oluşturan temel hak açısından ihlalin sonuçlarının tam olarak giderilemediği durumlarda uygulanabilir.
- Somut dosyada ihlal giderilmiştir. AİHM, hisselerden yoksun kalınmasından doğan maddi zararı güncel değeriyle tazmin etmiş, manevi zarar için ihlal tespitini yeterli görmüştür. Ayrıca AİHM, başvurucuların hem kendi önündeki hem de yerel mahkemelerdeki masraf ve vekâlet ücreti taleplerini değerlendirmiş, toplu 25.000 avroya hükmedip kalan talepleri reddetmiştir. AİHM kararında yargılamanın yenilenmesi gerektiğine dair bir ibare de bulunmamaktadır.
- Sonuç: Yalnızca yargılama giderleri ve vekâlet ücreti yönünden yeniden yargılamayla giderilecek bir ihlal kalmadığından, yenileme şartları oluşmamıştır.
Bu gerekçeyle Daire, davacının temyiz istemini reddetmiş, Fon’un temyizini kabul ederek idare mahkemesi kararını 2577 sayılı Kanun’un 49. maddesi uyarınca bozmuş ve dosyayı yeniden karar verilmek üzere mahkemesine göndermiştir. Karar, Geçici 8. madde uyarınca tebliğden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olarak verilmiştir.
🔍 Kararın yatırımcılar açısından anlamı
Yönetimi Fon’a devredilen bankaların küçük hissedarlarına ilişkin uyuşmazlıklar yıllardır farklı yargı yollarında sürmektedir. Bu karar, AİHM’den adil tazmin almış bir hissedarın ayrıca iç hukukta yenileme yoluyla gider ve vekâlet ücreti isteyip isteyemeyeceğine ilişkin bir sınır çizmektedir. Daire’nin yaklaşımı şu noktaları öne çıkarır:
- AİHM’in adil tazmin kararında masraf ve giderleri, yerel yargılamalar dâhil değerlendirmiş olması belirleyici kabul edilmiştir.
- Toplu olarak belirlenen 25.000 avronun iç hukuk ve AİHM süreci diye ayrılmamış olması, Daire’yi farklı bir sonuca götürmemiştir.
- Yenilemenin amacı ihlalin sonucunu gidermek olduğundan, sonucu zaten giderilmiş bir ihlal için olağanüstü kanun yoluna başvurulması kabul görmemiştir.
El konulan bankalarda hissedar zararının hesaplanmasına ilişkin bir Anayasa Mahkemesi kararı, sitedeki el konulan bankada hissedar zararı yazısında incelenmiştir. İhlal kararı sonrasında yeniden yargılamanın kapsamına ilişkin hukuk yargısındaki bir örnek için AYM sonrası holding davası kararına da bakılabilir.
❓ Sık sorulan sorular
AİHM ihlal kararı her zaman yargılamanın yenilenmesini sağlar mı?
Danıştay’a göre hayır. 2577 sayılı Kanun’un 53/1-(ı) bendi bir yenileme sebebi öngörür; ancak Daire bu bendin, ihlalin sonuçlarının tam olarak giderilemediği hâllerde uygulanabileceğini belirtmiştir. AİHM’in tazminatla ihlali giderdiği durumda şart oluşmamıştır.
Hissedarın zararı nasıl hesaplanmıştı?
AİHM, devirden bir gün önceki İMKB ortalama değeri olan 756 eski Türk lirasını hisse sayısıyla çarpmış, sonucu Merkez Bankası enflasyon hesaplayıcısıyla güncelleyip avroya çevirmiştir. Davacı için bu tutar 22.102,02 avrodur.
Yerel davadaki vekâlet ücreti neden ayrıca istenemedi?
Daire, AİHM’in yerel mahkemelerdeki masraf ve vekâlet ücretine ilişkin talepleri de değerlendirdiğini, toplu 25.000 avroya hükmedip kalan talepleri reddettiğini belirtmiştir. Bu nedenle gider ve vekâlet ücreti yönünden yenilemeyle giderilecek bir ihlal görülmemiştir.
Karar kesinleşti mi?
Karar metninde, Geçici 8. madde uyarınca tebliğden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolunun açık olduğu belirtilmiştir. Bozma üzerine idare mahkemesi yeniden karar verecektir; sonraki aşamalar incelenen metinde yer almamaktadır.
Detaylı bilgi ve hukuki destek için Savun Hukuk & Danışmanlık ile iletişime geçebilirsiniz. İletişim bilgileri iletişim sayfasında, diğer içtihatlar ise Emsal Kararlar arşivinde yer almaktadır.
Bu yazı genel bilgilendirme amacı taşır; içerik, Danıştay 13. Dairesinin Bedesten / mevzuat.adalet.gov.tr kaynağında yayımlanan kararından derlenmiştir. AİHM kararına ilişkin bilgiler, Danıştay kararında aktarılan özetten alınmıştır; başvurucuların ve tarafların kimliği yazıya alınmamıştır. 2577 sayılı Kanun’un 53. maddesine ilişkin açıklamalar kanun metniyle karşılaştırılarak eklenmiştir. Karar düzeltme yolu açık olarak verilmiş bir bozma kararıdır; sonraki süreç bu yazının konusu değildir. Farklı olgulara sahip dosyalarda farklı sonuçlara ulaşılabilir. Yazı esas alınarak yapılan başvuru, dava ve savunmalardan Savun Hukuk sorumlu tutulamaz.



