Aile HukukuEmsal Kararlar

Düğün Günü Caymanın Bedeli – Yargıtay 2. HD 2026/1556

Kına gecesi yapılmış, salon tutulmuş, gelin tarafı sabahtan hazırlıklara başlamıştır; öğleye doğru çalan telefonda damat adayı “evlilikten korkuyorum, yapamayacağım” der ve düğüne gelmeyeceğini bildirir. Nişanın bozulması hayatın olağan bir parçası sayılabilir, fakat bunun hangi anda ve hangi biçimde yapıldığı hukuken fark yaratır mı? Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, tam olarak bu soruya cevap vermiş ve nişanın düğün günü, telefonla ve tek taraflı olarak bozulmasının karşı tarafın kişilik haklarını ihlal ettiğini kabul etmiştir.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, 11.02.2026 tarihli ve E.2025/10282, K.2026/1556 sayılı kararıyla, nişanlısı tarafından düğün günü terk edilen kadının manevi tazminat talebini reddeden bölge adliye mahkemesi kararını kadın yararına bozmuştur. Erkeğin hediyelerin iadesine ve kendi tazminat taleplerine ilişkin temyiz itirazlarının tamamı ise reddedilmiş, kararın bu bölümleri onanmıştır.

Kısa özet: Taraflar 26.07.2020 tarihinde evlenmek üzere gün almış, bir gün önce kına gecesi düzenlemiştir. Kına gecesinde erkeğin eline altın konulması konusunda tartışma çıkmış; ertesi gün kız tarafı düğün hazırlığı içindeyken erkek telefonla evlilikten vazgeçtiğini ve düğüne gelmeyeceğini bildirmiştir. Erkek hediyelerin iadesi ve tazminat için dava açmış, kadın da karşı davada manevi tazminat istemiştir. İlk derece mahkemesi ve bölge adliye mahkemesi kadının manevi tazminat talebini reddetmiştir. Yargıtay, nişanı haksız olarak bozanın erkek olduğunu, düğün günü yapılan bu bildirimin kadının kişilik haklarını ihlal ettiğini belirterek TMK m.121 uyarınca uygun bir manevi tazminata hükmedilmesi gerektiğine karar vermiştir.

💍 Kına gecesinden düğün sabahına: olayın akışı

Karar metninde olay oldukça kısa ama çarpıcı biçimde özetlenmiştir. Taraflar nişanlıdır ve evlenmek için 26.07.2020 tarihine gün almışlardır. Düğünden bir gün önce, 25.07.2020 tarihinde kına gecesi düzenlenmiştir. Kına gecesi sırasında, erkeğin eline de altın konulması konusunda taraflar arasında bir tartışma yaşanmıştır.

Ertesi gün, yani düğün günü, kız tarafı o gün yapılacak düğünün hazırlığı içindeyken erkek evlilikten caymıştır. Bu kararını yüz yüze değil telefonla iletmiş, “ben evlilikten korkuyorum, yapamayacağım” diyerek kız tarafına düğüne gelmeyeceğini bildirmiştir. Yargıtay’ın tespitine göre bu olaylar karşısında nişanı haksız olarak bozan taraf erkektir.

Olayın hukuki önemi, bozmanın zamanlamasında ve biçimindedir. Nişanlılık, Türk Medeni Kanunu’na göre evlenme vaadiyle kurulan ve her iki tarafın da tek taraflı olarak sona erdirebileceği bir ilişkidir; evlenmeye zorlamak için dava açılamaz. Ancak nişanı bozma serbestisi, bozmanın doğurduğu sonuçlardan sorumlu olmama anlamına gelmez. Kanun koyucu bu sonuçları maddi tazminat, manevi tazminat ve hediyelerin geri verilmesi başlıkları altında ayrıca düzenlemiştir.

🏛️ Asıl dava, karşı dava ve derece mahkemeleri

Uyuşmazlık iki yönlü olarak mahkemeye taşınmıştır. Karar başlığındaki dava türüne göre erkek, nişanın bozulması nedeniyle tazminat ve hediyelerin iadesi istemiyle asıl davayı açmıştır. Kadın ise karşı dava yoluyla nişanın bozulmasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat talep etmiştir.

  • İlk derece mahkemesi: Bakırköy 13. Aile Mahkemesi, E.2020/1063, K.2023/99.
  • İstinaf: İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 56. Hukuk Dairesi, E.2023/1632, K.2024/1828.

Bölge adliye mahkemesi kararı her iki tarafça temyiz edilmiştir. Erkek vekili; iadesine karar verilen hediye ziynetlerin değeri ve bunlar için faiz hükmü kurulmaması, hediyelerin iadesi talebinin reddedilen kısmı, reddedilen manevi tazminat talebi ve vekâlet ücreti yönünden temyiz yoluna başvurmuştur. Kadın vekili ise yalnızca karşı davadaki manevi tazminat talebinin reddini temyiz etmiştir.

Karar metninden, derece mahkemelerinin erkeğin hediyelerin iadesi talebini kısmen kabul ettiği, kadının manevi tazminat talebini ise reddettiği anlaşılmaktadır. Hükmedilen ziynetlerin cinsi ve tutarı Yargıtay kararında yer almamaktadır.

📎 Karar metni: Kararın tam metni Yargıtay Karar Arama sisteminde yayımlanmıştır; taraf adları çıkarılmıştır.

⚖️ Yargıtay’ın bozma gerekçesi

Daire önce erkeğin temyiz itirazlarını ele almış ve bunların tamamını reddetmiştir. Kararın asıl ağırlığı, kadının manevi tazminat talebine ilişkin değerlendirmededir. Gerekçe şu basamaklardan oluşur:

  • Yasal dayanak: TMK m.121’e göre nişanın bozulması yüzünden kişilik hakkı saldırıya uğrayan taraf, kusurlu olan diğer taraftan manevi tazminat olarak uygun miktarda bir para ödenmesini isteyebilir.
  • Manevi tazminatın işlevi: Daire, manevi tazminatı haksız bir eylemin yarattığı üzüntünün, duyulan elem ve acıların giderilmesini amaçlayan bir ödence olarak tanımlamıştır. Manevi zarar; yaşam, sağlık, namus, sır, aile mahremiyeti gibi mal varlığı dışındaki değerlerde meydana gelen azalmadır.
  • Olağan üzüntü yetmez: Nişanın bozulmasının taraflarda değişik ölçülerde üzüntü yaratması doğaldır ve bu doğal üzüntü tek başına manevi tazminata esas alınmaz.
  • Ağır zarar ve kişilik hakkı ihlali: Buna karşılık nişanın bozulması nedeniyle fahiş bir zarara uğranmış ve kişilik hakları saldırıya uğramışsa, bunun ispatı hâlinde manevi tazminata hükmedilebilir.
  • Somut olay: Erkeğin düğün günü, kız tarafı hazırlık içindeyken telefonla evlilikten caydığını bildirmesi, kadının kişilik haklarını ihlal eden bir davranıştır.

Daireye göre mahkemenin, tazminatın niteliğini de gözeterek hakkaniyete uygun, ceza niteliğine bürünmeyen ve zenginleşme aracı olmayacak ölçüde bir manevi tazminata hükmetmesi gerekirken, eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirmeyle talebi reddetmesi doğru görülmemiştir. Bölge adliye mahkemesi kararı bu yönden kadın yararına bozulmuş, bozma kapsamı dışındaki temyize konu bölümler HMK m.370/1 uyarınca onanmıştır. Karar oy birliğiyle verilmiştir.

🔍 “Doğal üzüntü” ile kişilik hakkı ihlali arasındaki sınır

Kararın uygulama bakımından en öğretici yönü, her nişan bozulmasının manevi tazminat doğurmadığını açıkça kabul etmesine rağmen, somut olayda sınırın aşıldığını belirlemesidir. Daire bir yanda “doğal olan üzüntü ve menfaat ihlali”ni, diğer yanda kişilik haklarının saldırıya uğradığı durumları ayırmıştır.

Bu dosyada sınırı aşan unsurlar karar metninde şöyle öne çıkmaktadır:

  1. Zamanlama: Bozma, düğünün yapılacağı gün gerçekleşmiştir. Kına gecesi yapılmış, davetler ve hazırlıklar tamamlanmıştır.
  2. Biçim: Karar yüz yüze değil, telefonla ve kız tarafına iletilerek bildirilmiştir.
  3. Gerekçe: Bildirimde yer alan “evlilikten korkuyorum, yapamayacağım” sözleri, bozmanın karşı taraftan kaynaklanan haklı bir nedene dayanmadığını göstermiştir. Kına gecesindeki altın tartışması da Daire tarafından haklı bir bozma sebebi olarak değerlendirilmemiş; nişanı haksız bozanın erkek olduğu sonucuna varılmıştır.

Kararda “kusur” kavramı, TMK m.121’in lafzıyla uyumlu olarak nişanı haksız olarak bozan tarafa yüklenmiştir. Kanun, manevi tazminat için kusurlu olan taraftan söz ettiğinden, nişanı bozan tarafın haklı bir sebebe dayanıp dayanmadığı ve bozmanın nasıl gerçekleştiği her dosyada belirleyici olmaktadır.

🎁 Hediyelerin iadesinde kusur aranmaz

Dosyanın dikkat çekici bir başka yanı, nişanı haksız olarak bozan erkeğin, hediyelerin iadesine ilişkin talebinin derece mahkemelerince kısmen kabul edilmiş olmasıdır. Bu durum ilk bakışta çelişkili görünebilir. Ancak TMK m.122’ye göre nişanlılık evlenme dışındaki bir sebeple sona ererse, nişanlıların birbirlerine veya ana ve babanın ya da onlar gibi davrananların diğer nişanlıya vermiş oldukları alışılmışın dışındaki hediyeler, verenler tarafından geri istenebilir.

Yargıtay’ın yerleşik uygulamasında hediyelerin geri verilmesine ilişkin davalarda kusur aranmamaktadır. Nişanı kim bozarsa bozsun, alışılmışın dışındaki hediyeler iade kapsamındadır. Buna karşılık manevi tazminat, kusura bağlı bir sorumluluktur. Bu nedenle aynı dosyada bir taraf hediyelerini geri alırken, nişanı haksız bozduğu için diğer tarafa manevi tazminat ödemekle yükümlü tutulabilmektedir. Somut kararda Yargıtay, erkeğin hediyelere ilişkin temyiz itirazlarını reddetmiş, kadının manevi tazminat talebinin ise yeniden değerlendirilmesini istemiştir.

Nişan ve düğünde takılan takıların evlilik içindeki hukuki durumu ise farklı kurallara tabidir; bu konuda serideki ziynet alacağında ispat ve kusur kararı incelenebilir.

📏 Tazminatın miktarı nasıl belirlenir?

Yargıtay kararında bir tutar belirlenmemiştir; miktarın takdiri bozmadan sonra yeniden yargılama yapacak mahkemeye bırakılmıştır. Daire, bu takdirde gözetilecek üç ölçütü açıkça saymıştır:

  • Hakkaniyete uygunluk: Tazminat, olayın ağırlığı ve kişilik hakkına yapılan saldırının niteliğiyle orantılı olmalıdır.
  • Ceza niteliğine bürünmeme: Manevi tazminat bir yaptırım aracı değildir; kusurlu tarafı cezalandırma amacı taşımaz.
  • Zenginleşme aracı olmama: Tazminat, zarar göreni ekonomik olarak zenginleştirecek düzeyde olmamalıdır.

Bu ölçütler, boşanma davalarında manevi tazminat miktarının belirlenmesinde de benzer biçimde kullanılmaktadır. Konuya ilişkin bir başka örnek için serideki boşanma tazminatında hakkaniyet kararı okunabilir.

Karar ayrıca bir usul noktasına da işaret etmektedir: Kadının karşı davasında maddi tazminat talebi de bulunmakla birlikte, Yargıtay önüne gelen temyiz yalnızca manevi tazminat yönündendir. Bu nedenle bozma da yalnızca bu talebe ilişkindir; temyiz edilmeyen yönler bakımından değerlendirme yapılmamıştır.

🗨️ Merak edilenler

Her nişan bozulmasında manevi tazminat istenebilir mi?

Hayır. Yargıtay bu kararda, nişanın bozulmasının taraflarda doğal olarak üzüntü yarattığını ve bu olağan üzüntünün manevi tazminata esas alınmayacağını açıkça belirtmiştir. Manevi tazminat için kişilik haklarının saldırıya uğraması ve karşı tarafın kusurlu olması gerekir; bu da her dosyada olayın koşullarına göre değerlendirilir.

Bu dosyada kişilik hakkı ihlali neden kabul edildi?

Karar metnine göre erkek, kız tarafı düğün hazırlığı içindeyken düğün günü telefonla evlilikten caydığını ve düğüne gelmeyeceğini bildirmiştir. Daire, düğün günü yapılan bu bildirimin kadının kişilik haklarını ihlal ettiğini ve nişanı haksız olarak bozanın erkek olduğunu kabul etmiştir.

Nişanı bozan taraf verdiği hediyeleri geri isteyebilir mi?

TMK m.122, nişanlılığın evlenme dışındaki bir sebeple sona ermesi hâlinde alışılmışın dışındaki hediyelerin verenler tarafından geri istenebileceğini düzenler ve Yargıtay uygulamasında bu davalarda kusur aranmaz. Bu dosyada da nişanı bozan erkeğin hediyelerin iadesi talebi derece mahkemelerince kısmen kabul edilmiştir.

Yargıtay tazminat tutarını belirledi mi?

Hayır. Yargıtay yalnızca manevi tazminat talebinin reddini bozmuş; tutarın, hakkaniyete uygun, ceza niteliğine bürünmeyen ve zenginleşme aracı olmayacak ölçüde belirlenmesi gerektiğini ifade etmiştir. Miktar, yeniden yapılacak yargılamada takdir edilecektir.

Detaylı bilgi ve hukuki destek için Savun Hukuk & Danışmanlık ile iletişime geçebilirsiniz. Ulaşım bilgileri iletişim sayfasında, serinin diğer kararları Emsal Kararlar bölümünde yer almaktadır.

Bu yazı genel bilgilendirme amacı taşır; özet, Yargıtay Karar Arama sisteminde yayımlanan karar metninden derlenmiştir. Karar, manevi tazminat yönünden bozma içerdiğinden dosyanın nihai sonucu yeniden yapılacak yargılamaya bağlıdır. Nişanın bozulmasında kusur, kişilik hakkı ihlali ve tazminat miktarı; bozmanın zamanına, biçimine, tarafların davranışlarına ve delillere göre her dosyada farklı değerlendirilir. Yazı kullanılarak yapılan başvuru, dava ve savunmalardan Savun Hukuk sorumlu tutulamaz.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu