Emsal KararlarForex Hukuku

MKK Saklama Ücreti ve Husumet – Yargıtay 11. HD 2026/56

Bir yatırımcının hesap ekstresinde “saklama ücreti” ya da “MKK komisyonu” adıyla küçük kesintiler görmesi olağandır. Kesintiyi yapan banka veya aracı kurumdur, ancak ücreti belirleyen ve tahsil edilen parayı alan Merkezi Kayıt Kuruluşu’dur (MKK). Bu üçlü yapı, kesintiye itiraz eden hak sahibinin davayı kime açacağı sorusunu doğurur. Somut dosyada soru daha da ilginçtir: Kesinti yapılan hesaplar, kanunda “vergi dışında hiçbir kesinti yapılamaz” denilen İşsizlik Sigortası Fonu’na aittir ve toplam tutar 1,3 milyon TL’yi aşmaktadır.

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 12.01.2026 tarihli ve E.2025/2493, K.2026/56 sayılı kararıyla, MKK’nın saklama hizmeti karşılığı tahakkuk ettirdiği ücretlerin iadesi için MKK’ya dava açılabileceğini, ancak özel hukuk tüzel kişisi olan MKK’nın hizmet bedelinin İşsizlik Sigortası Kanunu’ndaki kesinti yasağı kapsamında kalmadığını kabul eden Bölge Adliye Mahkemesi kararını kesin olarak onamıştır.

Kısa özet: İşsizlik Sigortası Fonu portföyündeki devlet iç borçlanma senetleri (DİBS) 29.06.2012’den itibaren MKK nezdinde hak sahibi bazında izlenmeye başlanmış, MKK Yönetim Kurulu 02.07.2012’de Fon hesapları için ücret alınmamasını kararlaştırmıştır. Bu muafiyet 15.02.2017 tarihli yönetim kurulu kararıyla kaldırılmış, yeni tarife 14.09.2017’de yürürlüğe girmiş ve saklama bedelleri iki bankadaki Fon hesaplarından kesilerek MKK’ya aktarılmıştır. Davacı, asıl davada 897.928,72 TL, birleşen davada 475.708,51 TL’nin iadesini istemiştir. İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesi davayı MKK’nın taraf sıfatı bulunmadığı gerekçesiyle usulden reddetmiş; İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi bu gerekçeyi yerinde bulmamış, ancak davaları esastan reddetmiştir. Yargıtay, istinaf kararını oy birliğiyle onamıştır.

🗄️ Kaydi sistemde saklama ücretinin yolculuğu

Türkiye’de pay, borçlanma aracı ve diğer sermaye piyasası araçları fiziki senet olarak değil, elektronik kayıt olarak tutulur. 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu’nun 81. maddesi MKK’yı; sermaye piyasası araçlarının kaydileştirilmesine ilişkin işlemleri gerçekleştirmek, bu araçları ve bunlara bağlı hakları elektronik ortamda üyeler ve hak sahipleri itibarıyla kayden izlemek ve merkezî saklamasını yapmak üzere kurulmuş, özel hukuk tüzel kişiliğini haiz bir anonim şirket olarak tanımlar.

Yatırımcı MKK ile doğrudan sözleşme yapmaz. Hesabını bir banka veya aracı kurumda açar; bu kuruluşlar MKK’nın üyesidir. Karar metnine göre MKK’nın ücret ve komisyonları, Merkezi Kayıt Kuruluşunun Kuruluş Faaliyet ve Çalışma Esasları Hakkındaki Yönetmeliğin 28. maddesi uyarınca MKK yönetim kurulunca belirlenir ve Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) onayına sunulur; Kurul otuz gün içinde olumsuz görüş bildirmezse tarife yürürlüğe girer.

Uygulamadaki akış şöyle özetlenebilir:

  • MKK, hak sahibi bazında saklama bedelini hesaplar ve üye kuruluşa tahakkuk ettirir.
  • Üye banka veya aracı kurum bu bedeli müşterinin hesabından keser.
  • Kesilen tutar üyede kalmaz, MKK’nın hesabına aktarılır.

Uyuşmazlığın kaderini belirleyen de bu akışın hukuken nasıl okunacağı olmuştur.

📅 2012 muafiyeti ve 2017’de kaldırılması

Davacının anlatımına göre Fon’a ait DİBS’lerin 29.06.2012’den itibaren MKK nezdinde hak sahibi adına izlenmesine karar verilmiş, MKK tarifesine göre komisyon ve ikincil piyasa işlemleri için masraf alınacağı bildirilmiştir. Davacı, 4447 sayılı İşsizlik Sigortası Kanunu’nun 53. maddesini hatırlatarak konunun yeniden değerlendirilmesini istemiş; MKK Yönetim Kurulu 02.07.2012 tarihli toplantısında Fon’un kamusal fonksiyonunu dikkate alarak Fon hesapları için komisyon tahakkuk ettirilmemesine karar vermiş, bu karar SPK tarafından onaylanmıştır.

Beş yıl sonra tablo değişmiştir. MKK Yönetim Kurulu 15.02.2017 tarihli toplantısında geçmişteki muafiyet kararlarını gözden geçirerek Fon hesaplarına tanınan muafiyeti kaldırmış; yeni tarife 14.09.2017’de yürürlüğe girmiştir. Davacı, 13.10.2017’de hesaplarından kesinti yapıldığını fark etmiş; MKK’nın 18.09.2017 tarihli yazısıyla muafiyetin Hazine Müsteşarlığının uygun görüşü ve SPK onayıyla kaldırıldığını öğrenmiştir. İhtarnamelere rağmen kesintiler sürmüş, iki bankadaki hesaplardan asıl davada 897.928,72 TL, birleşen davada 475.708,51 TL kesildiği ileri sürülmüştür.

Davacının temel dayanağı, 4447 sayılı Kanun’un 53. maddesindeki şu cümledir: “Bu fon bütçe kapsamı dışında olup, gelirlerinden vergi kesintileri hariç hiç bir şekilde kesinti yapılamaz ve Genel Bütçeye gelir kaydedilemez.” Davacı ayrıca bazı kurumların tarifede ücretten muaf tutulmasına rağmen aynı nitelikteki Fon’dan kesinti yapılmasının yönetmeliğe de aykırı olduğunu savunmuştur.

⚖️ İki derece, iki farklı ret gerekçesi

MKK’nın savunması iki katmanlıdır. Birincisi husumet: MKK yalnızca üyelerinden (ihraççılar, yatırım kuruluşları, merkezi takas kuruluşları) ücret aldığını, hak sahiplerinden doğrudan bir tahsilat yapmadığını, bankanın müşterisine bu bedeli yansıtıp yansıtmamasının banka ile müşteri arasındaki ilişki olduğunu ileri sürmüştür. İkincisi esas: alınan bedelin Fon gelirlerinden yapılan bir kesinti değil, saklanan varlıkların getirisinden bağımsız bir hizmet bedeli olduğunu, davacının ücret almayan başka bir MKK üyesinde hesap açma imkânı bulunduğunu, diğer kurumlara tanınan muafiyetin ise ihraççı sıfatıyla ödenen üyelik ücretleriyle sınırlı olduğunu savunmuştur.

İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesi (2022/827 E., 2023/763 K.) birinci savunmayı kabul etmiştir. Mahkemeye göre MKK ile davacı arasında sözleşme ilişkisi yoktur; MKK davacının bankalardaki nakit hesaplarına doğrudan erişemez; saklama hizmetini davacıya sunan dava dışı bankalardır ve bedeli davacıya yansıtan da onlardır. Sözleşmelerin nispiliği ilkesi gereği davacı, bankaların yansıttığı bedeller için MKK’dan talepte bulunamaz. Asıl ve birleşen davalar taraf sıfatı yokluğundan usulden reddedilmiştir.

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi (2024/2006 E., 2025/314 K.) sonucu değiştirmemiş, ama yolu değiştirmiştir: İstinaf başvurusunu kabul ederek ilk derece kararını kaldırmış ve davaları bu kez esastan reddetmiştir.

📎 Kararın tam metni: Karar, Yargıtay Başkanlığı Yargıtay Karar Arama sisteminde esas ve karar numarasıyla doğrulanmıştır.

🔗 Husumet: Parayı kesen mi, parayı alan mı?

Bölge Adliye Mahkemesinin husumet değerlendirmesi, kararın en çok yol gösteren kısmıdır. Daireye göre mevcut mevzuat hükümleri çerçevesinde MKK’nın verdiği hizmetlerin ödeme yükümlüsü, MKK üyesi banka veya aracı kuruluşlarda yatırım hesabı bulunan yatırımcı müşterilerdir. Aracı kuruluş ve bankaların yükümlülüğü, MKK’nın müşteri bazında tahakkuk ettirdiği bedeli müşteri hesabından tahsil edip MKK’ya göndermekten ibarettir.

  • Tahakkuk: Bedeli MKK belirlemiş ve hak sahibi bazında hesaplamıştır.
  • Tahsil: Banka yalnızca aracı konumunda kesinti yapmıştır.
  • Nihai alıcı: Kesilen tutarlar bankaların uhdesinde kalmamış, MKK’nın hesaplarına girmiştir.
  • Sonuç: Dava konusu kesintilerden MKK sorumludur; “hizmeti banka verdi, bedeli banka yansıttı” gerekçesiyle husumetten ret doğru değildir.

Bu yaklaşım, sözleşme ilişkisinin şekline değil, paranın kimin talimatıyla ve kimin yararına tahsil edildiğine bakmaktadır. Yargıtay’ın istinaf kararını bütünüyle onaması, bu husumet değerlendirmesinin de onaylandığı anlamına gelir.

🧮 “Hiçbir şekilde kesinti yapılamaz” hükmünün sınırı

Esasa ilişkin değerlendirmede Bölge Adliye Mahkemesi önce MKK’nın hizmet karşılığında bedel tahakkuk ve tahsil etmesinde ilgili mevzuata bir aykırılık bulunmadığını tespit etmiştir. Tarife, yönetmelikte öngörülen usulle, yani yönetim kurulu kararı ve SPK onayı ile yürürlüğe girmiştir.

Asıl tartışma, 4447 sayılı Kanun’daki kesinti yasağının kapsamıdır. Daireye göre bu düzenleme kamu alacaklarına yöneliktir; özel hukuka tabi gerçek ve tüzel kişilerin alacakları bu kapsamda değerlendirilemez. MKK özel hukuk hükümlerine tabi bir anonim şirket olduğundan, verdiği hizmetin bedeli kanundaki kesinti yasağının içine girmez. Başka bir anlatımla, Fon’un gelirlerinin kamusal amaçlarla başka yerlere aktarılmasını engelleyen hüküm, Fon’un piyasadan aldığı bir hizmetin karşılığını ödemesini engellememektedir.

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, istinaf incelemesinin HMK m.355 vd. kapsamında yöntemince yapıldığını, somut uyuşmazlıkta uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırılık ve HMK m.369/1 ile m.371’in uygulanmasını gerektiren bir neden bulunmadığını belirterek kararı HMK m.370/1 uyarınca oy birliğiyle ve kesin olarak onamıştır. Davacı harçtan muaf olduğundan harç alınmamıştır.

💼 Bireysel yatırımcı açısından okunuşu

Dosyanın davacısı kamu fonu olsa da kararın gerekçesi, hesabından saklama veya kayıt ücreti kesilen her hak sahibini ilgilendiren bir çerçeve çiziyor:

  • MKK davalı olabilir: MKK’nın tahakkuk ettirdiği ve kendi hesabına geçen bir bedelin iadesi istendiğinde, yalnızca kesintiyi yapan banka veya aracı kurum değil MKK de taraf sıfatına sahip görülmüştür.
  • Tarife usulü belirleyicidir: Ücretin yönetmelikteki usulle, yönetim kurulu kararı ve SPK onayıyla yürürlüğe girmesi, mahkemelerin “mevzuata aykırılık yok” değerlendirmesinde ağırlık taşımıştır.
  • Muafiyet kalıcı hak doğurmamıştır: 2012’de yönetim kurulu kararıyla tanınan muafiyet, 2017’de aynı yolla kaldırılmış ve bu kaldırma işleminin geçerliliği kararın sonucunu etkilememiştir.
  • Kamusal nitelik tek başına yetmemiştir: Hesap sahibinin kamu fonu olması, özel hukuk kişisinin hizmet bedelini kesinti yasağına sokmamıştır.

Sermaye piyasasındaki kayıt sisteminin yatırımcı hakları bakımından sonuçlarına ilişkin farklı bir örnek için serideki kaydileşmeyen hisse ve Yatırımcı Tazmin Merkezi kararı; aracı kuruluşun rolünün tartışıldığı bir başka dosya için ödenmeyen bonoda aracı kurumun sorumluluğu kararı incelenebilir.

Detaylı bilgi ve hukuki destek için Savun Hukuk & Danışmanlık ile iletişime geçebilirsiniz. İletişim bilgileri iletişim sayfasında, serideki diğer kararlar ise Emsal Kararlar bölümünde yer almaktadır.

💬 Sık sorulanlar

Saklama ücretini banka kesiyorsa MKK’ya neden dava açılabildi?

Bölge Adliye Mahkemesine göre bedeli MKK tahakkuk ettirmiş, banka yalnızca müşteri hesabından tahsil edip MKK’ya göndermiş ve tutarlar MKK’nın hesaplarına girmiştir. Bu nedenle kesintilerden MKK sorumlu görülmüş, ilk derece mahkemesinin taraf sıfatı yokluğu gerekçesi yerinde bulunmamıştır.

Husumet kabul edildiği hâlde dava neden reddedildi?

Çünkü esas incelemede MKK’nın hizmet bedeli tahakkuk ve tahsil etmesinde mevzuata aykırılık görülmemiş; İşsizlik Sigortası Kanunu’ndaki kesinti yasağının kamu alacaklarına yönelik olduğu, özel hukuk kişisi MKK’nın hizmet bedelini kapsamadığı kabul edilmiştir.

MKK’nın ücret tarifesi nasıl yürürlüğe giriyor?

Karar metninde aktarılan yönetmelik hükmüne göre ücret ve komisyonlar ile tahsil zaman ve şekilleri MKK yönetim kurulunca belirlenip SPK onayına sunulur; Kurul otuz gün içinde olumsuz görüş bildirmezse tarife yürürlüğe girer. Dosyadaki yeni tarife 14.09.2017’de yürürlüğe girmiştir.

Ücret almayan başka bir üye kuruluşta hesap açma imkânı karara etki etti mi?

Bu husus MKK’nın savunmasında yer almaktadır. İstinaf ve Yargıtay kararlarında ret gerekçesi olarak bu savunmaya değil, tarifenin mevzuata uygunluğuna ve kesinti yasağının kamu alacaklarıyla sınırlı olduğuna dayanılmıştır.

Bu yazıda yer alan bilgiler genel bilgilendirme amacı taşır; özet, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin yayımlanmış onama kararı ile bu kararda aktarılan ilk derece ve istinaf gerekçelerinden derlenmiştir. Ücret ve komisyon uyuşmazlıkları, yürürlükteki tarife ve somut hesap ilişkisine göre farklı sonuçlar doğurabilir. Yazı kullanılarak yapılan başvuru, dava ve savunmalardan Savun Hukuk sorumlu tutulamaz.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu