Emsal KararlarForex Hukukuİcra Hukuku

Dolandırıcılık İddiasında Haciz – Ankara BAM 21. HD 2026/563

Yurt dışında yaşayan yatırımcıların Türkiye’deki bir şirkete ortak olarak birikimlerini aktardığı, birkaç yıl sonra ise şirket hesaplarının boş çıktığı dosyalar artık nadir değil. Bu tablo ortaya çıktığında mağdurların ilk düşündüğü şey, paranın izini sürmek ve karşı tarafın malvarlığını dava bitene kadar dondurmaktır. Ancak hukuk sistemi, “dolandırıldım” iddiasını tek başına bir haciz gerekçesi saymıyor. Hangi geçici koruma yolunun seçildiği ve iddianın hangi ölçüde belgelendiği, sonucu doğrudan belirliyor.

Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi, 30.04.2026 tarihli ve E.2026/484, K.2026/563 sayılı kararıyla yaklaşık 17 milyon Euro’luk bir yatırımın şirket yöneticisi ortak tarafından boşaltıldığı iddiasına dayanan ihtiyati tedbir ve ihtiyati haciz taleplerini değerlendirmiştir. Daire, para alacağı için karşı tarafın tüm malvarlığına ihtiyati tedbir konulamayacağını; ihtiyati haciz için de alacağın varlığının yaklaşık olarak ispatlanması gerektiğini, iddiaların yargılamayı gerektirdiği bir dosyada bu eşiğin aşılmadığını belirterek istinaf başvurusunu esastan reddetmiştir. Karar, HMK 362/1-f uyarınca kesin niteliktedir.

Kısa özet: Almanya’da yaşayan ve diş hekimi olan dört kişi, Türkiye’de kurulu bir limited şirketin %20’şer payını devralarak beşinci ortakla birlikte şirketin ortağı olmuştur. Talep edenlere göre şirketin tek yetkilisi olan ortak, yatırım amacıyla gönderilen toplam 16.974.429,03 Euro’yu kendi hesabına ve tamamı kendisine ait başka bir şirkete aktarmış, sahte tablolar ve sahte bir banka dekontuyla ortakları oyalamıştır. Talep edenler 20 milyon Euro için önce teminatsız ihtiyati tedbir, olmazsa ihtiyati haciz istemiştir. Ankara 5. Asliye Ticaret Mahkemesi 13.02.2026 tarihinde iki talebi de reddetmiş; Bölge Adliye Mahkemesi bu ara kararı yerinde bulmuştur.

🏢 Ortaklık yoluyla yapılan yatırım ve iddia edilen boşaltma

Karardaki anlatıma göre talep edenler, Almanya’da yaşayan dört diş hekimidir. Aralarında uzun süreli meslektaşlık ilişkisi bulunan bir kişinin yönlendirmesiyle karşı tarafla tanışmışlar; karşı taraf kendisini başarılı bir girişimci olarak tanıtmıştır. Sonuçta talep edenler, medikal ve inşaat alanında faaliyet gösteren bir limited şirketin %20’şer payını devralmış, karşı taraf da %20 payla beşinci ortak ve şirketin tek yetkili temsilcisi olmuştur.

Talep edenlerin iddiaları şu şekilde özetlenmiştir:

  • Yatırım amacıyla banka yoluyla ve elden toplam 16.974.429,03 Euro ödenmiş; bu paralar ticari kayıt ve genel kurul kararı olmaksızın yöneticinin şahsi hesabına veya tamamı kendisine ait başka bir şirkete aktarılmıştır.
  • Ortaklara, kârla birlikte yatırımların toplamda yaklaşık 47 milyon Euro’ya, şirket değerinin ise 56 milyon Euro’nun üzerine çıktığını gösteren tablolar sunulmuştur.
  • Bir ortağın hesabına 4.783.126,45 Euro aktarıldığını gösteren banka dekontunun sahte olduğu ortaya çıkmıştır.
  • Paraların bir kısmının dijital hesaplara aktarıldığı, araç ve altın alımında kullanıldığı ileri sürülmüştür.

Karara göre karşı taraf, kolluk ifadesinde paraları aldığını inkâr etmemiş; ancak paraların “iş avansı” olarak kendi şirketine aktarıldığını, iki şirket arasında alacak-borç ilişkisi bulunduğunu ve ödemelerin diğer ortakların bilgisi dahilinde yapıldığını savunmuştur. Olay hakkında Ankara’da bir ceza soruşturması yürütülmekte ve ayrıca şirket yöneticisinin azli ile kayyım atanması için ayrı bir dava görülmektedir.

🛡️ Talep edilen geçici koruma: önce tedbir, sonra haciz

Talep edenler, 17 milyon Euro asıl alacak ve faizi karşılığı olarak şimdilik 20 milyon Euro üzerinden iki aşamalı bir istemde bulunmuştur. Birinci istem, karşı tarafın yurt içi ve yurt dışındaki banka hesapları, taşınır ve taşınmazları, şirket payları ve üçüncü kişilerdeki alacakları üzerine teminatsız ihtiyati tedbir konulmasıdır. İkinci istem ise tedbir kabul edilmezse aynı malvarlığı üzerine ihtiyati haciz konulması ve devrinin önlenmesidir. Karşı tarafın kaçma hazırlığında olabileceği gerekçesiyle talebin dosya üzerinden karara bağlanması da istenmiştir.

📂 İlk derece mahkemesinin değerlendirmesi

Ankara 5. Asliye Ticaret Mahkemesi, talep dilekçesine eklenen belgeleri, ceza soruşturmasında alınan bilirkişi raporlarını ve şüpheli ifadesini birlikte değerlendirmiştir. Mahkemeye göre karşı tarafın “iki şirket arasında borç ilişkisi var, ödemeler iş avansı olarak ve ortakların bilgisiyle yapıldı” şeklinde bir savunması bulunmaktadır; talep edenler bu savunmanın aksini yaklaşık olarak ispat edememiştir. Sözleşmesel ilişkinin varlığı yargılamayı gerektirdiğinden, uyuşmazlığın esasını çözer nitelikte bir tedbir kararı verilmemiştir.

İhtiyati haciz yönünden ise mahkeme, kesin ispat aranmadığını kabul etmekle birlikte alacağın varlığının da yargılamayı gerektirdiğini, bu nedenle muaccel bir alacaktan söz edilemeyeceğini ve mal kaçırma hazırlığına ilişkin yeterli delil sunulmadığını belirtmiştir. Her iki talep reddedilmiş, karar istinaf edilmiştir.

⚖️ Para alacağında ihtiyati tedbir neden reddedildi?

Bölge Adliye Mahkemesi, HMK 389/1’deki ihtiyati tedbirin şartlarını hatırlatarak işe başlamıştır: Mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağı ya da imkânsız hâle geleceği veya gecikme sebebiyle ciddi bir zarar doğacağı endişesi varsa, “uyuşmazlık konusu hakkında” tedbir kararı verilebilir. Dairenin vurguladığı noktalar şunlardır:

  • Tedbirin konusu, taraflar arasında çekişmeli olan şeydir; yargılamanın konusu olmayan mallar tedbirin de konusu olamaz.
  • Diğer geçici hukuki korumaların alanına giren konularda ihtiyati tedbire karar verilmez. Para alacakları bakımından, özel ve istisnai durumlar dışında asıl geçici hukuki koruma ihtiyati hacizdir.
  • İhtiyati tedbir kural olarak paradan başka şeyler (haklar, taşınır ve taşınmaz mallar) hakkındaki davalarda; ihtiyati haciz ise para ve teminat alacaklarında söz konusu olur.
  • Tedbir isteyen taraf, HMK 390/3 uyarınca davanın esası yönünden haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır; haksız çıkma ihtimali nedeniyle kural olarak teminat da alınır.

Somut olayda talep edilen tedbir, karşı tarafın şahsi banka hesapları ve tüm taşınır-taşınmaz malvarlığı üzerinedir. Daire, bu malvarlığının uyuşmazlık konusu olmadığını, ihtiyati tedbirin ancak dava konusu olan şeyler üzerine konulabileceğini belirtmiş; Hukuk Genel Kurulunun 20.12.2013 tarihli, 2013/21-1791 E., 2013/1676 K. sayılı kararına ve Yargıtay 19. ile 14. Hukuk Dairelerinin aynı yöndeki kararlarına atıf yaparak ilk derece mahkemesinin tedbir talebini reddetmesini usul ve yasaya uygun bulmuştur.

📎 Karar metni: Bölge Adliye Mahkemesi kararının tam metni, Bedesten / mevzuat.adalet.gov.tr üzerinde yayımlanan hâliyle derlenmiştir; taraf ve şirket adları kaynakta anonimdir, metindeki bir kişi adı ve gerekçedeki doktrin atıfları çıkarılmıştır.

🔒 İhtiyati haciz ve “yargılamayı gerektiren” alacak

İhtiyati haciz yönünden Daire, İİK 257/1’e göre rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcunun alacaklısının borçlunun mallarını ihtiyaten haczettirebileceğini; İİK 258/1 uyarınca da alacaklının alacağı ve gerekirse haciz sebepleri hakkında mahkemeye kanaat getirecek delilleri göstermek zorunda olduğunu belirtmiştir. Burada aranan ölçü tam ve kesin ispat değil, yaklaşık ispattır.

Kararın dikkat çeken yanı, muacceliyet konusundaki açıklamadır. Daire, Yargıtay’ın istikrarlı uygulamasına göre haksız eylemden doğan zararın eylemin gerçekleştiği tarihte muaccel hâle geldiğini kabul etmiştir. Yani dolandırıcılık iddiası, kural olarak “vadesi gelmemiş alacak” engeline takılmaz. Buna rağmen talep reddedilmiştir; çünkü Daireye göre:

  • Talep edenler, şirkete aktarılan paraların yöneticinin şahsi hesabına ve kendi şirketine aktarılarak zarara uğratıldıklarını, yani doğrudan zarar gördüklerini ileri sürmüştür;
  • ancak bu iddialar, karşı tarafın iş avansı ve şirketler arası borç ilişkisi savunması karşısında yargılamayı gerektirmektedir;
  • bu nedenle muaccel bir alacağın varlığı yaklaşık olarak dahi ispatlanamamıştır;
  • karşı tarafın alacağın tahsilini engellemek amacıyla mallarını gizlemeye, kaçırmaya veya kendisinin kaçmaya hazırlandığına ilişkin yeterli delil de sunulmamıştır.

Sonuçta ilk derece mahkemesinin 13.02.2026 tarihli ara kararında usul ve yasaya aykırılık görülmemiş, istinaf başvurusu HMK 353/1-b-1 uyarınca esastan reddedilmiştir. Karar oy birliğiyle ve kesin olarak verilmiştir.

🧭 Kararın yatırım uyuşmazlıklarındaki anlamı

Bu karar, iddia edilen zararın büyüklüğünün geçici koruma kararını kendiliğinden doğurmadığını açıkça gösteriyor. Kararın satır aralarından çıkan bazı tespitler şöyle özetlenebilir:

  • Yolun doğru seçilmesi: Para alacağı için karşı tarafın genel malvarlığına ihtiyati tedbir istenmesi, Daire tarafından kural olarak kabul edilmemiştir; bu alanın geçici koruma aracı ihtiyati hacizdir.
  • Ortaklık yapısının etkisi: Paralar ortak olunan şirkete gönderildiğinde, zararın ortakların doğrudan zararı mı yoksa şirketin zararı mı olduğu ve paraların hangi hukuki ilişkiye dayanarak aktarıldığı tartışmalı hâle gelir. Daire, bu tartışmanın varlığını yaklaşık ispatı engelleyen bir unsur olarak değerlendirmiştir.
  • Karşı tarafın savunmasının ağırlığı: Paranın alındığının kabul edilmesi tek başına yeterli görülmemiş; “iş avansı” savunması, iddianın yargılamayı gerektirdiği sonucuna götürmüştür.
  • Kaçırma tehlikesi: Malların gizlenmesi veya kaçırılmasına ilişkin iddialar, Daireye göre yeterli delille desteklenmemiştir.

Kararın sınırlarını da not etmek gerekir. Bu bir ara karara ilişkin istinaf incelemesidir; Daire, talep edenlerin dolandırıldığı iddiasının doğru ya da yanlış olduğu konusunda bir değerlendirme yapmamış, yalnızca geçici koruma şartlarının bu aşamada oluşmadığını söylemiştir. Ceza soruşturması ve şirket yöneticisinin azline ilişkin dava ayrıca devam etmektedir; esas hakkındaki sonuç, bu yargılamalarda toplanacak delillere göre şekillenecektir.

Benzer sorunlar sermaye piyasası ve kripto varlık uyuşmazlıklarında da karşımıza çıkıyor. Zararın ardından alınan bono üzerine ihtiyati haczin değerlendirildiği kripto zararında zorla alınan bono yazısı ile MASAK blokesi bulunan hesap üzerinde ihtiyati haczi ele alan kriptoda MASAK blokesi yazısı bu kararla birlikte okunabilir.

❓ Sık sorulan sorular

Daire, talep edenlerin dolandırılmadığına mı karar verdi?

Hayır. Karar, ihtiyati tedbir ve ihtiyati haciz taleplerinin reddine ilişkin ara karara karşı yapılan istinaf başvurusu hakkındadır. Daire yalnızca bu aşamada geçici koruma şartlarının oluşmadığını, iddiaların yargılamayı gerektirdiğini belirtmiştir. Dolandırıcılık iddiası ceza soruşturmasında, alacak iddiası ise görülecek davada ayrıca değerlendirilecektir.

İhtiyati tedbir ile ihtiyati haciz arasındaki fark bu kararda neden önemliydi?

Daireye göre ihtiyati tedbir, uyuşmazlık konusu olan şey hakkında verilir ve kural olarak paradan başka şeyler için söz konusudur. Para alacakları için asıl geçici koruma ihtiyati hacizdir. Talep edenlerin karşı tarafın uyuşmazlık konusu olmayan tüm malvarlığına tedbir istemesi bu nedenle kabul görmemiştir.

Haksız fiil alacağı muaccel sayıldığı hâlde ihtiyati haciz neden verilmedi?

Daire, haksız eylemden doğan zararın eylem tarihinde muaccel olduğunu kabul etmiştir. Ancak ihtiyati haciz için alacağın varlığının da yaklaşık olarak ispatlanması gerekir. Karşı tarafın paraların iş avansı olarak ve ortakların bilgisiyle aktarıldığı savunması karşısında alacağın varlığı yargılamayı gerektirdiğinden, bu eşik aşılmamış kabul edilmiştir.

Bu karara karşı Yargıtay’a gidilebilir mi?

Hayır. Karar, HMK 362/1-f uyarınca kesin olarak verilmiştir; ihtiyati tedbir ve ihtiyati hacze ilişkin bu tür istinaf kararları temyiz edilemez. Bununla birlikte esas hakkındaki dava ve ceza soruşturması devam ettiğinden, ileride farklı delillerle yeni bir geçici koruma talebinin değerlendirilmesi ayrı bir konudur.

Detaylı bilgi ve hukuki destek için Savun Hukuk & Danışmanlık ile iletişime geçebilirsiniz. İletişim sayfası üzerinden ulaşım bilgilerine, Emsal Kararlar arşivinden serinin diğer yazılarına erişilebilir.

Bu yazı genel bilgilendirme amacı taşır; özet, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesinin Bedesten / mevzuat.adalet.gov.tr üzerinde yayımlanan ve ihtiyati tedbir ile ihtiyati haciz taleplerine ilişkin ara karar hakkında verdiği kesin istinaf kararından derlenmiştir. Değerlendirme, ortaklık yoluyla yapılan bir yatırım ve karşı tarafın iş avansı savunmasının bulunduğu somut dosyaya dayanmaktadır; delil durumu ve hukuki ilişkinin niteliği farklı olan dosyalarda sonuç değişebilir. Yazı kullanılarak yapılan başvuru, dava ve savunmalardan Savun Hukuk sorumlu tutulamaz.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu