Okur-Yazar Olmayanın Vasiyetnamesi – Yargıtay HGK 2026/290

Noter odasında imza atamayan bir vasiyetçi, onun sözlerini kâğıda geçiren bir memur ve iki tanık… Okuma yazma bilmeyen bir kişinin resmî vasiyetnamesinde imzanın yerini, tanıkların önünde yapılan sözlü onay alır. Peki tanıkların vasiyetnameye yazdığı beyanda kanunun saydığı cümlelerden biri harfiyen yer almıyorsa, vasiyetname çöker mi? Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 06.05.2026 tarihli ve E.2025/218, K.2026/290 sayılı kararıyla bu soruyu oy çokluğuyla yanıtlamış ve “vasiyetname lehine yorum” ilkesini resmî vasiyetnamedeki şekil eksikliği tartışmasına taşımıştır.
Karar, aynı dosyada Yargıtay’ın iki ayrı dairesinin birbirine zıt sonuçlara ulaştığı, ilk derece mahkemesinin de bunlardan birinde direndiği uzun bir yargılamanın son halkasıdır. Bu yönüyle, Türk Medeni Kanunu’nun (TMK) 535. maddesinin nasıl okunacağına dair uzun süre başvurulacak bir emsal niteliği taşımaktadır.
🏛️ Bir vasiyetname, iki daire, bir direnme
Dosyanın seyri, meselenin ne kadar tartışmalı olduğunu tek başına gösteriyor. Mirasbırakan 2016 yılında vefat etmiş, vasiyetname Karşıyaka 3. Sulh Hukuk Mahkemesinin 01.06.2017 tarihli kararıyla açılmıştır. Davacılar, murisin yeğenleri sıfatıyla mirasçı olduklarını belirterek iptal davası açmıştır.
İlk derece mahkemesi 16.04.2019 tarihinde, Adli Tıp Kurumu raporuna dayanarak murisin vasiyetname tarihinde fiil ehliyetine sahip olduğunu ve vasiyetnamenin yasal koşulları taşıdığını kabul edip davayı reddetmiştir. Bölge adliye mahkemesi 12.01.2021 tarihinde istinaf başvurusunu esastan reddetmiştir.
Temyiz üzerine Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 01.07.2021 tarihinde farklı düşünmüştür: Vasiyetnamede tanıkların “mirasbırakanın beyanının kendi önlerinde yapıldığını” tevsik eden beyanları yoktur ve “bu beyanın yokluğu vasiyetnameyi geçersiz kılar.” İlk derece mahkemesi bu bozmaya uyarak 16.03.2022 tarihinde vasiyetnamenin iptaline karar vermiştir.
Bu kez davalı vakfın temyizi üzerine dosya Yargıtay 7. Hukuk Dairesine gitmiş ve Daire 26.12.2022 tarihinde, vasiyetname içeriğinin TMK m.535’teki şekil şartlarını ihtiva ettiği gerekçesiyle kararı oy çokluğuyla bozmuştur. İlk derece mahkemesi önceki gerekçesini genişleterek direnmiş, uyuşmazlık böylece Hukuk Genel Kurulunun önüne gelmiştir.
🖋️ Resmî vasiyetnamenin iki kalıbı: TMK 534 ve 535
TMK m.531’e göre vasiyet resmî şekilde, mirasbırakanın el yazısıyla ya da sözlü olarak yapılabilir. TMK m.532 uyarınca resmî vasiyetname, iki tanığın katılmasıyla resmî memur tarafından düzenlenir; resmî memur sulh hâkimi, noter veya kanunla yetkilendirilmiş başka bir görevli olabilir.
Kanun, resmî vasiyetname için iki ayrı kalıp öngörür ve karar bu ikisini yan yana koyarak farkı belirginleştirir:
Okuma yazma bilen vasiyetçi (TMK m.534): Mirasbırakan vasiyetnameyi okur, tarih ve imza konulduktan sonra bunun son arzularını içerdiğini memurun huzurunda iki tanığa beyan eder. Tanıklar yalnızca bu beyanın önlerinde yapıldığını ve mirasbırakanı tasarrufa ehil gördüklerini yazıp imzalar. Kararın ifadesiyle, burada “vasiyetname içeriğinin tanıklara bildirilmesi zorunlu değildir.”
Okuyamayan veya imzalayamayan vasiyetçi (TMK m.535): Memur vasiyetnameyi iki tanığın önünde mirasbırakana okur; mirasbırakan metnin son arzularını içerdiğini beyan eder. Tanıklar hem beyanın önlerinde yapıldığını ve mirasbırakanı tasarrufa ehil gördüklerini, hem de vasiyetnamenin önlerinde okunduğunu ve mirasbırakanın onu onayladığını yazıp imzalar.
Genel Kurul, ikinci kalıpta vasiyetçinin tanıklar önündeki onay beyanının “imzanın yerini tuttuğunu” vurgulamıştır. Bu nedenle okuma yazma bilmeyenin vasiyetnamesinde içerik tanıklardan gizlenemez; tanıklar, metnin tamamına hâkim olarak şahitlik eder.
🔎 Tartışmaya konu olan eksik cümle
Dosyadaki vasiyetnamede tanıklar şu beyanı imzalamıştı: Vasiyetname noter tarafından yazıldıktan sonra vasiyet edene “önümüzde okunduğunu”, vasiyet edenin bunun “son ve hakiki arzularına uygun olduğunu beyan ettiğini” ve onu “bu işlemi yapmaya yeterli (tasarrufa ehil)” gördüklerini bildiriyorlardı.
Eksik olan, TMK m.535/2’nin ilk unsurudur: Tanıkların, mirasbırakanın son arzularını bildiren beyanının da kendi önlerinde yapıldığını ayrıca yazması. İptal görüşü bu eksikliği tek başına geçersizlik sebebi sayıyordu. Karşı görüş ise vasiyetnamenin bütününe bakıldığında bu olgunun zaten belgelendiğini savunuyordu.
⚖️ Genel Kurulun gerekçesi: işlemde birlik ve lehe yorum
Hukuk Genel Kurulu önce resmî vasiyetnamenin iki safhasını açıklamıştır. Birinci safhada mirasbırakan son arzularını memura bildirir, memur bunları yazar veya yazdırır. İkinci safhada tanıklar sürece katılır. Bu safhaların “işlemde birlik prensibi” uyarınca araya fasıla girmeksizin tamamlanması ve baştan sona aynı memur tarafından yürütülmesi gerekir; kararda bu prensibe uyulmamasının Yargıtay’ın yerleşik uygulamasında iptal sebebi sayıldığı hatırlatılmıştır.
Ardından Kurul, Roma hukukundan gelen favor testamenti, yani vasiyetname lehine yorum ilkesini açıklamıştır. İlke, iptal ihtimali bulunan bir vasiyetnamenin yorum yoluyla ayakta tutulmasını ve mirasbırakanın gerçek iradesinin olabildiğince yerine getirilmesini amaçlar. Uygulanabilmesi için kararda üç koşul sayılmıştır: vasiyetname yapma iradesinin varlığı, metnin farklı biçimlerde yorumlanabilir olması ve gerçek iradenin belirlenebilir olması.
Somut vasiyetnamede Kurul şu tespitleri yapmıştır: Noter işleme vasiyetçiyi huzura alarak başlamış, hemen ardından vasiyetçinin yanında tanık olarak gelenlerin kimliklerini tespit etmiş, “Önce vasiyetçi … şu surette sözlerine başladı” ifadesinden sonra tasarruf iradesine yer vermiş, yazılan metni “tanıklar önünde vasiyet edene okudum” diyerek kayda geçirmiş ve vasiyetçinin parmak izini almıştır. Tanıklar da işlemin başından itibaren oradadır.
Bu tablo karşısında Kurul, işlemin “bir bütün olarak araya süre girmeksizin tanıklar huzurunda tamamlandığını”, vasiyetnamenin bütününden vasiyet edenin beyanının tanıklar huzurunda yapıldığının açıkça anlaşıldığını ve geçerlilik konusunda tereddüt bulunmadığını belirtmiştir. Görüşmelerde direnme kararının yerinde olduğu yönündeki görüş, Kurul çoğunluğunca benimsenmemiştir.
🧭 Lehe yorumun sınırı nerede?
Kararın belki de en öğretici kısmı, ilkenin sınırsız olmadığını açıkça söylemesidir. Genel Kurula göre lehe yorum “şekil kurallarını anlamsız kılacak bir genişliğe ulaşmamalıdır.” Kararın çizdiği çerçeve şöyle özetlenebilir:
- Kurtarılamayan eksiklikler: Resmî vasiyetnamenin resmî memur tarafından düzenlenmemesi veya işleme iki tanığın katılmaması. Bu kişiler iradenin varlığını “kesin olarak ortaya koyan” konumdadır.
- Somut olaya göre değerlendirilecek eksiklikler: Bunların dışındaki şekil koşulları, amaca uygun biçimde ve dosyanın özelliklerine göre incelenir.
- Lehe yoruma açık eksiklikler: Özellikle resmî memurun veya yardımcılarının işlemlerinden kaynaklanan şekle aykırılıklar.
- Vazgeçilmez çerçeve: İşlemde birlik ilkesi; işlemin kesintisiz ve aynı memur tarafından yürütülmüş olması.
Bu ayrım, noter metinlerindeki kalıp ifadelerin eksik veya farklı yazılmasının her durumda vasiyetnameyi geçersiz kılmayacağını, buna karşılık tanık veya memur katılımının yokluğunun yorumla giderilemeyeceğini göstermektedir.
🧠 Ehliyet iddiası, süreler ve ispat
Davacılar yalnızca şekle değil, murisin akli melekelerinin yerinde olmadığına da dayanmıştı. Davalı ise vasiyet düzenlenirken sağlık kurulu raporu alındığını savunmuştur. İlk derece mahkemesi Adli Tıp Kurumu raporuna göre fiil ehliyetinin bulunduğunu kabul etmiştir. Genel Kurulun önüne gelen uyuşmazlık ise yalnızca TMK m.535’teki şekil meselesiyle sınırlıdır.
Genel çerçeve TMK m.557’de yer alır. Ölüme bağlı tasarrufun iptali; tasarruf ehliyetinin bulunmadığı bir sırada yapılması, yanılma, aldatma, korkutma veya zorlama, içeriğin hukuka ya da ahlâka aykırılığı ve kanundaki şekillere uyulmaması sebepleriyle istenebilir. TMK m.558’e göre dava, tasarrufun iptalinde menfaati bulunan mirasçı veya vasiyet alacaklısı tarafından açılabilir ve tasarrufun tamamına ya da bir kısmına yönelebilir.
Süreler de ayrıca önem taşır. TMK m.559 uyarınca dava hakkı, davacının tasarrufu, iptal sebebini ve hak sahibi olduğunu öğrendiği tarihten başlayarak bir yıl ve her hâlde vasiyetnamelerde açılma tarihinden itibaren, iyiniyetli davalılara karşı on yıl, iyiniyetli olmayanlara karşı yirmi yıl geçmekle düşer. Hükümsüzlük ise def’i yoluyla her zaman ileri sürülebilir.
İspat bakımından bu dosya, noter tarafından tutulan resmî metnin kendisinin belirleyici delil olduğunu göstermektedir. Genel Kurul, vasiyetnamenin birinci ve ikinci sayfalarındaki ifadeleri tek tek okuyarak işlemin akışını yeniden kurmuş; sonuca bu metin içi okumayla ulaşmıştır.
📌 Kararın uygulamaya yansıması
Kararın ağırlığı, direnme yoluyla Hukuk Genel Kuruluna gelmiş olmasından kaynaklanmaktadır. Kararda bu tür şekil eksikliklerinde “harfiyen” bir kontrol yerine, belgenin bütününden işlemin akışını ortaya koyan bir okuma benimsenmiştir. Belirleyici sorular şunlardır: Tanıklar işlemin başından beri orada mıydı? Memur metni tanıkların önünde okudu mu? Vasiyetçinin onayı kesintisiz bir işlem içinde mi alındı?
Öte yandan kararın oy çokluğuyla verildiği ve karşı görüşün TMK m.535/2’deki her unsurun ayrıca yazılmasını aradığı unutulmamalıdır. Ehliyet veya irade sakatlığı gibi diğer iptal sebepleri ise bu kararın kapsamı dışında kalmakta ve her dosyada kendi delilleriyle değerlendirilmektedir. Aynı mirasa ilişkin uyuşmazlıklarda saklı payın hesaplanması boyutu için serideki tenkiste değerleme tarihine ilişkin karar incelenebilir.
Detaylı bilgi ve hukuki destek için Savun Hukuk & Danışmanlık ile iletişime geçebilirsiniz. Serideki diğer kararlar Emsal Kararlar sayfasında yer almaktadır.
❓ Sıkça Sorulan Sorular
Okuma yazma bilmeyen kişi resmî vasiyetname yapabilir mi?
Evet. TMK m.535 bu durum için özel bir düzenleme öngörür: Memur vasiyetnameyi iki tanığın önünde mirasbırakana okur, mirasbırakan metnin son arzularını içerdiğini beyan eder. Kararda bu beyanın imzanın yerini tuttuğu belirtilmiştir.
Tanık beyanındaki her eksik ifade vasiyetnameyi geçersiz kılar mı?
Hukuk Genel Kuruluna göre her durumda değil. Vasiyetnamenin bütününden beyanın tanıklar huzurunda yapıldığı açıkça anlaşılıyor ve işlem kesintisiz tamamlanmışsa lehe yorum yapılabilir. Buna karşılık memurun düzenlememesi veya iki tanığın katılmaması yorumla giderilemez.
“İşlemde birlik ilkesi” neyi ifade ediyor?
Kararda resmî vasiyetnamenin aşamalarının araya fasıla girmeksizin tamamlanması ve baştan sona aynı memur tarafından yürütülmesi gerektiği açıklanmış; bu ilkeye uyulmamasının Yargıtay uygulamasında iptal sebebi sayıldığı belirtilmiştir.
Vasiyetnamenin iptali davası hangi süre içinde açılır?
TMK m.559’a göre öğrenmeden itibaren bir yıl; her hâlde vasiyetnamenin açılma tarihinden itibaren, iyiniyetli davalılara karşı on yıl, iyiniyetli olmayanlara karşı yirmi yıl. Hükümsüzlük def’i yoluyla her zaman ileri sürülebilir.
Bu yazıda yer alan bilgiler genel bilgilendirme amacı taşır; karar özeti Yargıtay Hukuk Genel Kurulu kararının yayımlanmış metninden aktarılmıştır ve her vasiyetname uyuşmazlığı kendi belgeleri ve delilleriyle değerlendirilir. Yazı kullanılarak yapılan başvuru, dava ve savunmalardan Savun Hukuk sorumlu tutulamaz.



