WhatsApp Grubunda Aleniyet – Yargıtay 8. CD 2025/7340

Bin kişiyi aşan bir mesajlaşma grubu, ceza hukuku bakımından “herkese açık” bir yer midir? Okul grubu olarak kurulup zamanla büyüyen bir WhatsApp grubunda yapılan paylaşım, kanunun “alenen” işlenmesini aradığı suçlar için yeterli bir sahne sayılabilir mi? Yargıtay 8. Ceza Dairesi, 06.10.2025 tarihli ve E.2024/24107, K.2025/7340 sayılı kararıyla, 1024 üyeli bir WhatsApp grubunda yapılan paylaşımın sınırlı erişime sahip bir grupta gerçekleştiğini, bu nedenle TCK m.216/3’teki suçun aleniyet unsurunun oluşmadığını kabul eden beraat hükmünü onamıştır.
Kararın önemi, üye sayısının tek başına belirleyici görülmemesidir. Cumhuriyet savcısı temyizini doğrudan bu rakama dayandırmış; Daire ise grubun erişimi sınırlı yapısını esas almıştır. Aynı dönemde Yargıtay 4. Ceza Dairesinin hakaret suçunda aleniyete ilişkin kararları da birlikte okunduğunda, mesajlaşma uygulamalarındaki paylaşımlar için tutarlı bir çizgi ortaya çıkmaktadır.
📱 Okul grubundan 1024 üyeli topluluğa
Karar metnine göre fiil tarihi 23.09.2021’dir. Sanık, başlangıçta bir okul grubu olarak kurulan ve dava tarihi itibarıyla 1024 kişiden oluşan bir WhatsApp grubunda, dini değerlere yönelik beyanlarda bulunmak ve dini bir mekânın fotoğrafı üzerine bir siluet yerleştirilmiş görseli paylaşmakla suçlanmıştır. İddia, bu görüntünün grup aracılığıyla yayıldığı yönündedir.
İddianamede eyleme uygun görülen suç, TCK m.216/3’te düzenlenen halkın bir kesiminin benimsediği dini değerleri alenen aşağılama suçudur. Mevzuat metnine göre bu fıkra, “Halkın bir kesiminin benimsediği dini değerleri alenen aşağılayan kişi, fiilin kamu barışını bozmaya elverişli olması halinde, altı aydan bir yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.” hükmünü içerir. Görüldüğü gibi suçun iki ayrı eşiği vardır: fiilin alenen işlenmesi ve kamu barışını bozmaya elverişli olması.
Dosyada tartışılan asıl soru, içeriğin niteliğinden çok paylaşımın yapıldığı ortamdır. Bir mesajlaşma grubunun üye sayısı arttıkça “sınırlı bir çevre” ile “kamuya açık alan” arasındaki çizginin nereye çekileceği, uygulamada sıkça karşılaşılan bir sorundur.
🏛️ Üç aşamalı yargılama süreci
Yargılama üç aşamadan geçmiştir:
- İlk derece: Ankara 10. Asliye Ceza Mahkemesi, 14.09.2023 tarihli ve 2023/218 Esas, 2023/717 Karar sayılı kararıyla sanık hakkında CMK m.223/2-(a) uyarınca, yani yüklenen fiilin kanunda suç olarak tanımlanmamış olması nedeniyle beraat kararı vermiştir.
- İstinaf: Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Ceza Dairesi, 10.06.2024 tarihli ve 2023/962 Esas, 2024/527 Karar sayılı kararıyla Cumhuriyet savcısının istinaf başvurusunu CMK m.280/1-(a) uyarınca esastan reddetmiştir.
- Temyiz: Cumhuriyet savcısı, paylaşımın 1024 üyeli bir grupta yapıldığını, bu nedenle aleniyet unsurunun gerçekleştiğini ve mahkûmiyet kararı verilmesi gerektiğini ileri sürerek hükmü temyiz etmiştir. Tebliğname görüşü onama yönündedir.
Yargıtay 8. Ceza Dairesi incelemeyi, CMK m.289/1 ile ve savcının ileri sürdüğü temyiz sebepleriyle sınırlı olarak yapmış; 06.10.2025 tarihinde CMK m.302/1 uyarınca, tebliğnameye uygun olarak temyiz isteminin esastan reddi ile hükmün onanmasına oy birliğiyle karar vermiştir.
🔍 Dairenin gerekçesi: erişim, kast ve kişisel durum
Daire önce TCK m.216/3’ün unsurlarını hatırlatmıştır: suçun oluşması için failin, halkın bir kesiminin benimsediği dini değerleri alenen aşağılaması ve bu eylemin kamu barışını bozmaya elverişli nitelikte bulunması gerekir. Ardından somut olaya ilişkin tespitini tek cümleyle ortaya koymuştur: paylaşım sınırlı erişime sahip bir grupta gerçekleştirilmiştir ve bu yönüyle aleniyet unsuru oluşmamıştır.
Gerekçede aleniyet tespitinin yanında, beraat hükmünü destekleyen başka olgulara da yer verilmiştir:
- Sanığın olay tarihinde 18 yaşında genç bir birey olması,
- UYAP üzerinden yapılan incelemeye göre herhangi bir adli sicil kaydının bulunmaması,
- Paylaşımı suç işleme kastıyla yapmadığına ve pişman olduğuna dair savunması.
Daire, bu hususların birlikte değerlendirilmesi sonucunda beraat kararında hukuka aykırılık bulunmadığını belirtmiştir. Karar, “kamu barışını bozmaya elverişlilik” unsurunu ayrıca tartışmamıştır; aleniyetin bulunmaması, suçun oluşmaması için yeterli görülmüştür. Bu da kararın asıl mesajını netleştirir: kurucu unsur olan aleniyet eksikse, içeriğin niteliğine ilişkin tartışmaya geçilmeden sonuç belirlenebilmektedir.
⚖️ Aleniyet: kurucu unsur mu, artırım nedeni mi?
Aleniyet, Türk Ceza Kanunu’nda iki farklı işlev görür. TCK m.216/3’te aleniyet suçun kurucu unsurudur; yoksa suç da yoktur. Yargıtay 4. Ceza Dairesi 24.12.2025 tarihli ve E.2023/13090, K.2025/21125 sayılı kararında, m.216/3 bakımından aşağılamanın mutlaka alenen yapılması gerektiğini ve aleniyetin suçun kurucu unsuru olduğunu vurgulamış; paylaşımın yalnızca arkadaş listesine mi yoksa herkese mi açık olduğunun kesin olarak tespit edilmesi gerektiği gerekçesiyle hükmü bozmuştur.
Hakaret suçunda ise durum farklıdır. TCK m.125/4, “Hakaretin alenen işlenmesi halinde ceza altıda biri oranında artırılır.” hükmünü içerir; burada aleniyet suçun varlığı için değil, cezanın artırılması için aranır. 4. Ceza Dairesinin kararlarında tekrarlanan tanıma göre bu artırımın uygulanabilmesi için olay yerinde başkalarının bulunması yeterli değildir; hakaretin belirlenemeyen sayıda kişi ve herkes tarafından görülme, duyulma ve algılanabilme olasılığının bulunması, herhangi bir sınırlama olmaksızın herkese açık yerlerde işlenmesi gerekir.
Bu tanım mesajlaşma uygulamalarına uygulandığında sonuç benzerdir. 4. Ceza Dairesi, Cumhurbaşkanına hakaret suçuna ilişkin 27.10.2025 tarihli ve E.2023/2014, K.2025/17186 sayılı kararında, suça konu sözlerin “aleni sayılmayan whatsapp grubunda” gerçekleştiğini belirterek TCK m.299/2 uyarınca yapılan aleniyet artırımını hukuka aykırı bulmuştur. Aynı Daire, 15.04.2026 tarihli ve E.2026/3307, K.2026/7058 sayılı kanun yararına bozma kararında da mesaj yoluyla işlenen hakarette aleniyet artırımı yapılamayacağını belirterek sonuç cezayı 6.900,00 TL adli para cezası olarak yeniden belirlemiştir.
8. Ceza Dairesinin kararı bu çizgiyi daha ileri bir noktaya taşır: grubun 1024 üyeye ulaşması da, erişimin davetle ve üyelikle sınırlı olması karşısında tek başına aleniyeti doğurmamıştır.
👥 Aleni değil ama “üç kişiyle ihtilat” olabilir
Mesajlaşma grubunun aleni sayılmaması, grupta yapılan her paylaşımın cezasız kalacağı anlamına gelmez. Hakaret suçunda TCK m.125/1’in son cümlesi, mağdurun gıyabında hakaretin cezalandırılabilmesi için fiilin en az üç kişiyle ihtilat ederek işlenmesini arar. Bir grupta üç veya daha fazla kişinin mesajı görmesi bu şartı karşılayabilir; ancak bu, aleniyet artırımından ayrı bir değerlendirmedir.
Yargıtay 4. Ceza Dairesinin 03.12.2025 tarihli ve E.2023/11267, K.2025/20026 sayılı kararı bu noktada dikkat çekicidir. Daire, suça konu konuşmanın yapıldığı WhatsApp grubundaki kişilerin kimliklerinin ve sanıkla aralarında tanıklıktan çekinme hakkı doğuracak bir ilişki bulunup bulunmadığının tespit edilmesi gerektiğini; bu araştırma yapılmadan üç kişiyle ihtilat unsurunun nasıl gerçekleştiğinin açıklanmamasını eksik araştırma saymış ve hükmü bozmuştur.
Dolayısıyla bir WhatsApp grubunda yapılan paylaşımda iki ayrı soru sorulur: grup herkese açık mıdır (aleniyet) ve mesaj en az üç kişiye ulaşmış mıdır (ihtilat). İlki çoğu zaman olumsuz cevaplanırken, ikincisi grubun yapısına ve üyelerin kimliğine göre değişebilir. Gizli ses kaydı ve kişisel içerik paylaşımına ilişkin farklı bir suç tipi için serideki gizli ses kaydında suç vasfı kararı da okunabilir.
🧾 Dosyada neye bakılıyor?
İncelenen kararlar birlikte okunduğunda, mahkemelerin sosyal medya ve mesajlaşma paylaşımlarında aleniyet tartışmasını şu olgular üzerinden yürüttüğü görülmektedir:
- Erişim ayarı: Grup veya sayfa davetle mi katılınan, “kapalı grup” ya da “arkadaş listesi” ile sınırlı mı, yoksa herkes tarafından görülebilir mi?
- Paylaşımın yeri: İddianamede ve gerekçede paylaşımın hangi platformda, nerede ve nasıl yapıldığı açıkça belirlenmiş mi? 4. Ceza Dairesi, bunun belirlenmemesini tek başına bozma nedeni saymıştır.
- Ekran görüntüleri ve tutanaklar: Görüntüde “kapalı grup” ibaresi veya gizlilik işareti bulunuyor mu; kolluk tutanağında içeriğe erişilemediği belirtilmiş mi?
- Grubun kuruluş amacı ve üyeleri: 8. Ceza Dairesi kararında grubun başlangıçta okul grubu olarak kurulduğu özellikle not edilmiştir.
- Failin kişisel durumu ve kastı: Yaş, sabıka kaydı ve savunma, sınırda kalan dosyalarda Dairenin değerlendirmesine dahil edilmiştir.
Bu olguların her dosyada ayrı ayrı ortaya konulması gerekir; aynı uygulamada yapılan iki paylaşım, grup ayarlarına göre farklı sonuçlar doğurabilir. Sosyal medyada ifade özgürlüğü ile ceza sorumluluğu arasındaki sınırın başka bir boyutu için serideki Cumhurbaşkanına hakaret ve ifade özgürlüğü kararı incelenebilir.
Detaylı bilgi ve hukuki destek için Savun Hukuk & Danışmanlık ile iletişime geçebilirsiniz. İletişim bilgileri iletişim sayfasında, serideki diğer kararlar ise Emsal Kararlar bölümünde yer almaktadır.
❓ Sıkça Sorulan Sorular
Grubun üye sayısı çok yüksekse paylaşım aleni sayılır mı?
Bu kararda sayılmamıştır. Cumhuriyet savcısı 1024 üyeye dayanarak aleniyetin gerçekleştiğini ileri sürmüş, ancak Yargıtay 8. Ceza Dairesi paylaşımın sınırlı erişime sahip bir grupta yapıldığını belirterek aleniyet unsurunun oluşmadığını kabul etmiştir. Belirleyici olan, grubun herkese açık olup olmadığıdır.
Aleniyetin yokluğu her suçta aynı sonucu mu doğurur?
Hayır. TCK m.216/3’te aleniyet suçun kurucu unsurudur ve yokluğunda suç oluşmaz; bu nedenle kararda beraat hükmü onanmıştır. Hakaret suçunda ise aleniyet TCK m.125/4 uyarınca yalnızca cezayı altıda bir oranında artıran bir nedendir; yokluğunda suç ortadan kalkmaz, sadece artırım uygulanmaz.
WhatsApp grubunda, orada bulunmayan birine hakaret suç oluşturur mu?
TCK m.125/1’e göre mağdurun gıyabında hakaretin cezalandırılabilmesi için fiilin en az üç kişiyle ihtilat edilerek işlenmesi gerekir. Yargıtay 4. Ceza Dairesi, bu şartın WhatsApp grubunda nasıl gerçekleştiğinin grup üyelerinin kimlikleri ve sanıkla ilişkileri araştırılarak açıklanması gerektiğini belirtmiştir.
Yargıtay bu dosyada hangi konuları inceledi?
İnceleme, CMK m.289/1 ile ve Cumhuriyet savcısının temyiz sebepleriyle sınırlı yapılmıştır. Savcının tek itirazı aleniyetin gerçekleştiği yönünde olduğundan, Daire bu noktayı değerlendirmiş ve sanığın yaşı, sabıkasızlığı ile kast ve pişmanlığa ilişkin savunmasını da gözeterek beraat hükmünü onamıştır.
Bu yazıda yer alan bilgiler genel bilgilendirme amacı taşır; karar özeti Yargıtay 8. Ceza Dairesinin yayımlanmış temyiz kararından, karşılaştırma amacıyla anılan diğer kararlar ise Yargıtay 4. Ceza Dairesinin yayımlanmış kararlarından aktarılmıştır. Her somut olay kendi delilleriyle değerlendirilir. Yazı kullanılarak yapılan başvuru, dava ve savunmalardan Savun Hukuk sorumlu tutulamaz.



