Emsal KararlarForex Hukukuİdare ve Kamu Personeli Hukuku

TMSF Kayyımlığında Görevli Yargı – Danıştay 13. D 2025/3297

Bir şirkete ceza soruşturması sırasında kayyım atandığında ortaklar için en zor soru çoğu zaman “ne olacak?” değil, “nereye başvurulacak?” sorusudur. Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu (TMSF), kayyım sıfatıyla şirketleri yönetir, varlıklarını ticari ve iktisadi bütünlük hâlinde satar ve bunu yaparken 5411 sayılı Bankacılık Kanunu’ndaki yetkilerini kıyasen kullanır. Bu işlemlere karşı açılacak dava idari yargıda mı, adli yargıda mı görülür? Uzun süre tartışmalı kalan bu soruya 2025 yılında kanun koyucu açık bir hüküm eklemiştir.

Danıştay 13. Dairesi, 23.10.2025 tarihli ve E.2025/2384, K.2025/3297 sayılı kararında, kayyım olarak atanan Fonun bir HES grubunu satışına ve devrine ilişkin Fon Kurulu kararlarına karşı açılan davada idare mahkemesinin verdiği görev yönünden ret kararını bozmuştur. Daire, 7539 sayılı Kanun’la 7145 sayılı Kanun’a eklenen geçici 2. maddenin son fıkrasına dayanarak, Fonun kayyımlık görevi kapsamındaki karar ve işlemlerine karşı açılan davalarda idari yargının görevli olduğunu belirtmiştir.

Kısa özet: Davacı, hissedarı olduğu ve TMSF’nin kayyım olarak atandığı bir elektrik üretim şirketinin de içinde yer aldığı “Akfen HES Grubu Ticari ve İktisadi Bütünlüğü”nün Penta Hidroelektrik Enerji Üretim A.Ş.’ye satışına ilişkin Fon Kurulu kararlarının iptalini istemiştir. İdare mahkemesi, kayyımın ticari işlemlerinin idari işlem olmadığını, uyuşmazlığın adli yargıda çözülmesi gerektiğini belirterek davayı görev yönünden reddetmiştir. Hem davacı hem Fon kararı temyiz etmiştir. Danıştay 13. Dairesi, kayyımlık görevi kapsamındaki işlemlere karşı açılan davaların Fonun merkezinin bulunduğu yer idare mahkemelerinde görüleceğine ilişkin yeni kanun hükmü karşısında idari yargının görevli olduğunu belirterek kararı oy birliğiyle bozmuştur.

⚡ Satılan HES grubu ve dava

Davacı, bir elektrik üretim anonim şirketinin hissedarıdır. Şirkete CMK 133 ve 6758 sayılı Kanun’un 19. maddesi gereğince sulh ceza hâkimliği kararıyla kayyım atanmış, kayyım olarak da TMSF görevlendirilmiştir.

Fon Kurulu, bu şirket ile bir kısım başka şirketin mal, hak ve varlıklarını bir araya getirerek “Akfen HES Grubu Ticari ve İktisadi Bütünlüğü”nü oluşturmuş, ardından bütünlüğün satışına karar vermiştir. Yapılan ihale sonunda bütünlük Penta Hidroelektrik Enerji Üretim A.Ş.’ye satılmış ve satış Fon Kurulu kararıyla onaylanmıştır. Davacı, satışa ve devre ilişkin Fon Kurulu kararlarının iptali istemiyle idare mahkemesinde dava açmıştır.

🏛️ İdare mahkemesi neden “adli yargı” dedi?

İdare mahkemesi davayı görev yönünden reddetmiştir. Gerekçe özetle şöyledir:

  • Kayyım sıfatıyla yönetilen şirketler hak ve taraf ehliyetlerini korumaktadır.
  • Kayyımın ticari gerekliliklere göre gerçekleştirdiği iş ve işlemler idari işlem ve eylem niteliğinde değildir.
  • Bu işlemlerde kamu yararı değil ticari faaliyet gerekleri esas alınmakta, işlemler idare hukuku değil ticaret hukuku ilkelerine göre tesis edilmektedir.
  • Uyuşmazlık, Türk Medeni Kanunu’ndaki kayyımlık kuralları ile Türk Ticaret Kanunu hükümleri gözetilerek adli yargıda çözülmelidir.
  • Fonun 6758 sayılı Kanun’un 20. maddesi uyarınca Bankacılık Kanunu’ndan kaynaklanan yetkilerini kıyasen kullanabilmesi, kayyımlık sıfatını ve uyuşmazlığın özel hukuka ilişkin niteliğini değiştirmez.

🔁 Temyizde iki tarafın aynı yöndeki itirazı

Dosyanın dikkat çekici yönü, kararı hem davacının hem de davalı Fonun temyiz etmiş olmasıdır. Davacı; uyuşmazlığın 7145 sayılı Kanun’a 7539 sayılı Kanun’un 7. maddesiyle eklenen geçici 2. madde kapsamında Fonun bulunduğu yer idare mahkemesinde görüleceğini, dava konusu işlemlerin kamu gücü kullanılarak tesis edilen tek taraflı işlemler olduğunu ve Uyuşmazlık Mahkemesinin 04.11.2024 tarihli, E.2024/301, K.2024/498 sayılı kararının da bu yönde olduğunu ileri sürmüştür.

Fon da İstanbul idare mahkemelerinin görevli olduğunu, bunun Uyuşmazlık Mahkemesi kararıyla da ortaya konduğunu ve 7145 sayılı Kanun’daki değişiklikle kayyımlık işlemlerine karşı davaların Fonun merkezinin bulunduğu yer idare mahkemelerinde görüleceğinin kurala bağlandığını belirtmiştir. Fon ayrıca savunmasında, şirket hakkında verilen müsadere kararının kesinleştiğini ve davacının dava açmakta menfaatinin kalmadığını ileri sürmüştür. Danıştay tetkik hâkimi de temyiz istemlerinin kabulü yönünde görüş bildirmiştir.

🧾 Fonun kayyımlık yetkisinin hukuki zemini

Daire, kararında görev meselesini çözmeden önce Fonun kayyımlık yetkisinin dayandığı hükümleri sıralamıştır:

HükümKarardaki işlevi
CMK 133Suçun bir şirketin faaliyeti çerçevesinde işlendiğine dair kuvvetli şüphe ve maddi gerçeğin ortaya çıkarılması için gereklilik hâlinde hâkim veya mahkemenin şirket yönetimine kayyım atayabilmesi.
6758 sayılı Kanun m.19Terör örgütlerine aidiyet, iltisak veya irtibat nedeniyle CMK 133 uyarınca kayyım atanan şirketlerde kayyım olarak TMSF’nin atanması; Fonun satış veya fesih ve tasfiye kararı verebilmesi.
6758 sayılı Kanun m.20Bankacılık Kanunu ile Fona verilen yetkilerin kayyımlık görevi ile satış veya tasfiye işlemlerinde kıyasen uygulanması; ticari ve iktisadi bütünlük satışında geçmiş dönem borçlarının ödenmesi.
5411 sayılı Kanun m.134/5Haczedilen aktif değerlerin ve hakların bir araya getirilerek ticari ve iktisadi bütünlük hâlinde, 6183 sayılı Kanun’a bağlı olmaksızın belirlenen şartlarla satılabilmesi.
7145 sayılı Kanun geçici m.2 son fıkraFonun kayyımlık görevi kapsamındaki karar ve işlemlerine karşı açılan davaların Fonun merkezinin bulunduğu yer idare mahkemelerinde görülmesi.

✅ Danıştayın vardığı sonuç

Daire, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 14. ve 15. maddeleri uyarınca görev ve yetkinin ilk inceleme aşamasında gözetileceğini hatırlatmıştır. Aktarılan mevzuattan çıkan sonuç şudur: CMK 133 uyarınca kayyım atanmasına karar verildiğinde 6758 sayılı Kanun’un 19. maddesi gereğince kayyım olarak TMSF atanır; Fon, kayyımlık görevi ile satış veya tasfiye işlemlerinde Bankacılık Kanunu’ndaki yetkilerini kıyasen uygular ve kayyımlık görevi kapsamındaki karar ve işlemlere karşı açılacak davalarda görevli ve yetkili mahkeme Fonun merkezinin bulunduğu yer idare mahkemesidir.

Somut olayda ticari ve iktisadi bütünlüğün oluşturulması, satışa karar verilmesi ve satışın onaylanması işlemleri kayyımlık görevi kapsamında tesis edilmiştir. Bu nedenle Daire, uyuşmazlığın görüm ve çözümünde idari yargının görevli olduğunu, davanın görev yönünden reddine ilişkin idare mahkemesi kararında usul hükümlerine uygunluk bulunmadığını belirtmiştir.

Hüküm fıkrasında; tarafların temyiz istemlerinin kabulüne, idare mahkemesi kararının 2577 sayılı Kanun’un 49. maddesi uyarınca bozulmasına, kullanılmayan yürütmeyi durdurma harcının istem hâlinde davacıya iadesine ve yeniden karar verilmek üzere dosyanın mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir. Karar, 2577 sayılı Kanun’un 20/A maddesinin ikinci fıkrasının (i) bendi uyarınca kesin olarak, 23.10.2025 tarihinde oy birliğiyle verilmiştir.

📎 Karar metni: Kararın tam metni, Bedesten (mevzuat.adalet.gov.tr) üzerinden yayımlanan hâliyle derlenmiştir; taraf adları kaynakta anonimdir.

🆕 7539 sayılı Kanun’la gelen açık görev kuralı

7145 sayılı Kanun’a eklenen geçici 2. madde, 31.01.2025 tarihli ve 7539 sayılı Kanun’un 7. maddesiyle getirilmiş ve karar metnine göre 04.02.2025 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir. Maddenin ilk fıkrası, TCK 282 (suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama), TCK 314 ve 315 ile 6415 sayılı Terörizmin Finansmanının Önlenmesi Hakkında Kanun’un 4. maddesindeki suçlar bakımından kuvvetli şüphe hâlinde, CMK 133 uyarınca şirketlere veya CMK 128/10 uyarınca malvarlığı değerlerine kayyım atanmasına karar verildiğinde, yürürlükten itibaren beş yıl süreyle TMSF’nin kayyım olarak atanabileceğini düzenler. Bu hâlde de Bankacılık Kanunu’nda Fona verilen hak ve yetkiler kıyasen uygulanır.

Maddenin son fıkrası ise görev ve yetki bakımından tartışmayı kapatan kısa bir cümledir: Fonun kayyımlık görevi kapsamındaki karar ve işlemlerine karşı açılan davalar, Fonun merkezinin bulunduğu yer idare mahkemelerinde görülür. 13. Daire, bu hükmü davanın konusu olan 6758 sayılı Kanun kapsamındaki kayyımlık işlemlerine de uygulamış ve idare mahkemesinin “ticari işlem” nitelendirmesine dayanan görev ret kararını kaldırmıştır.

Fonun yetkilerinin farklı boyutlarına ilişkin olarak serideki TMSF rücu davasında kusur şartı ve ölen sanıkta tazmin hükmü ve TMSF haczi yazıları; görevli yargı yerinin belirlenmesine ilişkin başka bir örnek için de işyeri mühürlemede görevli yargı yazısı incelenebilir.

🔍 Kararda cevaplanmayan sorular

Danıştay yalnızca görev meselesini karara bağlamıştır. Davanın esasına ilişkin bazı başlıklar, dosya idare mahkemesine döndüğünde ele alınacaktır:

  • Menfaat ihlali: Fon, şirket hakkındaki müsadere kararının kesinleştiğini ve davacının dava açmakta menfaatinin kalmadığını savunmuştur; Daire bu savunmayı değerlendirmemiştir.
  • Satışın hukuka uygunluğu: Ticari ve iktisadi bütünlüğün oluşturulması, ihale süreci ve satış bedeli gibi esasa ilişkin konular incelenmemiştir.
  • Hissedarın konumu: 7145 sayılı Kanun geçici 2. maddenin ilk fıkrası, bu madde kapsamındaki satış ve tasfiye işlemlerinde azınlık hisselerinin sahiplerinin rızasının aranmayacağını öngörmektedir. Bu hükmün somut uyuşmazlığa etkisi kararda tartışılmamıştır.

❓ Soru ve cevaplar

Danıştay satışın iptal edilmesine mi karar verdi?

Hayır. Daire yalnızca davanın idari yargıda görülmesi gerektiğine karar vermiştir. Satışın hukuka uygun olup olmadığı, dosya idare mahkemesine döndükten sonra incelenecektir.

İdare mahkemesinin “ticari işlem” gerekçesi neden yeterli görülmedi?

Çünkü 7145 sayılı Kanun’a eklenen geçici 2. maddenin son fıkrası, işlemin niteliğine bakılmaksızın Fonun kayyımlık görevi kapsamındaki karar ve işlemlerine karşı açılan davaların idare mahkemelerinde görüleceğini açıkça düzenlemektedir. Daire, dava konusu Fon Kurulu kararlarının bu kapsamda olduğunu tespit etmiştir.

Hangi idare mahkemesi yetkili?

Kanun hükmüne göre davalar Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonunun merkezinin bulunduğu yer idare mahkemelerinde görülür. Fon da temyiz dilekçesinde İstanbul idare mahkemelerinin görevli olduğunu belirtmiştir.

Bu karara karşı karar düzeltme yolu var mı?

Karar metnine göre karar, 2577 sayılı Kanun’un 20/A maddesinin ikinci fıkrasının (i) bendi uyarınca kesin olarak verilmiştir.

Detaylı bilgi ve hukuki destek için Savun Hukuk & Danışmanlık ile iletişime geçebilirsiniz. İletişim sayfası üzerinden ulaşım bilgilerine, Emsal Kararlar arşivinden serinin diğer yazılarına erişilebilir.

Bu yazı genel bilgilendirme amacı taşır; özet, Danıştay 13. Dairesinin Bedesten üzerinden yayımlanan bozma kararından derlenmiştir. Karar yalnızca görevli yargı yerine ilişkindir; satış işleminin hukuka uygunluğu veya davacının menfaati hakkında bir tespit içermez. Kayyımın dayanağı, işlemin türü ve dava tarihi farklı olan dosyalarda sonuç değişebilir. Yazı kullanılarak yapılan başvuru, dava ve savunmalardan Savun Hukuk sorumlu tutulamaz.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu