Emsal KararlarForex Hukuku

Kottan Çıkan Şirketin Feshi – İstanbul BAM 12. HD 2025/1698

Payları borsada işlem gören bir şirketin küçük yatırımcısı, şirketten memnun değilse genellikle tek bir çıkış yolu olduğunu düşünür: payını satmak. Peki şirket borsa kotundan çıkarıldığında ve paylar artık satılabilecek bir piyasa bulamadığında ne olur? Türk Ticaret Kanunu’nun 531. maddesi, halka açık şirketlerde sermayenin yirmide birini temsil eden pay sahiplerine, haklı sebeplerin varlığında şirketin feshini mahkemeden isteme imkânı tanır. Bu yazıda ele alınan karar, bu hakkın kottan çıkarılmış bir halka açık şirkette nasıl uygulandığını gösteren güncel bir istinaf örneğidir.

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi, 23.10.2025 tarihli ve E.2022/2036, K.2025/1698 sayılı kararıyla, hâkim ortağa aktarılan iştirak satış bedelinin yıllarca tahsil edilmemesi ve şirketin bu nedenle Borsa İstanbul kotundan çıkarılması üzerine azınlık pay sahiplerinin açtığı davada verilen fesih ve tasfiye kararına yönelik istinaf başvurularını oy birliğiyle esastan reddetmiştir.

Kısa özet: Payları Yakın İzleme Pazarında işlem gören bir gayrimenkul şirketinin iştirakindeki payları, şirketin imtiyazlı paylarının tamamına sahip hâkim ortağa ve bir başka büyük ortağa devredilmiş; doğan alacak teminatsız kalmış ve tahsil edilmemiştir. İlişkili taraflardan ticari olmayan alacakların aktiflere oranı %50’yi aştığı için şirket payları 06.07.2020’den itibaren borsa kotundan çıkarılmıştır. Toplam %12,31 paya sahip yatırımcılar TTK 531 uyarınca fesih istemiş; ilk derece mahkemesi şirketin feshine ve tasfiyesine karar vermiş, bölge adliye mahkemesi hem davacıların “fesih yerine çıkma payı” talebini hem de şirketin ret talebini yerinde görmemiştir.

📉 Şirket neden borsadan çıkarıldı?

Karar metnine göre davalı şirket, ödenmiş sermayesi 10.000.000 TL olan ve payları Borsa İstanbul Pay Piyasasında işlem gören halka açık bir anonim şirkettir. Yönetim kurulu üyelerinin çoğunluğunu aday gösterme imtiyazı taşıyan 20.000 adet A grubu pay, 15.04.2013 tarihli hisse devir sözleşmesiyle bir konut şirketi tarafından satın alınmış; bu şirket böylece davalının hâkim ortağı olmuştur. 31.03.2020 tarihli son finansal tablolara göre 3.609.438 adet pay yatırımcıların elindedir.

Uyuşmazlığın kaynağı, davalı şirketin bir iştirakindeki paylarının satışıdır. Bu paylar, hâkim ortak konut şirketine ve davalının B grubu paylarının %41’ine sahip bir ortağa devredilmiştir. Devir sonucunda davalının ortaklarından 593.819 TL ticari ve 12.810.000 TL ticari olmayan alacağı doğmuştur.

Borsa süreci şöyle ilerlemiştir:

TarihGelişme
18.04.2018Borsa İstanbul, ilişkili taraflardan ticari olmayan alacaklar konusunda şirketten açıklama istemiştir.
21.11.2018İştirak paylarının devri ve alacakların tahsiline ilişkin özel durum açıklamalarının gecikmesi nedeniyle şirket ilk kez uyarılmıştır.
11.05.2020Son üç yıllık finansal tablolarda ilişkili taraflardan ticari olmayan alacakların aktiflere oranı %50’yi aştığı için Kotasyon Yönergesi 23/1-ğ kapsamında ikinci uyarı yapılmıştır.
03.07.2020Borsa, payların kottan çıkarılmasına ilişkin kararı açıklamıştır.
06.07.2020Şirket payları borsa kotundan çıkarılmıştır.
25.09.2020Azınlık pay sahipleri fesih davasını açmıştır.

🗣️ Azınlık yatırımcılar ve şirket ne savundu?

Davacılar, toplam 943.824 lot ile sermayenin %9,438’ini temsil ettiklerini; davaya katılan asli müdahillerle birlikte bu oranın %12,31’e ulaştığını belirtmiştir. İddialarının özü şunlardır:

  • hâkim ortak, hâkimiyetini şirketi kayba uğratacak şekilde kullanmış, yapılandırmalarda faiz türü ve oranı belirlenmemiş, alacak teminatsız bırakılmıştır (TTK 202/1-a ve 202/1-b);
  • şirketten hâkim ortağa örtülü kazanç aktarılmış, azınlığın mali hakları ihlal edilmiştir;
  • şirket faaliyetsiz kalmış, kâr elde edemez hâle gelmiş ve borsa kotundan çıkarılmıştır;
  • paylar artık borsada işlem görmediğinden zararın giderilmesi mümkün değildir, ortaklık katlanılmaz hâle gelmiştir.

Davacılar, öncelikle şirketin feshini, alternatif olarak paylarının gerçek değeri üzerinden ayrılma akçesi ödenerek şirketten çıkarılmalarını talep etmiştir.

Şirket ise şu savunmalara dayanmıştır: haklı sebep sayılan olaylar meydana geldiğinde davacıların pay sahibi olması ve yirmide bir oranını o anda taşıması gerekir; şirket 2013’ten beri Yakın İzleme Pazarındadır ve davacıların çoğu payları bu dönemde, hatta 29.03.2019 tarihli genel kuruldan sonra dahi almıştır; azınlık TTK 411 uyarınca genel kurulu toplantıya çağırma hakkını bile kullanmamıştır; her pay sahibinin yönetim kurulu üyelerine karşı sorumluluk davası açma hakkı vardır; borsada işlem gören şirketlerde ortaklar paylarını satarak ayrılabilir ve fesih son çare olmalıdır.

🔢 Yüzde beş eşiği ve pay sahipliğinin zamanı

TTK 531/1 hükmü, fesih davası açabilmeyi sermayenin en az onda birini, halka açık şirketlerde ise yirmide birini temsil eden payların sahiplerine tanır. Davalı şirket, davacıların haklı sebeplerin ortaya çıktığı anda bu orana sahip olmadığını ileri sürmüştür.

Bölge adliye mahkemesi bu itirazı şu tespitlerle karşılamıştır:

  • davacıların tamamı paylarını şirket kotta işlem görürken, yani 06.07.2020 tarihinden önce edinmiştir;
  • davacıların payları kottan çıkış tarihinde, dava tarihinde (25.09.2020) ve sonrasında Aralık 2020 ile Ocak 2021 itibarıyla yatırım hesaplarında bulunmaktadır;
  • davacıların toplam %12,31’lik payı hem halka açık şirketler için aranan %5 hem de kapalı ortaklıklar için aranan %10 eşiğini aşmaktadır.

Kararda, pay sahipliğinin yatırım hesabı bakiyeleriyle belirli tarihler itibarıyla ortaya konulması belirleyici olmuştur.

⚖️ Haklı sebep nasıl kuruldu?

Daire, haklı sebebin objektif veya sübjektif olabileceğini, ana unsurun ortaklığın yaşamasını imkânsız hâle getiren bir sebebin varlığı olduğunu belirterek Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2014/18024 E., 2015/12808 K. sayılı kararına atıf yapmıştır. Buna göre şirketin devamlı zarar etmesi, kuruluş amacının gerçekleşme imkânının kalmaması, ortaklar arasındaki ciddi anlaşmazlıklar gibi durumlar haklı sebep olarak kabul edilebilir.

Somut olayda haklı sebebi oluşturan unsurlar karar metninde şöyle sıralanmıştır:

  • Çoğunluk gücünün kötüye kullanılması: İştirak satışından doğan alacağın tahsil edilmemesi, tahsiline çaba gösterilmemesi ve teminata bağlanmaması.
  • Örtülü kazanç aktarımı: Şirketin zararına olan bu durumun hâkim ortak yönünden zenginleşmeye yol açması.
  • Şeffaflık eksikliği: Bağımsız denetim raporunda süreklilik konusunda ciddi şüphe oluşturan belirsizliklerin finansal tablolarda tam açıklanmaması ve kamuoyuna yeterli bilgi verilmemesi.
  • Faaliyetsizlik: Şirketin 2015’ten beri faaliyet zararı etmesi, sermaye artırımını gerçekleştirememesi, kaynak bulma girişimlerinin sonuçsuz kalması.
  • Kottan çıkarılma: Tüm bu yönetim zafiyetinin sonucunda şirket paylarının borsa kotundan çıkarılması.

Daire, şirketin tek aktifinin hâkim ortaktan olan alacak olduğunu, bu alacak tahsil edilmediği için şirketin faaliyetsiz kaldığını ve şirketi mevcut durumdan çıkarmaya yönelik bir çaba bulunmadığını vurgulayarak ortaklığın davacılar yönünden çekilmez hâle geldiğini kabul etmiştir. Hâkim ortakla ilişkili işlemlerin halka açık şirketlerdeki başka bir görünümü için pay alım-satımıyla örtülü kazanç yazısına bakılabilir.

🚪 Neden fesih, neden çıkma payı değil?

Dosyanın ilginç yanı, istinaf aşamasında davacıların kendilerinin “fesih son çaredir” diyerek feshe itiraz etmesidir. Davacılar; dava sırasında hâkim ortağın kontrolünün el değiştirdiğini, yeni hâkim ortağın borcu ödeme kabiliyetinin doğmuş olabileceğini, II-26.1 sayılı Pay Alım Teklifi Tebliği çerçevesinde yeni kontrol sahibinin pay alım teklifinde bulunmasının zorunlu olduğunu, tasfiye masraflarını karşılayamayacaklarını ileri sürmüş ve alternatif çözüm olarak çıkma payına hükmedilmesini istemiştir.

TTK 531 cümlesinin ikinci kısmı, mahkemeye fesih yerine pay sahiplerine paylarının gerçek değerinin ödenip şirketten çıkarılmalarına veya duruma uygun düşen başka bir çözüme karar verme yetkisi verir. Daire bu yolu şu gerekçelerle uygun görmemiştir:

  • bilirkişi incelemesinde davalı şirketin çıkma payı ödeyebilecek likiditesinin bulunmadığı tespit edilmiştir;
  • ilk derece mahkemesi bu konuda şirkete süre vermiş, ancak şirket bir beyanda bulunmamıştır;
  • karar tarihinden sonra da hâkim ortağın şirkete olan borcunu ödediğine veya başka bir çözüm bulunacağına dair dosyaya yansıyan bir bilgi yoktur.

Bu nedenle alternatif çözüm yollarının somut olay için uygun olmadığı kabul edilmiştir. Kararda pay alım teklifi zorunluluğu iddiası ayrıca tartışılmamış; sonuç, çıkma payını ödeyecek kaynağın bulunmamasına dayandırılmıştır.

🏛️ Mahkemelerin hükmü ve karar metni

İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesi, 29.06.2022 tarihli ve 2020/517 E., 2022/521 K. sayılı kararıyla davacıların ve asli müdahillerin davalarını ayrı ayrı kabul etmiş; şirketin TTK 531 uyarınca haklı nedenle feshine ve tasfiyesine, bir tasfiye memuru atanmasına, tasfiye memuruna aylık 7.000 TL ücret takdirine ve ilk altı aylık ücret olan 42.000 TL’nin davacılarca dosyaya depo edilmesine karar vermiştir.

Karara her iki taraf da istinaf başvurusunda bulunmuştur. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi, fesih kararında isabetsizlik bulunmadığı sonucuna vararak taraf vekillerinin istinaf başvurularını HMK 353/1-b-1 uyarınca ayrı ayrı esastan reddetmiştir. Karar 23.10.2025 tarihinde oy birliğiyle verilmiş, tebliğden itibaren iki hafta içinde temyiz yolu açık tutulmuştur.

📎 Karar metni: Bölge adliye mahkemesi ilamı, Bedesten (mevzuat.adalet.gov.tr) üzerinde yayımlanan anonimleştirilmiş hâliyle derlenmiştir.

🧭 Borsa yatırımcısı açısından sonuçlar

Karar, halka açık şirketlerde azınlık haklarının nasıl işlediğine dair birkaç somut gözlem sunmaktadır:

  • Kottan çıkarılma tek başına değil, sebepleriyle birlikte değerlendirildi: Fesih kararı, kottan çıkışı doğuran hâkim ortak işlemleri, tahsil edilmeyen alacaklar ve faaliyetsizlik bir bütün olarak ele alınarak verilmiştir.
  • “Payını sat, çık” savunması yeterli görülmedi: Paylar borsada işlem görmediğinde, halka açık şirket ortağının piyasadan çıkış imkânı ortadan kalkmaktadır.
  • Payların sonradan alınması davayı engellemedi: Davacıların payları kottan çıkış öncesinde edinmiş ve dava boyunca elinde tutmuş olması yeterli kabul edilmiştir.
  • Çıkma payı şirketin ödeme gücüne bağlıdır: Fesih yerine çıkma payı, likiditesi olmayan bir şirket için uygun bir çözüm olarak görülmemiştir.

Halka açık şirketlerde pay sahipleri ile şirket yönetimi arasındaki diğer uyuşmazlıklar için soyut gerekçeyle kâr dağıtmama ve borsa şirketinde varlık satışı yazıları da incelenebilir.

❓ Merak edilenler

Halka açık şirkette fesih davası için kaç pay gerekir?

TTK 531/1’e göre halka açık şirketlerde sermayenin en az yirmide birini, yani %5’ini temsil eden payların sahipleri fesih davası açabilir; diğer anonim şirketlerde bu oran onda birdir. Bu dosyada davacılar ve asli müdahiller birlikte %12,31 paya sahip olduğundan eşik aşılmıştır.

Paylarını sorunlar başladıktan sonra alan yatırımcı dava açabilir mi?

Şirket, davacıların çoğunun payları sorunlar bilinirken, hatta 2019 genel kurulundan sonra aldığını savunmuştur. Bölge adliye mahkemesi ise davacıların payları kottan çıkış tarihinden önce edindiğini, kottan çıkış ve dava tarihlerinde pay sahibi olduklarını ve oranın aşıldığını esas almış; bu savunmayı fesih talebini engelleyen bir sebep olarak kabul etmemiştir. Sonuç, somut dosyadaki pay edinme ve elde tutma tarihlerine dayanmaktadır.

Mahkeme fesih yerine payların değerinin ödenmesine karar verebilir mi?

Evet, TTK 531 mahkemeye fesih yerine davacı pay sahiplerine paylarının karar tarihine en yakın tarihteki gerçek değerinin ödenip şirketten çıkarılmalarına veya başka uygun bir çözüme karar verme yetkisi verir. Ancak bu dosyada bilirkişi şirketin çıkma payı ödeyecek likiditesi bulunmadığını tespit etmiş, şirket de verilen süreye rağmen beyanda bulunmamıştır. Bu nedenle alternatif çözüm uygun görülmemiştir.

Fesih kararı verildiğinde şirkete ne olur?

İlk derece mahkemesi şirketin feshine ve tasfiyesine karar vermiş, tasfiye memuru atamış ve ücretini belirlemiştir. Tasfiye memurunun görevi kararın kesinleşmesiyle başlayacaktır. Bölge adliye mahkemesinin kararına karşı temyiz yolu açık olduğundan, sürecin kesinleşmesi Yargıtay incelemesine bağlıdır.

Detaylı bilgi ve hukuki destek için Savun Hukuk & Danışmanlık ile iletişime geçebilirsiniz. İletişim sayfası üzerinden ulaşım bilgilerine, Emsal Kararlar arşivinden serinin diğer yazılarına erişilebilir.

Bu yazı genel bilgilendirme amacı taşır; özet, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesinin Bedesten üzerinde yayımlanan istinaf kararından ve bu kararda aktarılan ilk derece mahkemesi gerekçesinden derlenmiştir. Karar temyiz yolu açık olarak verilmiştir ve kesinleşmemiş olabilir. Değerlendirme; hâkim ortağa aktarılan alacağın tahsil edilmediği, şirketin borsa kotundan çıkarıldığı ve çıkma payı ödeyecek likiditenin bulunmadığı somut dosyaya dayanmaktadır; pay oranları, edinme tarihleri ve şirketin mali durumu farklı olan dosyalarda sonuç değişebilir. Yazı kullanılarak yapılan başvuru, dava ve savunmalardan Savun Hukuk sorumlu tutulamaz.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu