Emsal KararlarTrafik Kazası

13 Günlük Kiralamada İşleten Kim? – Yargıtay HGK 2025/496

Bir oto kiralama firmasının aracı, kiralandıktan beş gün sonra alkollü ve ehliyetsiz bir sürücünün yönetiminde devrilirse, yaralanan yolcuların tazminat talebine aracın sicildeki maliki de muhatap olur mu? Karayolları Trafik Kanunu, trafik kazalarındaki kusursuz sorumluluğu araç sahibine değil işletene yükler. Sicil kaydı çoğu zaman işletenin kim olduğunu gösterir; ancak araç başkasına uzun süreli kiraya verilmişse bu sıfat kiracıya geçebilir. Uygulamada en çok tartışılan nokta ise “uzun süre” ölçüsünün nasıl belirleneceğidir.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 10.09.2025 tarihli ve E.2025/155, K.2025/496 sayılı kararıyla, on üç gün süreli bir araç kiralama sözleşmesinin somut olayda uzun süreli kira sayılabileceğini, kira ilişkisinin üçüncü kişileri bağlayacak güçte belgelendiği bu dosyada işletenlik sıfatının kiracıya geçtiğini kabul etmiş ve kiralama firması sahibinin sorumluluğunu sürdüren direnme kararını oy çokluğuyla bozmuştur.

Kısa özet: Kiralama işiyle uğraşan davalı, adına kayıtlı aracı 22.04.2010–05.05.2010 dönemi için yurt dışında yaşayan bir kişiye kiralamıştır. 27.04.2010’da araç, kiracının oğlu olan sürücünün yönetimindeyken tek taraflı kazaya karışmış ve araçtaki yolcular yaralanmıştır. Bölge adliye mahkemesi, kiralamanın bir aydan kısa olduğunu ve malikin araçtan ekonomik yarar sağlamaya devam ettiğini belirterek malikin işleten sıfatıyla sorumlu olduğunda direnmiştir. Hukuk Genel Kurulu ise sözleşme, taahhütname, fatura ve vergi kaydı konusunda uyuşmazlık bulunmadığını, uzun süre kavramının gün sayısıyla sınırlı olmadığını belirterek işletenliğin kiracıya geçtiğini kabul etmiştir.

🚙 Kaza günü ve kira sözleşmesi

Karar metnine göre olayın akışı şöyledir:

TarihGelişme
22.04.2010Rent a car ticaret unvanıyla vergi dairesine kayıtlı davalı, adına tescilli aracı, Almanya’dan İstanbul’a gelen bir kişiye 05.05.2010 tarihine kadar kullanılmak üzere kiralamıştır. Kira sözleşmesi ve irsaliyeli fatura düzenlenmiştir.
27.04.2010Araç, kiracının oğlu olan davalı sürücünün yönetimindeyken yoldan çıkarak devrilmiştir. Araçta yolcu olarak bulunan davacılar yaralanmış, davacılardan biri bir gözünü kaybetmiştir.
26.09.2018İlk derece mahkemesi davayı kısmen kabul etmiştir (2014/757 E., 2018/949 K.).
24.06.2021İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi kararı kısmen kaldırarak yeniden hüküm kurmuştur (2019/1304 E., 2021/1236 K.).
31.05.2022Yargıtay 4. Hukuk Dairesi kararı bozmuştur (2022/1291 E., 2022/7949 K.).
2022Bölge adliye mahkemesi direnme kararı vermiştir (2022/2192 E., 2022/1995 K.).
10.09.2025Hukuk Genel Kurulu direnme kararını değişik gerekçeyle bozmuştur.

Davacılar; efor kaybı tazminatı, tedavi gideri, protez ile periyodik değişim ve bakım giderlerinden oluşan maddi tazminatı aracın malikinden, sürücüden ve zorunlu mali sorumluluk sigortacısından istemiştir. Dava dilekçesinde kazanın alkollü, ehliyetsiz ve aşırı hızla araç kullanan sürücünün kusuruyla meydana geldiği ileri sürülmüştür.

Araç maliki ise aracın kendisine ait kiralama firması aracılığıyla kiraya verildiğini, firmanın ehliyetsiz bir kişiye araç kiralamasının söz konusu olmadığını, kiracının aracı kiraladığı süre boyunca kime kullandırdığını takip etmesinin ya da bunu önlemesinin mümkün olmadığını savunmuştur. Sigorta şirketi de poliçe limiti ve sigortalının kusuru oranında sorumluluk bulunduğunu, tedavi giderinin teminat dışı olduğunu ve temerrüdün oluşmadığını belirtmiştir.

🔑 KTK’da işleten kavramı: sicil mi, fiilî hâkimiyet mi?

2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 85. maddesinin birinci fıkrasına göre, motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne, yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, araç bir teşebbüsün unvanı veya işletme adı altında işletiliyorsa işleten ve bağlı olduğu teşebbüsün sahibi doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumludur. Aynı maddenin son fıkrası, işletenin sürücünün kusurundan kendi kusuru gibi sorumlu olduğunu düzenler.

Kanunun 3. maddesindeki tanım ise işleteni şöyle belirler: araç sahibi olan veya mülkiyeti muhafaza kaydıyla satışta alıcı sıfatıyla sicilde kayıtlı görülen kişi ya da aracın uzun süreli kiralama, ariyet veya rehni gibi hâllerde kiracı, ariyet veya rehin alan kişi. Başka bir kişinin aracı kendi hesabına ve tehlikesi kendisine ait olmak üzere işlettiği ve araç üzerinde fiilî tasarrufu bulunduğu ispatlanırsa o kişi de işleten sayılır.

Hukuk Genel Kurulu, bu tanımda şekli değil maddi ölçütün esas alındığını vurgulamıştır. Karara göre işletenin belirlenmesinde dört unsur birlikte değerlendirilir:

  • Fiilî hâkimiyet: aracın trafiğe sokulmasına veya trafikten çekilmesine, bakımına, muhafazasına, kim tarafından ve hangi amaçla kullanılacağına karar verme yetkisi;
  • Ekonomik yararlanma: araçtan iktisadi fayda sağlayanın kim olduğu;
  • Kendi hesabına işletme: aracın kimin adına ve hesabına kullanıldığı;
  • Masraf ve tehlikeye katlanma: donatım, bakım, yakıt, onarım, vergi ve sigorta primi gibi giderlerin kim tarafından karşılandığı.

Trafik kaydı ve tescil belgesi, Kurulun ifadesiyle mülkiyet ilişkisinin belirlenmesinde yalnızca bir karine işlevi görür. Bu karine mutlak değildir; işletenin kim olduğunu gösteren güçlü bir delil niteliğindedir. Bu nedenle kanun “araç sahibi” ile “işleten” kavramlarını ayrı ayrı tanımlamıştır.

🔄 Dört aşamalı yargılama: ilk derece, istinaf, Özel Daire, direnme

İlk derece mahkemesi, kazanın sürücünün tam kusuruyla meydana geldiğini, ancak hatır taşıması bulunduğundan tazminattan yüzde 20 oranında indirim yapılması gerektiğini kabul etmiştir. Davacılardan biri için 220.100,70 TL, diğeri için 115,31 TL maddi tazminatın, sigorta şirketi yönünden poliçe limitiyle sınırlı olmak üzere davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmiştir.

Bölge adliye mahkemesi, aracın bir aylık kısa süre için kiralandığını belirterek malikin işleten sıfatıyla sorumluluğunun sürdüğünü kabul etmiş; ancak malik lehine oluşan usuli kazanılmış hak gözetilerek ilk rapora göre hüküm kurulması gerektiğini belirtmiştir. Bu düzeltmeyle tazminat 160.512,37 TL’ye indirilmiştir.

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, düşük miktarlı davacı bakımından malikin temyiz dilekçesini HMK 362/1-a uyarınca kesinlik sınırı nedeniyle reddetmiştir. Diğer davacı yönünden ise kiralama sözleşmesi ile faturanın düzenlenmesinden beş gün sonra kazanın meydana geldiğine dikkat çekmiş; kiralayanın ticari defter ve kayıtları getirtilerek sözleşmenin ve faturanın doğruluğunun araştırılması, gerçek anlamda bir kira ilişkisi bulunup bulunmadığının açıklığa kavuşturulması gerektiği gerekçesiyle kararı eksik inceleme nedeniyle bozmuştur.

Bölge adliye mahkemesi direnmiştir. Direnme gerekçesine göre:

  • araç bir ayın bile altında, çok kısa süreli olarak kiralanmıştır; usul ekonomisi gereği ticari defterlerin incelenmesine gerek yoktur;
  • sürücü ve kiracı olan babası yurt dışında yaşamaktadır ve kira sözleşmesi Türkiye’de bulundukları izin süresi kadar yapılmıştır;
  • kiracı aracın bakım ve işletme giderlerini üstlenmemiş, vergi ve sigorta primlerinden sorumlu olmamıştır;
  • malik araç kiralama işiyle iştigal etmekte ve kısa süreli kiralamalarla araçtan ekonomik yarar sağlamaya devam etmektedir;
  • aracın kiracı dışında üçüncü bir kişi tarafından kullanılması illiyet bağını kesmez.

Bu gerekçelerle malikin KTK 85 uyarınca işleten olarak sorumlu olduğu ve pasif husumetinin bulunduğu sonucuna varılmıştır.

🏛️ Hukuk Genel Kurulu gerekçesi

Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık; somut olayda araç kiralama sözleşmesinin uzun süreli kira sözleşmesi sayılıp sayılamayacağı, buna göre malikin işletenlik sıfatının kalkıp kalkmadığı ve bu konuda yapılan araştırmanın yeterli olup olmadığıdır.

Kurul, işleten sıfatı için araç üzerinde fiilî hâkimiyet ve ekonomik yararlanma unsurlarının birlikte bulunması ve fiilî hâkimiyetin uzun süreli olması gerektiğini hatırlatmıştır. Kararın belirleyici cümlesi şudur: uzun süre kavramı belirli bir gün sayısı ile sınırlı olmayıp her somut olayın özelliğine göre ayrıca değerlendirilir. Bu konuda getirilecek delillerin üçüncü kişileri bağlayabilecek güçte olması ve özellikle zarar görenlerin haklarına halel getirmemesi de şarttır. Kurul aynı ilkelerin 22.06.2021 tarihli, 2021/(17)4-104 E., 2021/818 K. sayılı Hukuk Genel Kurulu kararında da benimsendiğini belirtmiştir.

Kurul, iki noktada hem Özel Daireden hem de bölge adliye mahkemesinden ayrılmıştır:

  • Araştırma yeterlidir: Kira sözleşmesi, taahhütname ve fatura konusunda taraflar arasında ihtilaf bulunmadığından, sözleşmenin süresi, içeriği, faturalar ve vergi kaydı yönünden yapılan araştırma ve inceleme yeterli görülmüştür. Bu yönüyle Kurul, ticari defterlerin getirtilmesini isteyen Özel Daire bozma gerekçesini benimsememiştir.
  • Değerlendirme hatalıdır: Buna karşılık bölge adliye mahkemesinin, eldeki delillere rağmen işletenliğin malikte kaldığı sonucuna varması hatalı bulunmuştur. Kurula göre kaza tarihinde taraflar arasında uzun süreli ve üçüncü kişileri bağlayacak güçte bir kira sözleşmesi bulunmakta, araç üzerindeki uzun süreli fiilî hâkimiyet ve ekonomik yararlanma kiracıya geçmiş bulunmaktadır.

Sonuçta işletenlik sıfatının aracı kiralayan kişiye geçtiği, kiraya veren malikin işletenlik sıfatının ise kalktığı kabul edilmiştir. Direnme kararı, Özel Daire bozma gerekçesinden farklı olarak, “değişik gerekçe ve nedenlerle” HMK 371 uyarınca bozulmuştur. Görüşmeler sırasında bölge adliye mahkemesi kararının onanması gerektiği yönünde görüş ileri sürülmüş, ancak bu görüş Kurul çoğunluğunca benimsenmemiştir.

📎 Kararın tam metni: Hukuk Genel Kurulu kararı, Yargıtay Karar Arama sisteminde yayımlanan hâliyle derlenmiştir; taraf adları kaynakta anonimdir, doktrin atıfları yazıda ve PDF’te genel ifadeyle aktarılmıştır.

📑 Kira ilişkisinin üçüncü kişilere karşı ispatı

Kararın uygulamaya dönük en somut bölümü, mahkemelerin kiracının işleten sayılıp sayılmayacağını hangi delillerle belirleyeceğini sıralayan paragrafıdır. Hukuk Genel Kurulu’na göre kaza tarihinde uzun süreli ve üçüncü kişileri bağlayacak güçte bir kira sözleşmesinin bulunup bulunmadığı şu yönlerden incelenmelidir:

İncelenecek hususAmaç
Aracın fiilen teslim edilip edilmediğiFiilî hâkimiyetin kiracıya geçip geçmediğini görmek
Ekonomik yararlanmanın kime ait olduğuAracı kendi hesabına işletenin belirlenmesi
Kira sözleşmesi ve bedelinin maliye ve vergi dairesine bildirilip bildirilmediğiSözleşmenin sonradan düzenlenmiş bir belge olmadığının denetlenmesi
İşleten ve kiracının ticari defter ve kayıtlarıUzman bilirkişi incelemesiyle kira ilişkisinin doğrulanması
Fatura, ruhsat ve cari hesap hareketleriSözleşmenin yan delillerle desteklenip desteklenmediğinin değerlendirilmesi

Somut olayda bu belgelerin içeriği ve gerçekliği taraflar arasında tartışmalı olmadığından, Kurul ek bir araştırmaya gerek görmemiştir. Bu ayrım önemlidir: Kararın sonucu, kira sözleşmesinin, taahhütnamenin, faturanın ve vergi kaydının dosyada çekişmesiz biçimde bulunmasına dayanmaktadır. Sözleşmenin muvazaalı veya kazadan sonra düzenlendiği tartışılan dosyalarda Kurulun saydığı araştırma adımlarının ayrıca önem kazanacağı açıktır.

🔍 Kararda dikkat çeken yönler

  • Gün sayısı tek başına belirleyici değildir. Bölge adliye mahkemesi “bir aydan kısa” süreyi doğrudan kısa süreli kira saymıştı. Hukuk Genel Kurulu ise uzun süre kavramının belirli bir gün sayısına bağlanamayacağını, her olayın kendi koşullarıyla değerlendirileceğini belirterek on üç günlük kiralamada işletenliğin kiracıya geçtiğini kabul etmiştir.
  • Kiralama firmasının ticari faaliyeti sonucu değiştirmemiştir. Direnme kararında malikin kısa süreli kiralamalarla araçtan ekonomik yarar sağlamaya devam ettiği ileri sürülmüştü; Kurul ise kira süresince fiilî hâkimiyet ve ekonomik yararlanmanın kiracıya geçtiği sonucuna ulaşmıştır.
  • Belge düzeni sonucu etkilemiştir. Kira sözleşmesi, taahhütname, fatura ve vergi kaydının çekişmesiz olması, kira ilişkisinin üçüncü kişileri bağlayacak güçte kabul edilmesinde belirleyici olmuştur.
  • Özel Daire gerekçesi de aynen benimsenmemiştir. Bozma, Özel Dairenin eksik inceleme gerekçesiyle değil, değişik gerekçeyle yapılmıştır.
  • Sigortacının konumu ayrıca tartışılmamıştır. Hukuk Genel Kurulu kararı malikin işletenlik sıfatıyla sınırlıdır; zorunlu mali sorumluluk sigortacısının ve sürücünün sorumluluğuna ilişkin ayrı bir değerlendirme içermemektedir.

Aynı dosyada ilk derece mahkemesinin uyguladığı hatır taşıması indirimi için hatır taşıması indirimi ve ispat yazısına, araç malikinin farklı bir sorumluluk görünümü için ehliyetsiz sürücüde malike rücu yazısına bakılabilir. Kiralık araçların sigorta boyutu ise kiraya verilen araçta kasko klozu yazısında ele alınmıştır.

❓ Sık sorulanlar

Araç adına kayıtlı olan kişi trafik kazasından her zaman sorumlu mudur?

Karara göre hayır. Trafik kaydı işletenin kim olduğu konusunda güçlü bir karine oluşturur, ancak mutlak değildir. KTK’nın 3. maddesi uzun süreli kiralama, ariyet veya rehin hâllerinde kiracıyı, ariyet veya rehin alanı işleten olarak tanımlar. Araç üzerinde fiilî hâkimiyet ve ekonomik yararlanma uzun süreli olarak başkasına geçmişse, sicildeki malikin işletenlik sıfatı kalkabilir.

Kiralamanın “uzun süreli” sayılması için kaç gün gerekir?

Hukuk Genel Kurulu belirli bir gün sayısı öngörmemiştir. Kurula göre uzun süre kavramı gün sayısıyla sınırlı değildir ve her somut olayın özelliğine göre değerlendirilir. Bu dosyada on üç günlük kiralama, belgelerin çekişmesiz olması ve fiilî hâkimiyet ile ekonomik yararlanmanın kiracıya geçmesi nedeniyle uzun süreli kira olarak kabul edilmiştir. Sürenin değerlendirilmesi diğer dosyalarda farklı sonuç doğurabilir.

Kira sözleşmesinin varlığı hangi delillerle ortaya konur?

Kurul; aracın fiilen teslim edilip edilmediğinin, ekonomik yararlanmanın kime ait olduğunun, kira sözleşmesi ve bedelinin maliye ile vergi dairesine bildirilip bildirilmediğinin, tarafların ticari defter ve kayıtlarının bilirkişi aracılığıyla incelenmesini ve sözleşmenin fatura, ruhsat ve cari hesap hareketleri gibi yan delillerle desteklenip desteklenmediğinin değerlendirilmesini saymıştır. Delillerin üçüncü kişileri bağlayabilecek güçte olması gerektiği de vurgulanmıştır.

Hukuk Genel Kurulu kararıyla dava sona ermiş midir?

Hayır. Hukuk Genel Kurulu direnme kararını bozmuş ve dosyayı HMK 373/2 uyarınca kararı veren İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesine göndermiştir. Bölge adliye mahkemesi, işletenlik sıfatının aracı kiralayana geçtiğini gözeterek yeniden karar verecektir. Karar 10.09.2025 tarihinde oy çokluğuyla ve kesin olarak verilmiştir.

Detaylı bilgi ve hukuki destek için Savun Hukuk & Danışmanlık ile iletişime geçebilirsiniz. Ulaşım bilgileri iletişim sayfasında, serinin diğer yazıları Emsal Kararlar arşivinde yer almaktadır.

Bu yazı genel bilgilendirme amacı taşır; özet, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun Karar Arama sisteminde yayımlanan kararından ve bu kararda aktarılan ilk derece mahkemesi, bölge adliye mahkemesi ve Özel Daire gerekçelerinden derlenmiştir. Değerlendirme; kira sözleşmesi, taahhütname, fatura ve vergi kaydının taraflar arasında çekişmesiz olduğu, aracın kiralama firmasınca belirli bir süre için kiraya verildiği somut dosyaya dayanmaktadır; kira süresi, belge düzeni, fiilî hâkimiyet ve ekonomik yararlanma olguları farklı olan dosyalarda sonuç değişebilir. Yazı kullanılarak yapılan başvuru, dava ve savunmalardan Savun Hukuk sorumlu tutulamaz.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu