Ceza HukukuEmsal Kararlar

Bağlı Mağdura Yardım Etmemek – Yargıtay CGK 2026/126

Bir kişi elleri, ayakları ve ağzı bantlanmış hâlde bir odada çırpınırken, onu bu duruma getirenler yalnızca bekler ve hiçbir şey yapmazsa, ölüm hangi suçun sonucu sayılır? Darbeler hafiftir, adli tıp raporu yaraların tek başına öldürmeye elverişli olmadığını söyler; ölüm, kimsenin bilmediği bir kalp hastalığının stres ve eforla tetiklenmesiyle gelir. Böyle bir tabloda ceza hukuku üç ayrı kapıyı aralar: icrai davranışla kasten öldürme, ihmali davranışla kasten öldürme ve taksirle öldürme.

Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 04.03.2026 tarihli ve E.2024/542, K.2026/126 sayılı kararıyla, yağma amacıyla etkisiz hâle getirilen ve kalp krizi geçirerek ölen kişiye yardım etmeyen sanıkların eyleminin TCK m.83/2-b kapsamında ihmali davranışla kasten öldürme olduğunu kabul etmiş ve Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itirazını reddetmiştir. Taksirle öldürme ihtimali ise ön sorun olarak tartışılmış ve oy çokluğuyla reddedilmiştir.

Özetle: İlk derece mahkemesi sanıkları nitelikli kasten öldürme suçundan müebbet hapis cezasıyla cezalandırmış, bölge adliye mahkemesi istinaf başvurularını esastan reddetmişti. Yargıtay 1. Ceza Dairesi, eylemin icrai değil ihmali davranışla kasten öldürme olduğunu belirterek oy çokluğuyla bozmuş; Başsavcılık ise kastın icrai davranışla öldürmeye yönelik olduğunu ileri sürerek itiraz etmiştir. Ceza Genel Kurulu, sanıkların önceki davranışlarıyla maktulün hayatı için tehlike yaratarak garantör konumuna geçtiklerini, buna rağmen ölümü önleyecek hiçbir çaba göstermediklerini kabul etmiş; itirazı asıl uyuşmazlık yönünden oy birliğiyle reddetmiştir.

🧭 Üç ihtimal: icrai, ihmali, taksirli öldürme

Kararın değeri, öldürme suçlarının işleniş biçimlerini aynı olay üzerinde yan yana koymasındadır. Genel Kurul, Türk Ceza Kanunu’nun ölüm neticesini farklı suç tiplerine ayırdığını hatırlatır:

  • TCK m.81-82: Başkasının hayatını sona erdirmeye yönelik aktif, kasti bir hareket (icrai davranışla kasten öldürme).
  • TCK m.83: Başkasının hayatını korumakla hukuken yükümlü olan kişinin, ölümün gerçekleşeceğini bilerek bu yükümlülüğü yerine getirmemesi (ihmali davranışla kasten öldürme).
  • TCK m.85: Dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırılık nedeniyle, öngörülmeyen ya da istenmeyen ölüm (taksirle öldürme).
  • TCK m.87/4: Yaralama kastıyla hareket edilip ölüm meydana gelmesi; ancak bunun için yaralamanın basit tıbbi müdahaleyle giderilebilecek düzeyi aşması gerekir.

Genel Kurul, m.83’ün taksirli bir suç tipi olmadığını özellikle vurgulamıştır: bu suçta fail, yükümlü olduğu icrai davranışı öldürme kastıyla gerçekleştirmemelidir. Yükümlülük ihmali objektif özen yükümlülüğüne aykırılık şeklinde ortaya çıkmışsa, m.85’e benzer bir durum söz konusu olabilir.

⏱️ Bir saatlik olay akışı ve adli tıp bulguları

Kararda kabul edilen olaya göre sanıklar, önceden yapılan plan doğrultusunda kiralanan bir daireye maktulü getirmiş; kapı eşiğinde üzerine çullanarak darp etmiş, ardından antrede ellerini ve ayaklarını, bağırmaması için de ağzını bağlayıp bantlamıştır. Dışarıya ses gitmemesi için maktul yatak odasına sürüklenmiş ve odaya kapatılmıştır. Sanıklardan biri, bu hâldeki maktulün yanına giderek küfretmiş ve onu darp etmiştir.

Saat 20.48 civarında başlayan olayda, yaklaşık bir saat sonra daireye gelen ve hakkında beraat kararı verilen kişi, eve girer girmez maktulün nabzının atmadığını tespit etmiştir.

Tıbbi tablo, uyuşmazlığın asıl kaynağıdır. Adli Tıp Kurumu Birinci İhtisas Kurulunun 14.08.2017 tarihli raporuna göre:

  • travmatik değişimler tek başına ölüm meydana getirebilecek nitelikte değildir; darp izleri yaşamı tehlikeye sokmamış, etkileri basit tıbbi müdahaleyle giderilebilecek ölçüdedir;
  • zehirlenmeye ilişkin tıbbi delil yoktur;
  • maktulde kronik kalp damar hastalığı bulunmaktadır;
  • ölüm, maruz kalınan olayın efor ve stresinin tetiklediği ani kardiyak ölümdür ve olayla ölüm arasında tıbben illiyet bağı vardır.

Kalp rahatsızlığının ne maktulün ailesi ne de sanıklar tarafından bilindiği Genel Kurulca da kabul edilmiştir. Kast belirlemesinin ölçütleri (husumet, alet, darbe sayısı ve yeri, fiilin bırakılış biçimi) için öldürme kastı ile yaralama kastının ayrımı yazısına da bakılabilir.

📂 Yargılama süreci ve itiraz

Dosyanın aşamaları şöyle özetlenebilir:

  • Gebze 1. Ağır Ceza Mahkemesi, 12.06.2018 tarihinde sanıkları TCK m.82/1-h kapsamında nitelikli kasten öldürme suçundan, m.62/1 uygulanarak müebbet hapis cezasıyla cezalandırmıştır.
  • İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesi, 14.12.2018 tarihinde istinaf başvurularını esastan reddetmiştir.
  • Yargıtay 1. Ceza Dairesi, 14.02.2024 tarihinde eylemin TCK m.82/1-h, m.83/2-b ve m.83/3 uyarınca ihmali davranışla kasten öldürme olduğunu belirterek hükmü oy çokluğuyla bozmuştur. Karşı oydaki iki üye, sanıkların maktulün ölmesini bekleyerek bilerek ölümüne neden olduklarını ve icrai davranışla öldürme suçunun oluştuğunu savunmuştur.
  • Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı 08.04.2024 tarihinde itiraz etmiş; ağzın bezle kapatılıp bantlanmasıyla nefes almanın engellendiğini, ölümün sanıkların aktif ve icrai davranışlarına bağlı olarak çok kısa sürede gerçekleştiğini ileri sürmüştür.
  • Özel Daire, 23.10.2024 tarihinde oy çokluğuyla itirazı yerinde görmeyerek dosyayı Genel Kurula göndermiştir.

İnceleme, sanıklar hakkındaki nitelikli kasten öldürme hükümleriyle sınırlıdır. Yağma ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarından kurulan mahkûmiyetler Özel Dairece onanmıştı.

📎 Kararın tam metni: Ceza Genel Kurulu kararı, Yargıtay Karar Arama sisteminde yayımlanan hâliyle PDF olarak eklenmiştir; kişi adları kaynakta anonimdir, doktrin atıfları kısaltılmıştır.

🩺 Ön sorun: neden taksir değil?

Genel Kurul, asıl uyuşmazlıktan önce Yargıtay İç Yönetmeliği m.27 uyarınca sanıkların eyleminin taksirle öldürme suçunu oluşturup oluşturmadığını incelemiştir. Çoğunluğun gerekçesi şu basamaklardan oluşur:

  • Ölümle illiyet bağı bulunan davranış yalnızca hafif darbeler değildir; maktulü yaklaşık bir saat boyunca elleri, ayakları ve ağzı bantlı hâlde çırpınıp zor nefes almaya zorlayan cebir, sözlü şiddet ve tehdidin bütünüdür.
  • İlk anda bağlama hareketleriyle sanıkların ölümü objektif olarak öngöremedikleri kabul edilmiştir; ancak maktulün çırpındığı ve konuşmaya çalıştığı tüm sanıklarca görülmüştür.
  • Reşit ve hayat tecrübesi olan sanıklar, maktulün sıradan bir insan için bile tehlikeli bir duruma yavaş yavaş yaklaştığını öngörebilecek durumdadır.
  • Hareketlerin hiçbiri dikkatsizlik veya tecrübesizlik ürünü değildir; ölüm, hayati tehlikeye doğru olgunlaşan bir sürecin sonucudur.

Bu nedenle eylem taksirle öldürme olarak nitelendirilmemiştir. Kast ile taksir arasındaki sınırın başka bir görünümü için olası kast ile bilinçli taksir yazısı bu kararla birlikte okunabilir.

🔗 Garantör konumu ve TCK m.83

TCK m.83/2’ye göre ihmali ve icrai davranışın eşdeğer sayılabilmesi için kişinin ya (a) kanundan veya sözleşmeden doğan bir icrai davranış yükümlülüğü bulunmalı ya da (b) önceden gerçekleştirdiği davranış başkalarının hayatı bakımından tehlikeli bir durum oluşturmuş olmalıdır. Bu dosyada (b) bendi belirleyici olmuştur.

Genel Kurul olayı iki evreye ayırmıştır. İlk evrede, maktulün darp edilip bağlanması basit tıbbi müdahaleyle giderilebilecek ölçüde hafif ve icrai nitelikte müessir fiillerdir. İkinci evre, maktulün yatak odasına götürülüp yalnız bırakılmasıyla başlar: sanıklar bu “öncü davranışla” maktulün hayatı için tehlike yaratmış ve artık onun vücut bütünlüğü ile hayatı bakımından garantör konumuna geçmiştir.

Bu konumdaki sanıkların yapmadıkları şeyler kararda tek tek sayılmıştır:

  • nefes almakta zorlanan maktulün ağzındaki bantı çözmemek;
  • acil sağlık hizmetini aramamak;
  • maktulü hastaneye götürmemek;
  • ölüm neticesini engelleyebilecek herhangi bir yardım veya çaba göstermemek.

Genel Kurul sonuçta eylemin TCK m.83/2-b uyarınca ihmali davranışla kasten öldürme olduğunu, cezanın ise m.82/1-h’deki nitelikli kasten öldürme yaptırımı dikkate alınarak belirlenmesi gerektiğini kabul etmiştir. Başsavcılığın icrai öldürme tezi bu nedenle reddedilmiştir.

🗣️ Karşı oyun bakışı

Ön sorunda çoğunluğa katılmayan karşı oy yazısı, olayı netice sebebiyle ağırlaşmış suç kurgusuyla değerlendirmiştir. Onlara göre:

  • sanıkların kastı ve fiilleri yağma suçuna özgülenmiştir, öldürme kastı yoktur;
  • basit tıbbi müdahaleyle giderilebilecek yaralama, ölüm bakımından illi değer taşımakla birlikte tek başına öldürmeye elverişli değildir ve yağmanın cebir unsurunu oluşturur;
  • ölüm, sanıklarca bilinmeyen kalp rahatsızlığının eyleme eklenmesiyle meydana gelmiştir;
  • sorumluluk TCK m.23 delaletiyle m.85 kapsamında, yani taksirle öldürme olarak değerlendirilmelidir.

Karşı oy, yumruk sonucu bilinmeyen kalp hastalığının tetiklenmesiyle oluşan ölümü taksirle öldürme sayan 18.09.2018 tarihli Genel Kurul kararını da örnek göstermiştir. Çoğunluk ise bu dosyada fark yaratan unsurun tek bir darbe değil, saatlerce süren kontrol ve yardımın bilerek esirgenmesi olduğunu kabul etmiştir.

⚖️ Cezaya etkisi

Nitelendirmenin pratik sonucu ceza aralığındadır. TCK m.83/3’e göre belli bir yükümlülüğün ihmali ile ölüme neden olan kişi hakkında temel ceza olarak ağırlaştırılmış müebbet yerine yirmi yıldan yirmi beş yıla kadar, müebbet yerine on beş yıldan yirmi yıla kadar, diğer hâllerde on yıldan on beş yıla kadar hapis cezasına hükmolunabilir; kanun cezada indirim yapılmayabileceğini de öngörür.

GörüşNitelendirmeDayanak
İlk derece ve Başsavcılıkİcrai davranışla nitelikli kasten öldürmeTCK m.82/1-h
Özel Daire ve Genel Kurul çoğunluğuİhmali davranışla kasten öldürmeTCK m.83/2-b, m.83/3, m.82/1-h
Ön sorunda karşı oyTaksirle öldürmeTCK m.23 ve m.85

Genel Kurul, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itirazının reddine ve dosyanın mahalline gönderilmek üzere Başsavcılığa tevdiine karar vermiştir. Karar, ön sorun yönünden oy çokluğuyla, asıl uyuşmazlık yönünden oy birliğiyle alınmıştır.

❓ Merak edilenler

Sanıklar maktulün kalp hastası olduğunu bilmiyorsa kasttan söz edilebilir mi?

Genel Kurula göre bilinmeyen kalp hastalığı, ilk andaki bağlama hareketleri bakımından ölümün öngörülemediği sonucunu doğurmuştur. Ancak sonraki süreçte maktulün çırpındığı ve nefes almakta zorlandığı görülmüş, sanıkların tehlikenin arttığını fark etmelerine rağmen bir şey yapmadıkları kabul edilmiştir. Kast değerlendirmesi bu ikinci evreye dayandırılmıştır.

Garantör olmak için mutlaka kanuni bir görev mi gerekir?

Hayır. TCK m.83/2-b, kişinin önceden gerçekleştirdiği davranışın başkasının hayatı bakımından tehlikeli bir durum oluşturmasını da yeterli sayar. Bu dosyada sanıkların garantörlüğü, maktulü bağlayıp odaya kapatarak yarattıkları tehlikeden doğmuştur.

Neden kasten yaralama sonucu ölüme neden olma (m.87/4) uygulanmadı?

Kararda açıklandığı üzere m.87/4’ün uygulanması için yaralamanın basit tıbbi müdahaleyle giderilebilecek düzeyi aşması gerekir. Adli tıp raporu darp izlerinin bu düzeyde kaldığını belirlediğinden, tartışma icrai öldürme, ihmali öldürme ve taksirle öldürme ihtimalleri üzerinde yoğunlaşmıştır.

Yağma ve hürriyetten yoksun kılma mahkûmiyetleri ne oldu?

Bu hükümler Özel Daire tarafından onanmıştır ve Genel Kurulun incelemesi dışında kalmıştır. Maktulün nabzını kontrol eden kişi hakkındaki beraat hükümleri de onanmıştır. Genel Kurulun incelemesi yalnızca nitelikli kasten öldürme hükümleriyle sınırlıdır.

Detaylı bilgi ve hukuki destek için Savun Hukuk & Danışmanlık ile iletişime geçebilirsiniz. İletişim sayfasından ulaşım bilgilerine, Emsal Kararlar arşivinden serinin diğer yazılarına erişilebilir.

Bu yazı genel bilgilendirme amacı taşır; Yargıtay Ceza Genel Kurulunun Karar Arama sisteminde yayımlanan kararı esas alınarak hazırlanmıştır. Değerlendirme, olay anlatımı ve adli tıp bulguları dosyada kesinleşmiş kabule dayanan somut bir uyuşmazlığa ilişkindir; fiillerin süresi, failin tehlikeyi fark edip etmediği ve tıbbi rapor içerikleri farklı olan dosyalarda sonuç değişebilir. Yazı kullanılarak yapılan başvuru, dava ve savunmalardan Savun Hukuk sorumlu tutulamaz.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu