Ceza HukukuEmsal Kararlar

Mahpus Eşlerin Çocuklarla Ortak Görüşü – AYM 2023/19914

Anne ve babanın ikisi de aynı ceza infaz kurumu yerleşkesinde kalıyorsa, onları ziyarete gelen çocuklar her görüş gününde bir tercih yapmak zorunda mıdır: ya annesiyle ya babasıyla? Bir hükümlünün infaz hâkimliğine taşıdığı bu soru, kurum düzeni gerekçesiyle iki kez reddedildikten sonra Anayasa Mahkemesinin önüne gelmiştir. Mahkeme, talebin çocukların üstün yararı hiç tartışılmadan geri çevrilmesini aile hayatına saygı hakkının ihlali olarak değerlendirmiştir.

Anayasa Mahkemesi Birinci Bölümü, 22.07.2026 tarihli ve 2023/19914 başvuru numaralı kararıyla, Anayasa’nın 20. maddesinde güvence altına alınan aile hayatına saygı hakkının ihlal edildiğine oybirliğiyle hükmetmiş ve başvurucuya net 50.000 TL manevi tazminat ödenmesine karar vermiştir.

Kısa özet: Aynı yerleşkede mahpus olan eşlerden biri, eşiyle ve ziyarete gelen çocuklarıyla aynı anda görüşme yapmak istemiştir. İnfaz hâkimliği talebi kurum düzeni ve disiplininin bozulabileceği gerekçesiyle reddetmiş, ağır ceza mahkemesi itirazı kesin olarak reddetmiştir. Anayasa Mahkemesi, 2019/19455 başvuru numaralı önceki kararındaki ilkeyi uygulayarak, çocukların üstün yararının hiç incelenmediğini ve ret gerekçesinin ilgisiz ve yetersiz olduğunu tespit etmiştir.

👨‍👩‍👧 Aynı yerleşkede iki mahpus, bir ziyaret günü

Başvurucu, olay tarihinde hükümlü olarak Elmalı T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda bulunmaktadır. Eşi de mahpustur ve aynı yerleşkede kalmaktadır. Çiftin iki çocuğu, dışarıdan ziyaretçi olarak kuruma gelmektedir.

Başvurucunun anlattığı uygulama şöyledir: Eşiyle görüş yaptığında çocuklarıyla görüşememekte, çocuklarıyla görüş yaptığında ise eşini görememektedir. Yani aile, aynı kurumun sınırları içinde bulunmasına rağmen bir araya gelememektedir. Başvurucu bu durumun aile bütünlüğünü zedelediğini, kendisini ve çocuklarını manevi olarak yıprattığını ve çocukların menfaatlerinin hiç dikkate alınmadığını ileri sürmüştür.

Talep son derece somuttur: eş ve çocuklarla aynı anda görüşebilmek. Başvurucu, bunun için 26.01.2023 tarihinde Elmalı İnfaz Hâkimliğine şikâyet dilekçesi vermiştir.

⚖️ İnfaz hâkimliği ve itiraz aşaması

İnfaz hâkimliği, 10.02.2023 tarihinde şikâyeti reddetmiştir. Ret gerekçesi kısadır: talebin kabul edilmesi hâlinde kurum düzeninin sağlanması zorlaşacak, kurum disiplini ve düzeni bozulabilecektir. Kararda, ailenin özel durumuna, çocukların yaşına ya da ortak görüşün hangi koşullarda yapılabileceğine ilişkin bir değerlendirme yer almamıştır.

Başvurucunun itirazını inceleyen Elmalı Ağır Ceza Mahkemesi, 27.02.2023 tarihinde usule ve kanuna aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle itirazı kesin olarak reddetmiştir. Başvurucu nihai kararı 03.03.2023’te öğrenmiş ve 15.03.2023’te bireysel başvuruda bulunmuştur. Başvuru incelenirken, 08.02.2024 tarihinde denetimli serbestliğe nakledilerek tahliye edilmiştir.

Bireysel başvuruda başvurucu, aile hayatına saygı hakkının yanında gerekçeli karar hakkı ve haberleşme özgürlüğünün de ihlal edildiğini ileri sürmüştür. Mahkeme ise başvurunun bütününü aile hayatına saygı hakkı kapsamında incelemiştir. Adalet Bakanlığı görüşünde somut olayın kendine özgü koşullarının dikkate alınması gerektiğini belirtmekle yetinmiş, başvurucu da bu görüşe karşı beyanda bulunmamıştır. Ödeme gücünden yoksun olduğunu bildiren başvurucunun adli yardım talebi de kabul edilmiştir.

📚 Mahkemenin dayandığı önceki karar

Kararın kısa olmasının nedeni, Anayasa Mahkemesinin bu meseleyi daha önce ayrıntılı biçimde çözmüş olmasıdır. Mahkeme, 02.03.2023 tarihli ve 2019/19455 başvuru numaralı Birinci Bölüm kararında ortaya koyduğu ilkeleri hatırlatmıştır:

  • Mahpusların aileleri ve yakınlarıyla iletişimini sürdürecek önlemleri almak, devletin pozitif yükümlülüğüdür.
  • Hukuka uygun bir tutulmanın kaçınılmaz sonucu olarak aile içi temasın bir ölçüde sınırlanması doğaldır; ancak bu sınırlama asgari teması ortadan kaldırmamalıdır.
  • Teknik veya fiziki imkânların bulunmaması, mahpusun ailesiyle asgari düzeyde temas kuramamasının gerekçesi olarak gösterilemez.
  • Tüm işlem ve eylemlerde, Anayasa’nın 41. maddesinde ifade edilen çocuğun yüksek yararı gözetilmelidir.
  • Aynı yerleşkede tutulan eşlerin küçük yaştaki çocuklarıyla aynı anda görüşme talebi, kamu makamlarının katlanması gereken makul bir külfettir; bu talebin yerine getirilmemesi pozitif yükümlülüğün ihlali için yeterlidir.

Mahkeme, somut olayda bu sonuçtan ayrılmayı gerektiren bir durum bulunmadığını belirtmiştir. Bu yönüyle 2023/19914 sayılı karar, yerleşik içtihadın tekrar uygulandığı bir karar niteliğindedir; ancak meselenin infaz uygulamasında hâlâ karşılaşılan bir sorun olduğunu da göstermektedir.

📎 Karar metni: Anayasa Mahkemesi kararı, Kararlar Bilgi Bankasında yayımlanan metinden derlenmiştir; heyet, raportör ve başvurucu bilgileri derlemeye alınmamıştır.

🔍 Kurum düzeni gerekçesi neden yetmedi?

Kararın en öğretici kısmı, Mahkemenin ret gerekçesine yönelttiği eleştiridir. Anayasa Mahkemesine göre başvurucunun talebi değerlendirilirken çocukların üstün yararının neyi gerektireceği konusunda ne idari ne de yargısal makamlar bir inceleme yapmıştır. Talep, mevcut koşullar göz önüne alınmadan ve hiçbir somut değerlendirme yapılmadan reddedilmiştir.

Burada dikkat çeken nokta, Mahkemenin “kurum düzeni” kavramını tek başına geçersiz saymamasıdır. Kurum güvenliği ve disiplin, infaz hukukunda meşru amaçlar arasındadır. Sorun, bu amacın soyut bir ifadeyle anılıp somut olayla ilişkilendirilmemesidir. Hangi düzen sorununun ortaya çıkacağı, ortak görüşün neden mümkün olmadığı, başka bir düzenlemeyle (örneğin farklı bir saat veya görüş biçimiyle) sağlanıp sağlanamayacağı tartışılmamıştır.

Mahkeme bu durumu şu şekilde nitelemiştir: Çocukların üstün yararı dikkate alınmadan ilgisiz ve yetersiz gerekçelerle verilen karar, çocukların aileleriyle temasının yeterli şekilde sağlanması ve aile birliğinin korunması konusunda devlete yüklenen pozitif yükümlülüklere aykırıdır. Sonuçta anayasal yükümlülüklerin gerisinde kalındığı ve aile hayatına saygı hakkının ihlal edildiği sonucuna varılmıştır.

Bu yaklaşım, ihlal kararının mahpusun kendi hakkı üzerinden kurulmasına rağmen değerlendirmenin merkezine çocukları yerleştirmektedir. Çocuklar dışarıdan gelen ziyaretçilerdir; anne ile babayı ayrı ayrı görmek zorunda bırakılmaları, onların aile bağını da doğrudan etkilemektedir. Mahpusların aile bağlarına ilişkin farklı bir uyuşmazlık için aileye yakın cezaevine nakil yazısına da bakılabilir.

💰 Tazminat ve yeniden yargılama

Başvurucu, ihlalin tespitiyle birlikte 500.000 TL maddi ve 1.000.000 TL manevi tazminat istemiştir. Mahkemenin giderim değerlendirmesi üç noktada toplanmaktadır:

TalepMahkemenin kararı
Yeniden yargılamaBaşvurucu tahliye olduğundan hukuki yarar görülmedi
Manevi tazminat (1.000.000 TL istendi)Net 50.000 TL’ye hükmedildi
Maddi tazminat (500.000 TL istendi)İhlal ile iddia edilen zarar arasında illiyet bağı bulunmadığından reddedildi

Ödemenin, kararın tebliğinden sonra Hazine ve Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına; gecikme hâlinde bu sürenin bittiği tarihten ödeme tarihine kadar yasal faiz uygulanmasına karar verilmiştir. Kararın bir örneği, infaz hâkimliği dosyasına (E.2023/342, K.2023/463) ve Adalet Bakanlığına gönderilmiştir.

Yeniden yargılamanın reddedilmesi, ihlalin giderilme biçiminin başvurucunun güncel durumuna göre belirlendiğini göstermektedir. Tahliye nedeniyle artık ortak görüş talebi bulunmadığından, eski hâle getirme amacı manevi tazminatla karşılanmıştır.

📖 Ziyaret ve görüş kuralları ile kararın yeri

5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’un 83. maddesine göre hükümlü; belgelendirilmesi koşuluyla eşi, üçüncü dereceye kadar kan ve kayın hısımları ile vasisi veya kayyımı tarafından haftada bir kez ziyaret edilebilir. Görüşlerin koşul ve süreleri Adalet Bakanlığınca hazırlanan yönetmelikle düzenlenir ve kapalı ya da açık olmak üzere iki biçimde yaptırılır. Maddenin dördüncü fıkrası ise belirli suç türlerinden hükümlü olanların görüşmelerinin, kurum güvenliği gibi amaçlarla dinlenebileceğini ve kaydedilebileceğini öngörmektedir.

83. madde, aynı kurumda bulunan iki mahpus eşin dışarıdan gelen çocuklarıyla birlikte görüşmesine ilişkin ayrı bir hüküm içermemektedir. Görüşün nasıl yaptırılacağı konusunda idarenin ve infaz hâkimliğinin takdir yetkisi devreye girmektedir. Anayasa Mahkemesinin kararı, bu takdirin nasıl kullanılacağına ilişkin bir ölçüt koymaktadır:

  • Talep, çocukların üstün yararı açısından somut olarak tartışılmalıdır.
  • Kurum düzeni gerekçesi, olayın koşullarıyla ilişkilendirilmeden yeterli kabul edilmemektedir.
  • Ortak görüş talebi, kamu makamlarının katlanması beklenen makul bir külfet olarak görülmektedir.
  • İtiraz merciinin “usul ve yasaya uygun” ibaresiyle yetinmesi, ilk derecedeki eksikliği gidermemektedir.

Mahpusların aile ve yakınlarıyla iletişimine ilişkin bir başka örnek için nişanlıyla telefon görüşme hakkı yazısı incelenebilir. İki kararda da Mahkeme, sınırlamanın varlığından çok gerekçenin niteliği üzerinde durmaktadır.

❓ Sorular ve cevaplar

Karar, mahpus eşlere her durumda çocuklarla ortak görüş hakkı tanıyor mu?

Karar, ortak görüş talebini makul bir külfet olarak nitelemekte ve reddin çocukların üstün yararı incelenmeden yapılmasını ihlal saymaktadır. Somut olayda kurum düzeni gerekçesi soyut kaldığı için ihlal bulunmuştur; farklı ve somut gerekçelerin bulunduğu dosyalarda değerlendirme bu gerekçelerin niteliğine göre yapılacaktır.

Gerekçeli karar hakkı ve haberleşme özgürlüğü iddiaları ne oldu?

Başvurucu bu iddiaları da ileri sürmüştür; ancak Anayasa Mahkemesi başvurunun tamamını aile hayatına saygı hakkı kapsamında incelemiş ve ihlal sonucunu bu hak üzerinden kurmuştur.

Başvurucu tahliye edildiği hâlde başvuru neden incelendi?

Tahliye, geçmişte yaşanan ihlalin incelenmesine engel olmamıştır. Tahliye yalnızca giderim aşamasında etkili olmuş; yeniden yargılamada hukuki yarar görülmemiş, ihlalin sonuçları manevi tazminatla karşılanmıştır.

Maddi tazminat talebi neden reddedildi?

Mahkeme, başvurucunun uğradığını ileri sürdüğü maddi zarar ile tespit edilen ihlal arasında illiyet bağı bulunmadığını belirtmiştir. Ortak görüşün engellenmesi manevi bir zarar olarak değerlendirilmiş ve 50.000 TL net manevi tazminata hükmedilmiştir.

Detaylı bilgi ve hukuki destek için Savun Hukuk & Danışmanlık ile iletişime geçebilirsiniz. İletişim sayfasında ulaşım bilgileri, Emsal Kararlar arşivinde ise serinin diğer yazıları yer almaktadır.

Bu yazı genel bilgilendirme amacı taşır; özet, Anayasa Mahkemesi Birinci Bölümünün Kararlar Bilgi Bankasında yayımlanan bireysel başvuru kararından derlenmiştir. Değerlendirme, aynı yerleşkede mahpus olan eşlerin çocuklarıyla ortak görüş talebinin gerekçesiz reddedildiği bir dosyaya dayanır; kurumun fiziki koşulları, görüş türü ve ret gerekçeleri farklı olan dosyalarda farklı sonuç doğabilir. Yazı kullanılarak yapılan başvuru, dava ve savunmalardan Savun Hukuk sorumlu tutulamaz.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu