Emsal KararlarForex Hukuku

Borsa Payı Devrinde Zamanaşımı – İst. BAM 43. HD 2025/1848

Bir aracı kurumun paylarını satan kişi, sözleşmeye “şirketin elindeki Borsa İstanbul paylarını satışa dahil etmiyorum, bunlar bana devredilecek” diye bir kayıt koydurursa ve bu paylar o tarihte hukuken devredilemiyorsa, devir talebi için zamanaşımı hangi günden itibaren işler? Sözleşmenin imzalandığı gün mü, yoksa devrin hukuken mümkün hâle geldiği gün mü? İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi, dokuz yıl önce imzalanan bir pay devir sözleşmesine dayanan davada bu soruyu ikinci ihtimalden yana cevaplamıştır.

İstanbul BAM 43. Hukuk Dairesi, 11.12.2025 tarihli ve E.2024/1592, K.2025/1848 sayılı kararıyla, davayı zamanaşımı nedeniyle reddeden ilk derece mahkemesi kararını kaldırmış ve dosyayı esasın incelenmesi için mahkemesine geri göndermiştir. Karar oy birliğiyle ve kesin olarak verilmiştir.

Kısa özet: Bir aracı kurumun tüm paylarına sahip olan davacı, 2014 yılında yaptığı iki sözleşmeyle bu payları bir danışmanlık şirketine satmış; ancak aracı kuruma Borsa İstanbul tarafından bedelsiz tahsis edilen C grubu payların satışa dahil olmadığını ve kendisine devredileceğini kayıt altına almıştır. Paylar devredilmeyince 2023 yılında dava açılmıştır. İlk derece mahkemesi, sözleşme tarihinden itibaren beş yıllık sürenin dolduğu gerekçesiyle davayı reddetmiştir. Daire ise sözleşme tarihinde Borsa İstanbul esas sözleşmesi bu payların grup dışına devrine izin vermediği için edimin o tarihte imkânsız olduğunu, alacağın ancak 07.03.2019 tarihli esas sözleşme değişikliğiyle muaccel hâle geldiğini kabul etmiş; dava tarihinde beş yıllık sürenin dolmadığına karar vermiştir.

🏦 Bedelsiz C grubu paylar nereden geldi?

6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu’nun 138. maddesi, İstanbul Menkul Kıymetler Borsası’nın yerini alacak Borsa İstanbul Anonim Şirketi’nin kuruluşunu düzenlemiş ve sermayenin bir kısmının borsanın o tarihteki üyelerine bedelsiz devredilmesini öngörmüştür. Karar metnine göre Borsa İstanbul, 13.07.2013 tarihli yazısıyla aracı kurumlara C grubu ortaklık paylarını bedelsiz olarak tahsis etmiş; uyuşmazlığa konu aracı kuruma da 15.971.094 adet C grubu pay isabet etmiştir.

Bu payların özelliği, Borsa İstanbul’un o dönemki esas sözleşmesine göre yalnızca C grubu pay edinebilecek kişilere, yani belirli bir grup içinde devredilebilmeleridir. Dairenin, Sermaye Piyasası Kurulu’nun dosyaya gönderdiği 04.12.2023 tarihli yazıya dayanan tespitine göre, bu payların grup dışındaki kişilere devri ancak SPK’nın 07.03.2019 tarihli ve 13/335 sayılı kararıyla onaylanan esas sözleşme değişikliğinden sonra mümkün hâle gelmiş; bu devirler için de SPK izni aranmaya devam etmiştir.

Aynı pay grubunun kime ait olduğu, sitede daha önce ele alınan farklı bir uyuşmazlıkta da tartışılmıştı. O dosyada yetki belgelerini satan eski aracı kurum ile belgeleri satın alan kuruluş arasındaki hak sahipliği incelenmişti; ayrıntılar için bedelsiz Borsa İstanbul payı ve yetki belgesi satışı yazısına bakılabilir. Bu yazıdaki dosyada ise mesele, hak sahipliği değil, sözleşmeden doğan devir talebinin zamanında ileri sürülüp sürülmediğidir.

📑 2014 sözleşmeleri ve “dışarıda bırakılan” paylar

Karar metnine yansıyan olay akışı şöyledir:

  1. Davacı, bir aracı kurumun paylarının tamamına sahiptir.
  2. 14.02.2014 tarihli alım-satım sözleşmesiyle payların yüzde 45’i bir danışmanlık şirketine satılmıştır. Sözleşmenin “Giriş Beyanları” bölümünde, Borsa İstanbul tarafından aracı kuruluşlara ücretsiz tahsis edilen ve yüzde 4 oranına karşılık gelen C grubu payların satışa dahil olmadığı, bunlara ilişkin tüm hak ve yükümlülüklerin hiçbir kısıtlama olmaksızın satıcıya ya da onun kuruluşlarından birine devredileceği yazılmıştır.
  3. 25.09.2014 tarihli ek hisse devir sözleşmesiyle kalan yüzde 55’lik pay da aynı alıcıya devredilmiştir. Ek sözleşme, ilk sözleşmenin hükümlerinin devam ettiğini açıkça belirtmektedir.
  4. C grubu paylar devredilmemiş; davacı, aracı kurumun sermaye piyasası faaliyetlerini durdurmak için SPK’ya başvurduğunu öğrendiğini ileri sürerek 18.04.2023 tarihinde dava açmış ve payların devriyle birlikte ihtiyati tedbir istemiştir.

Davalılar ise talebin TBK m.147/4 uyarınca beş yıllık zamanaşımına uğradığını, ek sözleşmenin 3.3. maddesiyle davacının tüm haklarını devrettiğini ve harcın eksik yatırıldığını savunmuştur.

⏳ İlk derece mahkemesinin zamanaşımı hesabı

İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesi 04.06.2024 tarihinde verdiği kararda, hisse devir sözleşmesinden kaynaklanan alacak davalarında zamanaşımının beş yıl olduğunu kabul etmiştir. Mahkeme, süreyi sözleşme tarihi olan 14.02.2014’ten başlatmış; dava 18.04.2023’te açıldığı için sürenin dolduğu sonucuna varmıştır. Bu gerekçeyle dava esasa girilmeden reddedilmiştir.

Karara her iki taraf da itiraz etmiştir. Davacı, uyuşmazlığın bir ortaklık ilişkisi değil satım ilişkisi olduğunu ve on yıllık sürenin uygulanması gerektiğini; bu kabul edilmese bile alacağın SPK yazıları ve bilirkişi raporunda belirtildiği gibi 07.03.2019 tarihinde muaccel olduğunu ileri sürmüştür. Davalılar ise ret kararını yerinde bulmakla birlikte, zamanaşımı nedeniyle verilen ret kararında nispi vekâlet ücretine hükmedilmesi gerektiğini savunmuştur.

📎 Karar metni: İstanbul BAM 43. Hukuk Dairesi kararı, Bedesten (mevzuat.adalet.gov.tr) üzerinden yayımlanan hâliyle derlenmiş; Yargıtay Karar Arama sisteminden doğrulanmıştır. Metindeki şahıs adı ve doktrin atıfları çıkarılmıştır.

⚖️ Dairenin yaklaşımı ve sonuç

Daire, değerlendirmesini iki aşamada yapmıştır.

Süre beş yıldır. Daireye göre taraflar arasındaki sözleşmeler nitelik itibarıyla satım sözleşmesi olsa da anonim şirket ortaklığına ilişkin sözleşmelerdir. TBK m.147/4, bir ortaklıkta ortaklık sözleşmesinden doğan ve ortakların birbirleri veya ortaklıkla aralarındaki alacaklar için beş yıllık süre öngörür. Daire, bu hükmün uygulanmasında alacağın satış, bağış veya başka bir alt ilişkiden doğmasının önem taşımadığını, kişiler arasında ve ortaklıktan kaynaklanmasının yeterli olduğunu belirtmiş; Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin önceki kararlarına atıfla davacının on yıllık süre iddiasını kabul etmemiştir.

Ancak süre 2014’te başlamaz. TBK m.149’a göre zamanaşımı alacağın muaccel olmasıyla işlemeye başlar; TBK m.90’a göre ise ifa zamanı kararlaştırılmamışsa borç doğduğu anda muaccel olur. Sözleşmede C grubu payların ne zaman devredileceği belirlenmemiştir. Daire, bu noktada muacceliyetin ayrıca tespit edilmesi gerektiğini vurgulamış ve imkânsızlık kavramına başvurmuştur.

Sonuç olarak Daire, 14.02.2014 tarihinde Borsa İstanbul esas sözleşmesi uyarınca payların davacıya devrinin objektif olarak imkânsız olduğunu, 07.03.2019 tarihli değişiklikle devrin mümkün hâle geldiğini ve geçici imkânsızlık ortadan kalktığı için alacağın bu tarihte muaccel olduğunu kabul etmiştir. 18.04.2023 tarihli dava, bu başlangıca göre beş yıllık süre içinde açılmıştır. İlk derece kararı HMK m.353/1-a-6 uyarınca kaldırılmış, tarafların diğer istinaf itirazları kaldırma kararının niteliği gereği incelenmemiştir.

🧩 Geçici imkânsızlık ve muacceliyet

Kararın en öğretici kısmı, imkânsızlık türleri arasında yaptığı ayrımdır. Daire, gerekçesinde şu çerçeveyi çizmiştir:

  • Başlangıçtaki objektif imkânsızlık (TBK m.27): Sözleşme kurulurken edim herkes için imkânsızsa sözleşme kesin hükümsüzdür. İmkânsızlığı bilen veya bilmesi gereken taraf, karşı tarafın menfi zararından sorumlu olabilir.
  • Sonraki imkânsızlık (TBK m.136): Edim sözleşmeden sonra borçlunun sorumlu tutulamayacağı sebeple imkânsızlaşırsa borç sona erer; borçlu sorumluysa TBK m.112’deki genel tazmin hükmü uygulanır.
  • Geçici imkânsızlık: Engel kalıcı değilse, taraflar ahde vefa ilkesi gereği kural olarak sözleşmeyle bağlı kalır. Kararda Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun “akde tahammül süresi” kavramına da yer verilmiştir.
  • Başkasına ait şeyin satımı: Satıcının satış anında malik olması şart değildir; borç doğuran sözleşme geçerlidir, ifa edilemezse tazminat gündeme gelir.

Daire, somut olayda devri engelleyen şeyin bir hukuki düzenleme, yani Borsa İstanbul’un esas sözleşmesi olduğunu ve bu engelin SPK onaylı değişiklikle kalktığını tespit etmiştir. Böylece sözleşmenin geçersizliği yerine, edimin talep edilebilir hâle gelmesinin ertelendiği sonucuna ulaşılmıştır. Dairenin kabulüne göre engel devam ettiği sürece alacak muaccel değildir; muaccel olmayan alacak için de zamanaşımı işlemez.

Bu yaklaşım, sermaye piyasasında devri izin veya esas sözleşme şartına bağlı paylar bakımından önem taşır. Pay devir sözleşmelerinde bazı payların “ileride devredilmek üzere” dışarıda bırakılması uygulamada görülen bir yöntemdir. Kararın mantığına göre bu tür bir taahhütte sürenin başlangıcı, sözleşmenin imza tarihine göre değil, devrin hukuken mümkün olduğu tarihe göre belirlenebilir.

🔍 İbra ve “tüm haklar devredildi” savunmaları

Davalılar zamanaşımı dışında iki savunmaya daha dayanmıştır. Daire her ikisini de bu aşamada yerinde görmemiştir:

  • Ek sözleşmenin 3.3. maddesi: Davalılar, davacının bu madde ile tüm haklarını devrettiğini ileri sürmüştür. Daire, dava konusu payların devredildiğine dair hiçbir düzenleme bulunmadığını belirtmiştir.
  • Makbuz ve ibra: Dosyadaki makbuzda davacı, alıcı şirketi payların satış bedeli bakımından ibra etmiştir. Daire, bu belgenin aracı kurum paylarının bedeline ilişkin olduğunu, Borsa İstanbul paylarına dair bir ibra içermediğini; aksine 14.02.2014 ve 25.09.2014 tarihli sözleşmelerin “süre sınırlaması olmaksızın cari” ve hükümlerinin saklı olduğunu belirttiğini vurgulamıştır.

Bu tespitler, bir ibranamenin kapsamının metnindeki ifadelere göre dar yorumlandığını göstermektedir. Bedel ibrası, sözleşmeden doğan başka bir edimin ifa talebini kendiliğinden ortadan kaldırmamıştır.

Kararın sınırlarını da belirtmek gerekir: Daire yalnızca zamanaşımı itirazını incelemiştir. Payların davacıya devrinin gerekip gerekmediği, SPK izninin sonuca etkisi ve davalıların diğer itirazları ilk derece mahkemesinin yeniden yapacağı yargılamada değerlendirilecektir.

❓ Sık sorulanlar

Pay devir sözleşmesinden doğan taleplerde zamanaşımı kaç yıldır?

Bu kararda Daire, anonim şirket paylarının devrine ilişkin ve ortaklıkla bağlantılı sözleşmelerden doğan alacaklara TBK m.147/4’teki beş yıllık sürenin uygulanacağını kabul etmiştir. Davacının on yıllık genel süre iddiası, sözleşmenin satım niteliği taşıdığı gerekçesiyle kabul görmemiştir.

Süre neden sözleşme tarihinden başlatılmadı?

Zamanaşımı alacağın muaccel olduğu günden işler. Sözleşmede devir tarihi belirlenmemiş, sözleşme tarihinde ise Borsa İstanbul esas sözleşmesi C grubu payların grup dışına devrine izin vermiyordu. Daire, devrin 07.03.2019 tarihli esas sözleşme değişikliğiyle mümkün hâle geldiğini ve sürenin bu tarihten başladığını kabul etmiştir.

Daire payların devrine de karar verdi mi?

Hayır. Karar yalnızca zamanaşımı nedeniyle verilen ret hükmünü kaldırmıştır. Davanın esası, yani payların devredilip devredilmeyeceği ve diğer savunmalar, dosyanın geri gönderildiği ilk derece mahkemesinde incelenecektir.

Satış bedeli için verilen ibra, diğer haklardan da vazgeçme sayılır mı?

Bu dosyada sayılmamıştır. Daire, makbuzdaki ibranın yalnızca devredilen aracı kurum paylarının bedeline ilişkin olduğunu, Borsa İstanbul payları hakkında bir ibra içermediğini ve sözleşmelerin hükümlerinin saklı tutulduğunu tespit etmiştir.

Detaylı bilgi ve hukuki destek için Savun Hukuk & Danışmanlık ile iletişime geçebilirsiniz. Ulaşım bilgileri iletişim sayfasında, serinin diğer yazıları Emsal Kararlar arşivinde yer almaktadır.

Bu yazı genel bilgilendirme amacı taşır; özet, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesinin Bedesten üzerinden yayımlanan kararından derlenmiştir. Değerlendirme, devri esas sözleşme şartına bağlı Borsa İstanbul paylarına ilişkin tek bir dosyaya ve yalnızca zamanaşımı itirazına dayanır; sözleşme hükümleri, devir kısıtları ve tarihleri farklı olan dosyalarda farklı sonuçlara ulaşılabilir. Yazı kullanılarak yapılan başvuru, dava ve savunmalardan Savun Hukuk sorumlu tutulamaz.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu