Yolcu İşletenin Trafik Sigortası – Yargıtay HGK 2026/308

Trafik kazasında yolcu koltuğunda yaralanan herkes, aracın zorunlu trafik sigortacısına karşı “üçüncü kişi” midir? Araç ruhsatta başka birinin adına kayıtlıysa, yaralanan yolcu aracın asıl kullanıcısı olsa bile sigortadan tazminat isteyebilir mi? Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, boşanma sürecindeki eşinin adına kayıtlı aracı onun rızası dışında alıp aylarca kullanan ve tek taraflı bir kazada yolcu olarak yaralanan kişinin talebini incelemiş; belirleyici olanın ruhsattaki isim değil, araç üzerindeki fiilî hâkimiyet ve ekonomik yararlanma olduğunu vurgulamıştır.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 06.05.2026 tarihli ve E.2025/632, K.2026/308 sayılı kararıyla, davacının kazaya karışan aracın işleteni olduğunu, işletenin kendi sorumluluğunu üstlenen zorunlu trafik sigortacısından tazminat isteyemeyeceğini kabul etmiş ve davanın reddine ilişkin direnme kararını oy birliğiyle onamıştır.
🔑 Anahtarları alınan araç ve tek taraflı kaza
Kararda yer alan olgulara göre araç, 06.03.2020 tarihinde dava dışı eş tarafından satın alınmış ve onun adına tescil edilmiştir. Kısa süre sonra eşler ayrılma kararı almış, davacı evden ayrılırken aracın anahtarlarını da alarak aracı götürmüştür.
Araç maliki, 17.07.2020 tarihli şikâyet dilekçesinde aracın kendi rızası olmadan alındığını, tüm çabalarına rağmen aracın kendisine teslim edilmediğini, yaklaşık dört aydır aracı geri almaya çalıştığını ve olası bir kazada malik olarak sorumlu tutulmak istemediğini belirterek aracın adli makamlar aracılığıyla kendisine teslimini talep etmiştir.
Bu şikâyetten yaklaşık bir buçuk ay sonra, 06.09.2020 tarihinde araç başka bir sürücünün yönetimindeyken tek taraflı kazaya karışmış; davacı araçta yolcu olarak bulunduğu sırada yaralanmıştır. Davacı, kolluktaki ifadesinde aracın kendisine ait olduğunu beyan etmiştir.
Davacı vekili, zorunlu arabuluculuk sürecinin olumsuz sonuçlanmasının ardından aracın trafik sigortacısına karşı dava açmış ve fazlaya ilişkin haklar saklı tutularak 5.000,00 TL sürekli iş göremezlik tazminatının yasal faiziyle tahsilini istemiştir. Sigorta şirketi ise başvuru şartının yerine getirilmediğini, sorumluluğunun poliçe limiti ve sigortalının kusuruyla sınırlı olduğunu, kabul anlamına gelmemek kaydıyla hatır taşıması ve müterafik kusur indirimlerinin uygulanması gerektiğini savunmuştur.
🏛️ Ticaret mahkemesi, istinaf, bozma ve direnme
| Aşama | Sonuç |
|---|---|
| Ticaret Mahkemesi, 06.09.2021, E.2021/325, K.2021/482 | Ret: Davacı aracı kendi hesabına ve tehlikesi kendisine ait olarak işletmiştir; kendi trafik sigortacısından talepte bulunamaz. |
| Bölge Adliye Mahkemesi, 24.12.2021, E.2021/1492, K.2021/1620 | İstinaf başvurusunun esastan reddi. |
| Yargıtay 4. HD, 05.06.2024, E.2022/1728, K.2024/5750 | Oy çokluğuyla bozma: Davacı malik değildir; kira, ariyet veya rehin gibi bir nedenle de işleten konumunda değildir. |
| Ticaret Mahkemesi, E.2025/272, K.2025/470 | Gerekçe genişletilerek direnme. |
| Hukuk Genel Kurulu, 06.05.2026, E.2025/632, K.2026/308 | Oy birliğiyle direnme kararının onanması; kesin. |
Özel Daire, trafik kaydının işleteni kesin olarak gösteren bir karine olmadığını kabul etmekle birlikte, davacının yolcu konumunda olduğunu ve KTK’nın 3. maddesinde sayılan sıfatlardan hiçbirini taşımadığını esas almıştı. Hukuk Genel Kurulunun önüne gelen soru da bu çerçevede belirlenmiştir: Yolcu konumunda olup tek taraflı kazada yaralanan davacı, aynı zamanda aracın işleteni kabul edilebilir mi?
🚗 Ruhsattaki isim mi, fiilî hâkimiyet mi?
2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 3. maddesi işleteni; araç sahibi, mülkiyeti muhafaza kaydıyla satışta alıcı ya da uzun süreli kiralama, ariyet veya rehin hâllerinde kiracı, ariyet veya rehin alan kişi olarak tanımlar. Aynı hüküm, başka bir kişinin aracı kendi hesabına ve tehlikesi kendisine ait olmak üzere işlettiği ve araç üzerinde fiilî tasarrufu bulunduğu ispat edilirse bu kişinin işleten sayılacağını da öngörür.
Kurul, bu tanımda şekli değil maddi ölçütün esas alındığını vurgulamış ve işletenliğin belirlenmesinde şu unsurları saymıştır:
- Araç üzerinde kurulan fiilî hâkimiyet: aracın trafiğe çıkarılmasına, bakımına, muhafazasına, kim tarafından ve hangi amaçla kullanılacağına karar verme yetkisi,
- Araçtan ekonomik yararlanma ve aracı kendi hesabına işletme,
- Aracın masraf ve rizikolarına katlanma: yakıt, onarım, bakım, vergi ve sigorta primi gibi giderler,
- Fiilî hâkimiyetin uzun süreli olması; uzun süre kavramı belirli bir gün sayısına bağlı değildir ve her olayda ayrıca değerlendirilir.
Trafik kaydı ve tescil belgesi işletenin kim olduğunu gösteren güçlü bir delildir, ancak mutlak bir karine değildir. Kurul ayrıca bu konuda getirilecek delillerin üçüncü kişileri bağlayacak güçte olması ve zarar görenlerin haklarını zedeleyecek bir sonuç doğurmaması gerektiğini hatırlatmıştır. İşletenlik sıfatının uzun süreli kiralamada kiracıya geçip geçmediğine ilişkin bir başka Kurul kararı için 13 günlük kiralamada işleten sıfatı yazısına bakılabilir; eldeki karar ise aynı kavramı bu kez zarar görenin kendisi bakımından uygulamaktadır.
🛡️ Trafik sigortası kimin zararını karşılar?
KTK’nın 91. maddesi, işletenlerin 85. maddenin birinci fıkrasına göre doğan sorumluluklarını karşılamak üzere zorunlu mali sorumluluk sigortası yaptırmasını öngörür. Kurul bu sigortanın bir pasif sigorta ve aynı zamanda zarar sigortası olduğunu belirtmiş; kaza tarihinde yürürlükte olan Genel Şartların A-1 maddesine göre sigortacının işletene düşen hukuki sorumluluğu limitler dâhilinde temin ettiğini, A-6 maddesinde ise “işleten tarafından ileri sürülecek tazminat talepleri”nin teminat dışında bırakıldığını vurgulamıştır.
Gerekçenin ikinci ayağı borçlar hukukundaki birleşme kurumudur. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 135. maddesine göre alacaklı ve borçlu sıfatlarının aynı kişide birleşmesiyle borç sona erer. Kurul, alacaklısı ve borçlusu aynı olan bir borç ilişkisinin düşünülemeyeceğini, aksi kabulün bir kimsenin kendi alacağının borçlusu olması sonucunu doğuracağını belirtmiş ve bu ilkenin önceki tarihli 2011/17-13 Esas, 2011/191 Karar sayılı Hukuk Genel Kurulu kararında da benimsendiğini hatırlatmıştır.
Bu iki ayak birleştiğinde sonuç açıktır: Zarar gören, araç işletenine karşı KTK hükümlerine göre başvuru hakkına sahip değilse, işletenin trafik sigortacısına da başvuramaz. Kararın ifadesiyle trafik sigortası üçüncü kişilerin zararlarını karşılamakla yükümlüdür ve işleten aynı zamanda üçüncü kişi olamaz.
📑 Kurulun dayandığı olgular
Hukuk Genel Kurulu, davacının işleten sayılmasını soyut bir varsayıma değil, dosyadaki somut olgulara dayandırmıştır:
- Araç, malikin izni ve rızası dışında bulunduğu yerden alınıp götürülmüş; malik sonrasında araç üzerinde fiilî hâkimiyet kuramamış ve araçtan ekonomik olarak yararlanamamıştır.
- Malik, izinsiz kullanımı ve olası zararı önlemek için durumu adli makamlara bildirerek makul sayılabilecek önlemleri almıştır.
- Dosyadaki belgeler ile davacı ve dava dışı kişilerin ifadeleri, malikin anlatımıyla uyumludur.
- Davacı soruşturma aşamasında aracın kendisine ait olduğunu söylemiş; böylece aracı kendi hesabına ve tehlikesi kendisine ait olarak işlettiğini ve araç üzerinde fiilî hâkimiyet kurduğunu ortaya koymuştur.
Kurul ayrıca olayın güveni kötüye kullanma kapsamı dışında değerlendirilmesi gerektiğini belirtmiştir. Bu tespitler karşısında davacının yolcu koltuğunda bulunması, onu üçüncü kişi hâline getirmemiştir. Talep Genel Şartlar gereğince teminat dışında kaldığından davanın reddi yerinde bulunmuştur.
📌 Kararın uygulamaya yansıması
Karar, trafik sigortası uyuşmazlıklarında “yolcu” sıfatının kendiliğinden üçüncü kişi sıfatı anlamına gelmediğini göstermektedir. Yaralanan kişinin aracı kim adına kayıtlı olursa olsun uzun süredir fiilen kullanıp kullanmadığı, masraflarını kimin karşıladığı ve aracı nasıl ele geçirdiği, davanın esasına girilmeden sonucu belirleyebilecek sorulardır.
Kararda öne çıkan bir diğer nokta, malikin önceden yaptığı şikâyetin delil değeridir. Kazadan önce, henüz bir uyuşmazlık doğmamışken verilen dilekçe ve davacının kolluktaki beyanı, işletenliğin kime ait olduğunu gösteren olgular olarak birlikte değerlendirilmiştir. Kurulun işleten sıfatını husumet bağlamında da ele alarak taraf sıfatının maddi hukuka ilişkin olduğunu ve mahkemece kendiliğinden gözetileceğini hatırlatması, bu tür itirazların yargılamanın her aşamasında gündeme gelebileceğini göstermektedir.
Kararın kapsamı da sınırlıdır: Kurul, sigorta şirketinin hatır taşıması veya müterafik kusur savunmalarına girmemiş, uyuşmazlığı yalnızca işletenlik ve teminat kapsamı yönünden çözmüştür. Sürücünün kişisel sorumluluğu gibi başka hukuki ilişkiler bu dosyanın konusu değildir.
❓ Sık sorulan sorular
Araç ruhsatta eşin adına kayıtlıyken davacı nasıl işleten sayıldı?
KTK’nın 3. maddesi, aracı kendi hesabına ve tehlikesi kendisine ait olarak işleten ve üzerinde fiilî tasarrufu bulunan kişinin de işleten sayılabileceğini öngörür. Kurul, aracın malikin rızası dışında alındığını, malikin araçtan yararlanamadığını ve davacının aracı kendisine aitmiş gibi kullandığını tespit ederek bu hükmü uygulamıştır.
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi neden farklı düşünmüştü?
Özel Daire, davacının kaza sırasında yolcu olduğunu, aracın maliki olmadığını ve kira, ariyet veya rehin gibi bir nedenle de işleten konumuna geçmediğini belirterek işin esasına girilmesini istemişti. Hukuk Genel Kurulu ise rıza dışı alınan araç üzerinde kurulan fiilî hâkimiyeti belirleyici saymıştır.
TBK 135’teki birleşme kuralının bu davayla ilgisi nedir?
Trafik sigortacısı, işletenin üçüncü kişilere karşı sorumluluğunu üstlenir. Yaralanan kişi aracın işleteni olduğunda, hem zararın alacaklısı hem de sorumluluğun borçlusu aynı kişi olur. Kurul, alacaklı ve borçlu sıfatlarının birleşmesiyle borcun sona ereceğini düzenleyen TBK 135’i bu nedenle gerekçesine dâhil etmiştir.
Kurul davacının kusuru veya maluliyet oranı hakkında değerlendirme yaptı mı?
Hayır. Talep teminat dışında kaldığından kusur, maluliyet oranı ve tazminat miktarı incelenmemiştir. Davacının bu konuların araştırılması gerektiğine ilişkin temyiz itirazları, işletenlik tespiti karşısında sonuca etkili görülmemiştir.
Detaylı bilgi ve hukuki destek için Savun Hukuk & Danışmanlık ile iletişime geçebilirsiniz. Ulaşım bilgileri iletişim sayfasında, serinin diğer yazıları Emsal Kararlar arşivinde yer almaktadır.
Bu yazı genel bilgilendirme amacı taşır; özet, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun Yargıtay Karar Arama sisteminde yayımlanan kararından derlenmiştir. Değerlendirme, malikin rızası dışında alınan bir araçta yolcu iken yaralanan kişinin zorunlu trafik sigortacısına karşı açtığı tek bir davaya dayanır; aracın kullanım biçimi, süresi ve delil durumu farklı olan dosyalarda farklı sonuçlara ulaşılabilir. Yazı kullanılarak yapılan başvuru, dava ve savunmalardan Savun Hukuk sorumlu tutulamaz.



