Ailede Her Katılana Ayrı Suç – Yargıtay 11. CD 2026/4966

Aynı gün, aynı aileden üç kişi ayrı ayrı telefonla aranıyor. Arayan kişi kendisini polis ya da başkomiser olarak tanıtıyor, hesaplardaki paraların “güvence altına alınacağını” söylüyor ve mobil bankacılık bilgileriyle bankadan gelen onay kodlarını istiyor. Oğlun hesabından kredi çekiliyor, bir kısmı babanın hesabına aktarılıyor, babanın ve annenin hesaplarından da sanığın hesabına para gönderiliyor. Paraların tamamı aynı gün sanığın kendi kimliğiyle açtığı bir kripto varlık platformu hesabına geçiyor. Soru şuydu: Üç aile üyesine yönelik eylemler tek suç mu, zincirleme suç mu, yoksa ayrı dolandırıcılıklar mı ve aileden çıkan para nasıl hesaplanmalı?
Yargıtay 11. Ceza Dairesi, 04.05.2026 tarihli ve E.2026/2245, K.2026/4966 sayılı kararıyla, Balıkesir 1. Ağır Ceza Mahkemesince kurulan ve Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesince düzeltilerek onaylanan mahkûmiyet hükmüne yönelik sanığın temyizini oy birliğiyle esastan reddetmiş ve hükmü onamıştır. Ancak Daire, gerekçesinde hükümdeki birçok hukuka aykırılığı ayrıntılı biçimde “eleştiri” olarak sıralamıştır.
📱 Bir aile, üç telefon, tek kripto hesabı
Karar metnine göre katılanlar anne, baba ve oğuldur. Suç tarihinde üçü de ayrı ayrı aranmıştır. Oğlu arayan kişi kendisini polis olarak tanıtmış, adına terör örgütleri tarafından hat çıkarıldığını, bombalama ve dolandırıcılık olaylarına karıştığını söylemiş ve hesaptaki paraların güvence altına alınacağı bahanesiyle mobil bankacılık bilgilerini ve telefonuna gelen onay kodunu istemiştir. Bilgilerin paylaşılmasının ardından oğlun hesabından 51.300 TL kredi çekilmiş, 1.300 TL masraf düşüldükten sonra kalan 50.000 TL babanın hesabına aktarılmıştır. Ayrıca kredili mevduat hesabı kullanılarak 6.000 TL, 20.000 TL ve 20.000 TL olmak üzere toplam 46.000 TL doğrudan sanığın hesabına gönderilmiştir.
Aynı gün babayı arayan ve kendisini başkomiser olarak tanıtan kişi, oğlunun ifade vermek üzere adliyede olduğunu, oğlunun hesaplarının dolandırıcılıkta kullanıldığını, kimseyi aramamaları gerektiğini, aksi hâlde “operasyonun” tehlikeye gireceğini söylemiştir. Babanın kimlik ve mobil bankacılık bilgileri ile onay mesajları alınmış, hesabından 30.000 TL, 47.000 TL, 50.000 TL ve 29.000 TL sanığın hesabına gönderilmiştir. Anneden de aynı yöntemle bilgi alınmış ve hesabından tek işlemle 13.000 TL sanığın hesabına aktarılmıştır.
Daire, sanığın kendi adına olan banka hesaplarına gelen tüm paraları aynı gün, yine kendi adına kayıtlı ve hesap açılışında kendi kimlik kartı ile fotoğrafının kullanıldığı kripto varlık platformu hesabına aktardığını ve katılanların zararlarının giderilmediğini tespit etmiştir.
🏛️ Ağır ceza ve istinaf aşaması
- İlk derece: Balıkesir 1. Ağır Ceza Mahkemesi 04.11.2025 tarihli ve 2024/447 E., 2025/477 K. sayılı kararıyla sanığı, kendisini kamu görevlisi olarak tanıtması suretiyle nitelikli dolandırıcılık suçundan TCK 158/1-l ve son cümlesi, 43/2 delaletiyle 43/1 ve ayrıca 43/1 maddeleri ile 9 yıl hapis ve 1.197.000 TL adli para cezası ile cezalandırmış, tekerrür hükümlerini de uygulamıştır.
- İstinaf: Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesi 24.12.2025 tarihli ve 2025/4681 E., 2025/2878 K. sayılı kararıyla, suç tarihinin 08.06.2023, tekerrüre esas alınan ilamın kesinleşme tarihinin ise 26.10.2023 olduğunu belirterek tekerrür paragrafını hükümden çıkarmış ve düzelterek istinaf başvurusunu esastan reddetmiştir.
- Temyiz: Yalnızca sanık temyiz etmiştir. Yargıtay 11. Ceza Dairesi 04.05.2026’da hükmü onamıştır.
🧩 Yargıtay’a göre neden ayrı suçlar?
Kararın en öğretici kısmı, suç sayısına ilişkin değerlendirmedir. TCK 43/1’e göre bir suç işleme kararının icrası kapsamında, değişik zamanlarda bir kişiye karşı aynı suçun birden fazla işlenmesi hâlinde tek cezaya hükmedilir ve bu ceza dörtte birden dörtte üçe kadar artırılır. TCK 43/2 ise aynı suçun birden fazla kişiye karşı tek bir fiille işlenmesi durumunu düzenler. İlk derece mahkemesi üç katılanı tek hükümde toplamış, önce 43/2 delaletiyle 43/1, ardından yeniden 43/1 artırımı yapmıştır.
Daire bu kurguyu kabul etmemiştir. Gerekçeye göre:
- Her katılan ayrı aranmıştır: Katılanların her biri ayrı ayrı aranarak kimlik, mobil bankacılık bilgileri ve onay mesajları temin edilmiş, her birinin malvarlığına yönelik ayrı tasarruflar gerçekleştirilmiştir. Bu nedenle tek fiille birden fazla kişiye karşı işlenen bir suçtan söz edilemez; sanık her bir katılana karşı ayrı ayrı TCK 158/1-l ve son cümlesinde düzenlenen nitelikli dolandırıcılık suçunu işlemiştir.
- Oğul ve baba yönünden zincirleme suç vardır: Bu iki katılandan haksız menfaat, aynı suç işleme kararı kapsamında aynı kişiye karşı birden fazla hareketle sağlanmıştır. Dolayısıyla bu iki katılana yönelik ayrı hükümlerde TCK 43/1 uygulanabilir.
- Anne yönünden zincirleme suç yoktur: Annenin hesabından sanığın hesabına tek işlemle 13.000 TL gönderilmiştir; bu katılan bakımından zincirleme suç koşulları oluşmamıştır.
- Çifte artırım hatalıdır: Tek hüküm kurulup bu hükümde 43/2 delaletiyle 43/1 ve sonra yeniden 43/1 artırımı yapılması hukuka aykırıdır.
Benzer bir “her mağdur ayrı suç” değerlendirmesi, farklı bir olay örgüsünde, sitede incelenen saadet zincirinde her mağdur ayrı kararında da yapılmıştı. Buradaki fark, mağdurların aynı aileden olması ve aralarında para aktarımı bulunmasıdır.
💸 Aynı paranın iki kez sayılmaması
Dosyanın ikinci önemli noktası, oğlun hesabından çekilen krediyle ilgilidir. Kredinin 50.000 TL’lik kısmı önce babanın hesabına aktarılmış, ardından babanın hesabından sanığa gönderilen paraların arasında yer almıştır. Daire’ye göre bu aktarım, söz konusu tutarı babaya ait bir malvarlığı hâline getirmez. 50.000 TL, kaynağı itibarıyla oğlun hesabından sağlanmış ve onun malvarlığında eksilmeye yol açmıştır; bu nedenle oğula yönelik eylem kapsamında elde edilen haksız menfaattir.
Aynı tutarın babaya yönelik eylemin menfaat hesabına da eklenmesi, Daire’nin ifadesiyle “aynı malvarlığı değerinin iki farklı mağdur yönünden mükerrer şekilde hesaba katılması” sonucunu doğurur. Dolayısıyla her katılandan ayrı ayrı elde edilen menfaat belirlenirken, hesaplar arası geçişlerde paranın asıl kaynağına bakılması gerekir.
Daire ayrıca, 7 yıl 6 ay hapis ve 49.875 gün adli para cezası üzerinden 1/4 artırım yapılırken hesap hatasıyla 9 yıl hapis ve 59.850 gün adli para cezası belirlendiğini saptamıştır. Son olarak, Daire istinaf mahkemesinin tekerrür paragrafını çıkarmasını da isabetli bulmamıştır: Uyarlama yargılamasına konu olan ve daha önce 18.01.2022’de onanarak kesinleşen bir ilamın, suç tarihinde koşulları itibarıyla tekerrüre esas olduğu gözetilmemiştir.
⚖️ Hatalar varken neden onama?
İlk bakışta çelişkili görünen sonuç, temyizin kimin tarafından yapıldığıyla ilgilidir. Karara göre bu tespitlerin hiçbiri bozma nedeni yapılmamıştır; çünkü aleyhe istinaf ve temyiz bulunmamaktadır ve adli para cezası yönünden de “çifte atıfet” ilkesi gözetilmiştir. Hükmü yalnızca sanık temyiz ettiğinden, sanığın aleyhine sonuç doğurabilecek düzeltmeler yapılmamış, aykırılıklar gerekçede “eleştiri” olarak kayda geçirilmiştir.
Daire, eleştiriler dışında yargılama işlemlerinin usule uygun yapıldığını, iddia ve savunmaların delillerle birlikte tartışıldığını, eylemlerin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığını ve vicdani kanının dosyadaki belge ve bilgilerle uyumlu kesin verilere dayandığını belirterek sanığın temyiz sebeplerini reddetmiştir.
🧮 Adli para cezası ve menfaat hesabı
Menfaat hesabındaki bu titizliğin pratik bir karşılığı vardır. TCK 158/1’in son cümlesine göre (e), (f), (j), (k) ve (l) bentlerinde sayılan hâllerde hapis cezasının alt sınırı dört yıldan, adli para cezasının miktarı ise suçtan elde edilen menfaatin iki katından az olamaz. Aynı 50.000 TL’nin iki katılan yönünden ayrı ayrı sayılması, adli para cezasının alt sınırını da doğrudan etkiler.
- Hesaplar arası aktarımlarda menfaat, paranın kimin malvarlığından çıktığına göre belirlenir.
- Her katılan ayrı aranıp ayrı tasarrufla zarara uğratılmışsa, kural olarak her biri için ayrı hüküm kurulur.
- Aynı katılana yönelik birden fazla para çıkışı zincirleme suç artırımını gündeme getirir; tek işlemde bu artırım uygulanmaz.
Not: 16.07.2026 tarihli 7589 sayılı Kanun’la TCK 158’e eklenen dördüncü fıkra, dolandırıcılığa iştirakin kendi veya başkasının banka, aracı kurum, ödeme hizmeti sağlayıcısı ya da kripto varlık hizmet sağlayıcısı nezdindeki hesabının kullanılmasını sağlayan bilgi veya araçları vermekle sınırlı olması hâlinde cezanın yarı oranında indirileceğini öngörmektedir. 04.05.2026 tarihli kararda bu hüküm tartışılmamıştır; karar, sanığın kendi hesaplarını ve kripto platformu hesabını bizzat kullandığı bir olay üzerine kuruludur.
🙋 Merak edilenler
Aynı aileden birkaç kişi dolandırıldığında tek suç mu oluşur?
Tek bir para transferinde zincirleme suç artırımı yapılır mı?
Bir mağdurun parası başka bir aile üyesinin hesabından geçerse kimin zararı sayılır?
Yargıtay hataları tespit ettiği hâlde neden hükmü bozmadı?
Detaylı bilgi ve hukuki destek için Savun Hukuk & Danışmanlık ile iletişime geçebilirsiniz. İletişim bilgileri iletişim sayfasında, diğer içtihatlar ise Emsal Kararlar arşivinde yer almaktadır.
Bu yazı genel bilgilendirme amacı taşır; içerik, Yargıtay 11. Ceza Dairesinin Yargıtay Karar Arama sisteminde yayımlanan ve bu sistem üzerinden doğrulanan kararından derlenmiştir. Sanık ve katılanların kimliği kaynakta anonimdir; banka ve platform adları kaynakta gizlenmiştir. Karar, yalnız sanığın temyizi üzerine verilmiş bir onama kararıdır ve gerekçedeki tespitler aleyhe temyiz bulunmadığından sonuca yansımamıştır. Mevzuata ilişkin açıklamalar bilgi amacıyla eklenmiştir. Farklı olgulara sahip dosyalarda farklı sonuçlara ulaşılabilir. Yazı esas alınarak yapılan başvuru, dava ve savunmalardan Savun Hukuk sorumlu tutulamaz.



