Sahte Belgeyle Kurucu Pay Devri – Yargıtay 11. HD 2026/4482

Elli yılı aşkın süre önce bir bankanın kuruluşunda alınan iki kurucu hisse senedi, aile içinde kimsenin hatırlamadığı bir varlık olarak kalabilir. Senetlerin değeri ancak yıllar sonra, banka bu payları geri satın aldığında ortaya çıkar. Mirasçılardan bazıları, hiç imzalamadıklarını söyledikleri bir feragat belgesiyle haklarının kardeşlerine geçirildiğini öğrendiğinde uyuşmazlık iki yöne açılır: Belgeden yararlanan kardeşin mirasçıları ödemeyi iade etmeli midir, ve bu belgeye güvenerek kaydı değiştiren banka da sorumlu tutulabilir mi?
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 10.09.2026 tarihli ve E.2026/2591, K.2026/4482 sayılı kararıyla, bozmaya uyularak verilen ve hem mirasçıları hem de bankayı toplam 4.871.180,02 TL’den müştereken ve müteselsilen sorumlu tutan ilk derece kararını, tarafların bütün temyiz itirazlarını reddederek oy birliğiyle onamıştır.
📜 1970’ten 2008’e iki kurucu senedin yolculuğu
Dosyadaki olgulara göre davacılar ile davalı gerçek kişilerin murisi kardeştir. Kardeşlerin babası, davalı bankanın kuruluşu sırasında 2 adet kurucu hisse senedi almıştır. Baba 03.10.1970 tarihinde vefat etmiş; geride mirasçı olarak eşi ve çocukları kalmıştır.
Bankaya sunulan 15.04.1972 tarihli yazılı beyanda, kök murisin eşi ile iki davacının kurucu hisse senetlerindeki haklarından vazgeçtikleri ve bu hakları kardeşlerden birine devrettikleri bildirilmiştir. Banka bu beyana dayanarak payları söz konusu kardeşe devir ve teslim etmiştir.
Payları üzerine alan kardeş 22.02.2005 tarihinde ölmüş, mirasçıları eşi ve iki çocuğudur. İntifa senetleri bu mirasçılar adına kaydedilmiş ve bankanın pay defterine işlenmiştir. Ardından iki önemli ödeme yapılmıştır:
- Kurucu pay sahibi olarak görülen davalılara, geçmiş yıllara ilişkin toplam 575.541,41 TL kâr payı 12.08.2008 tarihinde ödenmiştir.
- Davalılar aynı gün kurucu payları bankaya temlik ederek senet asıllarını teslim etmiş; devir ve temlik karşılığında kendilerine toplam 7.364.983,30 TL ödenmiştir.
Böylece bankanın bu iki senet için yaptığı toplam ödeme 7.940.524,71 TL‘ye ulaşmıştır. Davacılar, senetlerden sonradan haberdar olduklarını belirterek dava açmıştır.
🗣️ Davacıların iddiası, davalıların savunması
Davacılara göre iki kurucu hisse senedi, bankaya ibraz edilen sahte bir belgeyle kardeşlerinin üzerine geçirilmiş; onun mirasçıları da bu senetleri bankaya satarak devretmiştir. Davacılar önce şimdilik 10.000,00 TL istemiş, ıslahla her biri için talebi 3.247.453,35 TL‘ye çıkarmıştır.
Savunmalar iki farklı hatta ilerlemiştir:
- Davalı banka: Kendisine kusur yüklenemeyeceğini savunmuştur.
- Davalı gerçek kişiler: Davanın zamanaşımına uğradığını ve 15.04.1972 tarihli belgedeki imzaların davacılara ait olduğunu ileri sürmüştür.
Uyuşmazlığın merkezinde böylece tek bir belge durmaktadır: 1972 tarihli feragat ve devir beyanının davacılar bakımından geçerli bir irade açıklaması olup olmadığı.
🧮 Mahkemenin hesabı: hangi pay kime ait?
Dosya daha önce Yargıtay’a gelmiş ve bozulmuştur. Asliye hukuk mahkemesi (2025/817 E., 2026/25 K.) bozma ilamına uyarak yeniden hüküm kurmuştur. Mahkeme önce senetlerin kök murise ait olduğunu, belgeye dayanılarak kardeşe devredildiğini ve sonrasında mirasçılar adına pay defterine işlendiğini tespit etmiştir.
Belgedeki imzalar üzerindeki değerlendirme hesabın belirleyicisi olmuştur. 15.04.1972 tarihli belgede davacıların yanında kök murisin eşinin de imzası bulunmaktadır. Ancak:
- Eş, sağlığında kendi imzasının sahte olduğunu ileri sürmemiştir.
- Davacılar da eşin imzasının sahte olduğu yönünde bir iddiada bulunmamıştır.
- Bu nedenle eşin, kurucu hisse senetleri üzerindeki hakkından kardeş lehine feragat ettiği, yani hakkını ona devrettiği kabul edilmiştir.
Mahkeme, bankanın ödediği toplam 7.940.524,71 TL’yi dörde bölmüş; 1/4’lük paylar 1.985.131,18’er TL olarak hesaplanmıştır. Kök murisin eşinin payı ve payları devralan kardeşin kendi payı düşüldükten sonra davacılara ait kısım 3.970.262,36 TL olarak bulunmuştur. Bozmadan önce alınan 20.12.2023 tarihli bilirkişi raporunda bu tutarın dava tarihi itibarıyla ulaşacağı değer 4.871.180,03 TL olarak belirlenmiş ve hüküm bu değere göre kurulmuştur.
🏦 Bankanın sorumluluğu ve müteselsil borç
Kararın en dikkat çekici yönü bankanın da borçlu tutulmasıdır. Mahkeme, belgedeki imzaların banka huzurunda atılıp atılmadığının bugün bilinmesinin mümkün olmadığını kabul etmiştir. Buna rağmen gerekçe şudur: Sahteliği ispat edilmiş adi yazılı bir belgeye dayanarak işlem yapan banka da bu alacaktan sorumludur.
Gerçek kişi davalılar yönünden ise 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 641. maddesine dayanılmıştır. Bu hükme göre mirasçılar tereke borçlarından müteselsilen sorumludur. Kardeşin, sağlığında payları sahte belgeyle edinmesinden doğan iade borcu terekenin borcu olarak görülmüş ve mirasçıların her biri bu borçtan tamamıyla sorumlu tutulmuştur.
Hüküm şu şekilde kurulmuştur:
- Toplam 4.871.180,02 TL alacak, iki davacı arasında 2.435.590,01’er TL olarak paylaştırılmıştır.
- Her davacının alacağı, üç mirasçı davalı ile davalı bankadan müştereken ve müteselsilen tahsil edilecektir.
- Her davacı için 5.000,00 TL’ye dava tarihinden, 2.430.590,01 TL’ye ıslah tarihinden itibaren yasal faiz işletilecektir.
- Fazlaya ilişkin talepler reddedilmiştir.
⚖️ Yargıtay incelemesi ve onama
Hükmü üç taraf temyiz etmiştir: iki davacının vekilleri ve davalı banka vekili. Yargıtay, duruşmalı inceleme isteği üzerine 08.09.2026 günü tarafları dinlemiş, kararı ise iki gün sonra vermiştir.
Daire, davayı “davalı bankaya ait kurucu hisse senedi bedelinin tahsili istemi” olarak nitelendirmiştir. Değerlendirmesi kısa ve iki dayanağa oturmaktadır:
- Mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiştir.
- Delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır.
Bu nedenle davacıların ve bankanın bütün temyiz itirazları yerinde görülmemiş ve karar ONANMIŞTIR. Yargıtay ayrıca 40.000,00 TL duruşma vekâlet ücretinin davacılardan alınarak davalılara, yine 40.000,00 TL duruşma vekâlet ücretinin davalılardan biri tarafından davacılara ödenmesine ve temyiz giderinin temyiz eden bankaya yükletilmesine hükmetmiştir. Karar 10.09.2026 tarihinde oy birliğiyle verilmiştir.
🔎 Karardan çıkan ayrımlar
Onama kararı kısa olsa da onaylanan hüküm, benzer miras ve pay uyuşmazlıkları için birkaç ayrımı görünür kılmaktadır:
- İmzası tartışılmayan mirasçı: Aynı belgede imzası bulunan ve sahteliği hiç ileri sürülmeyen mirasçının payı, devir geçerliymiş gibi hesaptan düşülmüştür. Sahtelik iddiası kişiseldir; yalnız onu ileri süren ve ispatlayan mirasçıların payı geri istenebilmiştir.
- İhraççı bankanın konumu: Banka, kendi kurucu payları üzerindeki kaydı değiştirirken ve sonra bu payları satın alırken bir adi yazılı belgeye dayanmıştır. Belgenin sahteliği ispatlanınca, imzanın kimin önünde atıldığı bilinemese bile banka mirasçılarla birlikte sorumlu tutulmuştur.
- Ödemenin kapsamı: Alacak yalnız devir bedeliyle sınırlı tutulmamış; payların sahibi sanılan kişilere ödenen kâr payı da hesaba katılmıştır.
- Tarihin uzunluğu: Belge 1972 tarihli, ödemeler 2008 tarihlidir. Davalılar zamanaşımı savunmasında bulunmuş; kabul edilen hüküm ve onama karşısında bu savunma sonucu değiştirmemiştir. Yargıtay’ın onama gerekçesi bu konuda ayrı bir açıklama içermemektedir.
Kurucu intifa senetleri, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 348. maddesiyle sınırlandırılmış, eski şirketlerde hâlâ önemli değer taşıyabilen haklardır. Sitede bu konuda kurucu intifada kâr payı sınırı ve mirasçının paylarının tespiti için ihraççı bankaya karşı muris hissesinin tespiti kararları da incelenmiştir. Bankanın sahte talimata dayanarak işlem yapmasının başka bir görünümü için sahte imzalı havale talimatı kararına bakılabilir.
❓ Sorular ve cevaplar
Kurucu hisse senedi mirasçılara geçer mi?
Banka neden mirasçılarla birlikte sorumlu tutuldu?
Belgede imzası olan ama itiraz etmeyen mirasçının payı ne oldu?
Ölen kardeşin mirasçıları borçtan ne ölçüde sorumlu?
Detaylı bilgi ve hukuki destek için Savun Hukuk & Danışmanlık ile iletişime geçebilirsiniz. İletişim bilgileri iletişim sayfasında yer almaktadır; pay, intifa senedi ve banka uyuşmazlıklarına ilişkin diğer kararlar Emsal Kararlar sayfasında derlenmektedir.
Bu yazı genel bilgilendirme amacı taşır; içerik, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin Yargıtay Karar Arama sisteminde anonim olarak yayımlanan onama kararından derlenmiştir. Karar, bozma ilamına uyularak verilmiş bir hükmün denetimine ilişkindir ve önceki bozma kararının içeriği yayımlanan metinde yer almamaktadır. Olaylar 1970’li yıllara uzanan belgeler ile 2008 tarihli ödemelere dayanır. Benzer görünen bir uyuşmazlıkta sonuç; belgenin niteliğine, imzaların incelenmesine, mirasçılık durumuna, zamanaşımı değerlendirmesine ve ödemelerin kime yapıldığına göre farklılaşabilir. Yazı esas alınarak yapılan başvuru, dava ve savunmalardan Savun Hukuk sorumlu tutulamaz.




