Okuyucularımızın sorularını Av. Veli Savun yanıtlıyorSorularınızı Av. Veli Savun yanıtlıyorSoru sorun →
Ceza HukukuEmsal Kararlar

Hesap Kullandırana TCK 158/4 – Yargıtay 11. CD 2026/7892

Telefonla aranan bir kişiye, kimliğinin çalındığı ve adına şirket kurulduğu söylenir; arayan kişi kendisini polis olarak tanıtır, ekrana savcılık ve Merkez Bankası logolu belgeler düşer. Ardından para önce kapıya gelen birine elden teslim edilir, ertesi gün de bir banka hesabına gönderilir. Bu tür dosyalarda sanık sandalyesinde çoğunlukla parayı teslim alan kişi ile hesabını kullandıran kişi oturur; telefondaki ses ise çoğu zaman bulunamaz. 31.07.2026’da yürürlüğe giren 7589 sayılı Kanun, tam da bu kişiler bakımından TCK m.158’e yeni bir dördüncü fıkra ekledi. Yargıtay’ın bu fıkrayı derdest bir dosyada ilk kez ayrıntılı biçimde tartıştığı kararlardan biri, aşağıda incelenen bozma kararıdır.

Yargıtay 11. Ceza Dairesi, 15.09.2026 tarihli ve E.2026/4640, K.2026/7892 sayılı kararıyla, nitelikli dolandırıcılıktan kurulan mahkûmiyet hükümlerine yönelik istinaf başvurularını esastan reddeden Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 14. Ceza Dairesi kararını oy birliğiyle bozmuştur. Bir sanık müdafiinin süresinden sonra yapılan temyiz istemi ise reddedilmiştir.

Kısa özet: Kendisini polis olarak tanıtan kişinin yönlendirmesiyle katılan, 12.09.2024’te 45.000,00 Euro’yu evinin önüne gelen bir sanığa teslim etmiş, ertesi gün 412.000,00 TL’yi başka bir sanığın banka hesabına göndermiştir. İlk derece mahkemesi sanıkları TCK m.158/1-l ve 158/3 uyarınca cezalandırmış, istinaf başvuruları esastan reddedilmiştir. Yargıtay; HTS ve ses analizi gibi eksik araştırmaların tamamlanmasını, hesabı kullanılan sanık yönünden hükümden sonra yürürlüğe giren TCK m.158/4’teki yarı oranında indirimin tartışılmasını ve bu fıkra kapsamındaki faillerin TCK m.158/3’teki “üç veya daha fazla kişi” hesabına katılamayacağının gözetilmesini istemiştir. Kabule göre de resmî kurum logolu belgeler gönderildiği için TCK m.158/1-d’nin değerlendirilmemesi eksik ceza tayini sayılmıştır.

📞 Telefondaki “polis” ve iki aşamalı ödeme

Kararda kabul edilen olaya göre katılan, olay tarihlerinde cep telefonundan kendisini polis olarak tanıtan bir kişi tarafından aranmıştır. Arayan kişi, katılanın kimlik bilgilerinin çalındığını, adına bir şirket kurulduğunu ve bu şirket üzerinden bazı usulsüz işlemler yapıldığını söylemiştir. İnandırıcılığı artırmak için katılan ile eşine ait birtakım kişisel bilgiler paylaşılmış, katılanın telefonuna Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası ve Ankara Emniyet Müdürlüğü antet ve logolarını taşıyan belgeler gönderilmiştir.

Bu yönlendirmelere inanan katılan iki ayrı ödeme yapmıştır:

  • 12.09.2024: Bankadan çektiği 45.000,00 Euro‘yu, telefondaki kişinin yönlendirmesiyle evinin önüne gelen sanıklardan birine elden teslim etmiştir.
  • Ertesi gün: Bankadaki 412.000,00 TL‘yi başka bir sanığın banka hesabına aktarmıştır.

Dosyada üç sanık vardır. Hesabı kullanılan sanık, hesaplarının eşi tarafından kullanıldığını savunmuştur. Diğer iki sanık karı-kocadır ve haklarında benzer suçtan kesinleşmiş mahkûmiyet hükmü ile derdest dosyalar bulunmaktadır. Yargıtay ayrıca olayda hesabı kullanılan sanığın yalnız banka hesaplarının değil, kripto varlık hizmet sağlayıcıları nezdindeki hesaplarının da kullanıldığını tespit etmiştir. Katılanı telefonla arayan kişinin kimliği ise belirlenmemiştir.

⚖️ İlk derece ve istinaf: 158/1-l ile 158/3

Manavgat 3. Ağır Ceza Mahkemesi, 24.12.2025 tarihli ve 2025/458 Esas, 2025/625 Karar sayılı kararıyla sanıkları nitelikli dolandırıcılık suçundan mahkûm etmiştir. Uygulanan hükümler şunlardır:

  • TCK m.158/1-l: Failin kendisini kamu görevlisi veya banka, sigorta ya da kredi kurumlarının çalışanı olarak tanıtması suretiyle dolandırıcılık,
  • TCK m.158/3: Suçun üç veya daha fazla kişi tarafından birlikte işlenmesi nedeniyle cezanın yarı oranında artırılması,
  • TCK m.43/1: Zincirleme suç,
  • TCK m.52/2-4 ve 53: Adli para cezası ve hak yoksunlukları.

Sanıklar hapis cezası ve 11.250.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmıştır. Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 14. Ceza Dairesi, 2026/643 Esas, 2026/826 Karar sayılı kararıyla duruşma açmaksızın inceleme yaparak istinaf başvurularını esastan reddetmiştir. Tebliğname’de onama görüşü bildirilmiştir.

🗂️ Sanıkların itirazları

Temyiz dilekçelerinde öne çıkan noktalar, suçun unsurlarının oluşmadığı, eksik araştırma yapıldığı ve yeterli delil bulunmadığıdır. Hesabı kullanılan sanık yönünden kastın bulunmadığı ve olayda kullanılan hesapların sanık tarafından kullanılmadığı ileri sürülmüştür. Zincirleme suç, alt sınırdan uzaklaşma ve takdiri indirim itirazları da ileri sürülmüştür.

Sanıklardan birinin müdafii bakımından ise inceleme esasa geçmemiştir. Gerekçeli karar bu müdafie 22.04.2026’da tebliğ edilmiş, temyiz istemi ise 22.05.2026’da yapılmıştır. Daire, CMK m.291/1’deki iki haftalık sürenin geçtiğini belirterek bu temyiz istemini CMK m.298/1 uyarınca reddetmiştir.

🏛️ Bozmanın üç ayağı

Daire, sübuta ve vasfa yönelen bazı temyiz nedenlerini yerinde görmemiş; ancak hükmü üç yönden hukuka aykırı bulmuştur.

1. Eksik araştırma. Sanıkların suçlamaları kabul etmemesi, hesap sahibi sanığın hesaplarının eşi tarafından kullanıldığını savunması ve karı-koca sanıkların benzer suç geçmişi karşısında Daire şu araştırmaları istemiştir:

  • Tüm sanıkların olay tarihinin makul öncesi ve sonrasına ait HTS kayıtları getirtilerek sanıkların birbirleriyle iletişimi ve katılanı arayan GSM numaralarıyla bağlantısı hakkında ayrıntılı rapor alınması,
  • Katılanla görüşen kişiye ait ses kayıtlarının sanıklara ait olup olmadığı ve katılanı birden fazla kişinin arayıp aramadığı konusunda ses analizi yaptırılması,
  • Sanıkların benzer eylemleri nedeniyle derdest ve kesinleşmiş dosyalarının getirtilip incelenmesi.

2. Hükümden sonra yürürlüğe giren TCK m.158/4. Bu araştırmalar sonucunda hesabı kullanılan sanığın kastı değerlendirilmeli ve diğer iki sanığın eylemlerinin yeni dördüncü fıkra kapsamında kalıp kalmadığı tartışılmalıdır. Daire burada üç ihtimal ayırmıştır (aşağıda ayrıntılı).

3. Kabule göre: TCK m.158/1-d. Katılana savcılık, Merkez Bankası ve emniyet müdürlüğü logolu belgeler gönderildiği için eylemin, 158/1-l bendinin yanında “kamu kurum ve kuruluşlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık” (TCK m.158/1-d) bendini de oluşturacağının gözetilmemesi eksik ceza tayini sayılmıştır.

Bu nedenlerle bölge adliye mahkemesi kararı CMK m.302/2 uyarınca BOZULMUŞ, ceza miktarı bakımından sanıkların kazanılmış hakları saklı tutulmuş ve dosya CMK m.304/2-a uyarınca ilk derece mahkemesine gönderilmiştir.

📎 Kararın tam metni: Yargıtay 11. Ceza Dairesinin 15.09.2026 tarihli, E.2026/4640, K.2026/7892 sayılı bozma kararı PDF olarak buradan okunabilir.

🆕 Yeni dördüncü fıkra ne getiriyor?

7589 sayılı Kanun’un 13. maddesiyle TCK m.158’e eklenen ve kararda belirtildiği üzere 31.07.2026 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanarak aynı gün yürürlüğe giren fıkra şöyledir:

“Bu madde ile 157 nci maddede yer alan suçlara iştirakin, kendisine veya başkasına haksız bir menfaat sağlamak amacıyla kendisine veya başkasına ait banka veya kredi kartı gibi ödeme araçlarını ya da banka, aracı kurum, ödeme hizmeti sağlayıcıları veya kripto varlık hizmet sağlayıcıları nezdinde bulunan hesabın kullanılmasını sağlayan zorunlu bilgileri veya araçları başkasına vermek fiiliyle sınırlı olması halinde verilecek ceza yarı oranında indirilir.”

Fıkranın yapısı birkaç unsura ayrılabilir:

  • Önce iştirak: Hüküm bir indirim nedenidir; hesap sahibinin dolandırıcılığa iştirak ettiği kabul edilmeden uygulanmaz. Kastın hiç ispatlanamadığı durumda tartışma, indirime değil sorumluluğun kendisine ilişkindir.
  • Menfaat amacı: Ödeme aracının veya hesap bilgilerinin, kendisine veya başkasına haksız menfaat sağlamak amacıyla verilmiş olması gerekir.
  • Kapsam: Banka ve kredi kartı gibi ödeme araçları ile banka, aracı kurum, ödeme hizmeti sağlayıcıları ve kripto varlık hizmet sağlayıcıları nezdindeki hesaplar sayılmıştır.
  • Sınırlılık: İndirim, iştirakin bu bilgileri veya araçları başkasına vermekle “sınırlı” kalmasına bağlıdır. Parayı elden teslim alma, aramaları yapma veya parayı yönlendirme gibi ek katkılar bu sınırı aşabilir.

Hüküm kurulduktan sonra yürürlüğe giren ve failin lehine olan bu düzenleme, TCK m.7/2 gereğince derdest dosyalarda da gözetilir. Kararda Daire de fıkranın “hükümden sonra” yürürlüğe girdiğini özellikle belirterek, bozma üzerine yapılacak yargılamada tartışılmasını istemiştir.

🔢 Üç kişi hesabından düşülen failler

Kararın en dikkat çekici yönü, yeni fıkra ile TCK m.158/3 arasındaki ilişkiyi kurmasıdır. Üçüncü fıkra, suçun üç veya daha fazla kişi tarafından birlikte işlenmesi hâlinde cezayı yarı oranında artırır. Bu dosyada üç sanık vardır ve artırım bu sayıya dayanılarak yapılmıştır. Daire, bozmadan sonra mahkemenin izleyeceği yolu şu ihtimallere bağlamıştır:

  • (a) Hesabı kullanılan sanığın kastı değerlendirilecek; karı-koca sanıkların eylemlerinin dördüncü fıkra kapsamında kalıp kalmadığı tartışılacaktır.
  • (b) Bu sanıkların eylemlerinin banka ve kripto varlık hesaplarının kullandırılmasıyla sınırlı olmadığı, iştiraklerinin fıkradaki sınırı aştığı kabul edilirse, tüm sanıklar hakkında TCK m.158/3 uygulanacaktır.
  • (c) Aksi hâlde, TCK m.158/4’te tanımlanan fiili işleyen failler m.158/3’teki kişi sayısına dahil edilemeyeceğinden, suçun işlenmesinde bir sanık dışında başka fail bulunamazsa sanıklar hakkında TCK m.158/3 uygulanmayacaktır.

Bu yaklaşımın sonucu, hesap kullandırma fiilinin ceza hesabındaki ağırlığının iki kez etkilenmesidir: hesabını veren kişi yarı oranında indirimden yararlanabilecek, aynı zamanda yalnız bu fiili işleyen kişiler, diğer faillerin cezasını artıran “üç kişi” hesabında sayılmayacaktır. Telefondaki kişinin bulunamadığı dosyalarda bu ayrım, nitelikli hâlin uygulanıp uygulanmayacağını doğrudan belirleyebilir.

Benzer dosyalarda hesap sahibinin konumuna ilişkin farklı yönler için polis taklidiyle dolandırıcılıkta hesap sahibinin sorumluluğu ve hesap kullandıran hükümlünün yargılamanın yenilenmesi talebi kararlarına bakılabilir. Yeni fıkranın kast tartışmasıyla ilişkisi yabancıya açılan hesap ve kast yazısında da ele alınmıştır.

❓ Sık sorulan sorular

TCK 158/4 indirimi hesabını veren herkese otomatik uygulanır mı?

Hayır. Fıkra, önce dolandırıcılığa iştirakin kabul edilmesini, sonra bu iştirakin ödeme aracı veya hesap bilgilerini başkasına vermekle sınırlı kalmasını arar. Bu kararda Yargıtay, sanıkların eylemlerinin bu sınırı aşıp aşmadığının HTS kayıtları, ses analizi ve diğer dosyalar incelendikten sonra belirlenmesini istemiştir.

Kripto borsasındaki hesap da fıkranın kapsamında mı?

Fıkra metninde banka ve aracı kurumların yanında ödeme hizmeti sağlayıcıları ve kripto varlık hizmet sağlayıcıları nezdindeki hesaplar açıkça sayılmıştır. Bu dosyada da sanığın hem banka hem kripto varlık hizmet sağlayıcısı hesaplarının kullanıldığı belirtilmiştir.

Hüküm verildikten sonra çıkan kanun dosyaya etki eder mi?

Lehe olan sonraki düzenleme, kesinleşmemiş dosyalarda gözetilir. Bu karar, 24.12.2025 tarihli ilk derece hükmünden sonra yürürlüğe giren dördüncü fıkranın bozmadan sonraki yargılamada tartışılmasını istemesi bakımından bunun bir örneğidir.

Logolu sahte belge gönderilmesi cezayı nasıl etkiler?

Daire, savcılık, Merkez Bankası ve emniyet logolu belgeler gönderilmesini, kendini kamu görevlisi olarak tanıtma (158/1-l) yanında kamu kurum ve kuruluşlarının araç olarak kullanılması (158/1-d) hâli olarak da değerlendirmiştir. Ancak sanıkların kazanılmış hakları saklı tutulduğundan, bozma sonrası ceza önceki miktarı aşamaz.

Detaylı bilgi ve hukuki destek için Savun Hukuk & Danışmanlık ile iletişime geçebilirsiniz. İletişim bilgileri iletişim sayfasında yer almaktadır; dolandırıcılık suçuna ilişkin diğer kararlar Emsal Kararlar sayfasından izlenebilir.

Bu yazı genel bilgilendirme amacı taşır; içerik, Yargıtay 11. Ceza Dairesinin Yargıtay Karar Arama sisteminde yayımlanan bozma kararından derlenmiştir. Karar bir bozma kararıdır; sanıkların hukuki durumu, bozmadan sonra ilk derece mahkemesinde yapılacak araştırma ve değerlendirmeyle belirlenecektir. TCK m.158/4 yeni bir düzenleme olup uygulaması Yargıtay kararlarıyla şekillenmektedir. Benzer görünen bir dosyada sonuç; hesabın kim tarafından ve hangi amaçla verildiğine, failler arasındaki iletişime, ses ve HTS kayıtlarına ve iştirakin kapsamına göre farklılaşabilir. Yazı esas alınarak yapılan başvuru, dava ve savunmalardan Savun Hukuk sorumlu tutulamaz.

Avukat Veli Savun

İstanbul Barosu'na kayıtlı avukat (sicil no 75235) ve arabulucu (sicil no 50392). Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi 2013 mezunu. Savun Hukuk & Danışmanlık'ın kurucu avukatı. Çalışma alanları: forex ve kripto para dolandırıcılığından doğan ceza ve alacak davaları, bilişim, icra ve aile hukuku.

İlgili Makaleler

Av. Veli Savun

Soru & Cevap · İstanbul Barosu 75235

Bu konuda sorunuz mu var?

Sorunuzu yazın, Av. Veli Savun bu sayfada yanıtlasın. Adınızı yazmanız gerekmez.

Örnek sorular — birine dokunun, kendi durumunuza göre düzenleyin:

Kişisel verileriniz hakkında

Savun Hukuk & Danışmanlık, soru ve yorumunuzu sitede yayımlamak ve yanıtlamak; "beni arasın" seçeneğini işaretlerseniz telefon numaranızı yalnız sizi aramak için işler (6698 s. KVKK m.5/2-c ve f). Rumuzunuz ve metniniz yayımlanır; telefonunuz, IP adresiniz ve metnin temizlenmeden önceki hali yayımlanmaz. Telefon kaydı talebiniz sonuçlandıktan sonra en geç 12 ay içinde silinir. Haklarınız (m.11) için büromuza başvurabilirsiniz.

Yanıtlar genel bilgilendirme niteliğindedir; avukat-müvekkil ilişkisi kurmaz ve somut dosyanız için hukuki görüş yerine geçmez. Tüm soru ve cevaplar →

Başa dön tuşu
🌐 English — international victims of online investment fraud