Ceza HukukuEmsal Kararlar

Gizli Kayıt Düşünce Etkin Pişmanlık – Yargıtay CGK 2026/253

Bir uyuşturucu dosyasında sanığın “evet, verdim” demesinin cezaya etkisi, dosyadaki öteki delillerin ne kadar sağlam olduğuna bağlıdır. Suç, ikrar olmasa da başka delillerle kesin biçimde ispatlanabiliyorsa sanığın kabulü suçun ortaya çıkmasına bir katkı sağlamış sayılmaz. Buna karşılık dosyadaki en güçlü delil hukuka aykırı yoldan elde edilmişse ve geriye kalan bilgiler mahkûmiyete yetmiyorsa, sanığın beyanı belirleyici hâle gelir. Yargıtay Ceza Genel Kurulu, gizli soruşturmacıya yapılan küçük miktarlı bir satışta tam olarak bu ayrımı yapmış; gizli soruşturmacının izinsiz aldığı görüntü ve ses kaydını hükme esas alınamaz bularak sanık lehine etkin pişmanlık indiriminin uygulanmasını yerinde görmüştür.

Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 22.04.2026 tarihli ve E.2025/632, K.2026/253 sayılı kararıyla, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 36. Ceza Dairesinin Yargıtay 8. Ceza Dairesinin bozma kararına karşı verdiği direnme kararının gerekçesini isabetli bulmuş ve dosyayı uygulamanın denetlenmesi için Özel Daireye gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdi etmiştir. Karar oy çokluğuyla verilmiştir.

Kısa özet: Gizli soruşturmacı olarak görevlendirilen bir kolluk görevlisi, 07.12.2021 tarihinde bir kıraathanede sanıktan iki yüz TL karşılığında folyoya sarılı bitki parçası satın almış ve bu anı görüntü ve ses kaydına almıştır. İlk derece mahkemesi sanığı 15 yıl hapis ve 30.000 TL adli para cezasına mahkûm etmiş, istinaf mahkemesi TCK 192/3 uyarınca etkin pişmanlık indirimi uygulayarak cezayı 9 yıl 4 ay 15 gün hapis ve 18.740 TL adli para cezasına indirmiştir. Yargıtay 8. Ceza Dairesi, kaydın izne dayandığını ve suçun ikrar olmasa da sabit olduğunu belirterek bozmuş; istinaf mahkemesi direnmiştir. Ceza Genel Kurulu, kaydın alındığı tarihte kanuni dayanağı bulunmadığını, hukuka aykırı kayıt çıkarıldığında kalan delillerin suçu kanıtlamaya yetmediğini ve sanığın kovuşturma aşamasındaki ikrarıyla suçun ortaya çıkmasına hizmet ettiğini kabul etmiştir.

☕ Kıraathanede gerçekleşen güven alımı

Soruşturmanın başlangıcı, Bakırköy 1. Sulh Ceza Hâkimliğinin 24.08.2021 tarihli kararıdır. Hâkimlik, Cumhuriyet Başsavcılığının talebi üzerine CMK 139 uyarınca bir narkotik görevlisini gizli soruşturmacı, iki görevliyi de ondan sorumlu kolluk görevlisi olarak atamış; aynı kararda, CMK 139’un dördüncü fıkrası ile yedinci fıkrasının (a) bendinin (1) numaralı alt bendine dayanarak, soruşturmacının görüntü ve ses kaydı almasına da izin vermiştir.

Gizli soruşturmacının raporuna göre 07.12.2021 akşamı bir kıraathanenin önünde beklerken yanına gelen bir kişiyle konuşmuş, bu kişi kendisine “güzel cigara” bulunduğunu söylemiş ve birlikte iş yerinin içine geçmişlerdir. Soruşturmacı, alışverişin başladığını değerlendirdiği anda kayıt cihazını açmış ve iki yüz TL karşılığında alüminyum folyoya sarılı yeşil bitki parçalarını teslim almıştır. Fiziki takip yapan sorumlu kolluk görevlileri ise yalnızca iki kişinin birlikte kıraathaneye girdiğini ve kısa süre sonra soruşturmacının tek başına çıktığını görmüştür.

Ele geçen madde daralı 1,2 gram gelmiş; kriminal laboratuvarın 04.02.2022 tarihli raporunda 0,9 gram bitki parçasının esrar elde edilmesine elverişli hint keneviri olduğu ve yüzde elli oranla 0,45 gram esrar elde edilebileceği belirtilmiştir. Sanık 29.03.2022 tarihindeki eş zamanlı operasyonda yakalanmış ve tutuklanmıştır.

Sanık kolluktaki ifadesinde raporda anlatılan olayı yaşamadığını söylemiş; mahkemede ise yanına gelen ve yoksunluk belirtileri gösteren bir kişiye kendi kullanımı için aldığı maddeyi uzattığını, para istemediğini ve pişman olduğunu savunmuştur. Gizli soruşturmacı da duruşmada sanığı simaen hatırladığını ancak benzer çok olaya baktıkları için olayı hatırlayamadığını, tutanaklar okunduktan sonra ise imzaların kendisine ait olduğunu ve işlemlerin tutanakta yazıldığı gibi gerçekleştiğini ifade etmiştir.

⚖️ Dört aşamalı yargılama süreci

Tarih / merciSonuç
03.11.2022 – Bakırköy 19. Ağır Ceza MahkemesiTCK 188/3 ve 188/4-b uyarınca 15 yıl hapis ve 30.000 TL adli para cezası; mükerrirlere özgü infaz rejimi
23.01.2023 – İstanbul BAM 36. Ceza DairesiDuruşmalı inceleme sonunda hükmün kaldırılması; TCK 192/3 ve 62/1 uygulanarak 9 yıl 4 ay 15 gün hapis ve 18.740 TL adli para cezası
12.09.2024 – Yargıtay 8. Ceza DairesiSanık müdafiinin temyizi CMK 298/1 uyarınca reddedildi; savcının temyizi üzerine etkin pişmanlık uygulaması nedeniyle bozma
23.12.2024 – İstanbul BAM 36. Ceza DairesiBozmaya direnme; önceki hüküm gibi mahkûmiyet
27.11.2025 – Yargıtay 8. Ceza Dairesi (CMK 307)Direnme yerinde görülmedi, dosya Genel Kurula gönderildi

Özel Daire bozma kararında, gizli soruşturmacı atanmasına ilişkin kararda görüntü ve ses kaydı izninin de bulunduğunu ve suçun sanığın ikrarı olmasa dahi mevcut delillerle sabit olduğunu belirtmiştir. İstinaf mahkemesi ise CMK 140’a dayalı alınmış bir karar bulunmadığından suçun sübutuna görüntü kaydıyla değil, sanığın beyanı ve kabulüyle ulaşılabileceğini vurgulamıştır.

📎 Karar metni: Yargıtay Ceza Genel Kurulunun kararı, Yargıtay Karar Arama sisteminde yayımlanan hâliyle derlenmiştir; taraf adları kaynakta anonimdir, açık adres bilgisi ve doktrin atfı çıkarılmıştır.

🧩 TCK 192/3’ün altı koşulu

TCK 192’nin üçüncü fıkrasına göre uyuşturucu suçları haber alındıktan sonra gönüllü olarak suçun meydana çıkmasına ve fail veya diğer suç ortaklarının yakalanmasına hizmet ve yardım eden kişinin cezası, yardımın niteliğine göre dörtte birden yarısına kadar indirilir. Genel Kurul, 14.05.2025 tarihli ve 53-207 sayılı kendi kararına atıfla uygulama koşullarını şöyle sıralamıştır:

  • Failin TCK 188 vd. maddelerde düzenlenen suçlardan birini işlemiş olması,
  • Hizmet ve yardımın bizzat fail tarafından yapılması,
  • Yardımın soruşturma veya kovuşturma makamlarına yapılması,
  • Yardımın gönüllü olarak, suç haber alındıktan sonra ve hükümden önce gerçekleşmesi,
  • Failin kendi suçunun ya da başkasının suçunun ortaya çıkmasına önemli ölçüde katkı sağlaması,
  • Verilen bilgilerin doğru, yardımın sonuca etkili ve yararlı olması.

Kararda, maddedeki “ve” bağlacının “veya” olarak anlaşılması gerektiği de açıkça belirtilmiştir: Fıkradan yararlanmak için hem suçun meydana çıkmasına hem de suç ortaklarının yakalanmasına yardım etmek şart değildir; bunlardan biri yeterlidir.

🎥 Kaydın kanuni dayanağı neden yoktu?

Genel Kurul, Özel Daire ile istinaf mahkemesi arasında suçun sübutu konusunda bir uyuşmazlık bulunmadığını tespit ettikten sonra kaydın hukuki niteliğine geçmiştir. Değerlendirmenin ana hatları şunlardır:

  • Kayıt izni yorumla verilmişti. Sulh ceza hâkimliği, ses ve görüntü kaydı iznini CMK 139’un genel hükümlerinden yorum yoluyla çıkarmıştı. Soruşturmacının “her türlü araştırmada bulunmak” ve delil toplamakla yükümlü olduğuna dair dördüncü fıkra genel niteliktedir; Genel Kurula göre bu hüküm, soruşturmacıya Kanun’daki diğer koruma tedbirlerine kendiliğinden başvurma yetkisi vermez.
  • Açık hüküm sonradan geldi. Hâkimin, uyuşturucu ticareti bakımından soruşturmacının kamuya açık yerlerde ve iş yerlerinde ses veya görüntü kaydı yapmasına izin verebileceğine dair cümle, CMK 139/4’e 7445 sayılı Kanun’un 19. maddesiyle eklenmiş ve 05.04.2023 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Olay tarihinde bu dayanak yoktur.
  • Kayıt, teknik araçlarla izleme niteliğindedir. Görüntü ve ses kaydı alınması CMK 140’ta düzenlenen teknik araçlarla izleme tedbiri kapsamındadır ve bu tedbir için ayrıca verilmiş bir hâkim kararı gerekir. Somut olayda böyle bir karar yoktur.
  • Sonuç: Teknik araçlarla izlemenin usul ve güvenceleri bertaraf edilerek elde edilen kayıt hukuka aykırıdır ve CMK 217/2 ile Anayasa 38/6 karşısında hükme esas alınamaz.

🗣️ Kayıt düşünce ikrarın ağırlığı

Hukuka aykırı kayıt dosyadan çıkarıldığında geriye kalan tablo zayıftır. Sorumlu kolluk görevlileri satış anını görmemiş, yalnızca iki kişinin birlikte kıraathaneye girdiğini ve soruşturmacının tek başına çıktığını izlemiştir. Gizli soruşturmacı ise rapor ve tutanak içeriğini doğrulamakla birlikte olayın kendisini hatırlayamadığını beyan etmiştir.

Genel Kurul, bu bilgi ve belgelerin sanığa yüklenen uyuşturucu ticareti suçunu kanıtlamaya yeterli olmadığını, dolayısıyla sanığın kovuşturma aşamasındaki ikrarının suçun ortaya çıkmasına hizmet ve yardım niteliği taşıdığını kabul etmiştir. Bu nedenle TCK 192/3’ün uygulanma koşulları oluşmuş, istinaf mahkemesinin direnme gerekçesi isabetli bulunmuştur.

Kararda bir Genel Kurul üyesinin, etkin pişmanlık koşullarının bulunmadığı görüşüyle karşı oy kullandığı belirtilmiştir. Genel Kurul ayrıca dosyayı, kurulan hükmün diğer yönlerden uygulamasının denetlenmesi için Özel Daireye gönderilmek üzere Başsavcılığa tevdi etmiştir; bu nedenle hükmün diğer yönlerden denetimi Özel Daire tarafından yapılacaktır.

Uyuşturucu suçlarında fiilin niteliğine ilişkin farklı bir Genel Kurul değerlendirmesi uyuşturucu ticareti mi kullanma mı yazısında, aynı suç tipinde zincirleme suç meselesi ise iki alıcıya satışta zincirleme suç yazısında ele alınmıştır.

🆕 7445 sayılı Kanun sonrası tablo

Kararın en dikkat çekici yönü, zamana bağlı bir sonuç doğurmasıdır. Yürürlükteki CMK 139/4’ün son cümlesi bugün, hâkimin uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti suçu bakımından gizli soruşturmacının kamuya açık yerlerde ve iş yerlerinde delil toplamak amacıyla ses veya görüntü kaydı yapmasına izin verebileceğini açıkça düzenlemektedir.

Genel Kurulun tespiti, 05.04.2023 öncesinde yalnızca CMK 139’a dayanılarak verilen kayıt izinlerinin, CMK 140 uyarınca ayrıca bir teknik izleme kararı alınmamışsa kanuni dayanaktan yoksun kalacağı yönündedir. Bu tarihten sonra verilen izinlerde ise değerlendirme, yeni cümlenin şartlarına (hâkim kararı, suç tipi, kamuya açık yer veya iş yeri) uygunluk üzerinden yapılacaktır. Bu dosyada kayıt dışlanmış, ancak sanığın kovuşturma aşamasındaki kabulü varlığını korumuş ve dışlamanın etkisi cezanın belirlenmesinde, etkin pişmanlık indirimi üzerinden ortaya çıkmıştır.

❓ Merak edilenler

Kayıt hukuka aykırı bulunduğu hâlde sanık neden beraat etmedi?

Genel Kurulun önündeki uyuşmazlık suçun sübutu değil, etkin pişmanlık indiriminin uygulanıp uygulanmayacağıydı. Sanık kovuşturma aşamasında eylemi kabul ettiğinden, Genel Kurul bu kabulü suçun ortaya çıkmasına yapılan yardım olarak değerlendirmiş ve indirimin koşullarının oluştuğunu belirtmiştir.

Özel Daire neden farklı düşünmüştü?

Yargıtay 8. Ceza Dairesi, gizli soruşturmacı atama kararında görüntü ve ses kaydı izninin de bulunduğunu kabul etmiş ve suçun ikrar olmasa da mevcut delillerle sabit olduğunu belirterek etkin pişmanlık uygulamasını eksik ceza tayini saymıştı.

Gizli soruşturmacının tanıklığı tek başına yetmez mi?

Somut dosyada gizli soruşturmacı olayı hatırlayamadığını söylemiş, yalnızca okunan tutanakların içeriğini doğrulamıştır. Genel Kurul, sorumlu kolluk görevlilerinin satış anına ilişkin görgüsü bulunmadığını da dikkate alarak kalan delilleri suçu kanıtlamaya yeterli görmemiştir.

Kararla dosya kapandı mı?

Hayır. Genel Kurul direnme gerekçesini isabetli bulmuş, ancak uygulamanın denetlenmesi için dosyanın Özel Daireye gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine karar vermiştir.

Detaylı bilgi ve hukuki destek için Savun Hukuk & Danışmanlık ile iletişime geçebilirsiniz. İletişim bilgileri iletişim sayfasında, ceza hukukuna ilişkin diğer kararlar Emsal Kararlar arşivinde yer almaktadır.

Bu yazı genel bilgilendirme amacı taşır; içerik, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun Yargıtay Karar Arama sisteminde yayımlanan kararından derlenmiştir. Karar oy çokluğuyla verilmiş olup bir üye karşı oy kullanmıştır. Koruma tedbirinin tarihi, alınan hâkim kararlarının içeriği ve dosyadaki diğer deliller farklı olan olaylarda farklı sonuçlara ulaşılabilir. Yazı esas alınarak yapılan başvuru, dava ve savunmalardan Savun Hukuk sorumlu tutulamaz.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu