Maluliyet Artınca İkinci Rücu Davası – Yargıtay HGK 2026/339

İş kazasının ardından Sosyal Güvenlik Kurumunun işverene karşı açtığı rücu davası, çoğu zaman yıllarca sürer. Bu süre içinde sigortalının maluliyet oranı değişebilir, Kurum yeni bir gelir bağlayabilir ve ortaya şu soru çıkar: Aynı kaza için açılmış ilk dava hâlâ görülürken Kurum ikinci bir dava açabilir mi, yoksa ikinci dava derdestlik nedeniyle baştan reddedilmeli midir? Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, maluliyet oranının en baştan yükselmesine dayanan ikinci davanın konusunun ilk davadan farklı olduğunu kabul etmiştir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 20.05.2026 tarihli ve E.2026/87, K.2026/339 sayılı kararıyla, ilk peşin sermaye değerine ilişkin talebi derdestlik nedeniyle reddeden Adana Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesinin direnme kararını bozmuştur. Genel Kurula göre sigortalının sürekli iş göremezlik oranının %81’den %83’e çıkması üzerine açılan dava, ilk rücu davası yönünden derdestlik oluşturmaz; ancak ilk davada verilecek hükmün miktar ve esasları ikinci davadaki hesapta dikkate alınmalıdır. Karar oy birliğiyle ve kesin olarak verilmiştir.
🦺 Kaza, ilk rücu davası ve yükselen oran
Davalı işverenin işçisi olan sigortalı, 22.04.2010 tarihinde iş kazası geçirmiştir. Kurum; hastane ve eczane masrafları, geçici iş göremezlik ödemesi ve %81 sürekli iş göremezlik oranı üzerinden bağladığı gelirin ilk peşin sermaye değeri için işverene karşı İskenderun 1. İş Mahkemesinde 2015/315 Esas sayılı rücu davasını açmıştır.
Bu dava sürerken davalı işveren, Kurum aleyhine maluliyet oranının tespiti davası açmıştır. Bu davada sigortalının sürekli iş göremezlik oranı %83 olarak tespit edilmiş ve karar kesinleşmiştir. Bunun üzerine Kurum gelir değişikliği kararı almış ve 01.05.2011 başlangıç, 30.09.2019 onay tarihli olarak %83 oranına göre yeni bir ilk peşin sermaye değerli gelir bağlamıştır.
Sürekli iş göremezlik geliri, 5510 sayılı Kanun’un 19. maddesine göre sigortalının meslekte kazanma gücündeki kayıp oranına göre hesaplanır. Oranın değişmesi, bağlanan gelirin ve dolayısıyla rücuya konu ilk peşin sermaye değerinin de değişmesi anlamına gelir.
📂 İkinci dava ve derece mahkemeleri
Kurum, %83 oranına göre bağlanan gelir ve yapılan masraflar için işverene karşı ikinci bir dava açmıştır. Belirsiz alacak davası olarak açılan bu davada, 262.484,67 TL ilk peşin sermaye değerli gelirin şimdilik 100,00 TL’si ile toplamı 13.871,74 TL olan hastane ve eczane masraflarının şimdilik 1.236,75 TL’si faiziyle talep edilmiştir.
Davalı işveren, Kurumun ilk davada istediği kalemleri bu davada aynen talep ettiğini, aynı belgelerin sunulduğunu, ilk davada da %83 oranına göre hesaplama yapıldığını ve ilk davanın henüz istinaf aşamasında olduğunu belirterek derdestlik itirazında bulunmuştur. İşveren ayrıca sigortalının tam kusurlu olduğunu ve iş sağlığı ve güvenliği önlemlerinin alındığını savunmuştur.
İlk Derece Mahkemesi 24.05.2022 tarihli kararında, işvereni %80, işçiyi %20 kusurlu bulan 14.07.2021 tarihli kusur raporu ile buna dayanan 24.04.2022 tarihli hesap raporunu esas almıştır. Dava kısmen kabul edilmiş, 616,12 TL tedavi gideri ve 790,45 TL eczane masrafı faiziyle hüküm altına alınmıştır.
Adana Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi 17.11.2022 tarihli kararında sonucu doğru bulmakla birlikte gerekçeyi değiştirmiştir. Aynı gün istinaf incelemesi yapılan ilk dosyadaki taleplerin bu davadakilerle aynı olduğu kabul edilmiş; sürekli iş göremezlik gelirinin ilk peşin sermaye değerine ilişkin talep ile mükerrer bulunan masraf talepleri derdestlik nedeniyle dava şartı yokluğundan reddedilmiştir.
🔁 10. Hukuk Dairesi bozması ve direnme
Kurumun temyizi üzerine Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 01.06.2023 tarihli kararıyla Bölge Adliye Mahkemesi kararını bozmuştur. Daireye göre mahkeme, davacı vekiline bu davadaki talebi açıklattırmalı, eldeki davanın ek dava olup olmadığını belirlemeli ve buna göre karar vermelidir.
Bölge Adliye Mahkemesi ise önceki kararında direnmiştir. Direnme gerekçesine göre:
- İki davanın talep sonuçları açıktır ve hiçbir dilekçede davaların birbirinin eki olduğu yönünde bir ifade bulunmamaktadır.
- Sonradan açılan davada talep edilen tutarlar daha düşüktür.
- İki davadaki tutarların toplamı kadar gelir bağlandığına dair bir belge ya da iddia yoktur.
- Ayrı ayrı bağlanmış iki gelir bulunmamakta, değişen maluliyet oranı nedeniyle aynı gelirin peşin sermaye değeri değişmiştir.
- Bilirkişi raporunda mükerrer kalemler ve ek tutar ayrıntılı olarak belirlenmiştir.
Kurum direnme kararını temyiz etmiş; davanın artan sürekli iş göremezlik oranı nedeniyle bağlanan gelir ve masraflara ilişkin olduğunu, mükerrer talep bulunmadığını ileri sürmüştür.
⚖️ Derdestlik ne zaman vardır?
Hukuk Genel Kurulu önce derdestliğin niteliğini açıklamıştır. Mülga 1086 sayılı HUMK döneminde ilk itiraz olarak düzenlenen derdestlik, 6100 sayılı HMK’nın 114. maddesinin birinci fıkrasının (ı) bendinde “Aynı davanın, daha önceden açılmış ve hâlen görülmekte olmaması” şeklinde dava şartı olarak kabul edilmiştir. Genel Kurula göre bunun temelinde hukuki yarar düşüncesi vardır: Hukuki korunma sürecini başlatmış olan davacının aynı davayı yeniden başka bir mahkemeye getirmekte korunmaya değer güncel bir yararı yoktur.
Genel Kurul, derdestliğin iki koşulunu şöyle özetlemiştir:
- Tarafları, dava konusu (müddeabihi) ve dava sebebi aynı olan bir davanın daha önce açılmış olması,
- Önceki davanın hâlen görülmekte olması, yani şekli anlamda kesin hükümle sonuçlanmamış olması.
İki koşul birlikte bulunmadıkça derdestlikten söz edilemez. Somut olayda tartışmalı olan, taraflar ve olay aynı olmasına rağmen dava konusunun da aynı olup olmadığıdır.
📈 Genel Kurula göre ikinci rücu davası
Genel Kurul, Kurumun rücu hakkının hem zararı giderme hem de işveren ve üçüncü kişiler üzerinde caydırıcılık işlevi taşıdığını belirttikten sonra, ikinci rücu davasının hangi hâllerde mümkün olduğunu sıralamıştır:
- Fark kusur oranı: İlk davada hüküm altına alınmayan kusur payı için ikinci dava açılabilir.
- Artan iş göremezlik oranı: Oranın sonradan artması hâlinde ikinci dava açılabilir.
- Oranın en baştan değişmesi: İtirazlar üzerine iş göremezlik oranının başlangıçtan itibaren artması hâlinde de ikinci dava mümkündür.
Son durumda hesap yöntemi farklıdır. Oran en baştan değiştiğinde peşin sermaye değerli gelir, başladığı tarih itibarıyla yeni orana göre yeniden belirlenir. Başlangıçtaki düşük oran nedeniyle eksik ödenen gelirler, yeni oran üzerinden belirlenen peşin sermaye değerinden düşülerek ikinci rücu alacağının miktarı bulunur. Diğer fark kusur veya artan oran hâllerinde ise ilk peşin sermaye değerinin bakiye kusura veya orana isabet eden ve ilk davada hüküm altına alınmayan bölümü ikinci davanın konusunu oluşturur.
Somut olayda eldeki dava, sigortalının sürekli iş göremezlik oranının en baştan %81’den %83’e çıkması nedeniyle açılmıştır. Genel Kurul bu nedenle iki davanın konusunun farklı olduğunu ve ilk davanın ikinci dava yönünden derdestlik oluşturmadığının “açık” olduğunu belirtmiştir. Mahkemenin yapması gereken, davacı vekiline talebini açıklattırarak eldeki davanın ek dava olup olmadığını belirlemek ve sonucuna göre karar vermektir. Ek dava kavramının başka bir alandaki uygulaması için ek davada kesinleşen kusur oranı yazısına bakılabilir.
🔗 İlk davanın sonucunun ikinci davaya etkisi
Kararın ikinci önemli tespiti, Özel Daire bozmasına “ilave gerekçe” olarak eklenmiştir. Genel Kurula göre iki davanın dava konuları farklı olsa da tarafları ve tazminata konu iş kazası aynıdır; her iki davada da aynı kazadan kaynaklanan ödeme ve gelirlerin tahsili istenmektedir. Bu nedenle ilk dosyada verilecek kararın ikinci dosyadaki kararı etkileyeceği açıktır.
Genel Kurul, İskenderun 1. İş Mahkemesinin 2015/315 Esas, 2020/177 Karar sayılı dosyasında verilecek hükmün miktar ve esasları dikkate alınarak eldeki davada tazminat hesabı yapılmasını istemiştir. Böylece derdestlik yoluyla ikinci dava baştan reddedilmeyecek, ancak aynı zararın iki kez tahsil edilmesi de hesaplama aşamasında önlenecektir.
| Konu | Bölge Adliye Mahkemesi | Hukuk Genel Kurulu |
|---|---|---|
| Dava konusu | İlk davadakiyle aynı | Oranın %81’den %83’e çıkması nedeniyle farklı |
| Derdestlik | Var; peşin sermaye değeri talebi reddedildi | Yok |
| Ek dava niteliği | Dilekçelerde ifade olmadığından ek dava değil | Davacıya açıklattırılarak belirlenmeli |
| İlk davanın etkisi | Dava şartı engeli | Hesaplamada miktar ve esasları dikkate alınacak |
Direnme kararı HMK’nın 371. maddesi uyarınca bozulmuş ve dosya 373. maddenin ikinci fıkrası gereğince kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmiştir. İş kazalarına ilişkin başka bir Genel Kurul kararı için iş kazasında organik bağ ispatı yazısına bakılabilir.
❓ Kısa sorular, kısa cevaplar
Aynı kaza için iki rücu davası açılması derdestlik sayılır mı?
Genel Kurula göre taraflar ve kaza aynı olsa da dava konusu farklıysa derdestlik yoktur. Maluliyet oranının en baştan artması nedeniyle açılan ikinci dava, ilk davadan farklı bir konuya sahip kabul edilmiştir.
Oran en baştan artınca ikinci rücu alacağı nasıl hesaplanır?
Peşin sermaye değerli gelir, başlangıç tarihi itibarıyla yeni orana göre yeniden belirlenir; eski oran nedeniyle eksik ödenen gelirler bu yeni değerden düşülerek ikinci rücu alacağı bulunur.
Dilekçede “ek dava” yazılmamış olması sonucu değiştirir mi?
Bölge Adliye Mahkemesi bu eksikliğe dayanmıştır. Hukuk Genel Kurulu ise davanın ek dava olup olmadığının davacı vekiline talebi açıklattırılarak belirlenmesi gerektiğini kabul etmiştir.
Aynı zarar iki kez tahsil edilebilir mi?
Genel Kurul, ilk davada verilecek hükmün miktar ve esaslarının ikinci davadaki tazminat hesabında dikkate alınmasını istemiştir. Bu yaklaşım, aynı kalemin iki davada birden hüküm altına alınmasının önüne geçmeyi amaçlar.
Detaylı bilgi ve hukuki destek için Savun Hukuk & Danışmanlık ile iletişime geçebilirsiniz. İletişim kanalları iletişim sayfasında, benzer kararlar Emsal Kararlar arşivinde bulunmaktadır.
Bu yazı genel bilgilendirme amacı taşır; içerik, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun Yargıtay Karar Arama sisteminde yayımlanan kararından derlenmiştir. Değerlendirme, iş kazası rücu davasında maluliyet oranının artması üzerine açılan ikinci davada derdestliğe ilişkin tek bir direnme bozmasına dayanır; bozma sonrası yargılamanın sonucu ve hesaplanacak tutarlar bilinmemektedir. Dava konusu, kusur oranları ve önceki davaların durumu farklı olan dosyalarda farklı sonuçlara ulaşılabilir. Yazı esas alınarak yapılan başvuru, dava ve savunmalardan Savun Hukuk sorumlu tutulamaz.



