Emsal KararlarForex HukukuKripto Hukuku

SIM Değişikliğinde Rücu ve Görev – İst. BAM 12. HD 2026/1098

Sahte kimlikle çıkarılan yeni bir SIM kart, bir kişinin kripto varlık platformundaki ve aracı kurumdaki hesaplarının aynı gün boşaltılmasına yol açar; para önce mağdurun banka hesabına, oradan da tanınmayan bir kişinin hesabına aktarılır. Banka, müşterisiyle arabuluculukta anlaşarak zararı öder ve ardından GSM operatörüne, bayisine, kripto platformuna, aracı kuruma ve parayı alan bankaya rücu davası açar. Bu davaya hangi mahkeme bakacaktır: mağdurla operatör arasındaki abonelik ilişkisi nedeniyle tüketici mahkemesi mi, yoksa tacirler arasındaki uyuşmazlık nedeniyle asliye ticaret mahkemesi mi?

İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi, 11.06.2026 tarihli ve E.2026/288, K.2026/1098 sayılı kararıyla, tüketici mahkemesini görevli gören ilk derece kararını kaldırmış ve davanın asliye ticaret mahkemesinde görülmesi gerektiğine hükmetmiştir. Karar oy birliğiyle ve kesin olarak verilmiştir.

Kısa özet: 25.07.2025 tarihinde kimliği belirsiz kişiler, mağdurun kimlik bilgileri ve sahte kimlik belgesiyle bir GSM bayisinden yeni SIM kart çıkarmıştır. Mağdurun iki ayrı kuruluştaki hesabından toplam 371.804,32 TL, mağdur adına davacı bankada açılan hesaba aktarılmış; bunun 300.000 TL’si aynı gün üç işlemle başka bir bankadaki üçüncü kişi hesabına gönderilmiştir. Zararı karşılayan banka, 300.000 TL’nin davalılardan müteselsilen tahsilini istemiştir. İstanbul 6. Asliye Ticaret Mahkemesi, tek bir zarar bulunduğunu ve mağdur ile operatör arasındaki ilişki nedeniyle tüketici mahkemesinin görevli olduğunu kabul ederek görevsizlik kararı vermiştir. Daire, davanın bankanın kendi zararına ilişkin ve tacirler arasında görülen bir rücu davası olduğunu belirterek bu kararı kaldırmıştır.

📱 Bir günde boşalan hesaplar

Karar metnine yansıyan iddiaya göre olay şu şekilde gelişmiştir:

  1. 25.07.2025 tarihinde dolandırıcılar, mağdurun kimlik bilgilerini ve sahte bir kimlik belgesini kullanarak GSM operatörünün bayisinden mağdur adına yeni bir SIM kart çıkarmıştır.
  2. Mağdurun hattı bloke olmuş, telefon numarasına gelen doğrulama mesajları dolandırıcıların eline geçmiştir.
  3. Mağdurun davalı iki kuruluştaki hesaplarına erişilmiş; birinden 360.591 TL, diğerinden 11.213,32 TL olmak üzere 371.804,32 TL, davacı bankada mağdur adına açılan hesaba aktarılmıştır.
  4. Aynı gün bu tutarın 300.000 TL’si üç ayrı işlemle, başka bir davalı bankada açılmış ve dolandırıcılara ait olduğu değerlendirilen bir hesaba gönderilmiştir.
  5. Davacı banka, mağdurla ihtiyari arabuluculuk yoluyla anlaşmış, temlik ve sulh protokolü kapsamında zararı tazmin etmiştir. Olayla ilgili Cumhuriyet başsavcılığı nezdinde soruşturma dosyası da bulunmaktadır.

Karar metninde kuruluş adları ve bazı ifadeler maskelenmiştir. Ancak istinaf sebeplerinden, paranın çekildiği davalılardan birinin “… varlık hizmet sağlayıcısı” olarak tanımlandığı, diğerinin ise aracı kurum olduğu ve sermaye piyasası mevzuatı kapsamında sorumluluğunun ileri sürüldüğü anlaşılmaktadır. İlk derece mahkemesi de bu varlıkları sermaye piyasası mevzuatında düzenlenen varlıklar olarak nitelendirmiştir.

🔗 Bankanın davalılara yönelttiği kusurlar

Davacı banka, zincirin her halkasında ayrı bir kusur bulunduğunu ileri sürmüştür:

  • GSM operatörü ve bayisi: Gerekli güvenlik önlemlerini almadan SIM kart düzenlemiş, dolandırıcılık işlemleri bu karta tanımlı hatta gönderilen mesajlarla yapılmıştır.
  • Kripto varlık platformu ve aracı kurum: Hesaplara farklı bir cihazdan ve farklı bir IP adresinden bağlanılmasına rağmen ek güvenlik önlemi almamış, paranın çekilmesini önleyememiştir.
  • Parayı alan banka: 5411 sayılı Bankacılık Kanunu ve 5549 sayılı Suç Gelirlerinin Aklanmasının Önlenmesi Hakkında Kanun kapsamında müşteriyi tanıma ve şüpheli işlem bildirimi yükümlülüklerini yerine getirmeden suç işleyen kişilere hesap açmıştır.

Banka bu gerekçelerle 300.000 TL’nin olay tarihinden itibaren avans faiziyle birlikte davalılardan müteselsilen tahsilini istemiştir. Mahkeme dosyayı tensiben karara bağladığı için davalılar cevap dilekçesi sunma aşamasına gelmemiştir. Kusur iddiaları bu nedenle henüz hiçbir mahkeme tarafından incelenmiş değildir.

🏛️ İlk derece: “tek zarar, özel mahkeme”

İstanbul 6. Asliye Ticaret Mahkemesi 01.12.2025 tarihli kararında iki aşamalı bir akıl yürütme izlemiştir. Önce, sermaye piyasası mevzuatında düzenlenen bu varlıklardan doğan uyuşmazlıkların TTK m.4/1-f gereğince asliye ticaret mahkemesinin görevinde olduğunu kabul etmiştir. Ardından şu ilkeye dayanmıştır: Aynı davada bir kısım davalılar için genel mahkeme, diğerleri için özel mahkeme görevliyse, uyuşmazlık aynı olaydan doğuyor ve zarar tekse ve yargılama usulleri arasında esaslı fark yoksa, bütün taraflar yönünden özel mahkemede yargılama yapılmalıdır.

Mahkeme, mağdur ile GSM operatörü arasındaki ilişkiye tüketici mahkemesinin bakması gerektiğini, tek bir zarar bulunduğundan da bütün davanın tüketici mahkemesinde görülmesi gerektiğini belirtmiş; HMK m.114/1-c ve 115/2 uyarınca dava şartı yokluğundan davayı usulden reddederek görevsizlik kararı vermiştir.

⚖️ Üç ayrı istinaf ve Dairenin kararı

Dosyanın ilginç yönlerinden biri, görevsizlik kararına hem davalıların hem de davacının itiraz etmesidir. Kripto varlık hizmet sağlayıcısı olduğu anlaşılan davalı, tarafların tüketici olmadığını, tacir bankanın müşterisine ödediği tutarı tacir davalılara rücu ettiğini ve kendisi bakımından davanın mutlak ticari dava olduğunu savunmuştur. Aracı kurum, kendisine sermaye piyasası mevzuatı kapsamında iddialar yöneltildiğini ve tek bir olay ile zararın bulunmadığını ileri sürmüştür. Davacı banka da katılma yoluyla istinaf ederek davayı tüketici sıfatıyla değil, mağdura ödeme yapan ve alacağı temlik alan alacaklı olarak açtığını belirtmiştir.

Daire bu itirazları yerinde bulmuştur. Gerekçenin özü şudur: Dava, internet bankacılığı işlemi sonucu müşterinin hesabından çekilen tutarı arabuluculuk anlaşmasıyla ödeyen bankanın, olaydan sorumlu tuttuğu şirketlere karşı açtığı rücuen tazminat davasıdır. Bankanın mevduatı sahibine iade yükümlülüğü bulunduğundan, mevduatın kaybından doğan zarar bankanın kendi zararıdır. Davacının ödeme yaptığı müşteri ile GSM operatörü arasındaki ilişki bu davaya teşmil edilemez. İlk derece mahkemesinin dayandığı İstanbul BAM 43. Hukuk Dairesi kararının da bu uyuşmazlığa uygulanma imkânı yoktur.

Sonuçta görevsizlik kararı HMK m.353/1-a-3 uyarınca kaldırılmış, dava yeniden görülmek üzere İstanbul 6. Asliye Ticaret Mahkemesine geri gönderilmiştir.

📎 Karar metni: İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi kararı, Bedesten (mevzuat.adalet.gov.tr) üzerinden yayımlanan hâliyle derlenmiş; Yargıtay Karar Arama sisteminden doğrulanmıştır. Taraf ve kuruluş adları kaynakta maskelidir.

📜 TTK m.4 ve rücu davasının niteliği

6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 4. maddesinin birinci fıkrası, ticari davayı iki yoldan tanımlar. Birincisi, her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davalarıdır. İkincisi, tarafların tacir olup olmadığına bakılmaksızın, kanunda sayılan düzenlemelerden doğan davalardır; bunlar arasında (f) bendindeki bankalara, diğer kredi kuruluşlarına, finansal kurumlara ve ödünç para verme işlerine ilişkin düzenlemeler de yer alır.

Daire kararını birinci yola dayandırmıştır: Davacı ve davalıların tamamı tacirdir ve uyuşmazlık, davacı bankanın ve davalı şirketlerin ticari işletmeleriyle ilgilidir. Daire, görevsizlik kararının mağdur ile operatör arasındaki ilişkiye dayandırılmasını isabetsiz bulmuştur. Gerekçeden çıkan ayrım şöyle özetlenebilir:

  • İlk derece mahkemesi, mağdur ile GSM operatörü arasındaki abonelik ilişkisini esas almıştır.
  • Somut davada ise davacı, zararı ödeyen bankadır ve kendi malvarlığındaki eksilmenin karşılığını istemektedir. Uyuşmazlık, artık müşteri ile kuruluş arasında değil, tacirler arasında görülmektedir.

Kararda “tek zarar–özel mahkeme” ilkesinin kendisi reddedilmemiştir; Daire, bu ilkenin uygulanması için gereken zemin, yani mağdur–operatör ilişkisinin davaya taşınması bulunmadığı için ilk derece mahkemesinin sonucunu yanılgılı bulmuştur.

💡 Kripto ve aracı kurum hesapları açısından anlamı

SIM kart değişikliği yoluyla yapılan dolandırıcılıklar, sitede farklı açılardan ele alınmıştır. SIM kopyalama ve kripto hesabı yazısında mağdurun doğrudan GSM operatörüne açtığı tazminat davası, yetkisiz hatta SMS ile kredi yazısında ise bankanın müşterisine karşı sorumluluğu incelenmişti. Bu karar, zincirin bir sonraki halkasına ilişkindir: Zararı karşılayan banka, sorumlu gördüğü diğer kuruluşlara hangi mahkemede başvurabilir?

Kararın pratik sonuçları şöyle özetlenebilir:

  • Arabuluculuk anlaşmasıyla müşterisinin zararını ödeyen banka, rücu davasını kendi tacir sıfatıyla sürdürmektedir; mağdurun tüketici sıfatı bu davaya taşınmamaktadır.
  • Kripto varlık hizmet sağlayıcısı, aracı kurum, GSM operatörü ve banka gibi farklı kuruluşların aynı davada davalı olması, tek başına davayı tüketici mahkemesine götürmemektedir.
  • Görev meselesi çözüldüğü için kusur ve illiyet tartışması asliye ticaret mahkemesinde yapılacaktır. Kripto platformu ile aracı kurumun farklı cihaz ve IP bağlantısına rağmen ek doğrulama yapıp yapmadığı, operatörün SIM düzenleme sürecindeki özeni ve alıcı bankanın müşteriyi tanıma yükümlülüğü o aşamada incelenecektir.

Kararın kapsamı da bilinmelidir: Daire yalnızca görev sorununu çözmüştür. Davalıların sorumlu olup olmadığı, varsa kusur oranları ve tazminat miktarı hakkında herhangi bir değerlendirme yapılmamıştır.

❓ Sorular ve cevaplar

İlk derece mahkemesi neden tüketici mahkemesini görevli gördü?

Mahkeme, olayın tek bir zarar doğurduğunu ve mağdur ile GSM operatörü arasındaki abonelik ilişkisinin tüketici mahkemesinin görevine girdiğini kabul etmiştir. Aynı olaydan doğan davada bir kısım davalılar için özel mahkeme görevliyse bütün davanın orada görülmesi gerektiği ilkesine dayanarak görevsizlik kararı vermiştir.

Daire bu yaklaşımı neden kabul etmedi?

Daireye göre dava, müşterisinin zararını ödeyen bankanın kendi zararını sorumlu gördüğü şirketlerden istediği bir rücu davasıdır. Mevduatın kaybından doğan zarar bankanın zararıdır ve müşteri ile operatör arasındaki ilişki bu davaya teşmil edilemez. Taraflar tacir olduğu ve uyuşmazlık ticari işletmeleriyle ilgili olduğu için TTK m.4 uyarınca asliye ticaret mahkemesi görevlidir.

Karar, kripto platformunun veya aracı kurumun sorumlu olduğunu söylüyor mu?

Hayır. Karar yalnızca hangi mahkemenin görevli olduğuna ilişkindir. Davalılara yöneltilen güvenlik ve özen eksikliği iddiaları, dosyanın geri gönderildiği asliye ticaret mahkemesinde incelenecektir.

Bu karara karşı Yargıtay’a gidilebilir mi?

Karar metninde, kararın HMK m.362/1-g uyarınca kesin olarak verildiği belirtilmiştir. Bu nedenle görev konusundaki bu kaldırma kararı Yargıtay incelemesine açık değildir.

Detaylı bilgi ve hukuki destek için Savun Hukuk & Danışmanlık ile iletişime geçebilirsiniz. Ulaşım bilgileri iletişim sayfasında, serinin diğer yazıları Emsal Kararlar arşivinde yer almaktadır.

Bu yazı genel bilgilendirme amacı taşır; özet, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesinin Bedesten üzerinden yayımlanan kararından derlenmiştir. Değerlendirme, SIM kart değişikliği sonrası müşterisinin zararını ödeyen bankanın açtığı rücu davasında yalnızca görevli mahkeme sorununa ilişkin tek bir dosyaya dayanır; davacının sıfatı, taraflar ve talep farklı olan dosyalarda farklı sonuçlara ulaşılabilir. Yazı kullanılarak yapılan başvuru, dava ve savunmalardan Savun Hukuk sorumlu tutulamaz.

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu