Eriyen Hesap ve İmza İtirazı – Yargıtay 11. HD 2026/860

Vadeli hesapta duran bir birikimin, bir süre sonra neredeyse tamamen erimiş olarak görülmesi… Bu tabloda yatırımcının ilk refleksi genellikle aynıdır: “Bu işlemlere ben talimat vermedim, imzalar bana ait değil.” Ancak bu iddianın hukuki sonuç doğurması, imza incelemesinin sonucuna bağlıdır. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 10.02.2026 tarihli ve E.2025/4005, K.2026/860 sayılı kararıyla bu türden bir uyuşmazlıkta yerel mahkemenin ret kararını onamıştır.
Dava, opsiyonlu döviz işlemleriyle hesabın eritildiği iddiasına dayanan bir tazminat davasıdır ve karar, yatırımcı–banka uyuşmazlıklarında ispat yükünün nasıl işlediğini göstermesi bakımından öğreticidir.
📉 Davacının iddiası: hesap nasıl eridi?
Davacı vekilinin anlatımına göre müvekkili, banka çalışanlarının talebiyle özel bankacılık hizmetinden yararlanmak üzere 2007-2008 yıllarında hesaplar açtırmış; hesapların bilgisi ve talimatı dışında başka şubelere aktarıldığını, yalnızca hesap açılışına ilişkin sözleşme kartonlarını imzaladığını, amacının sadece faiz geliri elde etmek olduğunu ileri sürmüştür.
İddiaya göre 21.03.2011 tarihinde gönderilen genel kredi taahhütnamesi imzalanmamış; 2012 yılında banka görevlisinin opsiyonlu döviz işlemi yapıldığını ve belgelerin imzalanması gerektiğini bildirmesi üzerine davacı bunu kabul etmemiştir. Ekstrelerdeki seyir şöyle aktarılmıştır: 30.06.2013 tarihli ekstreye göre hesaplarda toplam 713.489,54 TL bulunmakta, 15.07.2013 itibarıyla brüt faizli bakiye 717.115,92 TL görünmekte, 17.07.2013 tarihli ekstrede ise bakiye 256.561 TL’ye düşmüştür. Sonrasında hesapta 72,49 TL kaldığı belirtilmiştir.
Davacı ayrıca, sonradan yapılan araştırmada genel kredi taahhüdünün ertesi gün imzasının taklit edilerek imzalandığını, opsiyonlu döviz mevduat işlem sonuç formundaki imzanın kendisine ait olmadığını, imzalatılan 30.11.2012 tarihli rehin sözleşmesinin ise sahte düzenlendiğini iddia ettiği opsiyon sözleşmesini meşrulaştırmak amacı taşıdığını ileri sürmüştür.
🏦 Bankanın savunması
Davalı banka vekili; davacının 13.05.1998 tarihinden beri banka müşterisi olduğunu, 09.11.2006 – 16.10.2008 tarihleri arasında 24’ünde opsiyon satıcısı, 1’inde opsiyon alıcısı olmak üzere 25 adet türev işlem gerçekleştirdiğini, dolayısıyla 2006 yılından beri yatırım işlemleri konusunda deneyimli olduğunu savunmuştur.
Banka ayrıca; şikâyetler üzerine Teftiş Kurulunca inceleme yapıldığını, imzanın davacıya ait olduğunun anlaşıldığını, dava konusu opsiyon işlemlerinde esasen yurt dışı banka ile müşteri arasında aracılık yapıldığını, cüzi bir işlem komisyonu için yıllardır çalıştığı mevduat müşterisini riske sokmasının düşünülemeyeceğini, teftiş sonucunda bilgilendirme eksikliği veya hata tespit edilemediğini ve tüm sözleşmelerin eksiksiz imzalandığını ileri sürerek davanın reddini istemiştir.
🔍 Bilirkişi incelemesi ve belge zinciri
İlk derece mahkemesi, 05.03.2018 tarihli bilirkişi raporuna dayanmıştır. Raporda, dosya içinde bulunan evrak asıllarındaki imzaların tümünün davacının elinden çıktığının kabulü gerektiği yönünde görüş bildirilmiştir.
Raporda ayrıca dava konusu 1.900.000,00 USD tutarlı opsiyon sözleşmeleri incelenmiştir. Buna göre 02.05.2012 tarihli opsiyon işlemi, imzalı talimat yazısı ile aynı tarihli rehin sözleşmesinden; 30.11.2012 tarihli opsiyon işlemi ise imzalı talimat yazısı ile aynı tarihli rehin sözleşmesinden oluşmaktadır. Bilirkişi, davacının bilgisi dışında herhangi bir emir talimatı olmadan yapılmış al veya sat konumunda opsiyon işlemi bulunmadığını; her iki işlem bakımından gerekli talimatların alındığını ve işlemlerin davacının bilgisi dâhilinde gerçekleştiğini tespit etmiştir.
Mahkeme bu tespitler doğrultusunda davanın reddine karar vermiş; İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi de kararı usul ve yasaya uygun bularak istinaf başvurusunu esastan reddetmiştir.
⚖️ Uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi
Daire, davayı şöyle nitelendirmiştir: davacının davalı banka nezdinde bulunan mevduat hesaplarında usulsüz ve sahte işlemlerle vadeli döviz opsiyon işlemleri yapılarak zarara uğratıldığı iddialarına dayalı tazminat istemi. Bu nitelendirme, uyuşmazlığın merkezine iki unsuru yerleştirmektedir: işlemlerin usulsüz olup olmadığı ve talimat belgelerindeki imzaların gerçekliği.
Her iki unsur da maddi vakıa niteliğindedir ve bilirkişi incelemesiyle çözümlenmiştir. İmzaların davacıya ait olduğu ve talimatların alındığı kabul edildiğinde, işlemin yatırımcının rızası dışında yapıldığı iddiası dayanaksız kalmaktadır.
🧩 Dairenin onama gerekçesi
Daire, yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde ilk derece mahkemesi kararında bir isabetsizlik bulunmadığını; istinaf başvurusunun HMK’nın 353/1-b(1) hükmü uyarınca esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun olduğunu belirtmiştir.
Bu doğrultuda davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddiyle, Bölge Adliye Mahkemesi kararının HMK’nın 370/1 hükmü uyarınca onanmasına 10.02.2026 tarihinde kesin olarak ve oy birliğiyle karar verilmiştir. Kararın “kesin olarak” verilmiş olması, uyuşmazlığın bu aşamada sonuçlandığı anlamına gelir.
📌 Karardan çıkan ispat dersi
Karar, yatırım işlemlerinden doğan zarar davalarında belirleyici olanın belge zinciri olduğunu göstermektedir. Talimat yazısı, rehin sözleşmesi ve işlem sonuç formu gibi belgelerin asılları üzerinde yapılan inceleme, iddianın kaderini doğrudan belirlemiştir.
İkinci nokta, müşterinin işlem geçmişinin de değerlendirmeye girmesidir. Dosyada davacının yıllar içinde çok sayıda türev işlem gerçekleştirdiği savunulmuş; bu husus, işlemlerin niteliğinin bilinmediği iddiasının değerlendirilmesinde bağlam oluşturmuştur. Kaldıraçlı ve türev işlemlerde sorumluluk dağılımına ilişkin başka bir örnek için serideki kaldıraçlı işlemde teminat açığı kararı, aracı kurumun yönlendirme iddiasının ispatı bakımından ise aracı kurum yönlendirmesi kararı incelenebilir.
Bu karara konu türden bir uyuşmazlık hakkında detaylı bilgi ve hukuki destek için Savun Hukuk & Danışmanlık ile iletişime geçebilirsiniz. Serideki diğer kararlar Emsal Kararlar bölümünde yer almaktadır.
❓ Sıkça Sorulan Sorular
Dava neden reddedildi?
Kararda aktarıldığına göre, 05.03.2018 tarihli bilirkişi raporunda evrak asıllarındaki imzaların tümünün davacının elinden çıktığının kabulü gerektiği belirtilmiş; dava konusu iki opsiyon işlemine ilişkin imzalı talimat yazıları ve rehin sözleşmeleri bulunduğu, davacının bilgisi dışında talimatsız bir opsiyon işlemi olmadığı tespit edilmiştir.
Opsiyonlu döviz işlemi karara nasıl yansıdı?
Karardaki tespitlere göre uyuşmazlık, 1.900.000,00 USD tutarlı iki opsiyon sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. Bankanın savunmasında bu işlemlerde esasen yurt dışı banka ile müşteri arasında aracılık yapıldığı ileri sürülmüştür. Mahkeme, işlemlerin talimata dayandığını kabul etmiştir.
“Kesin olarak onama” ne anlama geliyor?
Kararda, Bölge Adliye Mahkemesi kararının HMK’nın 370/1 hükmü uyarınca onanmasına 10.02.2026 tarihinde kesin olarak karar verildiği belirtilmiştir. Bu, temyiz incelemesinin tamamlandığını ve uyuşmazlığın bu aşamada sonuçlandığını ifade eder.
Her imza itirazı aynı sonucu doğurur mu?
Hayır. Karar, yalnızca bu dosyanın belge ve bilirkişi tespitlerine dayanmaktadır. İmza itirazının sonucu, evrak asıllarının dosyada bulunup bulunmadığına, inceleme sonucuna ve işlem zincirinin bütününe göre dosyadan dosyaya değişir.
Bu yazıda yer alan bilgiler genel bilgilendirme amacı taşır; karar özeti ilgili Yargıtay 11. Hukuk Dairesi kararının yayımlanmış metninden aktarılmıştır ve her somut olay kendi delilleriyle değerlendirilir. Yazı kullanılarak yapılan başvuru, dava ve savunmalardan Savun Hukuk sorumlu tutulamaz.




