Haciz Tutanağı Aciz Vesikası mı? – Yargıtay HGK 2026/253

Bir icra dosyasında haciz için gidilir, evde yalnızca “lüzumlu eşya” bulunur ve tutanak öyle kapanır. Bu tutanak, borcu yirmi yıl boyunca diri tutan kesin aciz vesikası yerine geçer mi? Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 15.04.2026 tarihli ve E.2025/349, K.2026/253 sayılı kararıyla bu soruyu, borçlunun üzerine kayıtlı araç ve taşınmaz bulunan bir dosyada ele almış ve bölge adliye mahkemesinin direnme kararını bozmuştur.
Karar, iki ayrı tartışmayı aynı dosyada birleştirdiği için dikkat çekicidir: bir icra mahkemesi kararının gerekçesindeki tespitin sonraki dosyaları bağlayıp bağlamadığı ve bononun üç yıllık zamanaşımını hangi işlemlerin kestiği.
📄 Takibin seyri ve aciz vesikası talebi
Alacaklı vekili, borçlu aleyhine bonoya dayalı olarak kambiyo senetlerine özgü haciz yoluyla takip başlatmış; ödeme emri borçluya 24.04.2017 tarihinde tebliğ edilmiştir.
Kararda yer alan dosya akışına göre alacaklı vekili 28.08.2018 tarihinde, kesin aciz vesikasına esas olmak üzere banka şubelerine birinci haciz ihbarnamesi gönderilmesini ve UYAP üzerinden malvarlığı sorgulaması yapılmasını talep etmiştir. Ardından 25.09.2018 tarihinde borçlunun adresinde haciz yapılmasını istemiş; bu adreste yapılan haciz işleminde evde bulunan eşyaların lüzumlu eşya olduğu belirtilerek işleme son verilmiştir.
Alacaklı vekili 26.09.2018 tarihinde icra müdürlüğüne başvurarak kesin aciz vesikası verilmesini talep etmiş; icra müdürlüğü 27.09.2018 tarihli işlemiyle bu talebi reddetmiştir. Ret gerekçesinde; borçlunun hacizli fakat satışı yapılmamış bir aracının ve ayrıca bir taşınmazının bulunduğu, taşınmaz aile mezarlığı şeklinde tescil ettirilmiş olsa da haciz ve satışına engel bir mevzuat hükmü olmadığı, kıymet takdiri ve satış yapılmadan bir malın hangi bedelle satılacağının bilinemeyeceği belirtilmiştir.
⏳ Borçlunun zamanaşımı savunması
Borçlu vekili; icra dosyasında en son 27.09.2018 tarihinde işlem yapıldığını, üç yıllık zamanaşımı süresinin dolduğunu ileri sürerek icranın geri bırakılmasını talep etmiştir. Kararda bu talebin hukuki dayanağı açıklanmıştır: İcra ve İflas Kanunu’nun 170/b maddesinin göndermesiyle uygulanan 71/2. madde uyarınca borçlu, takibin kesinleşmesinden sonraki devrede borcun zamanaşımına uğradığını ileri sürebilir; bu iddia 33/a maddesi kıyasen uygulanarak icra mahkemesince resmî vesikalara dayanılarak incelenir. Karara göre borçlu bu yola süreye tâbi olmadan başvurabilir.
Alacaklı vekili ise, borçlu hakkında kesin aciz vesikası düzenlenmesi için başvurduklarını, talebin reddi üzerine icra mahkemesine şikâyet yoluna gittiklerini ve icra mahkemesinin kararında 25.09.2018 tarihli haciz tutanağının İİK’nın 143. maddesi anlamında kesin aciz belgesi niteliğinde olduğunun belirtildiğini, bu nedenle zamanaşımı süresinin yirmi yıl olduğunu savunmuştur.
⚖️ Derece mahkemeleri ve direnme
İlk derece mahkemesi 10.04.2023 tarihli kararıyla; takip dayanağı belgenin kambiyo senedi niteliğinde olması nedeniyle zamanaşımı süresinin üç yıl olduğunu, dosyada en son 27.09.2018 tarihli takip işleminin yapıldığını, dosyanın yenilenmesi talebinin zamanaşımını kesen bir işlem olmadığını ve 27.09.2021 tarihine kadar zamanaşımını kesen herhangi bir işlem bulunmadığını belirterek şikâyetin kabulüyle icranın geri bırakılmasına karar vermiştir.
Bölge adliye mahkemesi 25.03.2024 tarihli kararıyla istinaf başvurusunu kabul etmiştir. Gerekçesinde; aynı takip dosyasında veya aynı alacak için yapılan sonraki takipte, aynı taraflar arasında ve aynı konuda daha önce verilen icra mahkemesi kararlarının kesinleşmiş olmak koşuluyla sonraki icra mahkemesi kararları için kesin hüküm teşkil edeceğini, daha önceki icra mahkemesi kararının gerekçesinde haciz tutanağının kesin aciz vesikası hükmünde olduğunun belirtildiğini ve bu nedenle zamanaşımı süresinin yirmi yıl olduğunu kabul ederek şikâyetin reddine hükmetmiştir.
Yargıtay 12. Hukuk Dairesi 16.10.2024 tarihli kararıyla bu hükmü bozmuştur. Bozma kararında; dayanak yapılan icra mahkemesi kararının netice itibarıyla şikâyetin reddine ilişkin olduğu, yerleşik içtihada göre aslolanın hüküm fıkrası olduğu, kararın bu hâliyle kesinleştiği, dolayısıyla dosyada kesin aciz niteliğinde bir belge bulunmadığı; ayrıca o kararın gerekçesinde borçlu adına kayıtlı araç ve taşınmaz bulunduğunun ve bunlar üzerine haciz konulduğunun belirtilmesinin ardından haciz tutanağının kesin aciz belgesi niteliğinde olduğunun yazılmasının maddi hataya dayandığı vurgulanmıştır.
Bölge adliye mahkemesi, gerekçenin hüküm fıkrasıyla ayrılması imkânsız bir bağlılık içinde bulunması hâlinde istisnaen kesin hükme dâhil olacağı düşüncesiyle direnmiştir.
🧾 Kesin ve geçici aciz vesikası ayrımı
Hukuk Genel Kurulu kararında aciz vesikası rejimi ayrıntılı biçimde özetlenmiştir:
- Kesin aciz vesikası iki şekilde doğar. Takip sonunda haczedilen tüm mallar satılıp bedeli paylaştırıldıktan sonra alacağını tamamen alamayan alacaklıya verilir (İİK m. 143/1); ya da haciz sırasında borçlunun haczi kabil hiçbir malı bulunamazsa bu durumu tespit eden haciz tutanağı kesin aciz vesikası yerine geçer (İİK m. 105/1).
- İkinci hâlin şartı ağırdır. Karara göre bunun için borçlunun yalnızca haciz yapılan yerde değil, bunun dışında da haczedilecek malının bulunmaması gerekir.
- Geçici aciz vesikası farklıdır. Haciz sırasında haczi kabil mallar bulunmakla birlikte takdir edilen kıymetlerinin alacağı karşılamayacağı anlaşılırsa tutanak geçici aciz vesikası niteliğindedir. Kararda, geçici aciz vesikasının tek sonucunun alacaklıya tasarrufun iptali davası açma imkânı tanıması olduğu belirtilmiştir.
- Yirmi yıllık süre kesin aciz vesikasına bağlıdır. İİK’nın 143. maddesi uyarınca düzenlenen kesin aciz vesikası zamanaşımını keser ve aynı maddenin 6. fıkrası uyarınca aciz vesikasına bağlanan borç, borçluya karşı düzenlenmeden itibaren yirmi yıl geçmesiyle zamanaşımına uğrar.
Somut olayda borçlu adına kayıtlı bir araç ve bir taşınmaz bulunduğu ve bunlar üzerine haciz konulduğu için, Hukuk Genel Kurulu 25.09.2018 tarihli haciz tutanağının kesin aciz vesikası hükmünde olduğunun kabul edilemeyeceği sonucuna varmıştır.
🔎 Gerekçe mi, hüküm fıkrası mı bağlar?
Kararda, icra mahkemesi kararlarının maddi anlamda kesin hüküm oluşturmadığı, bu nedenle genel mahkemelerde açılan davalarda kesin hüküm tartışmasına konu edilemeyeceği; ancak takip hukuku bakımından birbirlerine kesin hüküm oluşturabilecekleri belirtilmiştir. Aynı takip dosyasında veya aynı alacak için yapılan sonraki takipte, aynı taraflar arasında ve aynı konuda verilmiş kesinleşmiş icra mahkemesi kararları, sonraki icra mahkemesi kararları bakımından kesin hüküm teşkil eder.
Buna karşılık Hukuk Genel Kurulu, somut olayda dayanak yapılan icra mahkemesi kararının hüküm fıkrasında şikâyetin reddedildiğini, yani alacaklının kesin aciz belgesi verilmesi talebinin reddine karar verildiğini tespit etmiştir. Kararda “aslolan hüküm fıkrasıdır” ilkesi vurgulanmış; gerekçede yer alan, önce borçlu adına kayıtlı araç ve taşınmaz bulunduğunu söyleyip ardından haciz tutanağının kesin aciz belgesi niteliğinde olduğunu belirten ifadenin kendi içinde çelişkili olduğu ifade edilmiştir. Bu nedenle ortada kesin aciz belgesi bulunduğundan ve zamanaşımı süresinin yirmi yıl olduğundan söz edilemeyeceği sonucuna ulaşılmıştır.
🔁 Zamanaşımını hangi işlem keser?
Kararda bononun zamanaşımı rejimi de ayrıntılı biçimde ele alınmıştır. Senedin düzenleme tarihinde yürürlükte bulunan 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 690. maddesinin göndermesiyle uygulanan 661. maddesi uyarınca bonolar için üç yıllık zamanaşımı süresi öngörülmüştür. Genel hükümlere göre daha özel nitelikte olan 662. maddede zamanaşımını kesen sebepler “dava açılması, takip talebinde bulunulması, davanın ihbar edilmesi veya alacağın iflas masasına bildirilmesi” şeklinde sınırlı olarak sayılmıştır; bu sebepler dışında zamanaşımı kesilmez.
Kararda “dava” teriminden maksadın eda davaları olduğu; istihkak, ortaklığın giderilmesi, kıymet takdirine itiraz, senet iptali ve tasarrufun iptali gibi davaların zamanaşımını kesmediği; borçlunun açtığı menfi tespit davasında alacaklının savunmalarını bildirmesi hâlinin ise istisna olduğu belirtilmiştir.
Alacaklının takibin devamını sağlamaya yönelik icra işlemleriyle sürenin her defasında yenileneceği; örneğin borçlunun mallarının haczedilmesi talebinin yapıldığı anda zamanaşımının kesileceği, ayrıca icra memurunca işlem yapılmasına ihtiyaç bulunmadığı ifade edilmiştir. Buna karşılık somut olayda 15.12.2020 tarihinde yapılan dosyanın yenilenmesi talebi, takibin devamını sağlamaya yönelik bir icra işlemi olmadığı gerekçesiyle zamanaşımını kesen işlem sayılmamıştır.
🆕 Kararın pratik sonucu
Hukuk Genel Kurulu, 26.09.2018 tarihli talepten sonra icra dosyasında üç yıllık zamanaşımını kesen ve takibi sürdürme iradesini gösteren bir işlem bulunmadığı sonucuna varmış; borçlunun icranın geri bırakılması talebinin kabulü gerektiğini belirterek direnme kararını 15.04.2026 tarihinde oy birliğiyle bozmuştur.
Karar, borçlu adına kayıtlı ve üzerine haciz konulmuş mal varken tutulan tutanağın kesin aciz vesikası niteliği taşımayacağını; bir icra mahkemesi kararının gerekçesindeki tespitin de hüküm fıkrasıyla çeliştiği durumda sonraki dosyalara taşınmayacağını ortaya koymaktadır. İcra ve iflas hukukunda haczin akıbetine ilişkin bir başka örnek için serideki satış avansı ve haczin düşmesine dair Hukuk Genel Kurulu kararı incelenebilir.
Bu karara konu türden bir uyuşmazlık hakkında detaylı bilgi ve hukuki destek için Savun Hukuk & Danışmanlık ile iletişime geçebilirsiniz. Serideki diğer kararlar Emsal Kararlar bölümünde yer almaktadır.
❓ Sıkça Sorulan Sorular
Haciz tutanağı her hâlde kesin aciz vesikası sayılır mı?
Kararda, İİK’nın 105/1. maddesi uyarınca haczi kabil mal bulunamaması hâlinde haciz tutanağının 143. madde anlamında kesin aciz vesikası yerine geçtiği belirtilmiş; ancak bunun için borçlunun yalnızca haciz yapılan yerde değil, bunun dışında da haczedilecek malının bulunmaması gerektiği vurgulanmıştır. Somut olayda borçlu adına kayıtlı araç ve taşınmaz bulunduğundan tutanak bu nitelikte görülmemiştir.
Geçici aciz vesikasının sonucu nedir?
Kararda, haciz sırasında haczi kabil mallar bulunmakla birlikte takdir edilen kıymetlerinin alacağı karşılamayacağının anlaşılması hâlinde tutanağın geçici aciz vesikası niteliğinde olduğu; geçici aciz vesikasının tek sonucunun alacaklının tasarrufun iptali davası açabilmesine imkân tanıması olduğu ifade edilmiştir.
Dosyanın yenilenmesi talebi zamanaşımını keser mi?
Kararda, alacaklı tarafından yapılan icra işleminin zamanaşımını kesmesi için takibin ilerlemesini sağlamaya yönelik olması gerektiği belirtilmiş; somut olayda 15.12.2020 tarihli dosyanın yenilenmesi talebinin takibin devamını sağlamaya yönelik bir icra işlemi olmadığı ve zamanaşımını kesmediği kabul edilmiştir.
İcra mahkemesi kararının gerekçesi sonraki dosyayı bağlar mı?
Kararda, icra mahkemesi kararlarının maddi anlamda kesin hüküm oluşturmadığı, ancak takip hukuku bakımından birbirlerine kesin hüküm oluşturabileceği belirtilmiştir. Bununla birlikte somut olayda aslolanın hüküm fıkrası olduğu, şikâyetin reddedildiği ve gerekçedeki aksi yöndeki saptamanın kendi içinde çelişkili olduğu kabul edilmiştir. Bu tür değerlendirmeler her dosyanın kendi içeriğine göre yapılır; detaylı bilgi ve hukuki destek için Savun Hukuk & Danışmanlık ile iletişime geçebilirsiniz.
Bu yazıda yer alan bilgiler genel bilgilendirme amacı taşır; karar özeti ilgili Yargıtay Hukuk Genel Kurulu kararının yayımlanmış metninden aktarılmıştır ve her somut olay kendi delilleriyle değerlendirilir. Yazı kullanılarak yapılan başvuru, dava ve savunmalardan Savun Hukuk sorumlu tutulamaz.



